YKS Biyoloji Haberlere dön
YKS 2027'ye 229 günTYT 19 Haziran 2027Türkiye geneli deneme: 29 Kasım Pazar, 11.00Ücretsiz kaydol
AYT 12. sınıf · 14. konu

Canlılar ve Çevre: Adaptasyon, Biyoteknoloji ve Gen Mühendisliği

Adaptasyon türleri, Bergmann ve Allen kuralları, doğal ve yapay seçilim, rekombinant DNA, PCR, jel elektroforezi, DNA parmak izi, klonlama, GDO ve biyogüvenlik.

Bu konuda öğreneceklerin
  • Yapısal, fizyolojik ve davranışsal adaptasyonları örneklerle ayırmayı; çöl bitkilerinin, kurak bölge ve kutup hayvanlarının uyumlarını, Bergmann ve Allen kurallarını
  • Doğal seçilimin basamaklarını; biber güvesi, antibiyotik direnci ve böcek ilacı direnci örneklerini; modifikasyon ile mutasyonun seçilimdeki farkını; yapay seçilimi
  • Restriksiyon enzimi, yapışkan uç, DNA ligaz ve plazmit vektörle rekombinant DNA oluşturmayı; insülinin bakteride üretilmesini
  • PCR'nin basamaklarını ve döngü sayısına göre DNA kopyası hesabını (\(N_0 \cdot 2^n\))
  • Jel elektroforezini, DNA parmak izini ve babalık ya da adli tıp sorularında bant karşılaştırmayı
  • Klonlama, gen tedavisi, kök hücreler, GDO'lar ve biyoteknolojinin tarım, tıp ve çevre uygulamalarını; biyogüvenlik ve etik tartışmaları

Canlıların çevreye uyumu: adaptasyon

Bir canlının yaşadığı ortamda hayatta kalma ve üreme şansını artıran, kalıtsal olan her özelliğe adaptasyon (uyum) denir. Kaktüsün dikenleri, kutup ayısının kalın yağ tabakası, develerin uzun kirpikleri, göçmen kuşların her sonbahar güneye uçması birer adaptasyondur. Adaptasyonu anlamanın anahtarı iki sözcüktür: kalıtsal ve popülasyon. Bir özellik adaptasyon sayılıyorsa o özellik genlerle yavrulara aktarılır ve uzun bir zaman içinde popülasyonun çoğunluğuna yayılmıştır.

Bu nedenle bir bireyin yaşamı boyunca çevreye verdiği geçici tepkiyi adaptasyonla karıştırmamak gerekir. Yaz tatilinde güneşte bronzlaşan bir insanın derisi koyulaşır; ama bu değişiklik genotipi değiştirmez, çocuklara aktarılmaz. 10. sınıfta gördüğümüz gibi böyle kalıtsal olmayan değişikliklere modifikasyon denir. Adaptasyon ise bir bireyde değil, kuşaklar boyunca popülasyonda oluşur.

Adaptasyonlar üç grupta incelenir:

Adaptasyon türüNeyi değiştirir?Örnekler
Yapısal (morfolojik)Vücudun ya da organların biçimi ve yapısıKaktüsün dikene dönüşmüş yaprakları, kalın kütikula, batık stoma, kutup ayısının yağ tabakası ve yoğun kürkü, çöl tilkisinin uzun kulakları
FizyolojikVücutta işleyen olaylar, metabolizmaKanguru faresinin çok yoğun idrar üretmesi, sürüngen ve kuşların azotlu atığı ürik asit olarak atması, kaktüslerin stomalarını gündüz kapalı tutup geceleri açması
DavranışsalCanlının davranışlarıÇöl hayvanlarının gündüz yuvada saklanıp gece etkin olması, leyleklerin sonbaharda göç etmesi, kertenkelenin sabah güneşlenerek vücudunu ısıtması

Kurak ortamlara uyum

Çölde en büyük sorun suyun azlığıdır. Kurak ortam bitkileri (kserofitler) iki yoldan ilerler: suyu daha iyi bulmak ve eldeki suyu korumak. Derine ya da toprağın yüzeyine geniş bir alana yayılan kökler suyu bulmayı kolaylaştırır. Su kaybının büyük bölümü yapraklardan, terleme yoluyla olur; bu yüzden uyumların çoğu yaprakta yoğunlaşır. Kaktüslerde yapraklar dikene dönüşmüş, fotosentezi yeşil gövde üstlenmiştir. Yaprak yüzeyi küçüldükçe terleme yüzeyi de küçülür.

Kserofit yaprağı
Kurak ortama uyum sağlamış bir yaprakta kalın kütikula ve çok katlı epidermis su kaybını azaltır. Stomalar alt yüzeydeki tüylü çukurlara gömülmüştür.

Yaprağın üstündeki mumsu kütikula tabakası kalınlaşmıştır ve suyun yüzeyden buharlaşmasını engeller. Zakkum gibi bitkilerde stomalar yaprağın alt yüzeyindeki çukurların içine yerleşmiştir (batık stoma); çukurun ağzını tüyler örter. Çukurdaki hava nemli ve durgun kaldığı için stomadan dışarı su buharı çıkışı yavaşlar. Kaktüs ve sarısabır gibi sukulent bitkiler gövde ya da yapraklarındaki geniş parankima hücrelerinde su depolar; yağmurdan sonra şişer, kurak dönemde bu suyu kullanır. Bazı çöl bitkileri stomalarını en sıcak saatlerde kapalı tutar ve geceleri açar; böylece su kaybı en fazla olacağı saatlerde stomalar kapalıdır.

Kurak bölge hayvanları da suyu korur. Kuzey Amerika çöllerinde yaşayan kanguru faresi hiç su içmeden yaşayabilir: suyunu yediği tohumlardan ve besinlerin oksijenli solunumla yıkımından açığa çıkan metabolik sudan sağlar. Böbreklerindeki uzun Henle kulpları sayesinde çok yoğun (konsantre) idrar üretir; dışkısı da çok kurudur. Sürüngenler ve kuşlar azotlu atıklarını suda az çözünen ürik asit olarak atar ve bunun için çok az su harcar. Develer hörgüçlerinde su değil yağ depolar; az terler, idrarları yoğundur ve gün içinde vücut sıcaklıklarının birkaç derece dalgalanmasına dayanabilirler.

