YKS Biyoloji Haberlere dön
YKS 2027'ye 229 günTYT 19 Haziran 2027Türkiye geneli deneme: 29 Kasım Pazar, 11.00Ücretsiz kaydol
AYT 11. sınıf · 8. konu

Üriner Sistem (Boşaltım)

Azotlu atıklar, böbreğin ve nefronun yapısı, süzülme, geri emilim ve salgılama, plazma-süzüntü-idrar karşılaştırması, ADH ve aldosteronun böbrekteki etkisi, böbrek sağlığı.

Bu konuda öğreneceklerin
  • Amonyak, üre ve ürik asidin nasıl oluştuğunu, zehirlilik, su gereksinimi ve enerji bakımından karşılaştırılmasını, hangi canlıların hangi atığı ürettiğini
  • Üriner sistemin organlarını; böbreğin kabuk, öz ve böbrek havuzu bölümlerini; nefronun bölümlerini ve nefronu saran kan damarlarını
  • İdrar oluşumunun üç basamağını: glomerulusta süzülme, tübüllerde geri emilim ve salgılama; her basamakta hangi maddelerin hangi yolla taşındığını
  • Kan plazması, süzüntü ve idrarın bileşimini karşılaştıran tabloları ve nefron boyunca madde miktarı ile derişimindeki değişimi gösteren grafikleri okumayı
  • Böbreklerin su-tuz dengesi, kan basıncı ve pH düzenlenmesindeki rolünü; ADH ve aldosteronun böbrekteki etkisini
  • İdrar kesesinin boşaltılmasını, böbrek taşı ve böbrek yetmezliğini, diyaliz ve böbrek naklinin temel mantığını

Boşaltım ve azotlu atıklar

Hücrelerde sürekli gerçekleşen metabolik tepkimeler, işe yaramayan ya da birikirse zarar veren ürünler oluşturur. Bu ürünlerin vücuttan uzaklaştırılmasına boşaltım denir. Karbon dioksit ve suyun bir kısmı akciğerlerden, suyun ve tuzların bir kısmı terle deriden atılır. Karaciğer yıkılan alyuvarlardan kalan bilirubini safrayla bağırsağa verir. Ancak vücut sıvılarının bileşimini en ince ayrıntısına kadar ayarlayan ve azotlu atıkların asıl atıldığı organlar böbreklerdir.

Karbonhidratlar ve yağlar yıkıldığında yalnızca karbon dioksit ve su oluşur. Proteinlerin yapı taşı olan amino asitlerde ve nükleik asitlerde ise azot bulunur. Amino asitler enerji elde etmek için kullanılacağı ya da başka maddelere dönüştürüleceği zaman yapılarındaki amino grubu ayrılır ve amonyak (\(\text{NH}_3\)) oluşur. Amonyak çok zehirlidir ve vücutta birikmesine izin verilmez. Canlılar onu ya doğrudan atar ya da daha az zehirli bir maddeye dönüştürür.

  • Amonyak: En zehirli azotlu atıktır. Suda çok iyi çözünür, bu yüzden bol suyla seyreltilerek hemen atılmalıdır. Başka bir maddeye dönüştürülmediği için ek enerji harcanmaz. Suda yaşayan omurgasızlar, kemikli balıklar ve iki yaşamlıların suda yaşayan larvaları (iribaş) amonyak atar; amonyak bu canlılarda vücut yüzeyinden ya da solungaçlardan suya geçer.
  • Üre: Amonyaktan çok daha az zehirlidir, suda iyi çözünür. Karaciğerde amonyak ile karbon dioksitin birleştirildiği ve ATP harcanan bir tepkime dizisiyle, üre döngüsüyle (ornitin döngüsü) üretilir, kanla böbreklere taşınır. Memeliler, ergin iki yaşamlılar ve köpek balıkları gibi kıkırdaklı balıklar azotlu atığını çoğunlukla üre olarak atar.
  • Ürik asit: En az zehirli azotlu atıktır. Suda çok az çözündüğü için neredeyse katı bir macun hâlinde, çok az su kaybedilerek atılır. Yapımı ise en çok enerjiyi gerektirir. Kuşlar, sürüngenlerin çoğu (kertenkele, yılan), böcekler ve kara salyangozları ürik asit atar.
Azotlu atıklar
Amino asitlerden amonyak oluşur; karaciğer amonyağı üre döngüsüyle üreye dönüştürür. İnsanda az miktarda ürik asit de nükleik asitlerin azotlu bazlarının yıkımından gelir.

Atık tipi ile yaşam ortamı arasındaki ilişki

Bir canlının hangi azotlu atığı ürettiği, yaşadığı ortamda ne kadar su bulabildiğiyle ve embriyosunun nerede geliştiğiyle ilişkilidir. Bol su içinde yaşayan bir balık amonyağı çevresindeki suya kolayca verir; zehirli maddeyi seyreltecek su bitmez. Karada yaşayan bir memeli ise suyunu korumak zorundadır; üreyi derişik bir idrarla atar, bunun bedeli de üre yapımında harcanan enerjidir.

Kabuklu yumurta içinde gelişen kuş ve sürüngen embriyoları dışarıya atık veremez. Amonyak ya da üre yumurtanın içinde birikseydi embriyoyu zehirlerdi. Ürik asit ise suda çözünmediği için zehirsiz bir katı olarak embriyonik zarlardan birinin içinde depolanır ve su kaybettirmez. Memeli embriyosu ise ürettiği üreyi plasenta aracılığıyla annenin kanına verir.

