Komünite ve Popülasyon Ekolojisi
Türler arası ilişkiler (rekabet, avcılık, mutualizm, kommensalizm, parazitlik), süksesyon, popülasyon yoğunluğu ve dağılımı, J ve S büyüme eğrileri, yaş piramitleri.
- Komünitenin yapısını; tür zenginliği ile tür çeşitliliği arasındaki farkı, baskın ve anahtar tür kavramlarını
- Türler arası ilişkileri (rekabet, avcılık, mutualizm, kommensalizm, parazitlik) işaret tablosuyla (+/+, +/0, +/−, −/−) ayırmayı; rekabetçi dışlama ilkesini ve niş ayrımını
- Av-avcı popülasyonlarının dalgalanma grafiğini okumayı; yarı parazit ve tam parazit bitkileri karşılaştırmayı
- Birincil ve ikincil süksesyonu, öncü türleri ve klimaks komüniteyi
- Popülasyon büyüklüğü, yoğunluğu ve dağılım şekillerini; doğum, ölüm ve göçle popülasyon değişimini hesaplamayı
- Üstel (J) ve lojistik (S) büyüme eğrilerini, taşıma kapasitesini, yoğunluğa bağlı ve bağımsız faktörleri, yaş piramitlerini ve hayatta kalma eğrilerini yorumlamayı
Komünite ve yapısı
- sınıfta ekosistemi enerji akışı ve madde döngüleri üzerinden incelemiştik. Bu konuda iki düzeye daha yakından bakacağız. Belirli bir alanda yaşayan farklı türlere ait popülasyonların tümüne komünite denir. Bir ormandaki meşe ağaçları, sincaplar, baykuşlar, mantarlar ve topraktaki bakteriler birlikte o ormanın komünitesini oluşturur. Komüniteyi anlamak için iki soruya cevap aramamız gerekir: Burada hangi türler, ne oranda yaşıyor? Bu türler birbirini nasıl etkiliyor?
Bir komünitedeki tür sayısına tür zenginliği denir. Tür zenginliği tek başına komünitenin çeşitliliğini anlatmaya yetmez; türlerin birey sayılarının birbirine oranı (göreli bolluk) da önemlidir. İki ormanın her birinde beş ağaç türü bulunsun. Birinci ormanda beş türün her biri ağaçların beşte birini oluşturuyor, ikincisinde ise ağaçların büyük çoğunluğu tek bir türe ait, diğer dört tür yalnızca birkaç ağaçla temsil ediliyor olsun. Tür zenginlikleri aynıdır, ama birinci orman daha çeşitlidir: içinde rastgele yürüyen biri farklı türlerle çok daha sık karşılaşır. Tür çeşitliliği hem tür sayısına hem de bireylerin türler arasında ne kadar dengeli dağıldığına bağlıdır.
Komünitede birey sayısı ya da biyokütlesi en fazla olan, komünitenin görünümünü belirleyen türe baskın tür denir; bir kayın ormanında kayın ağaçları baskın türdür. Bazı türler ise sayıca az olduğu hâlde komünitenin yapısını belirgin biçimde etkiler. Bunlara anahtar tür denir. Kuzey Amerika'nın Pasifik kıyılarındaki kayalık gelgit alanlarında yapılan bir deneyde, midyelerle beslenen bir deniz yıldızı türü birkaç yıl boyunca deneme alanından uzaklaştırılmıştır. Avcı baskısı kalkınca midyeler kayaların yüzeyini kaplamış, diğer türlerin tutunacak yeri kalmamış ve alandaki tür sayısı belirgin biçimde azalmıştır. Deniz yıldızı az sayıda olduğu hâlde, rekabette üstün olan midyeyi sınırlayarak diğer türlere yer açıyordu.
Komünitenin yapısını iklim, toprak, su ve ışık gibi cansız etkenlerle türler arasındaki ilişkiler birlikte belirler. Genel olarak ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe tür çeşitliliği azalır; tropikal yağmur ormanları karadaki en çeşitli komünitelerdir. Yıl boyunca sıcak ve nemli iklim, bol ışık ve iklimin uzun jeolojik dönemler boyunca görece kararlı kalması bu zenginliğin başlıca nedenleri olarak gösterilir.
Türler arası ilişkiler ve işaret tablosu
Bir komünitedeki iki tür birbirini üç biçimde etkileyebilir: ilişkiden yarar sağlayabilir (+), zarar görebilir (−) ya da hiç etkilenmeyebilir (0). Bu işaretler ilişkileri ezberlemeden ayırmanın en kolay yoludur:
| İlişki | 1. tür | 2. tür | Örnek |
|---|---|---|---|
| Mutualizm | + | + | Likeni oluşturan alg ve mantar |
| Kommensalizm | + | 0 | Vantuz balığı (1) ve köpek balığı (2) |
| Parazitlik | + | − | Tenya (1) ve insan (2) |
| Avcılık | + | − | Vaşak (1) ve kar tavşanı (2) |
| Rekabet | − | − | Aynı besini kullanan iki paramesyum türü |
Mutualizm, kommensalizm ve parazitlik, iki farklı türün uzun süre yakın temas içinde birlikte yaşadığı ilişkilerdir; bunlara simbiyotik ilişkiler (simbiyoz) denir. Avcılık ve parazitliğin işaretleri aynıdır (+/−); fark, ilişkinin süresinde ve sonucundadır. Avcı avını genellikle öldürüp yer, parazit ise konağının üzerinde ya da içinde uzun süre yaşar ve onu çoğunlukla hemen öldürmez. Otçul bir hayvanın bitkiyle beslenmesi de +/− bir ilişkidir.
Rekabet, rekabetçi dışlama ve niş ayrımı
Canlılar besin, su, ışık, yaşam alanı, yuva yeri ve eş gibi sınırlı kaynaklar için yarışır. Aynı türün bireyleri arasındaki yarışmaya tür içi rekabet, farklı türlerin bireyleri arasındakine türler arası rekabet denir. Aynı türün bireylerinin ihtiyaçları hemen hemen aynı olduğu için tür içi rekabet genellikle daha şiddetlidir; popülasyon kalabalıklaştıkça artar ve popülasyon büyümesini sınırlayan başlıca etkenlerden biridir.
Bir canlının ekosistemdeki "mesleği", yani kullandığı kaynakların ve yaşam koşullarının toplamı ekolojik niştir. İki türün nişleri ne kadar örtüşürse aralarındaki rekabet o kadar güçlüdür. 1930'larda Rus ekolog Gause bunu iki paramesyum türüyle göstermiştir. Paramecium aurelia ve Paramecium caudatum ayrı tüplerde, aynı besinle (bakteri) yetiştirildiğinde ikisi de S şeklinde bir büyüme eğrisi çizerek belirli bir sayıda dengelendi. İki tür aynı tüpe konduğunda ise P. caudatum bir süre sonra kültürden tamamen kayboldu.
Bu sonuç rekabetçi dışlama ilkesi olarak bilinir: Nişleri tamamen aynı olan iki tür aynı yerde uzun süre birlikte yaşayamaz; kaynağı daha verimli kullanan tür diğerini sonunda ortamdan uzaklaştırır. Burada türlerden biri diğerini avlamaz ya da ona saldırmaz; yalnızca aynı besini daha hızlı tüketir ve daha hızlı çoğalır.
Peki doğada birbirine çok benzeyen türler nasıl bir arada yaşayabiliyor? Cevap niş ayrımıdır. Benzer türler kaynakları bölüşür: farklı büyüklükte besinler yerler, günün farklı saatlerinde etkin olurlar ya da yaşam alanının farklı bölümlerini kullanırlar. Gause aynı deneyde P. caudatum ile başka bir tür olan P. bursaria'yı birlikte yetiştirdiğinde iki türün de yaşamaya devam ettiğini görmüştür: türlerden biri daha çok tüpün üst kısmındaki, diğeri dipteki besinle besleniyordu. Kuzey Amerika'da aynı ladin ağaçlarında böcek avlayan birkaç küçük ötücü kuş türünün ağacın farklı yüksekliklerinde ve farklı bölümlerinde avlandığı gözlenmiştir. Galapagos Adaları'ndaki ispinozlarda da benzer iki türün gagalarının, birlikte yaşadıkları adalarda, ayrı yaşadıkları adalardakine göre birbirinden daha farklı olduğu bulunmuştur.