Soğuk ortamlara uyum, Bergmann ve Allen kuralları

Kutup bölgelerinde sorun ısının korunmasıdır. Balina, fok ve kutup ayısının derisinin altında kalın bir yağ tabakası bulunur; yağ ısıyı iyi iletmez, vücudu yalıtır. Kutup ayısının ve kutup tilkisinin yoğun kürkü de aynı işi görür.

Sıcakkanlı (vücut sıcaklığı sabit) hayvanlarda vücut biçimi ile iklim arasında iki genel eğilim gözlenmiştir:

  • Bergmann kuralı: Birbirine yakın akraba türler ya da aynı türün popülasyonları arasında, soğuk iklimde yaşayanların vücudu genellikle daha büyüktür. Antarktika'daki imparator penguen en büyük penguendir; ekvatora yakın Galapagos Adaları'ndaki Galapagos pengueni en küçük penguenlerden biridir.
  • Allen kuralı: Soğuk iklimde yaşayanların kulak, kuyruk, bacak ve burun gibi vücut çıkıntıları genellikle daha kısadır. Kutup tilkisinin kulakları küçük ve yuvarlak, Sahra'daki çöl tilkisinin kulakları ise çok büyüktür.

İki kuralın arkasında aynı fizik vardır: ısı, vücut yüzeyinden kaybedilir; ısıyı üreten ise vücut kütlesidir. Bir küpün kenarı iki katına çıkarsa yüzeyi 4 katına, hacmi 8 katına çıkar; yüzey/hacim oranı yarıya iner. Büyük vücutta kütle başına düşen yüzey küçüktür, ısı daha iyi korunur. Uzun kulak ve kuyruklar ise yüzeyi artırır ve ısının dışarı verilmesini kolaylaştırır; sıcak çölde bu bir avantaj, kutupta bir dezavantajdır.

Allen kuralı
Çöl tilkisi, kızıl tilki ve kutup tilkisinde kulak büyüklüğü sıcak iklimden soğuk iklime doğru küçülür.

Genetik varyasyonun kaynakları

Bir popülasyondaki bireylerin kalıtsal özellikler bakımından birbirinden farklı olmasına genetik varyasyon denir. Doğal seçilimin üzerinde işlediği ham madde budur. Varyasyonun kaynakları şunlardır:

  • Mutasyon: DNA'daki kalıcı değişiklik. Yeni alellerin tek kaynağıdır. Mutasyonlar rastgele oluşur; canlının ihtiyacına göre yönlenmez. Yalnızca üreme hücrelerinde oluşan mutasyonlar yavruya aktarılır.
  • Krossing over: Mayoz I'de homolog kromozomlar arasında parça değişimi; aynı kromozom üzerinde yeni alel birleşimleri oluşur.
  • Bağımsız dağılım: Homolog kromozom çiftlerinin mayoz I'de kutuplara birbirinden bağımsız ayrılması.
  • Rastgele döllenme: Herhangi bir yumurtanın herhangi bir spermle birleşebilmesi.

Son üçü var olan alelleri yeni birleşimlere sokar, yeni alel oluşturmaz; yalnızca eşeyli üremede iş görür. Eşeysiz üreyen bakterilerde varyasyonun temel kaynağı mutasyondur; bakteriler ayrıca plazmit aktarımı gibi yollarla birbirine gen aktarabilir.

Modifikasyon ise varyasyon kaynağı değildir. Aynı genotipteki iki bitkiden biri verimli toprakta uzun, öteki kurak toprakta kısa boylu olabilir; ama bu farkın genetik temeli olmadığı için yavrulara geçmez ve doğal seçilim onu sonraki kuşağa taşıyamaz.

Doğal seçilim

Charles Darwin, 1830'larda beş yıl süren bir deniz yolculuğu boyunca topladığı gözlemleri ve sonraki yıllardaki çalışmalarını 1859'da yayımlanan Türlerin Kökeni adlı kitabında topladı. Alfred Russel Wallace da aynı fikre bağımsız olarak ulaşmıştı. Doğal seçilim fikri birkaç gözleme ve bunlardan çıkan sonuçlara dayanır:

  1. Aşırı üreme: Canlılar, ortamın besleyebileceğinden çok daha fazla yavru meydana getirir. Bir morina balığı bir mevsimde milyonlarca yumurta bırakır.
  2. Sınırlı kaynaklar ve yaşam mücadelesi: Besin, su ve yaşam alanı sınırlıdır; yavruların çoğu üreme çağına ulaşamaz.
  3. Varyasyon: Aynı popülasyonun bireyleri birbirinden farklıdır ve bu farkların bir kısmı kalıtsaldır.
  4. Uygun olanın hayatta kalması: Ortama daha uygun özelliklere sahip bireyler daha çok hayatta kalır ve daha çok yavru bırakır.
  5. Sonuç: Uygun kalıtsal özellikler kuşaklar boyunca popülasyonda yaygınlaşır.

Doğal seçilim yeni özellik "yaratmaz", var olan kalıtsal varyasyonlar arasından ayıklama yapar. Seçilen birey değil, onun alelleridir; değişen ise popülasyondur. Ortam değişirse "uygun" olan özellik de değişir.

Sanayi melanizmi: biber güvesi

İngiltere'de yaşayan biber güvesinin açık renkli ve koyu renkli iki formu vardır; koyu renk aleli baskındır. Güveler gündüzleri ağaç gövdelerinde dinlenir ve kuşlar onları avlar. 19. yüzyılın başında ağaç gövdeleri açık renkli likenlerle kaplıydı ve koyu güveler çok nadirdi. Sanayi devrimiyle kömür dumanı likenleri öldürdü, ağaç kabukları isle karardı. Açık renkli güveler kararmış kabuk üzerinde kolayca görülüp avlandı; koyu güveler ise gizlendi. 1848'de Manchester'da ilk kez kaydedilen koyu form, yüzyılın sonunda bu bölgedeki güvelerin büyük çoğunluğunu oluşturuyordu. 20. yüzyılın ortasında hava kirliliğini azaltan yasalardan sonra likenler geri döndü ve açık renkli güvelerin oranı yeniden arttı.

Biber güvesi
Basit bir doğal seçilim modeliyle hesaplanmış eğri. Kirli dönemde açık güveler, temiz dönemde koyu güveler daha çok avlanır.

