Üriner Sistem (Boşaltım)
Azotlu atıklar, böbreğin ve nefronun yapısı, süzülme, geri emilim ve salgılama, plazma-süzüntü-idrar karşılaştırması, ADH ve aldosteronun böbrekteki etkisi, böbrek sağlığı.
- Amonyak, üre ve ürik asidin nasıl oluştuğunu, zehirlilik, su gereksinimi ve enerji bakımından karşılaştırılmasını, hangi canlıların hangi atığı ürettiğini
- Üriner sistemin organlarını; böbreğin kabuk, öz ve böbrek havuzu bölümlerini; nefronun bölümlerini ve nefronu saran kan damarlarını
- İdrar oluşumunun üç basamağını: glomerulusta süzülme, tübüllerde geri emilim ve salgılama; her basamakta hangi maddelerin hangi yolla taşındığını
- Kan plazması, süzüntü ve idrarın bileşimini karşılaştıran tabloları ve nefron boyunca madde miktarı ile derişimindeki değişimi gösteren grafikleri okumayı
- Böbreklerin su-tuz dengesi, kan basıncı ve pH düzenlenmesindeki rolünü; ADH ve aldosteronun böbrekteki etkisini
- İdrar kesesinin boşaltılmasını, böbrek taşı ve böbrek yetmezliğini, diyaliz ve böbrek naklinin temel mantığını
Boşaltım ve azotlu atıklar
Hücrelerde sürekli gerçekleşen metabolik tepkimeler, işe yaramayan ya da birikirse zarar veren ürünler oluşturur. Bu ürünlerin vücuttan uzaklaştırılmasına boşaltım denir. Karbon dioksit ve suyun bir kısmı akciğerlerden, suyun ve tuzların bir kısmı terle deriden atılır. Karaciğer yıkılan alyuvarlardan kalan bilirubini safrayla bağırsağa verir. Ancak vücut sıvılarının bileşimini en ince ayrıntısına kadar ayarlayan ve azotlu atıkların asıl atıldığı organlar böbreklerdir.
Karbonhidratlar ve yağlar yıkıldığında yalnızca karbon dioksit ve su oluşur. Proteinlerin yapı taşı olan amino asitlerde ve nükleik asitlerde ise azot bulunur. Amino asitler enerji elde etmek için kullanılacağı ya da başka maddelere dönüştürüleceği zaman yapılarındaki amino grubu ayrılır ve amonyak (\(\text{NH}_3\)) oluşur. Amonyak çok zehirlidir ve vücutta birikmesine izin verilmez. Canlılar onu ya doğrudan atar ya da daha az zehirli bir maddeye dönüştürür.
- Amonyak: En zehirli azotlu atıktır. Suda çok iyi çözünür, bu yüzden bol suyla seyreltilerek hemen atılmalıdır. Başka bir maddeye dönüştürülmediği için ek enerji harcanmaz. Suda yaşayan omurgasızlar, kemikli balıklar ve iki yaşamlıların suda yaşayan larvaları (iribaş) amonyak atar; amonyak bu canlılarda vücut yüzeyinden ya da solungaçlardan suya geçer.
- Üre: Amonyaktan çok daha az zehirlidir, suda iyi çözünür. Karaciğerde amonyak ile karbon dioksitin birleştirildiği ve ATP harcanan bir tepkime dizisiyle, üre döngüsüyle (ornitin döngüsü) üretilir, kanla böbreklere taşınır. Memeliler, ergin iki yaşamlılar ve köpek balıkları gibi kıkırdaklı balıklar azotlu atığını çoğunlukla üre olarak atar.
- Ürik asit: En az zehirli azotlu atıktır. Suda çok az çözündüğü için neredeyse katı bir macun hâlinde, çok az su kaybedilerek atılır. Yapımı ise en çok enerjiyi gerektirir. Kuşlar, sürüngenlerin çoğu (kertenkele, yılan), böcekler ve kara salyangozları ürik asit atar.