Avcı-av ilişkisi
Bir hayvanın başka bir hayvanı yakalayıp öldürerek yemesine avcılık denir. Avcı ilişkiden yarar görür, av zarar görür. Avcılar, avladıkları türün yaşlı, hasta ya da zayıf bireylerini daha kolay yakaladıkları için av popülasyonunun sağlığını korumaya ve sayısını ortamın kaldırabileceği düzeyde tutmaya yardım eder.
Av ve avcı popülasyonları birbirini izleyen dalgalanmalar gösterebilir. Av bol olduğunda avcılar kolay beslenir, daha çok yavru yetiştirir ve sayıları artar. Artan avcılar avı azaltır; besin kıtlaşınca avcıların sayısı da düşer. Avcı baskısı azalan av yeniden çoğalır ve döngü tekrar başlar. Bu döngüde avcının tepe noktası avın tepe noktasından bir süre sonra gelir, çünkü avcıların çoğalması için önce avın bollaşması gerekir. Avcıların sayısı genellikle avlarınınkinden azdır.
Kanada'da bir kürk şirketinin uzun yıllar boyunca tuttuğu kayıtlarda vaşak ve kar tavşanı sayılarının yaklaşık on yıllık dalgalanmalar gösterdiği, vaşak tepelerinin tavşan tepelerini kısa bir gecikmeyle izlediği görülmüştür. Sonraki araştırmalar tavşan sayısının yalnızca avcılara değil, kışın bulabildiği besine de bağlı olduğunu göstermiştir; yani gerçek doğada döngüyü birden fazla etken birlikte belirler.
Avcı ve av arasında uzun süren bu ilişki iki tarafta da uyumlar ortaya çıkarmıştır. Avlar kamuflaj (kar tavşanının kışın beyazlaşan kürkü, çekirgelerin çevreleriyle aynı renkte olması), dikenler ve kabuklar (kirpi, kaplumbağa), kimyasal savunma (kokarca) ve zehirli olduklarını ilan eden uyarıcı renklerle korunur. Zararsız bazı sineklerin arıya benzemesi, avcıları yanıltan bir taklit örneğidir. Bitkiler de otçullara karşı dikenler ve acı ya da zehirli kimyasal maddeler geliştirmiştir.
Mutualizm
İki türün de yarar sağladığı simbiyotik ilişkiye mutualizm denir (+/+). Bazı mutualizm örneklerinde türler birbirinden ayrı yaşayamaz hâle gelmiştir. Sık sorulan örnekler şunlardır:
- Liken: Bir mantar ile bir alg ya da siyanobakterinin birlikte oluşturduğu yapıdır. Alg veya siyanobakteri fotosentezle organik besin üretir; mantar ise suyu ve mineralleri tutar, ortağını kurumaya ve güçlü ışığa karşı korur. Bu ortaklık sayesinde likenler çıplak kayalarda bile yaşayabilir.
- Mikoriza: Bazı mantarların bitki kökleriyle kurduğu ortaklıktır. Mantar iplikleri toprakta kökten çok daha geniş bir alana yayılarak bitkinin su ve mineral (özellikle fosfor) almasını kolaylaştırır; bitki de mantara fotosentezle ürettiği organik besinin bir kısmını verir. Kara bitkilerinin büyük çoğunluğunda mikoriza bulunur.
- Baklagil ve Rhizobium: Fasulye, nohut, yonca gibi baklagillerin köklerindeki yumrularda yaşayan Rhizobium bakterileri havadaki azotu bağlayarak bitkinin kullanabileceği azotlu bileşiklere çevirir; bitki bakterilere organik besin ve yaşama ortamı sağlar.
- Geviş getiren hayvanlar: İnek, koyun ve keçinin işkembesinde yaşayan bakteriler ve tek hücreli canlılar, hayvanın kendi enzimleriyle sindiremediği selülozu parçalar. Hayvan bu sayede otlardan enerji elde eder; mikroorganizmalar ise sürekli besin gelen, sıcak ve korunaklı bir ortamda yaşar. Termitlerin bağırsağındaki tek hücreliler de odunun selülozunu benzer biçimde sindirir.
- Tozlaşma: Arılar çiçeklerden nektar ve polen alırken bitkinin polenlerini başka çiçeklere taşır.
İnsanın kalın bağırsağında yaşayan bazı bakteriler K vitamini ve bazı B vitaminlerini üretir; bu ilişki de mutualizme örnek olarak verilir.
Kommensalizm
Türlerden birinin yarar sağladığı, diğerinin ise ne yarar ne de zarar gördüğü ilişkiye kommensalizm denir (+/0). Vantuz balığı, sırtındaki vantuz benzeri yapıyla köpek balığına tutunarak taşınır ve onun avından arta kalan parçalarla beslenir; köpek balığı bu ilişkiden belirgin bir şekilde etkilenmez. Tropikal ormanlarda büyük ağaçların dallarına tutunarak yaşayan bazı orkide ve eğrelti türleri (epifitler) ağacın gövdesini yalnızca ışığa ulaşmak için kullanır; ağaçtan besin ya da su almazlar. Sığır balıkçılları otlayan sığırların yanında dolaşır ve sığırların yürürken yerinden kaldırdığı böcekleri yakalar.
Parazitlik
Bir canlının başka bir türün bireyinin (konak) üzerinde ya da içinde yaşayıp besinini ondan sağlaması ve ona zarar vermesine parazitlik denir (+/−). Parazit konağını genellikle hemen öldürmez, çünkü yaşamı konağın yaşamasına bağlıdır; ama konağı zayıflatır, hastalığa yatkın hâle getirir ve üremesini azaltabilir.
- Dış parazitler konağın vücut yüzeyinde yaşar: bit, pire, kene.
- İç parazitler konağın vücudunun içinde yaşar: bağırsakta yaşayan tenya (şerit) ve bağırsak solucanları, kanda ve karaciğerde çoğalan sıtma etkeni plazmodyum.
Bitkiler arasında da parazitler vardır. Ökseotu, ağaçların dallarında yaşayan yeşil bir bitkidir. Klorofil taşır ve fotosentez yaparak kendi organik besinini üretir; ama köklerine benzeyen emeçlerini konak ağacın odun borularına sokarak suyu ve mineralleri ondan alır. Bu yüzden yarı parazit bitkidir. Küsküt ise sarı ya da turuncu renkli, yaprakları küçük pullara indirgenmiş, ince ve dolanıcı gövdeli bir bitkidir. Kendi organik besinini fotosentezle üretemez; emeçlerini konak bitkinin (yonca, şeker pancarı, domates gibi) iletim demetlerine sokarak su ve minerallerin yanı sıra organik besini de konaktan alır. Bu yüzden tam parazit bitkidir. Küsküt sardığı tarım bitkilerinde ciddi ürün kaybına yol açar.
Komünitelerde süksesyon
Komüniteler zamanla değişir. Bir alandaki komünitenin, türlerin birbirinin yerini alması yoluyla uzun bir süre içinde aşama aşama değişmesine süksesyon denir. İki tür süksesyon vardır.