Bu örnekte kirlilik koyu renk alelini oluşturmamıştır; koyu güveler kirlilikten önce de nadir olarak vardı. Kirlilik yalnızca hangi rengin avantajlı olduğunu değiştirmiştir. Grafikte bir ayrıntı daha dikkat çeker: kirli dönemin sonunda güvelerin neredeyse hepsi koyu renkli olduğu hâlde açık renk aleli yok olmamıştır. Çekinik olduğu için heterozigot koyu güvelerde saklanmış ve hava temizlenince açık renkli güveler yeniden çoğalmıştır.

Antibiyotik ve böcek ilacı direnci

Bir bakteri popülasyonunda, antibiyotikle hiç karşılaşmadan önce de rastgele mutasyonlar sonucu ya da başka bakterilerden aldığı genlerle dirençli hâle gelmiş birkaç bakteri bulunabilir. Antibiyotik kullanıldığında duyarlı bakteriler ölür, dirençliler hayatta kalır ve çoğalır. Birkaç kuşak sonra popülasyonun çoğu dirençli olur. Bakteriler çok hızlı ürediği için bu seçilim günler içinde görülebilir. Antibiyotiğin gereksiz kullanılması ya da tedavinin erken bırakılması dirençli bakterilerin seçilmesini kolaylaştırır.

Böcek ilacı direnci de aynı yolla gelişir. DDT'nin yaygın kullanılmaya başlamasından yalnızca birkaç yıl sonra dirençli karasinek popülasyonları ortaya çıkmıştı. İlaç direnci oluşturmaz; var olan dirençli bireyleri seçer.

Yapay seçilim ve ıslah

İnsan, istediği özellikleri taşıyan bitki ve hayvanları seçip yalnızca onları çoğaltarak yüzyıllar içinde yeni çeşitler ve ırklar elde etmiştir. Buna yapay seçilim denir; bitki ve hayvan ıslahının temelidir. Yabani lahanadan (Brassica oleracea) yaprakları için seçilen bitkilerden kara lahana, uç tomurcuğu için seçilenlerden baş lahana, çiçek kümesi için seçilenlerden brokoli ve karnabahar, yan tomurcuklar için seçilenlerden Brüksel lahanası elde edilmiştir. Bunların hepsi aynı türün çeşitleridir. Köpek ırkları da kurtlardan başlayan uzun bir yapay seçilimin ürünüdür.

Yapay seçilimde seçici etken insandır; doğal seçilimde ise ortamdır. İkisi de popülasyondaki kalıtsal varyasyona muhtaçtır: yabani lahanada farklı özelliklere yol açan aleller bulunmasaydı ıslahçının seçebileceği bir şey olmazdı. Islahta melezleme (iki farklı çeşidin çaprazlanması) ile istenen özellikler bir araya getirilir. Yapay seçilim gen aktarımı içermez; yalnızca var olan çeşitlilikten yararlanır.

Biyoteknoloji ve gen mühendisliği

Canlıların ya da onların ürünlerinin insan yararına kullanılmasına biyoteknoloji denir. Yoğurt, peynir, turşu, sirke ve ekmek yapımı binlerce yıllık klasik biyoteknoloji uygulamalarıdır: mikroorganizmaların fermantasyonundan yararlanılır. Modern biyoteknoloji ise DNA'ya doğrudan müdahale eder. Bir canlının genlerini değiştirme, bir türden başka bir türe gen aktarma ve DNA'yı çoğaltma, inceleme yöntemlerinin tümüne gen mühendisliği (genetik mühendislik) denir. Bir genin başka bir canlıya aktarılabilmesinin temeli, genetik şifrenin canlıların hemen hepsinde ortak olmasıdır: insan genini okuyan bakteri, insanın üreteceği proteinin aynısını üretir.

Restriksiyon enzimleri ve yapışkan uçlar

Gen mühendisliğinin makası restriksiyon (kesim) enzimleridir. Bu enzimler bakterilerde doğal olarak bulunur ve bakteriyi, içine giren virüs DNA'sını parçalayarak korur. Her restriksiyon enzimi DNA'da yalnızca belirli bir kısa nükleotit dizisini tanır ve onu belirli bir yerden keser. E. coli bakterisinden elde edilen EcoRI enzimi GAATTC dizisini tanır; bu dizi karşı zincirde de 5' ucundan okunduğunda GAATTC'dir. Enzim iki zinciri tam karşılıklı değil, kaydırarak keser. Böylece parçaların uçlarında birkaç nükleotitlik tek zincirli kısımlar kalır: yapışkan uçlar.

Yapışkan uçlar
EcoRI, GAATTC dizisini G ile A arasından keser. Aynı enzimle kesilen her DNA'nın yapışkan ucu aynıdır ve diğerinin ucuyla eşleşebilir.

İşin püf noktası şudur: aynı enzimle kesilen iki farklı DNA'nın yapışkan uçları birbirini tamamlar. İnsan DNA'sı ve bakteri plazmidi aynı enzimle kesilip karıştırılırsa uçlar baz eşleşmesiyle (hidrojen bağlarıyla) yan yana gelir. Bu bağlar zayıftır; parçaları kalıcı olarak birleştiren DNA ligaz enzimidir. Ligaz, şeker-fosfat omurgasındaki kopukluğu kapatarak iki DNA'yı tek bir molekül hâline getirir. İki farklı kaynaktan gelen DNA parçalarının birleştirilmesiyle oluşan bu moleküle rekombinant DNA denir.

Kesim yerlerinin sayısı, kaç parça oluşacağını belirler. Doğrusal bir DNA'da \(k\) kesim yeri \(k + 1\) parça verir (ip iki yerden kesilirse üç parça olur). Halkasal bir plazmitte ise \(k\) kesim yeri \(k\) parça verir (bilezik iki yerden kesilirse iki parça olur). Tek kesim yeri olan bir plazmit açılır ve tek bir doğrusal parçaya dönüşür.