Aynı canlıda yaşam evresine göre atık tipi değişebilir. Kurbağanın suda yaşayan larvası amonyak atarken, karaya çıkan ergin kurbağa çoğunlukla üre atar. İnsan da yalnızca üre üretmez: idrarında üre en bol azotlu atıktır, ama nükleik asitlerin yıkımından ürik asit, kaslardaki kreatin fosfatın yıkımından kreatinin ve tübül hücrelerinde oluşan az miktarda amonyak da bulunur. Kanda ürik asit fazlalaşınca eklemlerde kristalleşerek ağrılı gut hastalığına yol açabilir.

Üriner sistemin organları

İnsanda üriner sistem iki böbrek, iki üreter, bir idrar kesesi ve üretradan oluşur.

  • Böbrekler fasulye biçimli, yaklaşık bir yumruk büyüklüğünde organlardır. Karın boşluğunun arka duvarında, bel bölgesinde omurganın iki yanında bulunurlar. Karaciğer sağ tarafta yer kapladığı için sağ böbrek soldakinden biraz aşağıdadır. Her böbreğin üstünde bir böbrek üstü bezi oturur.
  • Böbreklere kan, aorttan ayrılan böbrek atardamarıyla gelir ve böbrek toplardamarıyla alt ana toplardamara döner. Kalbin pompaladığı kanın yaklaşık beşte biri böbreklere gider; böbrekler vücut ağırlığına oranla çok kan alan organlardır.
  • Üreterler, böbrekte oluşan idrarı idrar kesesine taşıyan ince borulardır. Duvarlarındaki düz kasların dalga biçimindeki kasılmalarıyla (peristaltizm) idrar kişi yatarken bile keseye ilerler.
  • İdrar kesesi duvarı düz kaslardan yapılmış, esnek bir depodur. İdrar burada birikir ve belli aralıklarla boşaltılır.
  • Üretra, idrarı idrar kesesinden dışarı atan kanaldır. Erkekte daha uzundur ve hem idrarın hem spermin geçtiği ortak yoldur; kadında yalnızca idrar yolu olarak görev yapar.
Üriner sistem
Üriner sistemin organları ve böbreklerin kan damarları (önden görünüş; kişinin sağı şeklin solundadır).

Böbreğin yapısı

Böbrek boyuna kesildiğinde üç bölge görülür. En dışta, sert bir zarın altında kabuk (korteks) bulunur. Onun içinde, uçları böbreğin iç kenarına bakan koni biçimli piramitlerden oluşan öz (medulla) yer alır. Piramitlerin uçlarından süzülen idrar huni biçimli böbrek havuzunda toplanır ve buradan üretere geçer. Böbrek atardamarı, toplardamarı ve üreter böbreğe iç kenarındaki çukur bölgeden girer ya da çıkar.

Böbreğin boyuna kesiti
Böbrek cisimcikleri kabukta, Henle kulpları ve toplama kanallarının büyük kısmı özdeki piramitlerdedir. Toplama kanalları piramitlerin uçlarından böbrek havuzuna açılır.

Böbreğin yapı ve görev birimi nefrondur. Her böbrekte yaklaşık bir milyon nefron bulunur. Bir nefron şu bölümlerden oluşur:

  • Bowman kapsülü: Nefronun kabuktaki, çift katlı kap biçimindeki başlangıç kısmıdır. İçinde bir kılcal damar yumağı olan glomerulus bulunur. Bowman kapsülü ile glomerulus birlikte böbrek cisimciğini (Malpighi cisimciği) oluşturur.
  • Proksimal tübül: Kapsülden sonra gelen kıvrımlı borudur. Hücrelerinin tübül boşluğuna bakan yüzeyinde çok sayıda mikrovillus, içinde bol mitokondri bulunur. Mikrovilluslar emme yüzeyini genişletir, mitokondriler aktif taşıma için gereken ATP'yi sağlar.
  • Henle kulpu: Öze inen ve U biçiminde dönerek kabuğa geri çıkan kısımdır. İnen kol suya geçirgendir; çıkan kol suya geçirgen değildir ama \(\text{Na}^{+}\) ve \(\text{Cl}^{-}\) iyonlarını dışarı taşır.
  • Distal tübül: Kabukta yer alan ikinci kıvrımlı borudur.
  • Toplama kanalı: Birçok nefronun distal tübülü aynı toplama kanalına açılır. Toplama kanalları kabuktan özün içinden geçerek böbrek havuzuna ulaşır.

Nefronun kanla ilişkisi

Böbrek atardamarı böbrekte dallanarak her nefrona bir getirici atardamarcık gönderir. Getirici atardamarcık glomerulus kılcallarına ayrılır. Glomerulustan çıkan kan, bir toplardamara değil, ikinci bir atardamarcığa, götürücü atardamarcığa geçer. Götürücü atardamarcık yeniden kılcallara ayrılarak tübüllerin çevresini saran tübül çevresi kılcalları oluşturur. Bu kılcallardan toplanan kan böbrek toplardamarıyla böbreği terk eder.

