Hamza Atac

Dr. Atac lisans eğitimini Karadeniz Teknik Üniversitesinde aldı. Doktora derecesini 2017 yılında Temple Üniversitesinde, Coulomb Sum Rule adı verilen Deney üzerinde çalışarak elde etti. Şu an Temple Üniversitesinde Research Assistant Professor olarak çalışmaktadır. Dr. Atac ayrıca Fizik Akademisi’nin kurucusudur.
  • Artemis II Dünya’ya Döndü

    İnsanlığın Ay’a dönüşünü simgeleyen Artemis II görevi, 10 Nisan 2026’da başarıyla tamamlandı ve astronotlar güvenli bir şekilde Dünya’ya geri döndü. Yarım yüzyıldan fazla bir sürenin ardından gerçekleştirilen bu tarihi görev, yalnızca teknik bir başarı değil, aynı zamanda insanlığın derin uzaya yeniden adım attığının güçlü bir göstergesi oldu. NASA tarafından...
  • Fizikçiler Uzun Yıllardır Anlaşılamayan Proton Yük Yarıçapı Problemini Çözdü

    Modern fiziğin en büyük başarılarından biri olan Standart Model, doğadaki temel parçacıkları ve etkileşimleri olağanüstü doğrulukla açıklamaktadır. Ancak bu modelin gerçekten kusursuz olup olmadığını anlamanın yolu, onu mümkün olan en hassas deneylerle test etmektir. Son yayımlanan çarpıcı bir çalışma, hidrojen atomu üzerinde yapılan ultra hassas ölçümlerle yalnızca Standart Model’i...
  • Temiz Enerji Gerçekten Temiz mi?

    İklim değişikliğiyle mücadelede en iddialı hedeflerden biri “net sıfır emisyon” kavramıdır. Küresel sıcaklık artışını 1.5 °C ile sınırlamak için enerji sistemlerinin hızla karbonsuzlaştırılması gerektiği artık bilimsel bir uzlaşıdır. Ancak bu dönüşüm çoğu zaman gözden kaçan kritik bir soruya dayanır: Temiz enerji gerçekten ne kadar “temiz”? Nature Communications’ta yayımlanan “A...
  • Çernobil Felaketi’nden 40 Yıl Sonra: Doğa Ne Anlatıyor?

    1986 yılında Ukrayna’da meydana gelen Çernobil Felaketi, yalnızca nükleer mühendislik tarihinin değil, aynı zamanda çevre bilimlerinin de en çarpıcı olaylarından biri olarak kabul edilir. Patlama sonrası atmosfere yayılan radyoaktif maddeler, Avrupa’nın geniş bir bölümünü etkilerken, reaktör çevresinde yaklaşık 30 kilometrelik bir alan “Yasak Bölge” ilan edilerek insan yerleşimine kapatıldı....
  • Subrahmanyan Chandrasekhar

    Bir yıldızın yaşamı, kütlesi tarafından belirlenir. Bu basit ifade, modern astrofiziğin en temel prensiplerinden biridir. Ancak bu ilişkinin matematiksel olarak nasıl ortaya çıktığı ve özellikle yıldızların yaşamlarının sonunda neye dönüştüğü sorusu, 20. yüzyılın başına kadar tam anlamıyla çözülememişti. Bu problemi derinlemesine ele alan ve yıldız evriminin kaderini belirleyen kritik...
  • Emmy Noether: Fizikte Simetrinin Dilini Yazan Kadın

    Modern fiziğin en temel sorularından biri şudur: Doğa neden belirli nicelikleri korur? Enerji neden kaybolmaz? Momentum neden korunur? Bu sorular uzun süre deneysel gözlemlerle kabul edilen gerçekler olarak kaldı. Ancak bu korunum yasalarının ardındaki derin matematiksel neden, 20. yüzyılın başına kadar tam anlamıyla anlaşılamamıştı. Bu boşluğu dolduran kişi, Emmy...
  • Yapay Fotosentez ve Karbon Yakalama Teknolojilerinin Entegrasyonu: Enerji ve İklim Krizine Yönelik Bütüncül Bir Yaklaşım

    Küresel ölçekte artan enerji talebi ile atmosferik karbondioksit (CO₂) birikimi, günümüzün en kritik bilimsel ve teknolojik problemlerinden ikisini oluşturmaktadır. Geleneksel yaklaşımlar bu iki sorunu ayrı ayrı ele alırken, son yıllarda geliştirilen yeni nesil teknolojiler, enerji üretimi ve karbon yönetiminin entegre bir sistem içerisinde çözülebileceğini göstermektedir. Bu bağlamda, yapay fotosentez...
  • Artemis II: İnsanlığın Derin Uzaya Dönüşü ve Ay’ın Ötesine Uzanan Yeni Strateji

    Yarım yüzyıldan fazla bir sürenin ardından insanlık, Dünya yörüngesinin ötesine yeniden adım atıyor. NASA tarafından yürütülen Artemis Programı kapsamında gerçekleştirilen Artemis II görevi, yalnızca teknik bir uzay uçuşu değil; modern uzay çağının yönünü belirleyecek stratejik bir dönüm noktasıdır. 1972’de Apollo 17 ile sona eren insanlı Ay görevlerinden bu yana...
  • Fizikçiler 50 Yıl Önce Öngörülen Manyetik Vorteksleri İlk Kez Gözlemledi

    Elinize bir mıknatıs alın. Dışarıdan bakınca sıradan bir metal parçası gibi görünür. Ama içinde, her biri küçük bir pusula iğnesi gibi davranan milyarlarca atom vardır. Bu minik “iğneler” genellikle aynı yönü gösterir ve işte bu düzen mıknatısı mıknatıs yapar. Peki ya bu düzen tamamen bozulsa?Ya atomlar aynı yöne bakmak...