Rekombinant DNA ile insülin üretimi

Şeker hastalarının kullandığı insülin eskiden sığır ve domuz pankreasından elde edilirdi; bu insülin insanınkinden bir ya da birkaç amino asitle farklıdır ve bazı hastalarda bağışıklık tepkisi doğururdu. Bugün insan insülini bakterilere ürettirilmektedir; bu yöntemle üretilen insan insülini 1982'de onaylanmış ilk rekombinant ilaçtır. Basamaklar:

  1. İnsülin genini taşıyan DNA parçası ve vektör (taşıyıcı) olarak kullanılacak bakteri plazmidi aynı restriksiyon enzimiyle kesilir.
  2. Parçalar karıştırılır; yapışkan uçlar eşleşir ve DNA ligaz onları birleştirir. Rekombinant plazmit oluşur.
  3. Rekombinant plazmit bakterilere aktarılır.
  4. Bakteriler antibiyotikli besiyerinde çoğaltılır. Plazmitte bulunan antibiyotik direnç geni sayesinde yalnızca plazmidi almış bakteriler çoğalabilir; plazmit almayanlar ölür.
  5. Bakteri her bölündüğünde plazmit de eşlenir; milyonlarca bakteri insülin üretir. İnsülin besiyerinden ayrılır ve saflaştırılır.
Rekombinant DNA
İnsülin geni plazmide eklenir, rekombinant plazmit bakteriye aktarılır ve çoğalan bakteriler insan insülini üretir.

Plazmit bakterilerde ana kromozomdan ayrı bulunan, kendi başına eşlenebilen küçük, halkasal DNA'dır. Vektör olarak seçilmesinin nedenleri bakteriye kolay girmesi, bakteriyle birlikte çoğalması ve üzerinde seçim için kullanılabilecek bir direnç geni taşıyabilmesidir. Başka türden gen aktarılmış canlıya transgenik canlı denir; insülin üreten bakteri transgeniktir. Aynı yolla büyüme hormonu, kan pıhtılaşma faktörleri ve mayada üretilen hepatit B aşısı gibi pek çok ürün elde edilir.

Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR)

Adli tıpta bir saç kökü ya da bir damla kurumuş kan inceleme için yeterli DNA içermez. PCR, istenen bir DNA bölgesini deney tüpünde milyarlarca kez çoğaltan yöntemdir. 1983'te Kary Mullis tarafından geliştirilmiştir. Tüpte şunlar bulunur: kalıp DNA, çoğaltılacak bölgenin iki ucuna tamamlayıcı iki kısa primer, dört çeşit DNA nükleotidi ve ısıya dayanıklı bir DNA polimeraz. PCR cihazı tüpün sıcaklığını döngüler hâlinde değiştirir:

  1. Denatürasyon (94–96 °C): İki zincir arasındaki hidrojen bağları kopar, DNA tek zincirlere ayrılır.
  2. Primer bağlanması (50–65 °C): Sıcaklık düşürülür; primerler hedef bölgenin uçlarındaki tamamlayıcı dizilere bağlanır.
  3. Uzama (72 °C): DNA polimeraz primerin ucundan başlayarak kalıba tamamlayıcı yeni zinciri sentezler.
PCR döngüsü
Her döngüde her çift zincirli molekülün iki zinciri ayrılır ve her biri yeni bir zincire kalıp olur; DNA miktarı iki katına çıkar.

Kullanılan DNA polimeraz kaplıcalarda yaşayan Thermus aquaticus bakterisinden elde edilmiştir (Taq polimeraz). Her denatürasyonda tüp 95 °C'ye ısıtıldığı için insan DNA polimerazı gibi sıradan bir enzim ilk döngüde bozulurdu; ısıya dayanıklı enzim döngüler boyunca çalışmayı sürdürür.

Her döngüde molekül sayısı iki katına çıktığına göre \(N_0\) kalıp molekülle başlanan ideal bir PCR'de \(n\) döngü sonra $$ N = N_0 \cdot 2^{n} $$ çift zincirli DNA molekülü bulunur. Bir molekülden 10 döngüde 1 024, 20 döngüde yaklaşık 1 milyon, 30 döngüde yaklaşık 1 milyar kopya elde edilir. Başlangıçtaki \(2N_0\) zincir kopmadan korunur ve her biri ayrı bir molekülde bulunur; geri kalan bütün zincirler yeni sentezlenmiştir. Bu yüzden \(n\) döngü sonunda yeni zincir sayısı \(2N_0 \cdot 2^{n} - 2N_0\) olur.

Jel elektroforezi ve DNA parmak izi

DNA parçalarını uzunluklarına göre ayırmanın yolu jel elektroforezidir. Örnekler, jelin bir ucundaki kuyucuklara konur ve jele elektrik akımı uygulanır. DNA, şeker-fosfat omurgasındaki fosfat grupları nedeniyle negatif yüklüdür; bu yüzden kuyucukların bulunduğu (−) kutuptan (+) kutba doğru göç eder. Jel ince gözenekli bir ağ gibidir: kısa parçalar gözeneklerden kolay geçer ve daha uzağa gider, uzun parçalar kuyucuğa yakın kalır. Jelin bir kuyusuna uzunlukları bilinen parçalardan oluşan bir DNA merdiveni konarak öteki bantların uzunluğu okunur.

Jel elektroforezi
Bantlar boyandıktan sonra görünür. Kuyucuğa yakın bantlar uzun, (+) kutba yakın bantlar kısa parçalardır.

İnsan genomunun büyük kısmı herkeste aynıdır; ama bazı bölgelerde kısa dizilerin art arda tekrar sayısı kişiden kişiye çok değişir. Bu bölgeler PCR ile çoğaltılıp elektroforezle ayrıldığında her insan için farklı bir bant düzeni ortaya çıkar: DNA parmak izi. Yöntemi 1984'te Alec Jeffreys geliştirmiştir. Tek yumurta ikizleri dışında iki insanın DNA parmak izi aynı değildir.

  • Adli tıp: Olay yerinden alınan kan, saç ya da deri örneğinin bantları şüphelilerinkiyle karşılaştırılır. Örneğin bütün bantları bir kişinin bantlarıyla örtüşüyorsa örnek büyük olasılıkla o kişiye aittir. Örnek iki kişinin karışımıysa bantlar iki kişinin bantlarının birleşimidir.
  • Babalık testi: Çocuk her kromozom çiftinin birini anneden, birini babadan alır. Bu yüzden çocuğun her bandı anne ya da babada bulunmalıdır. Önce çocuğun annede olmayan bantları ayrılır; bu bantların hepsi biyolojik babada bulunmak zorundadır. Bu bantlardan birini bile taşımayan aday baba olamaz.

Klonlama

Genetik olarak birbirinin aynısı olan canlılara klon denir. Doğada klonlar sık görülür: bir bakterinin bölünmesiyle oluşan hücreler, çelikle çoğaltılan bitkiler, tek yumurta ikizleri. Laboratuvarda bir memeliyi vücut hücresinden klonlamanın ilk başarılı örneği Dolly koyunudur. Dolly 1996'da İskoçya'da doğdu.