Bu düzenin iki önemli sonucu vardır. Getirici atardamarcığın çapı götürücü atardamarcığınkinden büyüktür. Geniş bir damardan giren kanın çıkışı dar bir damarla sınırlandığı için glomerulus kılcallarında kan basıncı yüksek kalır; süzülmeyi sağlayan bu basınçtır. Ayrıca glomerulusta dokulara oksijen verilmediği için götürücü atardamarcıktaki kan hâlâ oksijence zengindir. Oksijen ve besin alışverişi tübül çevresi kılcallarda gerçekleşir.

Nefron ve kan damarları
Getirici atardamarcık glomerulusa kan getirir, götürücü atardamarcık glomerulustan çıkıp tübül çevresi kılcallara ayrılır. Kılcallar tübüllerden geri emilen maddeleri alır ve tübüllere salgılanacak maddeleri verir.

İdrar oluşumu: süzülme

İdrar üç basamakta oluşur: süzülme, geri emilim ve salgılama.

Süzülme, glomerulus kılcallarındaki kan basıncının etkisiyle kan plazmasının bir kısmının kılcal duvarından ve kapsülün iç katından geçerek Bowman kapsülünün boşluğuna itilmesidir. Böbreklerin harcadığı ATP'ye değil kalbin oluşturduğu kan basıncına dayanan pasif bir olaydır. Kapsüle geçen sıvıya süzüntü (glomerulus süzüntüsü) denir.

Glomerulus zarı bir elek gibi davranır. Su ve suda çözünmüş küçük moleküller (glikoz, amino asitler, vitaminler, \(\text{Na}^{+}\), \(\text{K}^{+}\), \(\text{Cl}^{-}\) gibi iyonlar, üre, ürik asit, kreatinin) serbestçe geçer. Kan hücreleri ve kan proteinleri gibi büyük yapılar geçemez. Bu yüzden süzüntünün bileşimi, proteinleri çıkarılmış kan plazmasına benzer: süzülen küçük moleküllerin süzüntüdeki derişimi plazmadakine eşittir.

İki böbrek günde yaklaşık 180 litre süzüntü oluşturur. Kan plazmasının hacmi yaklaşık 3 litre olduğuna göre plazmanın tamamı günde yaklaşık 60 kez süzülür. Oysa günlük idrar ancak 1 ila 2 litredir. Süzüntünün yüzde 99'dan fazlası, içindeki değerli maddelerle birlikte kana geri döndürülür.

Geri emilim

Geri emilim, süzüntüdeki yararlı maddelerin tübül hücreleri tarafından alınıp tübül çevresi kılcallara, yani kana geri verilmesidir. Geri emilimin büyük kısmı proksimal tübülde gerçekleşir.

  • Glikoz ve amino asitler: Normalde tamamına yakını proksimal tübülde aktif taşımayla geri emilir. Bu yüzden sağlıklı bir insanın idrarında glikoz ve amino asit bulunmaz.
  • \(\text{Na}^{+}\): Süzülen miktarın yaklaşık üçte ikisi proksimal tübülde, geri kalanın büyük bölümü Henle kulpunun çıkan kolunda, distal tübülde ve toplama kanalında aktif taşımayla geri emilir. \(\text{Cl}^{-}\) iyonları çoğunlukla \(\text{Na}^{+}\) iyonlarını izler.
  • Su: Tuzlar ve besin molekülleri geri emildikçe tübül çevresindeki sıvının yoğunluğu artar ve su osmozla geri emilir. Proksimal tübülde su da yaklaşık üçte iki oranında geri emilir; suyun geri kalanı Henle kulpunun inen kolunda, distal tübülde ve toplama kanalında emilir. Distal tübülün ve toplama kanalının suya geçirgenliği ADH hormonuyla ayarlanır.
  • Üre: Küçük bir molekül olduğu için difüzyonla kısmen geri emilir. Süzülen ürenin yaklaşık yarısı kana döner, kalanı idrarla atılır.

Henle kulpunun düzeni, böbreğin derişik idrar yapabilmesinin anahtarıdır. Çıkan kol suyu geçirmeden tuzları dışarı taşıdığı için böbrek özündeki doku sıvısının tuz derişimi kabuğa göre çok yüksektir. Toplama kanalı bu tuzlu özün içinden geçer. ADH varken toplama kanalının duvarı suya geçirgen olur ve su, osmozla derişik öze çekilir; idrar az ve koyu olur.

Glikozun böbrek eşiği
Basitleştirilmiş model: süzülen glikoz plazma derişimiyle doğru orantılı artar. Geri emilen glikoz, taşıyıcılar dolunca sabitlenir; eşikten sonra fazlası idrarla atılır.

Salgılama ve pH düzenlenmesi

Salgılama (tübüler salgılama), süzülmeyle tübüle yeterince geçmemiş bazı maddelerin tübül çevresi kılcallardan alınıp tübül hücreleri tarafından tübül sıvısına verilmesidir. Yönü geri emilimin tersidir ve çoğunlukla aktif taşımayla gerçekleşir. Salgılanan başlıca maddeler \(\text{H}^{+}\) ve \(\text{K}^{+}\) iyonları, amonyak, bazı ilaçlar (ör. penisilin) ve zehirli maddelerdir. Salgılama sayesinde kanda istenmeyen bir madde, yalnızca süzülmeye bırakılsaydı olacağından çok daha hızlı temizlenir.