Birincil süksesyon, daha önce hiç canlı bulunmayan ve toprağı olmayan bir alanda başlar: soğuyan volkanik lav, çekilen buzulların açıkta bıraktığı kayalar, denizden yeni yükselen bir ada. Böyle bir yere ilk yerleşen canlılara öncü tür denir. Çıplak kayada öncü canlılar çoğunlukla likenlerdir. Likenler salgıladıkları asitlerle kayanın yüzeyini yavaş yavaş aşındırır; öldüklerinde bıraktıkları organik madde kaya parçacıklarıyla karışarak ilk ince toprak tabakasını oluşturur. Bu ince toprakta karayosunları yaşayabilir. Toprak kalınlaştıkça otsu bitkiler, ardından çalılar ve sonunda ağaçlar yerleşir. Önce ışığı seven, hızlı büyüyen ağaçlar gelir; zamanla onların gölgesinde çimlenebilen ağaç türleri ormanı devralır.
İkincil süksesyon, var olan bir komünitenin bir yangın, sel, ağaç kesimi ya da tarımın bırakılması gibi nedenlerle ortadan kalktığı ama toprağın yerinde kaldığı bir alanda başlar. Toprak ve içindeki tohumlar, kökler ve mikroorganizmalar hazır olduğu için ikincil süksesyon birincil süksesyondan çok daha hızlı ilerler. Terk edilmiş bir tarlada öncü canlılar genellikle hızla yayılan tek yıllık otsu bitkilerdir; onları çok yıllık otlar, çalılar ve ağaçlar izler.
Süksesyon ilerledikçe genellikle toprak derinleşir ve organik maddesi artar, tür çeşitliliği ve toplam biyokütle artar, besin ağı karmaşıklaşır, komünite daha kararlı hâle gelir. Süksesyonun sonunda, iklim ve toprak koşulları değişmedikçe uzun süre büyük ölçüde aynı kalan, kendini sürdürebilen komüniteye klimaks komünite denir. Klimakste üretim ile tüketim yaklaşık dengededir. Klimaks komünitenin türü iklime bağlıdır: yağışlı bölgelerde orman, daha kurak bölgelerde çayır ya da bozkır olabilir.
Popülasyon: büyüklük, yoğunluk ve dağılım
Belirli bir alanda, belirli bir zamanda yaşayan ve aynı türe ait bireylerin oluşturduğu topluluğa popülasyon denir. Popülasyonun özellikleri tek bir bireyde görülmez: birey doğar ve ölür, ama popülasyonun doğum oranı, ölüm oranı, yaş dağılımı ve büyüme hızı vardır.
Popülasyon büyüklüğü popülasyondaki birey sayısıdır. Birim alanda (karada) ya da birim hacimde (suda) bulunan birey sayısına popülasyon yoğunluğu denir: $$ \text{yoğunluk} = \frac{\text{birey sayısı}}{\text{alan (ya da hacim)}} $$ 6 hektarlık bir çayırda 900 tarla faresi varsa yoğunluk hektar başına 150 faredir. Büyük bir alandaki bireylerin hepsini saymak çoğu zaman mümkün olmadığı için ekologlar alanın içinden seçtikleri eşit büyüklükte örnek karelerdeki bireyleri sayar ve sonucu bütün alana oranlar.
Bireylerin alan içinde nasıl yerleştiğine dağılım şekli denir. Üç temel dağılım şekli vardır:
- Kümeli dağılım: Bireyler öbekler hâlinde bulunur. Doğada en sık görülen dağılımdır. Kaynaklar (su, besin, uygun toprak) öbekli olduğunda, bireyler sürü ya da koloni hâlinde yaşadığında (balık sürüleri, kurt sürüleri) ya da tohumlar ana bitkinin yakınına düştüğünde görülür.
- Düzenli dağılım: Bireyler birbirinden yaklaşık eşit uzaklıktadır. Bireyler arasındaki karşılıklı itişmenin sonucudur: kuşların ve penguenlerin yuva yerlerini savunması, bazı çöl bitkilerinin köklerinin sınırlı suyu çevrelerinde paylaştırmaması gibi.
- Rastgele dağılım: Bir bireyin konumu diğerlerininkinden bağımsızdır. Kaynakların alana eşit dağıldığı ve bireylerin birbirini çekmediği ya da itmediği durumlarda görülür; rüzgârla taşınan tohumlardan gelişen bazı bitkiler buna örnektir. Doğada en az görülen dağılımdır.
Popülasyon büyüklüğünü değiştiren etkenler
Bir popülasyona yeni bireyler iki yolla katılır: doğum ve dışarıdan göçle gelme. Bireyler de iki yolla ayrılır: ölüm ve dışarıya göçle gitme. Buna göre belirli bir sürede popülasyon büyüklüğündeki değişim şöyle bulunur: $$ \Delta N = (\text{doğum} + \text{gelen göç}) - (\text{ölüm} + \text{giden göç}) $$ Toplam artıyorsa popülasyon büyür, azalıyorsa küçülür, sıfırsa popülasyon büyüklüğü değişmez. Değişimin başlangıç büyüklüğüne oranı büyüme oranıdır; yüzde ya da binde olarak verilir. 1 000 bireylik bir popülasyona bir yılda 120 birey eklenirse büyüme oranı %12'dir. Doğum ve ölüm oranları da çoğunlukla bu şekilde, popülasyon büyüklüğüne göre verilir: 2 000 bireylik bir popülasyonda doğum oranı %10 ise o yıl 200 yavru doğmuştur.
Biyotik potansiyel, çevre direnci ve üstel büyüme
Bir türün en uygun koşullarda, hiçbir sınırlama olmadan gösterebileceği en yüksek üreme gücüne biyotik potansiyel denir. Bir seferde doğan yavru sayısı, yılda kaç kez üreme olduğu, üremeye başlama yaşı ve üreme döneminin uzunluğu biyotik potansiyeli belirler. Bakteriler ve böcekler gibi kısa sürede çok yavru veren canlıların biyotik potansiyeli çok yüksektir.
Besin ve yaşam alanı sınırsız olsaydı popülasyon biyotik potansiyeline uygun olarak büyürdü. Her zaman aralığında popülasyon belirli bir oranda artar; yani artışın kendisi popülasyon büyüdükçe büyür. 20 dakikada bir bölünen bir bakteri, uygun bir besiyerinde 1 saatte \(2^{3} = 8\) katına, 3 saatte \(2^{9} = 512\) katına çıkar. Bu tür büyümeye üstel büyüme denir ve grafiği J şeklindedir: $$ \frac{dN}{dt} = rN $$ Burada \(N\) birey sayısı, \(r\) birey başına büyüme oranı (doğum oranı ile ölüm oranının farkı), \(\frac{dN}{dt}\) ise birim zamanda popülasyona eklenen birey sayısıdır. Birey sayısı arttıkça eklenen birey sayısı da artar; eğri giderek dikleşir. Üstel büyüme doğada ancak kısa süreler için görülür: yeni bir ortama ulaşan istilacı türlerde, bir felaketten sonra boş kalan alanlara yerleşen türlerde ya da taze besiyerine aktarılan bakterilerde.
Lojistik büyüme ve taşıma kapasitesi
Gerçekte hiçbir ortamın kaynakları sınırsız değildir. Popülasyonun büyümesini sınırlayan bütün etkenlerin (besin ve su azlığı, yer darlığı, avcılar, hastalıklar, atıkların birikmesi) toplamına çevre direnci denir. Çevre direnci, popülasyonun biyotik potansiyeline ulaşmasını engeller. Bir ortamın, kaynaklarını tüketmeden uzun süre besleyebileceği en fazla birey sayısına taşıma kapasitesi (K) denir.
Çevre direnci altında büyüyen bir popülasyon önce yavaş, sonra hızla artar; birey sayısı taşıma kapasitesine yaklaştıkça büyüme yavaşlar ve popülasyon K civarında dengelenir. Bu büyümeye lojistik büyüme denir ve grafiği S şeklindedir: $$ \frac{dN}{dt} = rN\left(1 - \frac{N}{K}\right) $$ Parantez içindeki çarpan, taşıma kapasitesinin ne kadarının hâlâ boş olduğunu gösterir. \(N\) küçükken bu çarpan 1'e yakındır ve büyüme neredeyse üsteldir. \(N\), \(K\)'ye yaklaştıkça çarpan sıfıra yaklaşır ve büyüme durur. \(N\) bir nedenle \(K\)'yi aşarsa çarpan negatif olur ve popülasyon küçülür.
