Sık Yapılan Gündüz Şekerlemeleri Yaşlılarda Demans Riskiyle İlişkili Bulundu
Johns Hopkins araştırmacıları, 995 yaşlıyı izleyen yeni bir çalışmada sık, istemsiz ve kısa gündüz şekerlemelerinin demans riskiyle ilişkili olduğunu buldu; nedensellik kanıtlanmadı. (daytime napping, dementia risk, Johns Hopkins)

Öğleden sonra koltukta gözlerin kapanması çoğumuz için küçük bir keyif. Ancak yaşlı yetişkinlerde bu alışkanlığın ne kadar sık, ne kadar istemsiz ve ne kadar kısa sürdüğü, ilerleyen yıllardaki bilişsel sağlık hakkında bir ipucu verebilir. Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu’ndan araştırmacıların yayımladığı yeni bir çalışma, gündüz şekerlemelerinin demans (dementia) riskiyle ilişkisini yaklaşık on yıllık bir izleme verisi üzerinden inceledi.
Çalışma The Journals of Gerontology, Series A dergisinde çıktı. Baş yazar Kening Jiang, kıdemli yazar ise uyku araştırmacısı Adam Spira. Ekip, ABD’de 65 yaş ve üzeri Medicare yararlanıcılarını izleyen Ulusal Sağlık ve Yaşlanma Eğilimleri Çalışması’nın (National Health and Aging Trends Study, NHATS) verilerini kullandı.
Araştırma nasıl yapıldı?
Analize, başlangıçta olası ya da muhtemel demans belirtisi göstermeyen 995 katılımcı dahil edildi. Katılımcılar 2013’ten itibaren izlendi ve uyku alışkanlıkları kendi beyanlarıyla kaydedildi: ne sıklıkla şekerleme yaptıkları, bunun isteyerek mi yoksa kendiliğinden mi olduğu ve şekerlemelerin ne kadar sürdüğü. Ortalama (medyan) izleme süresi yaklaşık beş yıldı, bazı katılımcılar ise on yıla yakın izlendi.
İzleme boyunca katılımcıların 417’sinde (yüzde 41,9) olası ya da muhtemel demans sınıflandırması görüldü. Araştırmacılar yaş, cinsiyet, etnik köken, eğitim, sigara, beden kütle indeksi ve çeşitli sağlık sorunlarının yanı sıra gece uyku süresi, gündüz uyku hali ve uyku apnesi riski gibi diğer uyku özelliklerini de hesaba kattı.

Bulgular: sıklık, istem dışılık ve süre
Düzeltmelerden sonra üç özellik dementiyle anlamlı biçimde ilişkili kaldı:
- Her gün ya da çoğu gün şekerleme yapanlarda demans oranı, nadiren ya da hiç yapmayanlara göre yüzde 48 daha yüksekti.
- İstemsiz, yani niyet edilmeden gelen şekerlemelerde bu artış yüzde 39 oldu.
- 30 dakika ya da daha kısa süren şekerlemelerde artış yüzde 40 olarak bulundu.
Aynı üç özellik, izleme sırasında bellekte bozulma gelişmesiyle de ilişkiliydi. Seyrek, isteyerek yapılan ya da 30 dakikadan uzun şekerlemelerde de risk yönünde bir artış görüldü; fakat bu fark son analizde istatistiksel olarak anlamlı değildi.
Kısa şekerlemelerin riskle ilişkili çıkması ilk bakışta şaşırtıcı. Üstelik daha önce Japonya’da yürütülen bir izleme çalışması kısa gündüz uykularının bilişsel gerilemeyle ters yönde ilişkili olduğunu bildirmişti. Yani literatür tutarlı değil ve bu yeni sonuç, tartışmayı kapatmaktan çok genişletiyor.
Neden önemli?
Demans, yaşlanan nüfuslarda giderek daha büyük bir halk sağlığı yükü oluşturuyor. Hastalık belirtileri ortaya çıkmadan yıllar önce beyinde değişimler başlıyor; bu yüzden erken uyarı verebilecek ucuz ve kolay gözlemlenen göstergeler değerli. Şekerleme alışkanlığı, kan testi ya da görüntüleme gibi pahalı yöntemlerin aksine herhangi bir aile bireyinin fark edebileceği bir işaret. Araştırmacılara göre bu davranışın izlenmesi, yüksek riskli yaşlıları belirleyip önleme çalışmalarını yönlendirmek için erişilebilir bir ölçüt olabilir.
Nedensellik sorusu
Çalışma gözlemsel olduğu için şekerlemenin demansa yol açtığını göstermiyor. Spira bunu şöyle özetliyor: "Sık şekerleme, demansa yol açan beyin değişikliklerinin nedeni değil, bu değişikliklerin bir göstergesi olabilir."
İlişkinin çift yönlü olması da mümkün. Uyanıklığı düzenleyen beyin bölgelerini etkileyen nörolojik değişimler kişiyi gündüz daha uykulu yapabilir. Bunun tersi senaryoda ise gündüz uykusu gece uykusunu bozarak bilişsel sağlığa dolaylı yoldan zarar veriyor olabilir. Bir de şekerlemenin, geceki kötü uykuyu telafi eden bir mekanizma olma ihtimali var; ekip bu yüzden gece uykusunu ve uyku apnesi riskini de modele kattı ve ilişkinin yine de korunduğunu bildirdi.

Henüz bilinmeyenler
Şekerleme sıklığı katılımcıların kendi beyanına dayanıyor ve demans, klinik muayene yerine veri tabanlarındaki sınıflandırmayla belirleniyor; bu da ölçüm hatası payı bırakıyor. Örneklem 995 kişiyle sınırlı. Yazarlar, nedensellik yönünü ayırt edebilecek daha büyük ve daha uzun süreli çalışmalar çağrısı yapıyor. Şekerlemenin gerçekten değiştirilebilir bir risk etkeni olup olmadığı, ancak böyle kanıtlarla anlaşılabilecek.
Pratik çıkarım şu: Bir yakınınızın gündüz uykusu aniden artmışsa bu tek başına bir tanı değildir, ama doktorla konuşmak için makul bir nedendir. Sağlıklı bir kısa şekerleme ise bu çalışmanın hedefi değil.
Kaynak: Jiang K., Spira A. ve ark., "Napping Characteristics and Incident Dementia: Results From The National Health and Aging Trends Study", The Journals of Gerontology, Series A, doi:10.1093/gerona/glag208. Ayrıca: Johns Hopkins Bloomberg School of Public Health basın bülteni (13 Ekim 2026); HealthDay; ScienceAlert.