Atık tipi ile yaşam ortamı arasındaki ilişki
Bir canlının hangi azotlu atığı ürettiği, yaşadığı ortamda ne kadar su bulabildiğiyle ve embriyosunun nerede geliştiğiyle ilişkilidir. Bol su içinde yaşayan bir balık amonyağı çevresindeki suya kolayca verir; zehirli maddeyi seyreltecek su bitmez. Karada yaşayan bir memeli ise suyunu korumak zorundadır; üreyi derişik bir idrarla atar, bunun bedeli de üre yapımında harcanan enerjidir.
Kabuklu yumurta içinde gelişen kuş ve sürüngen embriyoları dışarıya atık veremez. Amonyak ya da üre yumurtanın içinde birikseydi embriyoyu zehirlerdi. Ürik asit ise suda çözünmediği için zehirsiz bir katı olarak embriyonik zarlardan birinin içinde depolanır ve su kaybettirmez. Memeli embriyosu ise ürettiği üreyi plasenta aracılığıyla annenin kanına verir.
Aynı canlıda yaşam evresine göre atık tipi değişebilir. Kurbağanın suda yaşayan larvası amonyak atarken, karaya çıkan ergin kurbağa çoğunlukla üre atar. İnsan da yalnızca üre üretmez: idrarında üre en bol azotlu atıktır, ama nükleik asitlerin yıkımından ürik asit, kaslardaki kreatin fosfatın yıkımından kreatinin ve tübül hücrelerinde oluşan az miktarda amonyak da bulunur. Kanda ürik asit fazlalaşınca eklemlerde kristalleşerek ağrılı gut hastalığına yol açabilir.
Üriner sistemin organları
İnsanda üriner sistem iki böbrek, iki üreter, bir idrar kesesi ve üretradan oluşur.
- Böbrekler fasulye biçimli, yaklaşık bir yumruk büyüklüğünde organlardır. Karın boşluğunun arka duvarında, bel bölgesinde omurganın iki yanında bulunurlar. Karaciğer sağ tarafta yer kapladığı için sağ böbrek soldakinden biraz aşağıdadır. Her böbreğin üstünde bir böbrek üstü bezi oturur.
- Böbreklere kan, aorttan ayrılan böbrek atardamarıyla gelir ve böbrek toplardamarıyla alt ana toplardamara döner. Kalbin pompaladığı kanın yaklaşık beşte biri böbreklere gider; böbrekler vücut ağırlığına oranla çok kan alan organlardır.
- Üreterler, böbrekte oluşan idrarı idrar kesesine taşıyan ince borulardır. Duvarlarındaki düz kasların dalga biçimindeki kasılmalarıyla (peristaltizm) idrar kişi yatarken bile keseye ilerler.
- İdrar kesesi duvarı düz kaslardan yapılmış, esnek bir depodur. İdrar burada birikir ve belli aralıklarla boşaltılır.
- Üretra, idrarı idrar kesesinden dışarı atan kanaldır. Erkekte daha uzundur ve hem idrarın hem spermin geçtiği ortak yoldur; kadında yalnızca idrar yolu olarak görev yapar.
Böbreğin yapısı
Böbrek boyuna kesildiğinde üç bölge görülür. En dışta, sert bir zarın altında kabuk (korteks) bulunur. Onun içinde, uçları böbreğin iç kenarına bakan koni biçimli piramitlerden oluşan öz (medulla) yer alır. Piramitlerin uçlarından süzülen idrar huni biçimli böbrek havuzunda toplanır ve buradan üretere geçer. Böbrek atardamarı, toplardamarı ve üreter böbreğe iç kenarındaki çukur bölgeden girer ya da çıkar.
Böbreğin yapı ve görev birimi nefrondur. Her böbrekte yaklaşık bir milyon nefron bulunur. Bir nefron şu bölümlerden oluşur:
- Bowman kapsülü: Nefronun kabuktaki, çift katlı kap biçimindeki başlangıç kısmıdır. İçinde bir kılcal damar yumağı olan glomerulus bulunur. Bowman kapsülü ile glomerulus birlikte böbrek cisimciğini (Malpighi cisimciği) oluşturur.
- Proksimal tübül: Kapsülden sonra gelen kıvrımlı borudur. Hücrelerinin tübül boşluğuna bakan yüzeyinde çok sayıda mikrovillus, içinde bol mitokondri bulunur. Mikrovilluslar emme yüzeyini genişletir, mitokondriler aktif taşıma için gereken ATP'yi sağlar.