Böbrekler kanın pH'sinin ayarlanmasında da görev alır. Kan asitleştiğinde tübüllere daha çok \(\text{H}^{+}\) salgılanır ve süzüntüdeki bikarbonat (\(\text{HCO}_3^{-}\)) iyonları kana geri kazandırılır; idrar asitleşir, kanın pH'si normale döner. Kan bazikleştiğinde bunun tersi olur. Bu yüzden idrarın pH'si beslenmeye göre değişir, çoğu zaman hafif asidiktir.

İdrar oluşumunun basamakları
Süzülme glomerulustan kapsüle, geri emilim tübülden kana, salgılama kandan tübüle doğrudur. İdrarla atılan miktar = süzülen + salgılanan − geri emilen.

Plazma, süzüntü ve idrarın karşılaştırılması

Aşağıdaki tabloda sağlıklı bir yetişkin için kurulmuş bir modelin değerleri verilmiştir. Modelde günde 180 L süzüntü ve 1,5 L idrar oluşur.

MaddePlazma (g/L)Süzüntü (g/L)İdrar (g/L)Süzülen (g/gün)İdrarla atılan (g/gün)
Kan proteinleri700000
Glikoz1101800
Amino asitler0,50,50900
Üre0,30,3185427
Ürik asit0,040,040,487,20,72
Kreatinin0,010,011,21,81,8
\(\text{Na}^{+}\)3,23,23,845765,76
\(\text{K}^{+}\)0,20,22363

Tablo üç adımda okunur:

  1. Plazmada olup süzüntüde olmayan madde süzülmeyen maddedir: kan proteinleri. İdrarda protein görülmesi glomerulusun hasar gördüğünü düşündürür.
  2. Süzüntüde olup idrarda olmayan madde tamamen geri emilir: glikoz ve amino asitler.
  3. İdrarda plazmadakinden derişik olan maddelerde dikkatli olmak gerekir. Suyun yüzde 99'dan fazlası geri emildiği için hiç geri emilmeyen bir madde idrarda 120 kat derişir (\(180 / 1{,}5 = 120\)). Ürenin derişimi 60 kat artmıştır, ama günlük miktarları karşılaştırınca süzülen 54 g üreden yalnızca 27 g'ının atıldığı, yani yarısının geri emildiği görülür. Derişim artışı tek başına salgılamanın kanıtı değildir; salgılama ancak atılan miktar süzülen miktardan fazlaysa kesin olarak söylenebilir.

Nefron boyunca miktar ve derişim değişimi

Süzüntü nefron boyunca ilerlerken içindeki maddelerin miktarı ve derişimi bölüm bölüm değişir. Aşağıdaki iki grafik aynı modelden çizilmiştir.

Nefron boyunca miktar
Model: süzülen su, sodyum ve glikozun nefronun her bölümünün sonunda tübülde kalan yüzdesi. Glikoz proksimal tübülde tükenir; suyun ve sodyumun üçte ikisi proksimal tübülde geri emilir. İnen kolda yalnız su, çıkan kolda yalnız sodyum azalır.
Nefron boyunca derişim
Aynı modelde tübül sıvısındaki derişimin plazmadakine oranı. Proksimal tübülde su ile sodyum aynı oranda geri emildiği için sodyum derişimi değişmez. Üre derişimi su çekilen her bölümde artar ve nefron boyunca hiç azalmaz.

Grafikleri okurken şu ilişkileri aklında tut:

  • Glikoz proksimal tübülün sonunda sıfıra iner; derişimi de miktarı da sıfırdır.
  • Su ve sodyum proksimal tübülde aynı oranda geri emilir, bu yüzden sodyum derişimi proksimal tübül boyunca plazmadakine eşit kalır.
  • Henle kulpunun inen kolunda yalnızca su çıktığı için tübüldeki madde derişimleri artar; çıkan kolda yalnızca tuz çıktığı için sodyum derişimi düşer ve distal tübüle seyreltik bir sıvı ulaşır.
  • Üre derişimi nefron boyunca hiç azalmayan maddedir: yarısı geri emilir ama su çok daha büyük oranda geri emildiği için derişimi su çekilen her bölümde artar ve idrarda en yüksek değerine ulaşır.
  • Distal tübül ve toplama kanalında ADH suyun, aldosteron sodyumun geri emilimini artırarak idrarın son bileşimini belirler.

Böbreklerin homeostaziye katkısı

Böbrekler yalnızca atık atmaz; vücut sıvılarının hacmini, tuz derişimini, kan basıncını ve pH'sini sabit tutar. Endokrin sistem konusunda ADH ve aldosteronun nerede üretildiğini gördün; burada bu hormonların böbrekte ne yaptığına bakıyoruz.

ADH ve su dengesi: Terleme, ishal ya da az su içme nedeniyle kanın ozmotik basıncı yükselince hipotalamustaki almaçlar uyarılır ve hipofiz arka lobundan kana daha çok ADH verilir. ADH, distal tübül ve toplama kanalının duvarını suya daha geçirgen yapar; su osmozla tuzlu öze çekilerek kana döner. Sonuçta idrar az ve derişik olur, kanın ozmotik basıncı normale iner. Çok su içildiğinde ADH salgısı azalır, bu bölümler suyu geçirmez ve bol, seyreltik idrar atılır. Alkol ADH salgısını baskıladığı için alkollü içecekler idrar miktarını artırır ve vücudu susuz bırakabilir.