Dolly
Beyaz yüzlü bir koyunun meme bezi hücresinin çekirdeği, kara yüzlü bir koyunun çekirdeği çıkarılmış yumurtasına aktarıldı. Embriyo üçüncü bir koyunun rahminde gelişti.

Yöntemde vücut hücresinden alınan çekirdek (diploit) çekirdeği çıkarılmış bir yumurtaya aktarılır, oluşan hücre embriyo gibi bölünmeye başlar ve taşıyıcı bir dişinin rahmine yerleştirilir. Döllenme olmadığı için bu bir eşeysiz üremedir. Dolly'nin çekirdek genleri çekirdeği veren beyaz yüzlü koyunla aynıdır ve Dolly beyaz yüzlüdür. Mitokondri DNA'sı ise yumurtanın sitoplazmasından, yani yumurtayı veren koyundan gelir. Taşıyıcı annenin Dolly'ye genetik katkısı yoktur. Yüzlerce denemeden yalnızca birinin başarılı olması, klonlamanın hâlâ zor ve verimsiz bir yöntem olduğunu gösterir.

Gen tedavisi ve kök hücreler

Gen tedavisi, hatalı bir gen yüzünden ortaya çıkan bir hastalığı, hücrelere işlevini görecek sağlam bir gen aktararak tedavi etme girişimidir. Genler hücreye çoğunlukla hastalık yapma özelliği giderilmiş virüslerle taşınır. İlk gen tedavisi denemesi 1990'da bağışıklık sistemini çökerten kalıtsal bir enzim eksikliği (ADA eksikliği) olan bir çocuğa uygulandı. Bugün uygulanan gen tedavileri vücut (somatik) hücrelerini hedef alır; tedavi edilen kişinin üreme hücreleri değişmediği için sağlam gen çocuklarına geçmez. Son yıllarda geliştirilen gen düzenleme yöntemleri hatalı diziyi doğrudan düzeltmeyi de mümkün kılmaya başlamıştır.

Kök hücreler farklılaşmamış, kendini bölünerek yenileyebilen ve farklı hücre tiplerine dönüşebilen hücrelerdir. Embriyonun erken evresindeki (blastosist) iç hücre kütlesinden alınan embriyonik kök hücreler vücudu oluşturan bütün hücre tiplerine dönüşebilir. Yetişkin vücudundaki kök hücreler ise daha sınırlıdır: kemik iliğindeki kök hücreler bütün kan hücrelerini (alyuvar, akyuvar, kan pulcukları) oluşturur. Lösemi gibi bazı kan hastalıklarında yapılan kemik iliği nakli bir kök hücre tedavisidir. Göbek kordonu kanı da kan kök hücreleri bakımından zengindir. Embriyonik kök hücre araştırmaları, embriyonun kullanılması nedeniyle etik tartışmaların merkezindedir.

Genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO)

Gen mühendisliği yöntemleriyle genetik yapısı değiştirilmiş canlılara GDO denir. Bilinen örnekler:

  • Bt mısır ve Bt pamuk: Bacillus thuringiensis bakterisinin, bazı böcek larvalarına zehirli bir protein üreten geni aktarılmıştır. Bitki zararlı böceklere karşı kendini korur.
  • Yabani ota karşı ilaçlara dayanıklı soya: Tarlaya ot ilacı uygulandığında yabani otlar ölür, ürün zarar görmez.
  • Altın pirinç: A vitamininin öncülü olan beta-karotenin pirinç tanesinde üretilmesini sağlayan genler aktarılmıştır.
  • Raf ömrü uzatılmış domates, ilaç proteini üreten bakteri ve mayalar.

Olası yararlar: verimin artması, böcek ilacı kullanımının azalması, besin değerinin artırılması, kuraklık ve tuzluluğa dayanıklı ürünler. Olası riskler: aktarılan genin polen yoluyla yabani akraba bitkilere geçmesi (gen kaçışı), hedef olmayan canlıların etkilenmesi, zararlıların zamanla Bt proteinine direnç kazanması, yeni alerjen oluşma olasılığı, ekilen çeşitlerin azalmasıyla tarımsal çeşitliliğin düşmesi ve tohumun birkaç şirketin denetimine girmesi. Güvenlik değerlendirmesinden geçerek piyasaya çıkan GD gıdaların insan sağlığına zarar verdiği gösterilmemiştir; yine de her ürünün ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Türkiye'de 2010'da yürürlüğe giren Biyogüvenlik Kanunu ile genetiği değiştirilmiş bitki ve hayvanların üretimi yasaklanmıştır; GD ürünlerin ithalatı izne bağlıdır.

Biyoteknolojinin uygulamaları, biyogüvenlik ve etik

AlanUygulamalar
TıpRekombinant insülin, büyüme hormonu ve aşılar; PCR ile hastalık tanısı; gen tedavisi; kök hücre nakli
Tarım ve hayvancılıkGD bitkiler, doku kültürüyle hastalıksız fide üretimi, ıslah
Adli tıpDNA parmak izi, babalık testi, kimlik belirleme
ÇevreBiyoremediasyon, atık su arıtımı, biyogaz

Biyoremediasyon, kirlenmiş toprak ve suların canlılar, çoğunlukla bakteri ve mantarlar kullanılarak temizlenmesidir. 1989'da Alaska'da bir tankerden sızan petrolün temizlenmesinde kıyıya gübre verilerek petrolü parçalayan doğal bakterilerin çoğalması hızlandırılmıştır. Bazı bitkiler topraktaki ağır metalleri dokularında biriktirerek toprağı temizler.

Biyogüvenlik, biyoteknoloji ürünlerinin insan sağlığına, çevreye ve biyoçeşitliliğe zarar vermeden kullanılması için alınan önlemlerin tümüdür. Etik tartışmalar da bu alanın parçasıdır: kişinin genetik bilgisinin gizliliği ve bu bilginin işe alımda ya da sigortada ayrımcılık için kullanılmaması, üreme hücrelerinde kalıcı genetik değişiklik yapılması, insan klonlama ve embriyo araştırmaları. Bilimsel olarak mümkün olan her şeyin yapılması gerekmez; bu kararlar bilimsel bilgi, hukuk ve toplumsal değerlerle birlikte verilir.