Lojistik büyümede birim zamanda eklenen birey sayısı en çok \(N = \frac{K}{2}\) olduğunda olur. Nedenini formülden görebiliriz: \(N\) çok küçükken çoğalan birey azdır; \(N\), \(K\)'ye yakınken ise kaynak azdır. İki çarpanın çarpımı \(N\left(1 - \frac{N}{K}\right)\), tam ortada en büyüktür. Örneğin \(K = 1\,000\) ve \(r = 0{,}5\) ise:
- \(N = 200\) iken \(\frac{dN}{dt} = 0{,}5 \cdot 200 \cdot 0{,}8 = 80\)
- \(N = 500\) iken \(\frac{dN}{dt} = 0{,}5 \cdot 500 \cdot 0{,}5 = 125\)
- \(N = 800\) iken \(\frac{dN}{dt} = 0{,}5 \cdot 800 \cdot 0{,}2 = 80\)
S eğrisinin en dik olduğu nokta (büküm noktası) bu yüzden eğrinin tam ortasıdır. Grafik sorularında "artışın en hızlı olduğu aralık" eğrinin en dik olduğu aralık, yani birey sayısının yaklaşık \(\frac{K}{2}\)'yi geçtiği aralıktır.
Taşıma kapasitesi sabit bir sayı değildir; iklim, besin miktarı ve diğer türlerin varlığıyla değişir. Doğal popülasyonlar genellikle K'nin çevresinde küçük dalgalanmalar gösterir. Bir popülasyon taşıma kapasitesini çok aşarsa kaynaklarını tüketir ve ani bir çöküş yaşayabilir.
Yoğunluğa bağlı ve yoğunluktan bağımsız faktörler
Popülasyon büyüklüğünü sınırlayan etkenler iki gruba ayrılır.
Yoğunluğa bağlı faktörler, popülasyon yoğunluğu arttıkça etkisi artan etkenlerdir. Kalabalık bir popülasyonda birey başına düşen besin ve su azalır, yuva ve barınak yerleri yetmez, tür içi rekabet şiddetlenir. Bulaşıcı hastalıklar ve parazitler bireyler arasında daha kolay yayılır. Avcılar bol olan avı daha çok avlar. Kapalı ortamlarda atık maddeler birikir; mayaların fermantasyonla ürettiği alkolün kültürde birikerek mayaların çoğalmasını durdurması buna örnektir. Bu etkenler popülasyonu taşıma kapasitesine doğru iter ve lojistik büyümenin nedenidir.
Yoğunluktan bağımsız faktörler, popülasyonun kalabalık ya da seyrek olmasına bakmadan etki eden etkenlerdir. Ani don, kuraklık, sel, orman yangını, kasırga, volkanik patlama ve aşırı sıcaklıklar bunlara örnektir. Erken gelen bir don, 10 bireylik bir böcek popülasyonunun da 10 000 bireylik bir popülasyonun da büyük bölümünü öldürebilir.
Yaş piramitleri
Bir popülasyondaki bireylerin yaş gruplarına göre dağılımı, yatay çubuklarla çizilen yaş piramidi ile gösterilir. Çubukların uzunluğu o yaş grubundaki bireylerin sayısını ya da toplam nüfustaki yüzdesini, sol ve sağ taraf da erkek ve kadınları gösterir. Bireyler üç gruba ayrılabilir: henüz üreme çağına gelmemiş gençler, üreme çağındakiler ve üreme çağını geçmiş olanlar. Piramidin şekli popülasyonun gelecekte nasıl değişeceği hakkında bilgi verir:
- Genişleyen (büyüyen) piramit: Tabanı geniştir; genç bireylerin oranı yüksektir. Doğum oranı yüksektir ve bu gençler üreme çağına geldikçe nüfus artmaya devam edecektir. Birçok gelişmekte olan ülkenin, örneğin Nijer'in piramidi böyledir.
- Durağan piramit: Alt ve orta yaş gruplarının oranları birbirine yakındır. Doğum ve ölüm oranları yaklaşık dengededir; nüfus büyük ölçüde sabit kalır.
- Daralan (küçülen) piramit: Tabanı orta yaş gruplarından dardır. Doğum oranı düşüktür; üreme çağına girecek birey sayısı azaldığı için nüfus zamanla azalabilir. Japonya ve İtalya gibi ülkelerin piramitleri bu şekle yakındır.
Türkiye'de kadın başına düşen ortalama çocuk sayısı son yıllarda, nüfusun kendini yenilemesi için gereken yaklaşık 2,1 düzeyinin altına inmiştir. Bu yüzden Türkiye'nin yaş piramidinin tabanı daralmaya, yaşlı nüfusun oranı artmaya başlamıştır.
Hayatta kalma eğrileri
Aynı anda doğan bireylerin yaşla birlikte ne kadarının hayatta kaldığını gösteren grafiğe hayatta kalma eğrisi denir. Dikey eksen genellikle logaritmik çizilir (1, 10, 100, 1 000); böylece her yaşta ölüm olasılığı aynı olan bir popülasyon düz bir çizgi verir. Üç temel eğri tipi vardır:
- Tip I: Bireylerin çoğu uzun yaşar, ölümler yaşlılık döneminde yoğunlaşır. Az sayıda yavru veren ve yavrularına uzun süre bakan insan ve fil gibi büyük memelilerde görülür.
- Tip II: Her yaşta ölüm olasılığı yaklaşık aynıdır; eğri logaritmik eksende düz bir çizgidir. Birçok kuş, bazı kemirgenler ve kertenkeleler bu tipe yakındır.
- Tip III: Ölümler yaşamın ilk dönemlerinde çok yüksektir; erken dönemi atlatan az sayıda birey uzun yaşar. Çok sayıda yumurta ya da tohum bırakan, yavru bakımı yapmayan istiridyeler, birçok balık türü ve birçok bitki bu tiptedir.
Yavru sayısı ile yavru bakımı arasında bir denge vardır: Tip III türler binlerce yavrudan birkaçının hayatta kalmasıyla, tip I türler ise az sayıda yavruyu uzun süre koruyarak popülasyonlarını sürdürür.
İnsan nüfusunun büyümesi
İnsan nüfusu binlerce yıl boyunca çok yavaş arttı; yüksek bebek ölümleri, salgın hastalıklar ve kıtlıklar ölüm oranını doğum oranına yakın tutuyordu. Dünya nüfusu 1800'lerin başında 1 milyara ulaştı. Tarımda verimin artması, temiz su ve hijyen, aşılar ve antibiyotikler ölüm oranını, özellikle bebek ve çocuk ölümlerini büyük ölçüde düşürdü. Doğum oranı bir süre yüksek kalınca nüfus J eğrisine benzer biçimde hızla arttı: 2 milyara 1927'de, 3 milyara 1960'ta ulaşan nüfus, Birleşmiş Milletlere göre 2022'nin Kasım ayında 8 milyarı aştı.
Bugün nüfus artmaya devam etmekle birlikte yıllık artış hızı (yüzde olarak) 1960'larda %2'nin üzerindeyken günümüzde %1'in altına inmiştir. Birçok ülkede doğum oranları düşmüş, yaş piramitleri daralmaya başlamıştır. İnsan da diğer canlılar gibi besin, su, enerji ve alan gibi sınırlı kaynaklara bağlıdır; Dünya'nın insan için taşıma kapasitesi teknolojiye ve tüketim alışkanlıklarına göre değişse de sınırsız değildir.
Formüller
Çözümlü örnekler
Aşağıdaki türler arasındaki ilişkiler, birinci türden başlayarak (+), (−) ve (0) işaretleriyle nasıl gösterilir? (a) mikoriza mantarı ve çam ağacı, (b) vantuz balığı ve köpek balığı, (c) pire ve köpek, (d) aynı çayırda aynı otlarla beslenen iki çekirge türü, (e) kartal ve tavşan.