Aldosteron ve tuz dengesi: Kan hacmi ve kan basıncı düştüğünde ya da kanda \(\text{Na}^{+}\) azalıp \(\text{K}^{+}\) arttığında böbrek üstü bezinin kabuğu aldosteron salgılar. Aldosteron distal tübül ve toplama kanalında \(\text{Na}^{+}\) geri emilimini ve \(\text{K}^{+}\) salgılanmasını artırır. Geri emilen \(\text{Na}^{+}\) iyonlarını osmozla su izler; kan hacmi ve kan basıncı yükselir, idrarla atılan \(\text{Na}^{+}\) azalır, \(\text{K}^{+}\) artar.

Kan basıncı: Glomerulusta süzülmeyi sağlayan şey kan basıncı olduğu için basınç çok düşerse (ör. büyük kan kaybında) süzülme ve idrar oluşumu azalır. Böbrekler buna kendileri de yanıt verir: kan basıncı düşünce böbrekler renin adlı bir enzim salgılar. Reninin başlattığı tepkime dizisi damarları daraltır ve aldosteron salgısını artırır; tuz ve su tutulur, kan basıncı yükselir. Böbrekler ayrıca kandaki oksijen azalınca kemik iliğinde alyuvar yapımını uyaran eritropoietin hormonunu salgılar.

ADH ve su geri emilimi
Model: aynı miktarda süzüntü oluşturan iki kişide nefron boyunca tübülde kalan su. ADH salgılanmayan kişide distal tübül ve toplama kanalında çok az su geri emilir; idrar miktarı yaklaşık 12 kat artar.

İdrar kesesinin boşaltılması

Üreterlerle gelen idrar idrar kesesinde birikir. Kesenin çıkışında iki büzgen kas bulunur: düz kastan yapılmış iç büzgen istemsiz, çizgili kastan yapılmış dış büzgen ise istemli olarak denetlenir. Kesede birkaç yüz mililitre idrar biriktiğinde kese duvarındaki gerilme almaçları uyarılır ve uyarılar omuriliğe iletilir. Omurilik, kese duvarındaki düz kasları kasıp iç büzgeni gevşeten bir refleks başlatır. Bebeklerde bu refleks tek başına çalışır ve kese dolunca kendiliğinden boşalır. Çocuk büyüdükçe beyin bu refleksi denetlemeyi öğrenir; uygun bir yer bulunana kadar dış büzgen kasılı tutulur. Yetişkinde idrar yapma isteği hissedilir ama idrar yapma zamanı istemli olarak seçilir.

Böbrek sağlığı

Böbrek taşı, idrardaki bazı maddelerin (çoğunlukla kalsiyum tuzlarının, bazen ürik asidin) çökerek kristal yığınları oluşturmasıdır. Az su içmek idrarı derişik hâle getirdiği için taş oluşumunu kolaylaştırır. Taş üretere ilerlediğinde şiddetli bir ağrıya yol açabilir. Küçük taşlar bol sıvıyla kendiliğinden düşebilir; büyük taşlar vücut dışından uygulanan şok dalgalarıyla kırılabilir ya da ameliyatla çıkarılır.

Böbrek yetmezliği, böbreklerin kanı yeterince temizleyememesidir. Kanda üre ve kreatinin gibi atıklar birikir, su ve tuz dengesi bozulur, kanda \(\text{K}^{+}\) yükselir ve kanın pH'si düşer. Uzun süreli böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri kontrol altına alınmamış şeker hastalığı ve yüksek tansiyondur. Eritropoietin azaldığı için kansızlık da görülebilir.

Böbrekleri çalışmayan hastaların kanı diyalizle temizlenir. Hemodiyalizde hastanın kanı bir makinede yarı geçirgen zardan yapılmış ince tüplerin içinden geçirilir. Zarın diğer yüzünde diyaliz sıvısı akar. Diyaliz sıvısında üre yoktur, bu yüzden üre kandan sıvıya difüzyonla geçer. Glikoz ve gerekli iyonlar ise sağlıklı kandaki derişimde tutulur ki hastanın kanından gereksiz yere kaybedilmesin. Kan hücreleri ve kan proteinleri zardan geçemez. Hastalar genellikle haftada birkaç kez, her seferinde saatlerce diyalize girer. Kalıcı çözüm böbrek naklidir: canlı bir vericiden ya da beyin ölümü gerçekleşmiş bir vericiden alınan böbrek hastaya takılır. Sağlıklı bir insan tek böbrekle yaşayabildiği için canlı verici olabilir. Hasta, bağışıklık sisteminin yeni böbreği reddetmemesi için doku uyumu araştırılarak seçilen böbreği alır ve bağışıklığı baskılayan ilaçları kullanır.

Hemodiyaliz
Kan ve diyaliz sıvısı yarı geçirgen zarın iki yanından zıt yönde akar. Maddeler derişimin yüksek olduğu yerden düşük olduğu yere difüzyonla geçer.