- Henle kulpu: Öze inen ve U biçiminde dönerek kabuğa geri çıkan kısımdır. İnen kol suya geçirgendir; çıkan kol suya geçirgen değildir ama \(\text{Na}^{+}\) ve \(\text{Cl}^{-}\) iyonlarını dışarı taşır.
- Distal tübül: Kabukta yer alan ikinci kıvrımlı borudur.
- Toplama kanalı: Birçok nefronun distal tübülü aynı toplama kanalına açılır. Toplama kanalları kabuktan özün içinden geçerek böbrek havuzuna ulaşır.
Nefronun kanla ilişkisi
Böbrek atardamarı böbrekte dallanarak her nefrona bir getirici atardamarcık gönderir. Getirici atardamarcık glomerulus kılcallarına ayrılır. Glomerulustan çıkan kan, bir toplardamara değil, ikinci bir atardamarcığa, götürücü atardamarcığa geçer. Götürücü atardamarcık yeniden kılcallara ayrılarak tübüllerin çevresini saran tübül çevresi kılcalları oluşturur. Bu kılcallardan toplanan kan böbrek toplardamarıyla böbreği terk eder.
Bu düzenin iki önemli sonucu vardır. Getirici atardamarcığın çapı götürücü atardamarcığınkinden büyüktür. Geniş bir damardan giren kanın çıkışı dar bir damarla sınırlandığı için glomerulus kılcallarında kan basıncı yüksek kalır; süzülmeyi sağlayan bu basınçtır. Ayrıca glomerulusta dokulara oksijen verilmediği için götürücü atardamarcıktaki kan hâlâ oksijence zengindir. Oksijen ve besin alışverişi tübül çevresi kılcallarda gerçekleşir.
İdrar oluşumu: süzülme
İdrar üç basamakta oluşur: süzülme, geri emilim ve salgılama.
Süzülme, glomerulus kılcallarındaki kan basıncının etkisiyle kan plazmasının bir kısmının kılcal duvarından ve kapsülün iç katından geçerek Bowman kapsülünün boşluğuna itilmesidir. Böbreklerin harcadığı ATP'ye değil kalbin oluşturduğu kan basıncına dayanan pasif bir olaydır. Kapsüle geçen sıvıya süzüntü (glomerulus süzüntüsü) denir.
Glomerulus zarı bir elek gibi davranır. Su ve suda çözünmüş küçük moleküller (glikoz, amino asitler, vitaminler, \(\text{Na}^{+}\), \(\text{K}^{+}\), \(\text{Cl}^{-}\) gibi iyonlar, üre, ürik asit, kreatinin) serbestçe geçer. Kan hücreleri ve kan proteinleri gibi büyük yapılar geçemez. Bu yüzden süzüntünün bileşimi, proteinleri çıkarılmış kan plazmasına benzer: süzülen küçük moleküllerin süzüntüdeki derişimi plazmadakine eşittir.
İki böbrek günde yaklaşık 180 litre süzüntü oluşturur. Kan plazmasının hacmi yaklaşık 3 litre olduğuna göre plazmanın tamamı günde yaklaşık 60 kez süzülür. Oysa günlük idrar ancak 1 ila 2 litredir. Süzüntünün yüzde 99'dan fazlası, içindeki değerli maddelerle birlikte kana geri döndürülür.
Geri emilim
Geri emilim, süzüntüdeki yararlı maddelerin tübül hücreleri tarafından alınıp tübül çevresi kılcallara, yani kana geri verilmesidir. Geri emilimin büyük kısmı proksimal tübülde gerçekleşir.
- Glikoz ve amino asitler: Normalde tamamına yakını proksimal tübülde aktif taşımayla geri emilir. Bu yüzden sağlıklı bir insanın idrarında glikoz ve amino asit bulunmaz.
- \(\text{Na}^{+}\): Süzülen miktarın yaklaşık üçte ikisi proksimal tübülde, geri kalanın büyük bölümü Henle kulpunun çıkan kolunda, distal tübülde ve toplama kanalında aktif taşımayla geri emilir. \(\text{Cl}^{-}\) iyonları çoğunlukla \(\text{Na}^{+}\) iyonlarını izler.