- (a) Mantar ağaçtan organik besin alır, ağacın su ve mineral almasını kolaylaştırır; iki taraf da yarar görür: +/+, mutualizm.
- (b) Vantuz balığı taşınır ve artıklarla beslenir, köpek balığı etkilenmez: +/0, kommensalizm.
- (c) Pire köpeğin kanıyla beslenir ve ona zarar verir, onu öldürmez: +/−, parazitlik. (e) Kartal tavşanı öldürüp yer: +/−, avcılık.
- (d) İki tür aynı sınırlı besini paylaşır; her biri diğerinin varlığından zarar görür: −/−, rekabet.
Cevap: a +/+ mutualizm, b +/0 kommensalizm, c +/− parazitlik, d −/− rekabet, e +/− avcılık
Bir araştırmacı iki gölette kurbağa sayımı yapıyor. 3 hektarlık K göletinde 450, 1,2 hektarlık L göletinde 240 kurbağa sayılıyor. Hangi göletteki popülasyonun yoğunluğu daha fazladır?
- Yoğunluk, birey sayısının alana bölümüdür.
- K göletinde \(450 \div 3 = 150\), L göletinde \(240 \div 1{,}2 = 200\) birey/hektardır.
- L'deki kurbağa sayısı daha az olduğu hâlde, alan daha küçük olduğu için yoğunluk L'de daha fazladır. Birey sayısı ile yoğunluk aynı şey değildir.
Cevap: K'de 150, L'de 200 birey/hektar; yoğunluk L'de daha fazla
Bir adadaki tavşan popülasyonunda yıl başında 800 birey vardır. Yıl içinde 150 yavru doğmuş, 90 birey ölmüş; adaya 25 birey gelmiş, adadan 45 birey ayrılmıştır. Yıl sonundaki birey sayısını ve büyüme oranını bulunuz.
- Popülasyona katılanlar: doğum ve gelen göç, \(150 + 25 = 175\).
- Popülasyondan ayrılanlar: ölüm ve giden göç, \(90 + 45 = 135\).
- \(\Delta N = 175 - 135 = 40\); yıl sonunda \(800 + 40 = 840\) birey vardır.
- Büyüme oranı \(\frac{40}{800} \cdot 100 = \%5\).
Cevap: 840 birey; %5
Uygun koşullarda her 20 dakikada bir bölünen bir bakteri türünden besiyerine 1 000 hücre konuyor. Hiçbir sınırlama olmadığı varsayılırsa 3 saat sonra kaç hücre olur? İlk saatte ve üçüncü saatte kaç hücre eklenir?
- Bir saatte 3 bölünme olur; 3 saatte \(3 \cdot 3 = 9\) bölünme vardır.
- 3 saat sonra \(1\,000 \cdot 2^{9} = 512\,000\) hücre olur.
- 1. saatin sonunda \(1\,000 \cdot 2^{3} = 8\,000\), 2. saatin sonunda \(64\,000\) hücre vardır.
- İlk saatte \(8\,000 - 1\,000 = 7\,000\), üçüncü saatte \(512\,000 - 64\,000 = 448\,000\) hücre eklenir. Aynı süre içinde eklenen hücre sayısı her saat artmaktadır: J eğrisi giderek dikleşir.
Cevap: 512 000 hücre; ilk saatte 7 000, üçüncü saatte 448 000 hücre eklenir
Taşıma kapasitesi 2 000 olan bir geyik popülasyonu \(\frac{dN}{dt} = rN\left(1 - \frac{N}{K}\right)\) bağıntısına uygun büyümektedir ve \(r = 0{,}3\) /yıl'dır. Popülasyon 400, 1 000 ve 1 800 bireyken bir yılda eklenen birey sayıları yaklaşık kaçtır ve artış hangisinde en hızlıdır?
- \(N = 400\): \(0{,}3 \cdot 400 \cdot \left(1 - \frac{400}{2\,000}\right) = 120 \cdot 0{,}8 = 96\).
- \(N = 1\,000\): \(0{,}3 \cdot 1\,000 \cdot 0{,}5 = 150\).
- \(N = 1\,800\): \(0{,}3 \cdot 1\,800 \cdot 0{,}1 = 54\).
- En hızlı artış \(N = \frac{K}{2} = 1\,000\) iken olur. 1 800 bireyde birey sayısı fazla olsa da kaynaklar azaldığı için eklenen birey sayısı en azdır.
Cevap: 96, 150 ve 54; en hızlı artış 1 000 bireyken
Anlatımdaki av-avcı grafiğinde av ve avcı popülasyonlarının tepe noktaları neden aynı anda oluşmaz? Avcı sayısının en yüksek olduğu anda av popülasyonu artmakta mı, azalmakta mıdır?
- Av popülasyonu çoğaldıkça avcılar daha kolay beslenir ve daha çok yavru yetiştirir; avcı sayısının artması için önce avın bollaşması gerekir.
- Bu yüzden avcının tepe noktası, avın tepe noktasından bir süre sonra gelir. Grafikte avın tepesi yaklaşık 18. zaman biriminde, avcınınki yaklaşık 21. zaman biriminde oluşur.
- Avcı sayısı en yüksek olduğunda av üzerindeki baskı en fazladır; bu anda av eğrisi hızla düşmektedir.
Cevap: Avcı, av bollaştıktan sonra çoğalır; avcı tepesi avınkinden sonra gelir ve o anda av popülasyonu azalmaktadır
Anlatımdaki Gause deneyinde iki paramesyum türü ayrı tüplerde dengeye ulaşırken aynı tüpte P. caudatum ortadan kalkmıştır. Bu sonuç hangi ilkeyle açıklanır? P. caudatum'un birlikte yaşayabileceği bir türle nasıl bir deney sonucu beklenir?
- Ayrı tüplerde iki tür de çoğalabildiğine göre ortam koşulları ikisine de uygundur; birlikte kültürde P. caudatum'un yok olmasının nedeni diğer türdür.
- P. aurelia P. caudatum'u avlamaz; iki tür aynı besin için yarışır. Besini daha verimli kullanan P. aurelia rekabeti kazanır. Bu, nişleri aynı olan iki türün birlikte uzun süre yaşayamayacağını söyleyen rekabetçi dışlama ilkesidir.
- Nişi farklı olan bir türle (örneğin tüpün dibindeki besini kullanan bir türle) birlikte yetiştirildiğinde iki türün de yaşamaya devam etmesi beklenir; bu durum niş ayrımıdır.
Cevap: Rekabetçi dışlama ilkesi; nişi farklı bir türle iki tür de yaşamaya devam eder (niş ayrımı)
Bir çam ormanında çıkan yangından sonra alanda zaman içinde şu komüniteler görülüyor: (a) çalılar, (b) tek yıllık otsu bitkiler, (c) çam fidanlarından oluşan genç orman, (d) meşe ve çamdan oluşan yaşlı orman, (e) çok yıllık otlar. Bu komüniteler hangi sırayla oluşur? Bu süksesyon birincil mi, ikincil midir?
- Yangında bitki örtüsü yanmış ama toprak yerinde kalmıştır: süksesyon ikincildir. Öncüler liken değil, topraktaki tohumlardan hızla çıkan tek yıllık otlardır (b).
- Tek yıllık otları çok yıllık otlar (e), onları çalılar (a) izler.
- Işığı seven çam fidanları açık alanda büyüyerek genç ormanı oluşturur (c); zamanla gölgeye dayanıklı türlerin de katıldığı yaşlı orman (d) klimaksa yaklaşır.