Formüller

$$\text{amino asit} \rightarrow \text{NH}_3 \xrightarrow{\text{karaciğer, üre döngüsü, ATP}} \text{üre}$$
Memelilerde azotlu atığın yolu
$$\text{zehirlilik ve su gereksinimi: amonyak} > \text{üre} > \text{ürik asit}$$
Enerji gereksinimi ise ters sırada
$$\text{getirici atardamarcık} \rightarrow \text{glomerulus} \rightarrow \text{götürücü atardamarcık} \rightarrow \text{tübül çevresi kılcallar}$$
Nefronun kan yolu
$$\text{Bowman kapsülü} \rightarrow \text{proksimal} \rightarrow \text{Henle} \rightarrow \text{distal} \rightarrow \text{toplama kanalı}$$
Süzüntünün yolu
$$\text{toplama kanalı} \rightarrow \text{böbrek havuzu} \rightarrow \text{üreter} \rightarrow \text{idrar kesesi} \rightarrow \text{üretra}$$
İdrarın yolu
$$\text{atılan} = \text{süzülen} + \text{salgılanan} - \text{geri emilen}$$
Her madde için
$$\text{süzülen miktar} = \text{plazma derişimi} \times \text{süzüntü hacmi}$$
Süzülen maddeler için
$$\text{atılan} > \text{süzülen} \Rightarrow \text{madde salgılanmıştır}$$
Derişim artışı tek başına kanıt değildir
$$180\ \text{L süzüntü} \rightarrow 1{,}5\ \text{L idrar}: \ \text{suyun yaklaşık \%99'u geri emilir}$$
Günlük değerler
$$\text{plazma glikozu} > 180\ \text{mg/dL} \Rightarrow \text{idrarda glikoz}$$
Böbrek eşiği
$$\text{ozmotik basınç} \uparrow \Rightarrow \text{ADH} \uparrow \Rightarrow \text{su geri emilimi} \uparrow \Rightarrow \text{idrar az ve derişik}$$
Distal tübül ve toplama kanalı
$$\text{kan basıncı} \downarrow \Rightarrow \text{renin, aldosteron} \uparrow \Rightarrow \text{Na}^{+}\ \text{geri emilimi} \uparrow,\ \text{K}^{+}\ \text{salgısı} \uparrow$$
Tuz ve su tutulur

Çözümlü örnekler

Örnek 1Azotlu atığa göre gruplama

Kemikli balık, kurbağa larvası (iribaş), ergin kurbağa, köpek balığı, insan, güvercin, kertenkele ve çekirgeyi azotlu atıklarını çoğunlukla hangi biçimde attıklarına göre gruplandırınız.

Örnek 2Kanın ve süzüntünün yolu

Böbrek atardamarıyla nefrona gelen bir kan hücresinin ve glomerulusta süzülüp idrara geçen bir üre molekülünün izlediği yolları sırasıyla yazınız.

Örnek 3Günlük süzüntü ve geri emilen su

Bir yetişkinde böbrekler günde 180 L süzüntü ve 1,5 L idrar oluşturmaktadır. Kan plazmasının hacmi 3 L olduğuna göre süzüntüdeki suyun yüzde kaçı geri emilir ve plazmanın tamamı günde kaç kez süzülmüş olur? (Süzüntünün tamamını su kabul ediniz.)

Örnek 4Tablodan madde tanıma

Sağlıklı bir insanda dört maddenin derişimleri (g/L) aşağıda verilmiştir.

MaddePlazmaSüzüntüİdrar
K7000
L110
M0,30,318
N3,23,23,84

K, L, M ve N maddeleri; glikoz, kan proteinleri, \(\text{Na}^{+}\) ve üreden hangileri olabilir?

Örnek 5Üre derişimi neden artar?

Bir kişide üre derişimi plazmada 0,3 g/L, idrarda 18 g/L'dir. Kişi günde 180 L süzüntü ve 1,5 L idrar oluşturduğuna göre süzülen ürenin yüzde kaçı geri emilir? Üre derişiminin idrarda bu kadar artması ürenin tübüllere salgılandığını gösterir mi?

Örnek 6Böbrek eşiğini hesaplamak

Bir kişide dakikada 125 mL süzüntü oluşmakta ve böbrekler dakikada en çok 225 mg glikoz geri emebilmektedir. Bu kişinin plazma glikozu 300 mg/dL olduğunda dakikada süzülen, geri emilen ve idrarla atılan glikoz kaç mg'dır? Kişide idrarda glikoz görülmeye başlayan plazma derişimi kaç mg/dL'dir?

Örnek 7Susuz kalan yürüyüşçü

Sıcak bir günde uzun yürüyüş yapan ve çok terlediği hâlde su içmeyen bir kişide kanın ozmotik basıncı, ADH salgısı, toplama kanalında su geri emilimi, idrar miktarı ve idrarın derişimi nasıl değişir?

Örnek 8Kan kaybından sonra böbrek

Bir kazada çok kan kaybeden kişide kan basıncı düşmüştür. Bu kişide glomerulusta süzülme, aldosteron salgısı, idrarla atılan \(\text{Na}^{+}\) ve \(\text{K}^{+}\) miktarları nasıl değişir?

Örnek 9Salgılanan maddeyi bulmak

Bir kişide günde 180 L süzüntü ve 1,5 L idrar oluşmaktadır. Serbestçe süzülen X, Y ve Z maddelerinin plazma ve idrar derişimleri (g/L) şöyledir: X: 0,01 ve 6; Y: 0,01 ve 1,2; Z: 0,04 ve 0,48. Hangi madde kesinlikle salgılanmıştır? Hangisinin süzülen miktarının yüzde kaçı net olarak geri emilmiştir?