- Su: Tuzlar ve besin molekülleri geri emildikçe tübül çevresindeki sıvının yoğunluğu artar ve su osmozla geri emilir. Proksimal tübülde su da yaklaşık üçte iki oranında geri emilir; suyun geri kalanı Henle kulpunun inen kolunda, distal tübülde ve toplama kanalında emilir. Distal tübülün ve toplama kanalının suya geçirgenliği ADH hormonuyla ayarlanır.
- Üre: Küçük bir molekül olduğu için difüzyonla kısmen geri emilir. Süzülen ürenin yaklaşık yarısı kana döner, kalanı idrarla atılır.
Henle kulpunun düzeni, böbreğin derişik idrar yapabilmesinin anahtarıdır. Çıkan kol suyu geçirmeden tuzları dışarı taşıdığı için böbrek özündeki doku sıvısının tuz derişimi kabuğa göre çok yüksektir. Toplama kanalı bu tuzlu özün içinden geçer. ADH varken toplama kanalının duvarı suya geçirgen olur ve su, osmozla derişik öze çekilir; idrar az ve koyu olur.
Salgılama ve pH düzenlenmesi
Salgılama (tübüler salgılama), süzülmeyle tübüle yeterince geçmemiş bazı maddelerin tübül çevresi kılcallardan alınıp tübül hücreleri tarafından tübül sıvısına verilmesidir. Yönü geri emilimin tersidir ve çoğunlukla aktif taşımayla gerçekleşir. Salgılanan başlıca maddeler \(\text{H}^{+}\) ve \(\text{K}^{+}\) iyonları, amonyak, bazı ilaçlar (ör. penisilin) ve zehirli maddelerdir. Salgılama sayesinde kanda istenmeyen bir madde, yalnızca süzülmeye bırakılsaydı olacağından çok daha hızlı temizlenir.
Böbrekler kanın pH'sinin ayarlanmasında da görev alır. Kan asitleştiğinde tübüllere daha çok \(\text{H}^{+}\) salgılanır ve süzüntüdeki bikarbonat (\(\text{HCO}_3^{-}\)) iyonları kana geri kazandırılır; idrar asitleşir, kanın pH'si normale döner. Kan bazikleştiğinde bunun tersi olur. Bu yüzden idrarın pH'si beslenmeye göre değişir, çoğu zaman hafif asidiktir.
Plazma, süzüntü ve idrarın karşılaştırılması
Aşağıdaki tabloda sağlıklı bir yetişkin için kurulmuş bir modelin değerleri verilmiştir. Modelde günde 180 L süzüntü ve 1,5 L idrar oluşur.
| Madde | Plazma (g/L) | Süzüntü (g/L) | İdrar (g/L) | Süzülen (g/gün) | İdrarla atılan (g/gün) |
|---|---|---|---|---|---|
| Kan proteinleri | 70 | 0 | 0 | 0 | 0 |
| Glikoz | 1 | 1 | 0 | 180 | 0 |
| Amino asitler | 0,5 | 0,5 | 0 | 90 | 0 |
| Üre | 0,3 | 0,3 | 18 | 54 | 27 |
| Ürik asit | 0,04 | 0,04 | 0,48 | 7,2 | 0,72 |
| Kreatinin | 0,01 | 0,01 | 1,2 | 1,8 | 1,8 |
| \(\text{Na}^{+}\) | 3,2 | 3,2 | 3,84 | 576 | 5,76 |
| \(\text{K}^{+}\) | 0,2 | 0,2 | 2 | 36 | 3 |
Tablo üç adımda okunur:
- Plazmada olup süzüntüde olmayan madde süzülmeyen maddedir: kan proteinleri. İdrarda protein görülmesi glomerulusun hasar gördüğünü düşündürür.
- Süzüntüde olup idrarda olmayan madde tamamen geri emilir: glikoz ve amino asitler.