Cevap: b, e, a, c, d; ikincil süksesyon
İki ülkenin nüfusunun yaş gruplarına göre yüzde dağılımı şöyledir. X ülkesi: 0–14 yaş %42, 15–64 yaş %55, 65 ve üzeri %3. Y ülkesi: 0–14 yaş %13, 15–64 yaş %59, 65 ve üzeri %28. Hangi ülkenin yaş piramidi genişleyen tiptedir ve hangisinde ileride nüfusun azalması beklenir?
- X'te gençlerin oranı (%42) çok yüksek, yaşlıların oranı (%3) düşüktür: piramidin tabanı geniştir, genişleyen tiptedir.
- Bu gençler üreme çağına geldikçe X'in nüfusu artmaya devam edecektir.
- Y'de 0–14 yaş grubu (%13), 65 yaş ve üzeri grubun (%28) bile altındadır; piramidin tabanı dardır, daralan tiptedir. Doğum oranı düşük olduğu için ileride nüfusun azalması beklenir.
Cevap: X genişleyen; nüfusun azalması Y'de beklenir
Sık yapılan hatalar
- Kommensalizmi parazitlikle karıştırmak: ev sahibi tür zarar görüyorsa ilişki kommensalizm değildir. Epifit orkide (+/0) ile ökseotu (+/−) bu yüzden farklıdır.
- Ökseotunun fotosentez yapmadığını sanmak: ökseotu yeşildir ve fotosentez yapar, konaktan yalnızca su ve mineral alır (yarı parazit). Fotosentez yapamayan tam parazit küsküttür.
- Rekabetçi dışlamada kaybeden türün avlandığını düşünmek: kazanan tür kaybedeni avlamaz, aynı kaynağı daha verimli kullanır.
- Av-avcı grafiğinde tepesi önce gelen eğriyi avcı sanmak: avcının tepesi avınkini gecikmeyle izler; avcı sayısı da çoğunlukla avınkinden azdır.
- Her süksesyonda öncü türün liken olduğunu sanmak: liken birincil süksesyonun öncüsüdür; ikincil süksesyon toprakla başladığı için öncüler otsu bitkilerdir.
- Lojistik büyümede en hızlı artışın K'ye ulaşıldığında olduğunu düşünmek: birey sayısı en fazla K'de, birim zamandaki artış ise en fazla \(\frac{K}{2}\)'de olur.
- Göç hesabında gelen ve giden göçü karıştırmak ya da göçü hesaba hiç katmamak.
- Salgın hastalığı yoğunluktan bağımsız saymak: hastalık kalabalık popülasyonda daha hızlı yayılır, yoğunluğa bağlıdır. Ani don, sel ve yangın ise yoğunluktan bağımsızdır.
- Tür zenginliği ile tür çeşitliliğini aynı sanmak: tür sayısı aynı olan iki komüniteden bireyleri türlere daha dengeli dağılmış olan daha çeşitlidir.
Alaska açıklarındaki St. Matthew Adası, taşıma kapasitesinin aşılmasının ne demek olduğunu gösteren bilinen bir örnektir. 1944'te, adada kurt ya da başka bir avcı bulunmadığı bir dönemde adaya 29 ren geyiği bırakıldı. Bol liken ve hiç avcı olmadığı için geyikler J eğrisine benzer biçimde çoğaldı ve 1963'te sayıları 6 000 civarına ulaştı. Yıllarca otlanan likenler yenilenemedi; çok sert geçen 1963–1964 kışında besin bulamayan geyiklerin neredeyse tamamı öldü ve birkaç yıl sonra adada yalnızca birkaç düzine geyik kalmıştı. Bu hikâyede biyotik potansiyel, avcının yokluğu, yoğunluğa bağlı bir sınırlayıcı (besin) ile yoğunluktan bağımsız bir etkenin (sert kış) birleşmesi ve taşıma kapasitesinin aşılması bir aradadır. Yaban hayatı yöneticileri bu yüzden bir türün sayısına karar verirken o türün avcılarını, besin kaynaklarını ve bölgenin taşıma kapasitesini birlikte düşünür.
Konu testi
27 soru. Bir seçeneğe dokun; doğru cevap ve çözüm hemen açılır.
Likeni oluşturan mantar ile alg arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisidir?
Alg fotosentezle organik besin üretir, mantar su ve mineralleri tutar ve algi korur; iki taraf da yarar görür (+/+). İki türün de yararlandığı simbiyotik ilişki mutualizmdir.
Bir çayırın 2,5 hektarlık bölümünde yapılan sayımda 600 tarla faresi bulunmuştur. Bu fare popülasyonunun yoğunluğu hektar başına kaç bireydir?
Yoğunluk birey sayısının alana bölümüdür: \(600 \div 2{,}5 = 240\) birey/hektar.
Ökseotu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Ökseotu yeşil bir bitkidir, kendi organik besinini fotosentezle üretir; emeçleriyle konağın odun borularından su ve mineral alır. Bu yüzden yarı parazittir. Organik besini de konaktan alan tam parazit küsküttür. Ağaçtan hiçbir şey almadan yalnızca ona tutunan bitkiler epifittir ve kommensal yaşar.
Aşağıdaki şekilde üç farklı popülasyondaki bireylerin yaşadıkları alan içindeki konumları gösterilmiştir.
K, L ve M popülasyonlarının dağılım şekilleri aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
L'de bireyler öbekler oluşturmuştur: kümeli dağılım. M'de bireyler arasındaki uzaklıklar yaklaşık eşittir: düzenli dağılım. K'de belirli bir düzen ya da öbeklenme yoktur; bireylerin konumu birbirinden bağımsızdır: rastgele dağılım.
Volkanik bir patlamadan sonra soğuyarak katılaşan lav üzerinde başlayan süksesyonda ilk yerleşen öncü canlılar genellikle aşağıdakilerden hangisidir?
Lav üzerinde toprak yoktur; süksesyon birincildir. Çıplak kayaya ilk yerleşenler, asit salgılayarak kayayı aşındıran ve öldüklerinde organik madde bırakan likenlerdir. Otsu bitkiler, eğreltiler, çalılar ve ağaçlar ancak toprak oluştuktan sonra yerleşebilir.
Aşağıdakilerden hangisi bir popülasyonun büyüklüğünü yoğunluktan bağımsız olarak sınırlayan bir etkendir?
Besin kıtlığı, rekabet, salgın hastalık ve avcı baskısı popülasyon kalabalıklaştıkça şiddetlenir; yoğunluğa bağlıdır. Ani don popülasyon seyrek de olsa kalabalık da olsa bireylerin önemli bir kısmını öldürebilir; yoğunluktan bağımsızdır.
Bir göldeki sazan popülasyonunda yıl başında 1 200 birey vardır. Yıl içinde 340 yavru doğmuş, 180 birey ölmüş, göle bağlanan derelerden göle 60 birey gelmiş ve gölden derelere 100 birey gitmiştir. Buna göre yıl sonunda popülasyonda kaç birey bulunur?
Katılanlar: doğum ve gelen göç, \(340 + 60 = 400\). Ayrılanlar: ölüm ve giden göç, \(180 + 100 = 280\). \(1\,200 + 400 - 280 = 1\,320\) birey.
Aşağıdaki grafikte bir popülasyonun birey sayısının zamana göre değişimi verilmiştir. Zaman ekseni eşit uzunlukta beş aralığa bölünmüştür.
Buna göre birim zamanda popülasyona eklenen birey sayısı ortalama olarak en fazla hangi aralıktadır?
Eşit süreli aralıklarda en çok birey, eğrinin en dik olduğu aralıkta eklenir. Birey sayısı III. aralıkta yaklaşık 340'tan 655'e çıkar; yaklaşık 310 birey eklenir. S eğrisinin en dik noktası birey sayısının taşıma kapasitesinin (yaklaşık 800) yarısı olan 400'ü geçtiği andır; bu an III. aralığın içindedir. Sonraki aralıklarda çevre direnci arttığı için artış yavaşlar.