Formüller

$$N = N_0 \cdot 2^{n}$$
İdeal PCR: \(N_0\) molekülle başlanırsa \(n\) döngü sonundaki çift zincirli DNA sayısı
$$\text{zincir sayısı} = 2N$$
Her çift zincirli molekülde iki zincir vardır
$$\text{yeni zincir} = 2N_0 \cdot 2^{n} - 2N_0$$
Başlangıçtaki \(2N_0\) zincir korunur, gerisi yeni sentezlenir
$$\text{doğrusal DNA: } k \text{ kesim yeri} \Rightarrow k + 1 \text{ parça}$$
Restriksiyon enzimiyle kesim
$$\text{halkasal DNA: } k \text{ kesim yeri} \Rightarrow k \text{ parça}$$
Plazmit kesimi; tek kesim halkayı açar
$$\text{aynı uzunluktaki parçalar} \Rightarrow \text{tek bant}$$
Jelde bant sayısı parça sayısından az olabilir
$$\text{çocuğun bantları} \subseteq \text{anne} \cup \text{baba}$$
DNA parmak iziyle babalık testi
$$\text{çocuk} \setminus \text{anne} \subseteq \text{biyolojik baba}$$
Annede olmayan bantlar babadan gelir
$$\frac{\text{yüzey}}{\text{hacim}} = \frac{6a^2}{a^3} = \frac{6}{a}$$
Kenarı \(a\) olan küp; büyüdükçe oran küçülür (Bergmann)
$$\text{fenotip} = \text{genotip} + \text{çevre etkisi}$$
Modifikasyon genotipi değiştirmez, seçilimle aktarılmaz
$$\text{denatürasyon} \rightarrow \text{primer bağlanması} \rightarrow \text{uzama}$$
Bir PCR döngüsü (yaklaşık 95, 55, 72 °C)

Çözümlü örnekler

Örnek 1Adaptasyonları sınıflandırmak

Aşağıdaki özellikler yapısal, fizyolojik ve davranışsal adaptasyonlardan hangisine örnektir? (a) Zakkumun stomalarının yaprak altındaki tüylü çukurlarda bulunması, (b) kanguru faresinin çok yoğun idrar üretmesi, (c) leyleklerin sonbaharda sıcak bölgelere göç etmesi, (d) kuşların azotlu atıklarını ürik asit olarak atması, (e) kutup ayısının derisi altındaki kalın yağ tabakası.

Örnek 2Yüzey/hacim oranı ve Bergmann kuralı

Bir hayvanın vücudunu küp biçiminde düşünelim. Kenar uzunluğu 2 cm ve 4 cm olan iki küpün yüzey/hacim oranlarını hesaplayınız. Hangisi kütlesine göre daha az ısı kaybeder?

Örnek 3Antibiyotik direncini doğal seçilimle açıklamak

Bir hastanede aynı antibiyotiğin uzun süre kullanılması sonucu dirençli bakterilerin yaygınlaştığı görülüyor. Aşağıdaki olayları oluş sırasına diziniz: (a) Antibiyotik duyarlı bakterileri öldürür. (b) Popülasyonda, antibiyotik kullanılmadan önce rastgele mutasyonla oluşmuş az sayıda dirençli bakteri vardır. (c) Hayatta kalan dirençli bakteriler çoğalır ve direnç genini yavrularına aktarır. (d) Birkaç kuşak sonra popülasyonun büyük kısmı dirençli bakterilerden oluşur.

Örnek 4Biber güvesi grafiğini yorumlamak

Anlatımdaki biber güvesi grafiği bir doğal seçilim modeliyle hesaplanmıştır: kirli dönemde açık renkli güvelerin, temiz dönemde koyu renkli güvelerin kuşlarca daha çok avlandığı varsayılmıştır. Koyu güvelerin oranı 0. kuşakta yaklaşık %1, 20. kuşakta yaklaşık %83, 50. kuşakta yaklaşık %99, 80. kuşakta yaklaşık %48'dir. Kirli dönemde koyu güvelerin artışını ve temiz dönemde azalışını açıklayınız. 50. kuşakta açık renk aleli popülasyondan silinmiş midir?

Biber güvesi
Koyu renkli güvelerin oranının kuşaklara göre değişimi.
Örnek 5Kesim yeri, parça ve bant sayısı

12 000 baz çiftlik doğrusal bir DNA molekülünde X enziminin kesim yerleri 2 000, 5 500 ve 9 000. baz çiftlerindedir. Ayrıca 6 000 baz çiftlik halkasal bir plazmitte X enziminin 1 000 ve 4 000. baz çiftlerinde iki kesim yeri vardır. Her biri X ile kesilip ayrı kuyucuklarda jelde yürütülürse kaçar parça ve kaçar bant oluşur?

Örnek 6İnsülin genini bakteriye aktarmak

İnsan insülin geni bakteride üretilecektir. (a) Gen ve plazmit neden aynı restriksiyon enzimiyle kesilir? (b) Uçları kalıcı olarak birleştiren enzim hangisidir? (c) Plazmitteki antibiyotik direnç geni ne işe yarar? (d) Bakterinin insan proteinini üretebilmesini sağlayan ortak özellik nedir?

Örnek 7PCR'de molekül ve zincir sayısı

Bir PCR tüpüne hedef bölgeyi içeren 5 çift zincirli DNA molekülü konuyor. Her döngüde bütün moleküllerin kopyalandığı kabul edilirse 10 döngü sonunda kaç çift zincirli DNA molekülü bulunur? Bu moleküllerin kaçında başlangıçtaki zincirlerden biri bulunur? Toplam kaç yeni zincir sentezlenmiştir?

Örnek 8Karışık örnekte şüpheliyi bulmak

Bir olay yerinde bulunan kan lekesinin, kurbanın kanı ile başka bir kişinin kanının karışımı olduğu düşünülüyor. Lekenin, kurbanın ve üç şüphelinin DNA parmak izleri aşağıda verilmiştir. Lekedeki ikinci kişi hangi şüpheli olabilir?

Adli tıp örneği
Olay yerindeki leke, kurban ve şüpheliler Ş1, Ş2, Ş3.
Örnek 9Klonlanan kuzunun genleri

Kara yüzlü bir koyunun (X) deri hücresinden alınan çekirdek, beyaz yüzlü bir koyunun (Y) çekirdeği çıkarılmış yumurta hücresine aktarılıyor. Gelişen embriyo beyaz yüzlü başka bir koyunun (Z) rahmine yerleştiriliyor. Doğan kuzunun çekirdek DNA'sı, mitokondri DNA'sı kimden gelir? Kuzu nasıl bir üremeyle oluşmuştur?