Sık yapılan hatalar

  • Götürücü atardamarcığı toplardamar sanmak. Glomerulustan çıkan damar bir atardamarcıktır ve kanı hâlâ oksijence zengindir.
  • Süzülmeyi aktif taşıma sanmak. Süzülme kan basıncıyla gerçekleşir; ATP harcanan geri emilim ve salgılamadır.
  • İdrarda plazmadakinden derişik olan her maddenin salgılandığını düşünmek. Suyun yüzde 99'u geri emildiği için derişim kendiliğinden artar; salgılama ancak atılan miktar süzülenden fazlaysa kesindir.
  • Glikozun böbrekte hiç süzülmediğini sanmak. Glikoz süzülür, sonra proksimal tübülde tamamen geri emilir; süzülmeyen maddeler kan proteinleri ve kan hücreleridir.
  • Ürik asidin en zehirli atık olduğunu düşünmek. Ürik asit en az zehirli ve en az su gerektiren, ama yapımı en çok enerji isteyen atıktır; en zehirli olan amonyaktır.
  • ADH'nin tuz, aldosteronun su geri emilimini doğrudan artırdığını düşünmek. ADH suyun, aldosteron \(\text{Na}^{+}\) iyonunun geri emilimini artırır; su \(\text{Na}^{+}\) iyonlarını osmozla izler.
  • Üreter ile üretrayı karıştırmak. Üreter böbrekten idrar kesesine, üretra idrar kesesinden dışarıya uzanır.
  • Diyaliz sıvısına glikoz katılmasının kanı şekerle beslemek için yapıldığını sanmak. Amaç, kandaki glikozun derişim farkıyla sıvıya kaçmasını önlemektir.
Günlük hayatta

Böbrek hastalıkları çoğu zaman uzun süre belirti vermeden ilerler. Bu yüzden şeker hastalığı ya da yüksek tansiyonu olan kişilere düzenli aralıklarla kan ve idrar tahlili yaptırmaları önerilir. Rutin tahlilde idrarda protein, glikoz ya da kan bulunup bulunmadığına bakılır; kanda kreatinin ölçülerek böbreklerin süzme gücü tahmin edilir. Kreatinin kaslarda sürekli ve oldukça sabit bir hızda oluşan, böbreklerce atılan bir maddedir; böbrekler yeterince süzemezse kandaki düzeyi yükselir. Gün boyunca yeterli su içmek, tuz tüketimini sınırlamak ve doktor önerisi olmadan uzun süre ağrı kesici kullanmamak böbrekleri koruyan basit alışkanlıklardır. Ülkemizde de diyalize giren çok sayıda hasta böbrek nakli için bekler; organ bağışı, bu hastaların diyalizden kurtulabilmesinin en önemli yoludur.

Konu testi

27 soru. Bir seçeneğe dokun; doğru cevap ve çözüm hemen açılır.

1Kolay

Nefronda süzülme aşağıdakilerin hangisinde gerçekleşir?

2Kolay

Aşağıdaki canlı ve çoğunlukla attığı azotlu atık eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

3Kolay

Sağlıklı bir insanın idrarında aşağıdakilerden hangisi normalde bulunmaz?

4Kolay

Böbrekte oluşan idrarın vücut dışına atılırken izlediği yol aşağıdakilerden hangisinde doğru sırayla verilmiştir?

5Kolay

Aşağıdaki şekilde bir nefronun bölümleri harflerle gösterilmiştir.

Harflerle gösterilmiş nefron

Sağlıklı bir insanda süzüntüdeki glikozun tamamına yakını hangi bölümde geri emilir?

6Kolay

Glomerulusta süzülerek Bowman kapsülüne geçen sıvıda

  1. I.glikoz,
  2. II.amino asit,
  3. III.kan proteinleri

maddelerinden hangileri bulunur?

7Orta

Sağlıklı bir insanda üç maddenin derişimleri (g/L) aşağıdaki tabloda verilmiştir.

MaddeKan plazmasıSüzüntüİdrar
K110
L7000
M0,30,318

Buna göre K, L ve M maddeleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisi olabilir?

8Orta

Aşağıdaki şekilde bir nefronun bölümleri harflerle gösterilmiştir.

Harflerle gösterilmiş nefron

ADH ve aldosteron hormonlarının su ve \(\text{Na}^{+}\) geri emilimini artırdığı bölümler hangileridir?

9Orta

Böbrek atardamarındaki kan ile böbrek toplardamarındaki kan karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisinin miktarı böbrek toplardamarında daha fazladır?

10Orta

Alkollü içecekler hipofiz arka lobundan ADH salgılanmasını baskılar. Alkol alan bir kişide

  1. I.idrar miktarı artar,
  2. II.idrarın derişimi artar,
  3. III.bir süre sonra kanın ozmotik basıncı yükselir

ifadelerinden hangileri beklenir?

11Orta

Aşağıdaki grafikte, bir nefron boyunca K, L ve M maddelerinin tübül sıvısındaki derişimlerinin plazmadakine oranı gösterilmiştir.

Nefron boyunca K, L, M derişimi

Buna göre K, L ve M maddeleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisi olabilir?

12Orta

Nefron tübüllerine salgılama yoluyla geçen maddeler arasında

  1. I.\(\text{H}^{+}\) iyonu,
  2. II.glikoz,
  3. III.bazı ilaçlar

verilenlerden hangileri bulunur?