Aşağıdaki grafikte aynı ekosistemde yaşayan ve aralarında av-avcı ilişkisi bulunan K ve L türlerinin birey sayılarının zamanla değişimi verilmiştir.
Buna göre
- I.L türü, K türünün avcısıdır.
- II.L'nin birey sayısı en yüksek olduğu anda K'nin birey sayısı artmaktadır.
- III.K'nin birey sayısı en düşük olduğu anda L'nin birey sayısı azalmaktadır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
L'nin tepe noktaları K'ninkileri her seferinde gecikmeyle izler ve L'nin sayısı K'ninkinden azdır: L avcı, K avdır. L en kalabalıkken av üzerindeki baskı en fazladır ve K azalmaktadır; II yanlıştır. K en azken avcılar yeterli besin bulamaz; bu anda L'nin eğrisi düşmektedir. III doğrudur.
Aşağıdaki tabloda bazı türler arası ilişkiler ve bu ilişkilerde türlerin nasıl etkilendiği verilmiştir. (+): yarar görür, (−): zarar görür, (0): etkilenmez.
| İlişki ve örnek | 1. tür | 2. tür |
|---|---|---|
| I. Kommensalizm: vantuz balığı (1), köpek balığı (2) | + | 0 |
| II. Parazitlik: küsküt (1), yonca (2) | + | + |
| III. Rekabet: aynı otlarla beslenen iki çekirge türü | − | − |
Tablodaki satırlardan hangilerinde türlerin etkilenme biçimi doğru verilmiştir?
Vantuz balığı taşınır ve artıklarla beslenir, köpek balığı etkilenmez: +/0 doğrudur. Küsküt yoncanın suyunu, minerallerini ve organik besinini alarak ona zarar verir; yonca için işaret (−) olmalıdır, II yanlıştır. Aynı besini kullanan iki tür birbirinin kaynağını azaltır: −/− doğrudur.
Aşağıdaki şekilde K, L ve M ülkelerinin yaş piramitleri verilmiştir. Çubuklar her yaş grubundaki erkek ve kadınların toplam nüfustaki yüzdesini gösterir.
Buna göre
- I.K'nin nüfusunun yakın gelecekte artması beklenir.
- II.60 yaş ve üzerindeki bireylerin toplam nüfustaki oranı M'de K'dekinden azdır.
- III.0–14 yaş grubunun toplam nüfustaki oranı L'de M'dekinden fazladır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
K'nin piramidi genişleyen tiptedir: 0–14 yaş grubu nüfusun yaklaşık %40'ıdır ve bu gençler üreme çağına girdikçe nüfus artar. 60 yaş ve üzeri oran K'de yaklaşık %4, M'de yaklaşık %31'dir; II yanlıştır. 0–14 yaş grubu L'de yaklaşık %17,5, M'de yaklaşık %11,5'tir; III doğrudur.
X ve Y türlerinin ayrı ayrı ve aynı kültürde birlikte yetiştirildiği bir deneyde, iki türün birey sayılarının zamanla değişimi aşağıdaki grafiklerde verilmiştir. Kültürlerdeki diğer bütün koşullar aynıdır.
Buna göre X ile Y arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisidir?
Birlikte yetiştirildiklerinde X yaklaşık 100'den 165'e, Y yaklaşık 80'den 160'a ulaşmıştır. İki tür de diğerinin varlığından yarar görmektedir (+/+). Kommensalizmde türlerden biri etkilenmez; parazitlik, avcılık ve rekabette en az bir tür zarar görür.
Aşağıdaki grafikte bir popülasyonda birim zamanda eklenen birey sayısının (dN/dt) popülasyondaki birey sayısına (N) göre değişimi verilmiştir.
Buna göre
- I.Bu ortamın taşıma kapasitesi 600 bireydir.
- II.Popülasyon L noktasındayken birim zamanda eklenen birey sayısı en fazladır.
- III.Yoğunluğa bağlı sınırlayıcı faktörlerin etkisi M noktasında K noktasındakinden fazladır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Birey sayısı 600 olduğunda dN/dt sıfırdır; bu sayının üstünde (N noktası) popülasyon küçülür. Taşıma kapasitesi 600'dür. L noktası (N = 300) taşıma kapasitesinin yarısıdır ve grafiğin tepesidir; artış en hızlıdır. K ile M'de büyüme hızları eşittir, ama M'de birey sayısı daha fazla ve taşıma kapasitesine daha yakındır; birey başına düşen kaynak azdır ve yoğunluğa bağlı etkenler M'de daha güçlüdür. III de doğrudur.
Uygun bir besiyerinde her 20 dakikada bir bölünen bir bakteri türünden 500 hücre ekiliyor. Hiçbir sınırlayıcı etken olmadığı varsayılırsa 2 saat sonra besiyerinde kaç bakteri bulunur?
2 saatte \(120 \div 20 = 6\) bölünme olur. Her bölünmede hücre sayısı iki katına çıkar. \(500 \cdot 2^{6} = 500 \cdot 64 = 32\,000\) bakteri.
Lojistik büyüme gösteren bir popülasyonun yaşadığı ortamın taşıma kapasitesi 800 bireydir. Birim zamanda popülasyona eklenen birey sayısı, popülasyon kaç bireyken en fazladır?
Lojistik büyümede \(\frac{dN}{dt} = rN\left(1 - \frac{N}{K}\right)\) ifadesi \(N = \frac{K}{2}\) iken en büyüktür. \(\frac{800}{2} = 400\) birey. 800 bireyde ise büyüme durur.
Aşağıdaki ilişkilerden hangisi kommensalizme örnektir?
Vantuz balığı yarar görür, köpek balığı etkilenmez: +/0, kommensalizm. İşkembe bakterileri ve Rhizobium mutualizm (+/+), küsküt ve tenya parazitlik (+/−) örnekleridir.
Bir çam ormanında çıkan yangından sonra alanda başlayan süksesyonla ilgili
- I.Toprak yerinde kaldığı için genellikle çıplak kayada başlayan süksesyondan daha hızlı ilerler.
- II.İlk yerleşen öncü canlılar, kayayı aşındırarak toprak oluşturan likenlerdir.
- III.Klimaks komüniteye ulaşıldığında alandaki tür çeşitliliği, süksesyonun ilk yıllarındakinden azdır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Yangından sonra toprak, tohumlar ve kökler kaldığı için süksesyon ikincildir ve birincil süksesyondan hızlıdır. İkincil süksesyonda öncüler topraktaki tohumlardan çıkan otsu bitkilerdir; likenler birincil süksesyonun öncüsüdür. II yanlıştır. Süksesyon klimaksa doğru ilerledikçe tür çeşitliliği ve biyokütle genellikle artar; III yanlıştır.
Hayatta kalma eğrileriyle ilgili
- I.Tip I eğrisinde ölümler daha çok yaşlılık döneminde yoğunlaşır.
- II.Tip II eğrisinde ölümler yaşamın ilk dönemlerinde yoğunlaşır.
- III.Tip III eğrisi gösteren türler genellikle az sayıda yavru verir ve yavrularına uzun süre bakar.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Tip I'de (insan, büyük memeliler) bireylerin çoğu yaşlılığa ulaşır. Tip II'de ölüm olasılığı yaşla değişmez; ölümlerin erken dönemde yoğunlaşması tip III'ün özelliğidir, II yanlıştır. Tip III'te (istiridye, birçok balık) çok sayıda yavru verilir, bakım yapılmaz ve yavruların çoğu erken ölür. III yanlıştır.
Bir adadaki geyik popülasyonunda yıl başında 2 400 birey vardır. Yıl içinde doğan yavruların sayısı yıl başındaki birey sayısının %25'i, ölen bireylerin sayısı %15'i kadardır. Aynı yıl adaya 30 geyik gelmiş, adadan 90 geyik ayrılmıştır. Buna göre bu popülasyonun yıllık büyüme oranı yüzde kaçtır?