Sık yapılan hatalar

  • Adaptasyonu bireyin yaşamı içindeki değişiklikle karıştırmak: bronzlaşma ya da spor yapanın kaslarının gelişmesi modifikasyondur, kalıtsal değildir ve adaptasyon sayılmaz.
  • "Antibiyotik bakterilerde direnç oluşturdu", "kirlilik güveleri kararttı" demek. Seçici etken mutasyon yaratmaz; zaten var olan varyasyonlar arasından seçer.
  • Kazanılmış özelliklerin kalıtıldığını düşünmek (zürafa boynunu uzattıkça yavrusunun boynu uzar fikri). Doğal seçilimde kuşaklara geçen yalnızca kalıtsal varyasyondur.
  • DNA ligazın yapışkan uçlar arasındaki hidrojen bağlarını kurduğunu sanmak: baz eşleşmesi kendiliğinden olur, ligaz şeker-fosfat omurgasını birleştirir.
  • Halkasal plazmitte \(k\) kesim yerinin \(k + 1\) parça verdiğini düşünmek. Halkada \(k\) kesim, \(k\) parça verir; aynı uzunluktaki parçalar jelde tek bant oluşturur.
  • PCR'de döngü sayısıyla çarpmak (\(N_0 \cdot n\)) ya da başlangıç molekül sayısını unutmak; doğru bağıntı \(N_0 \cdot 2^{n}\).
  • DNA'nın jelde (−) kutba gittiğini ya da uzun parçaların daha uzağa gittiğini sanmak.
  • Klonlanan canlının mitokondri DNA'sının da çekirdek veren bireyden geldiğini ya da taşıyıcı annenin genetik katkısı olduğunu düşünmek.
Günlük hayatta

Covid-19 salgınında en çok duyduğumuz test, bu konunun yöntemlerinden birine dayanıyordu. Burun ve boğazdan alınan örnekteki virüsün genetik maddesi RNA'dır; önce ters transkriptaz enzimiyle DNA'ya çevrilir, sonra virüse özgü primerlerle PCR yapılır. Tüpteki boyanın ışıması her döngüde ölçülür. Örnekte virüs çoksa sinyal az döngüde eşik değere ulaşır; virüs azsa daha çok döngü gerekir, çünkü her döngüde kopya sayısı en fazla iki katına çıkabilir. Bu yüzden sonuç raporlarında bazen "döngü eşik değeri" adıyla bir sayı yer alır: küçük olması örnekte daha çok virüs olduğunu gösterir. Aynı ilke, bir damla kandaki kalıtsal hastalık genini ya da gıdalarda aktarılmış bir geni belirlemek için de kullanılır.

Konu testi

27 soru. Bir seçeneğe dokun; doğru cevap ve çözüm hemen açılır.

1Kolay

Kutup ayısının derisinin altında bulunan ve vücut ısısının korunmasını sağlayan kalın yağ tabakası aşağıdakilerden hangisine örnektir?

2Kolay

Gen mühendisliğinde kullanılan restriksiyon enzimlerinin görevi aşağıdakilerden hangisidir?

3Kolay

PCR yönteminde ısıya dayanıklı bir DNA polimeraz kullanılmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

4Kolay

Jel elektroforezinde DNA parçalarının (+) kutba doğru hareket etmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

5Kolay

Aşağıdakilerden hangisi kalıtsal olmayan bir değişikliğe (modifikasyona) örnektir?

6Kolay

Darwin'in doğal seçilim fikrinin dayandığı gözlem ve çıkarımlar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

7Orta

Bir PCR tüpüne hedef bölgeyi içeren 3 çift zincirli DNA molekülü konuyor. Her döngüde bütün moleküllerin kopyalandığı kabul edilirse 6 döngü sonunda tüpte kaç çift zincirli DNA molekülü bulunur?

8Orta

Bir PCR tüpünde başlangıçta 4 çift zincirli kalıp DNA molekülü vardır. Her döngüde molekül sayısının iki katına çıktığı kabul edilirse molekül sayısının en az 1 000 000 olması için en az kaç döngü gerekir?

9Orta

Bir babalık testinde anne, çocuk ve beş aday erkeğin (K, L, M, N, P) DNA parmak izleri aşağıda verilmiştir.

Babalık testi

Buna göre çocuğun biyolojik babası hangi aday olabilir?

10Orta

Kurak ortamda yaşayan bazı canlıların özellikleri şunlardır: K: Kaktüsün yapraklarının dikene dönüşmüş olması L: Kanguru faresinin çok yoğun idrar üretmesi M: Bir çöl kertenkelesinin günün en sıcak saatlerinde kumun altına ya da gölgeye çekilmesi Bu özellikler aşağıdakilerin hangisinde adaptasyon türleriyle doğru eşleştirilmiştir?

11Orta

Sıcakkanlı hayvanların vücut biçimi ile iklim arasındaki ilişkiyle ilgili, I. Bergmann kuralına göre yakın akraba türlerden soğuk iklimde yaşayanların vücudu daha küçüktür. II. Kutup tilkisinin kulaklarının kısa olması, vücut ısısının kaybını azaltır. III. Çöl tilkisinin büyük kulakları, vücut ısısının dışarı verilmesini kolaylaştırır. ifadelerinden hangileri doğrudur?

12Orta

Rekombinant DNA teknolojisiyle bakteride insülin üretiminin basamakları aşağıdaki şekilde karışık olarak K, L, M, N ve P harfleriyle verilmiştir.

Rekombinant DNA basamakları

Bu basamakların doğru sıralaması aşağıdakilerden hangisidir?

13Orta

Gen aktarımında kullanılan enzimlerle ilgili, I. Bir gen ve bir plazmit aynı restriksiyon enzimiyle kesilirse yapışkan uçları birbirini tamamlar. II. DNA ligaz, yapışkan uçlardaki bazlar arasında hidrojen bağlarını kurar. III. Restriksiyon enzimleri bakterilerde doğal olarak bulunur ve onları virüslere karşı korur. ifadelerinden hangileri doğrudur?