13Orta

Hemodiyalizde kullanılan diyaliz sıvısı ve uygulamayla ilgili

  1. I.Diyaliz sıvısında üre bulunmaz.
  2. II.Hastanın kan hücreleri yarı geçirgen zardan diyaliz sıvısına geçer.
  3. III.Kandaki fazla su ve tuzların bir kısmı da uzaklaştırılabilir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

14Orta

Böbreğin öz (medulla) bölgesinde

  1. I.glomerulus,
  2. II.toplama kanalı,
  3. III.Henle kulpu

yapılarından hangileri bulunur?

15Orta

Kan basıncı düşen bir kişide böbrek üstü bezinden aldosteron salgılanması artmıştır. Bu kişide aşağıdakilerden hangisi beklenmez?

16Orta

Azotlu atıklarla ilgili

  1. I.Ürik asidin atılması için gereken su miktarı amonyak ve ürenin atılması için gerekenden azdır.
  2. II.Üre, amonyaktan daha zehirlidir.
  3. III.Memelilerde üre, karaciğerde amonyaktan üretilir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

17Orta

Uzun süreli böbrek yetmezliği olan ve tedavi görmeyen bir hastanın kanında

  1. I.üre derişiminin artması,
  2. II.pH'nin düşmesi,
  3. III.\(\text{K}^{+}\) derişiminin artması

durumlarından hangileri beklenir?

18Orta

İdrar kesesinin boşaltılmasıyla ilgili

  1. I.Kese doldukça duvarındaki gerilme almaçları uyarılır.
  2. II.Yeni doğmuş bebeklerde kesenin boşaltılması istemli olarak denetlenir.
  3. III.İdrar yapma refleksinin merkezi omuriliktir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

19Zor

Bir böbrekte glomerulusa getirici atardamarcıkla giren kan ile glomerulustan götürücü atardamarcıkla çıkan kan karşılaştırılıyor. Götürücü atardamarcıktaki kan için

  1. I.Kan proteinlerinin derişimi daha yüksektir.
  2. II.Glikoz derişimi daha düşüktür.
  3. III.Oksijen miktarı belirgin biçimde azalmıştır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

20Zor

Aşağıdaki grafikte bir kişide plazma glikoz derişimine göre dakikada süzülen, geri emilen ve idrarla atılan glikoz miktarları X, Y ve Z eğrileriyle gösterilmiştir.

Plazma glikozuna göre X, Y, Z

Bu grafiğe göre

  1. I.Plazma glikozu 180 mg/dL'nin altındayken süzülen glikozun tamamı geri emilir.
  2. II.Y eğrisinin belli bir değerden sonra sabit kalması, glikozu taşıyan zar proteinlerinin dolmasıyla açıklanabilir.
  3. III.Plazma glikozu 300 mg/dL iken süzülen glikozun yarısından fazlası idrarla atılır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

21Zor

Bir kişide günde 180 L süzüntü ve 1,5 L idrar oluşmaktadır. Serbestçe süzülen X, Y ve Z maddelerinin plazma derişimleri ile günlük süzülen ve idrarla atılan miktarları aşağıda verilmiştir.

MaddePlazma (g/L)Süzülen (g/gün)Atılan (g/gün)
X0,047,20,72
Y0,011,89
Z0,35427

Buna göre

  1. I.X'in süzülen miktarının %90'ı geri emilmiştir.
  2. II.Y, tübüllere salgılanmıştır.
  3. III.Z'nin idrardaki derişimi plazmadakinin 30 katıdır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

22Zor

Bir kişide üre derişimi kan plazmasında 0,3 g/L, idrarda 18 g/L ölçülmüştür. Kişinin böbrekleri günde 180 L süzüntü ve 1,5 L idrar oluşturduğuna göre süzülen ürenin yüzde kaçı geri emilmiştir?

23Zor

Aşağıdaki grafikte, günde 180 L süzüntü oluşturan K ve L kişilerinde nefron boyunca tübülde kalan suyun, süzülen suya oranı (%) gösterilmiştir.

İki kişide tübülde kalan su

Buna göre L kişisinin günlük idrar miktarı yaklaşık kaç litredir?

24Zor

Kabuklu yumurta içinde gelişen kuş embriyosunun azotlu atıklarını ürik asit olarak üretmesinin en önemli yararı aşağıdakilerden hangisidir?

25Zor

Büyük bir kan kaybı sonucu kan basıncı çok düşen bir kişide

  1. I.glomerulusta süzülen sıvı miktarının azalması,
  2. II.aldosteron salgısının artması,
  3. III.böbreklerden salgılanan renin miktarının artması

durumlarından hangileri beklenir?

26Zor

Dakikada 125 mL süzüntü oluşturan bir kişinin böbrekleri dakikada en çok 225 mg glikoz geri emebilmektedir. Tedavi görmeyen şeker hastası olan bu kişinin plazma glikozu 260 mg/dL olduğunda dakikada idrarla atılan glikoz kaç mg'dır?

27Zor

Henle kulpunun çıkan kolunda tuzların tübülden dışarı taşınmasını engelleyen bir ilaç kullanan kişide aşağıdakilerden hangisi beklenmez?

İlerlemen bu tarayıcıda saklanıyor. Ücretsiz üye ol, her cihazda kaldığın yerden devam et.