Doğum \(2\,400 \cdot 0{,}25 = 600\), ölüm \(2\,400 \cdot 0{,}15 = 360\); doğum ile ölümün farkı 240 birey. Göçle değişim \(30 - 90 = -60\). Toplam değişim \(240 - 60 = 180\) birey; yıl sonunda 2 580 geyik vardır. Büyüme oranı \(\frac{180}{2\,400} \cdot 100 = \%7{,}5\). Göç hesaba katılmasaydı %10 bulunurdu.
Bir adada geyikler ile onları avlayan kurtlar arasındaki av-avcı ilişkisi nedeniyle iki popülasyon da yıllardır düzenli dalgalanmalar göstermektedir. Kurtlar insanlar tarafından avlanarak adadan tamamen yok ediliyor.
Bu olaydan sonra geyik popülasyonu ile ilgili
- I.Kısa sürede geyik sayısı artar.
- II.Geyik sayısı hiçbir sınırlama olmadan, J eğrisine uygun olarak sürekli artar.
- III.Artan geyiklerin bitki örtüsünü tüketmesi, sonraki yıllarda geyik sayısında ani düşüşlere yol açabilir.
ifadelerinden hangileri beklenir?
Avcı baskısı kalkınca geyiklerin ölüm oranı düşer ve sayıları artar. Besin, alan ve hastalık gibi yoğunluğa bağlı etkenler çevre direnci oluşturur; artış taşıma kapasitesine yaklaştıkça yavaşlar, sınırsız sürmez. II yanlıştır. Geyik sayısı taşıma kapasitesini aşarsa bitki örtüsü tükenir; besin kıtlığı popülasyonda ani düşüşe neden olabilir.
Aynı besinle beslenen X ve Y paramesyum türleri ayrı tüplerde yetiştirildiğinde ikisi de çoğalarak dengeye ulaşmaktadır. İki tür aynı tüpte yetiştirildiğinde ise bir süre sonra Y türü tüpten tamamen kaybolmaktadır. X türü, Z türüyle aynı tüpte yetiştirildiğinde ise X'in tüpün üst kısmında, Z'nin tüpün dibinde beslendiği ve iki türün de yaşamaya devam ettiği görülmektedir.
Bu deneylerle ilgili
- I.X ile Y'nin ekolojik nişleri büyük ölçüde örtüşmektedir.
- II.X ile Z'nin birlikte yaşayabilmesi nişlerinin farklılaşmasıyla açıklanabilir.
- III.Y'nin X ile aynı tüpte kaybolmasının nedeni X'in Y'yi avlamasıdır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Aynı besini kullanan iki tür birlikte yaşayamamıştır; bu, nişleri örtüşen türler arasındaki rekabetçi dışlamadır. X ile Z tüpün farklı bölümlerindeki besini kullanarak kaynağı paylaşmıştır: niş ayrımı. Rekabetçi dışlamada kazanan tür kaybedeni avlamaz, ortak kaynağı daha verimli kullanarak onu ortamdan uzaklaştırır. III yanlıştır.
Çıplak bir kaya yüzeyinde başlayan bir süksesyonda zaman içinde şu canlı toplulukları baskın hâle gelmektedir:
K: Karayosunları L: Çalılar M: Likenler N: Otsu bitkiler P: Ağaçlar
Bu toplulukların ortaya çıkış sırası aşağıdakilerden hangisidir?
Toprak olmayan kayada öncü canlılar likenlerdir (M). Likenlerin oluşturduğu ince toprakta karayosunları (K) yaşar. Toprak kalınlaştıkça otsu bitkiler (N), sonra çalılar (L) ve en son ağaçlar (P) yerleşir. Ağaçlar klimaks komüniteyi oluşturur.
Üç komünitede bulunan türlerin birey sayıları aşağıdaki tabloda verilmiştir.
| Komünite | 1. tür | 2. tür | 3. tür | 4. tür | 5. tür |
|---|---|---|---|---|---|
| K | 20 | 20 | 20 | 20 | 20 |
| L | 84 | 4 | 4 | 4 | 4 |
| M | 34 | 33 | 33 | 0 | 0 |
Buna göre
- I.K ile L'nin tür zenginlikleri (tür sayıları) aynıdır.
- II.Tür çeşitliliği en fazla olan komünite K'dir.
- III.M'nin tür sayısı L'ninkinden az olduğu hâlde tür çeşitliliği L'ninkinden fazladır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
K ve L'nin ikisinde de 5 tür vardır; tür zenginlikleri aynıdır. K'de hem tür sayısı en fazladır (L ile birlikte) hem de bireyler beş türe eşit dağılmıştır; çeşitlilik en fazladır. L'de bireylerin %84'ü tek türe aittir; rastgele seçilen iki birey çoğunlukla aynı türdendir. M'de üç tür neredeyse eşit sayıdadır; tür sayısı az olsa da çeşitliliği L'ninkinden fazladır.
Taşıma kapasitesi 1 000 birey olan bir ortamda yaşayan bir popülasyonun büyümesi \(\frac{dN}{dt} = rN\left(1 - \frac{N}{K}\right)\) bağıntısına uymaktadır. Popülasyon 900 bireyken birim zamanda eklenen birey sayısı, 200 bireyken eklenen birey sayısının kaç katıdır?
\(N = 900\): \(r \cdot 900 \cdot 0{,}1 = 90r\). \(N = 200\): \(r \cdot 200 \cdot 0{,}8 = 160r\). Oran \(\frac{90r}{160r} = \frac{9}{16}\). Birey sayısı 900'de daha fazla olduğu hâlde kaynaklar azaldığı için artış daha yavaştır.
Küsküt ve ökseotu ile ilgili
- I.İkisi de konak bitkiden su ve mineral alır.
- II.İkisi de fotosentez yaparak kendi organik besinini üretir.
- III.Küsküt organik besini de konaktan alırken ökseotu organik besinini kendisi üretir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
İki parazit bitki de emeçlerini konağın iletim demetlerine sokarak su ve mineral alır. Ökseotu yeşildir ve fotosentez yapar (yarı parazit); küsküt fotosentez yapamaz ve organik besini de konaktan alır (tam parazit). II yanlış, III doğrudur.
Mutualizm, kommensalizm ve parazitlik ilişkileriyle ilgili
- I.İki farklı türün bireyleri arasında görülür.
- II.İlişkideki türlerden en az biri bu ilişkiden yarar sağlar.
- III.İlişkideki türlerden biri bu ilişkiden zarar görür.
ifadelerinden hangileri bu ilişkilerin üçü için de doğrudur?
Üç ilişki de farklı türler arasındaki simbiyotik ilişkilerdir ve her birinde en az bir tür yarar görür: mutualizm +/+, kommensalizm +/0, parazitlik +/−. Zarar gören bir tür yalnızca parazitlikte vardır; III üçü için de doğru değildir.
İnsan nüfusunun son iki yüzyıldaki değişimiyle ilgili
- I.Tarım, hijyen ve tıptaki gelişmelerin ölüm oranını düşürmesi nüfusun hızla artmasına katkıda bulunmuştur.
- II.Dünya nüfusunun yıllık artış hızı (yüzde olarak) günümüzde 1960'lardakinden yüksektir.
- III.İnsan da sınırlı kaynaklara bağlı olduğundan Dünya'nın insan için taşıma kapasitesi sınırsız değildir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Aşılar, antibiyotikler, temiz su ve verimli tarım özellikle bebek ve çocuk ölümlerini azaltmış, doğum oranı bir süre yüksek kalınca nüfus hızla artmıştır. Yıllık artış hızı 1960'larda %2'nin üzerindeyken bugün %1'in altına inmiştir; II yanlıştır. İnsan da besin, su ve alan gibi sınırlı kaynaklara bağlıdır; taşıma kapasitesi teknolojiyle değişse de sınırsız değildir.
İlerlemen bu tarayıcıda saklanıyor. Ücretsiz üye ol, her cihazda kaldığın yerden devam et.