14Zor

Aşağıdaki grafikte bir bakteri popülasyonunda antibiyotiğe dirençli bakterilerin oranının kuşaklara göre değişimi verilmiştir. Antibiyotik yalnızca taralı aralıkta uygulanmıştır.

Antibiyotik direnci

Grafiğe göre, I. Antibiyotik uygulanan dönemde dirençli bakterilerin oranı artmıştır. II. Antibiyotik uygulaması bırakıldıktan sonra antibiyotiksiz ortamda duyarlı bakteriler dirençli bakterilerden daha başarılı çoğalmıştır. III. Antibiyotik, bakterilerde direnç sağlayan mutasyonların oluşmasına neden olmuştur. yargılarından hangileri çıkarılabilir?

15Orta

Doğrusal bir DNA molekülünde X restriksiyon enziminin 3 kesim yeri vardır. Halkasal bir plazmitte de X enziminin 3 kesim yeri bulunmaktadır. Bu iki DNA molekülü X enzimiyle tamamen kesilirse toplam kaç DNA parçası oluşur?

16Orta

Genetiği değiştirilmiş organizmalarla (GDO) ilgili, I. Bt mısırın böceklere zehirli bir protein üretmesi, tarlada kullanılan böcek ilacı miktarını azaltabilir. II. Genetiği değiştirilmiş bir bitkiye aktarılan genin polen yoluyla yabani akraba bitkilere geçmesi olası risklerden biridir. III. GDO'lar yalnızca yapay seçilim ve melezleme ile elde edilir, başka türden gen aktarılmaz. ifadelerinden hangileri doğrudur?

17Zor

Kara yüzlü bir koyunun (X) deri hücresinden alınan çekirdek, beyaz yüzlü bir koyunun (Y) çekirdeği çıkarılmış yumurta hücresine aktarılıyor. Oluşan embriyo kahverengi yüzlü bir koyunun (Z) rahmine yerleştiriliyor ve bir kuzu doğuyor. Kuzu ile ilgili, I. Çekirdek genleri X'in çekirdek genleriyle aynıdır. II. Mitokondri DNA'sı Z'den gelmiştir. III. Döllenme olmadan, eşeysiz yolla oluşmuştur. ifadelerinden hangileri doğrudur?

18Orta

Aşağıdakilerden hangisi bir biyoremediasyon uygulamasıdır?

19Zor

Halkasal bir plazmitin X ve Y restriksiyon enzimleri için kesim yerleri aşağıdaki haritada gösterilmiştir. Jelin ilk kuyusuna uzunlukları bilinen parçalardan oluşan işaretleyici (İ) konmuştur.

Plazmit haritası ve jel

Plazmit X ve Y enzimleriyle birlikte tamamen kesilip jelde yürütülürse hangi kuyudaki bant düzeni elde edilir?

20Zor

Bir PCR tüpüne hedef bölgeyi içeren 2 çift zincirli DNA molekülü konuyor. Her döngüde bütün moleküllerin kopyalandığı kabul edilirse 4 döngü sonunda tüpte yeni sentezlenmiş kaç DNA zinciri (tek zincir) bulunur?

21Orta

Eşeysiz üreyen bir bakteri popülasyonunda, I. krossing over, II. mutasyon, III. mayozda homolog kromozomların bağımsız dağılımı olaylarından hangileri kalıtsal çeşitliliğin kaynağı olabilir?

22Zor

Bir anne, baba ve beş çocuğun DNA parmak izleri aşağıda verilmiştir.

Anne, baba ve çocuklar

Buna göre hangi çocuk bu anne ile babanın biyolojik çocuğu olamaz?

23Zor

Kök hücrelerle ilgili, I. Embriyonun erken evresindeki iç hücre kütlesinden alınan kök hücreler vücudu oluşturan bütün hücre tiplerine dönüşebilir. II. Kemik iliğindeki kök hücreler kan hücrelerini oluşturur; bu yüzden kemik iliği nakli bazı kan hastalıklarının tedavisinde kullanılır. III. Yetişkin vücudundaki kök hücreler tamamen farklılaşmış hücreler olduğu için bölünemez. ifadelerinden hangileri doğrudur?

24Zor

Kalıtsal bir kan hastalığı olan bir kişinin kemik iliği kök hücrelerine, hastalığa neden olan genin sağlam bir kopyası aktarılıyor ve hastanın kan hücreleri normal çalışmaya başlıyor. Bu tedaviyle ilgili, I. Hasta, sağlam geni üreme hücreleri yoluyla çocuklarına aktaramaz. II. Hastanın vücudundaki bütün hücrelerde hatalı gen düzeltilmiştir. III. Sağlam genin hücreye taşınmasında hastalık yapma özelliği giderilmiş virüsler kullanılmış olabilir. ifadelerinden hangileri doğrudur?

25Zor

Eşeysiz üreyen bir bitkiden alınan çelikler (genetik olarak özdeş parçalar) deniz seviyesinde ve 3 000 metre yükseklikteki iki ayrı bahçeye dikiliyor. Bir süre sonra yüksekteki bitkilerin deniz seviyesindekilerden belirgin biçimde kısa kaldığı görülüyor. Bu deneyle ilgili, I. İki bahçedeki bitkilerin boyları arasındaki fark modifikasyondur. II. Deniz seviyesindeki bitkilerden alınan çelikler 3 000 metreye dikilirse uzun boylu kalır. III. Yüksekteki bitkilerin kısa kalması, doğal seçilimin yüksek rakıma uygun genotipleri seçmesinin sonucudur. ifadelerinden hangileri doğrudur?

26Zor

Yabani lahana (Brassica oleracea) bitkisinden yüzyıllar içinde baş lahana, brokoli, karnabahar, kara lahana ve Brüksel lahanası gibi çeşitler elde edilmiştir. Bu çeşitlerle ilgili, I. Oluşmalarında seçici etken insandır. II. Yabani lahana popülasyonunda kalıtsal çeşitlilik bulunmasaydı elde edilemezlerdi. III. Hepsi aynı türün farklı çeşitleridir. ifadelerinden hangileri doğrudur?

27Orta

Aşağıdaki grafikte bir PCR cihazında sıcaklığın zamana göre değişimi verilmiştir. Her döngü K, L ve M basamaklarından oluşmaktadır.

PCR sıcaklık profili

K, L ve M basamaklarında gerçekleşen olaylar aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

İlerlemen bu tarayıcıda saklanıyor. Ücretsiz üye ol, her cihazda kaldığın yerden devam et.