- İdrarda plazmadakinden derişik olan maddelerde dikkatli olmak gerekir. Suyun yüzde 99'dan fazlası geri emildiği için hiç geri emilmeyen bir madde idrarda 120 kat derişir (\(180 / 1{,}5 = 120\)). Ürenin derişimi 60 kat artmıştır, ama günlük miktarları karşılaştırınca süzülen 54 g üreden yalnızca 27 g'ının atıldığı, yani yarısının geri emildiği görülür. Derişim artışı tek başına salgılamanın kanıtı değildir; salgılama ancak atılan miktar süzülen miktardan fazlaysa kesin olarak söylenebilir.
Nefron boyunca miktar ve derişim değişimi
Süzüntü nefron boyunca ilerlerken içindeki maddelerin miktarı ve derişimi bölüm bölüm değişir. Aşağıdaki iki grafik aynı modelden çizilmiştir.
Grafikleri okurken şu ilişkileri aklında tut:
- Glikoz proksimal tübülün sonunda sıfıra iner; derişimi de miktarı da sıfırdır.
- Su ve sodyum proksimal tübülde aynı oranda geri emilir, bu yüzden sodyum derişimi proksimal tübül boyunca plazmadakine eşit kalır.
- Henle kulpunun inen kolunda yalnızca su çıktığı için tübüldeki madde derişimleri artar; çıkan kolda yalnızca tuz çıktığı için sodyum derişimi düşer ve distal tübüle seyreltik bir sıvı ulaşır.
- Üre derişimi nefron boyunca hiç azalmayan maddedir: yarısı geri emilir ama su çok daha büyük oranda geri emildiği için derişimi su çekilen her bölümde artar ve idrarda en yüksek değerine ulaşır.
- Distal tübül ve toplama kanalında ADH suyun, aldosteron sodyumun geri emilimini artırarak idrarın son bileşimini belirler.
Böbreklerin homeostaziye katkısı
Böbrekler yalnızca atık atmaz; vücut sıvılarının hacmini, tuz derişimini, kan basıncını ve pH'sini sabit tutar. Endokrin sistem konusunda ADH ve aldosteronun nerede üretildiğini gördün; burada bu hormonların böbrekte ne yaptığına bakıyoruz.
ADH ve su dengesi: Terleme, ishal ya da az su içme nedeniyle kanın ozmotik basıncı yükselince hipotalamustaki almaçlar uyarılır ve hipofiz arka lobundan kana daha çok ADH verilir. ADH, distal tübül ve toplama kanalının duvarını suya daha geçirgen yapar; su osmozla tuzlu öze çekilerek kana döner. Sonuçta idrar az ve derişik olur, kanın ozmotik basıncı normale iner. Çok su içildiğinde ADH salgısı azalır, bu bölümler suyu geçirmez ve bol, seyreltik idrar atılır. Alkol ADH salgısını baskıladığı için alkollü içecekler idrar miktarını artırır ve vücudu susuz bırakabilir.
Aldosteron ve tuz dengesi: Kan hacmi ve kan basıncı düştüğünde ya da kanda \(\text{Na}^{+}\) azalıp \(\text{K}^{+}\) arttığında böbrek üstü bezinin kabuğu aldosteron salgılar. Aldosteron distal tübül ve toplama kanalında \(\text{Na}^{+}\) geri emilimini ve \(\text{K}^{+}\) salgılanmasını artırır. Geri emilen \(\text{Na}^{+}\) iyonlarını osmozla su izler; kan hacmi ve kan basıncı yükselir, idrarla atılan \(\text{Na}^{+}\) azalır, \(\text{K}^{+}\) artar.
Kan basıncı: Glomerulusta süzülmeyi sağlayan şey kan basıncı olduğu için basınç çok düşerse (ör. büyük kan kaybında) süzülme ve idrar oluşumu azalır. Böbrekler buna kendileri de yanıt verir: kan basıncı düşünce böbrekler renin adlı bir enzim salgılar. Reninin başlattığı tepkime dizisi damarları daraltır ve aldosteron salgısını artırır; tuz ve su tutulur, kan basıncı yükselir. Böbrekler ayrıca kandaki oksijen azalınca kemik iliğinde alyuvar yapımını uyaran eritropoietin hormonunu salgılar.
İdrar kesesinin boşaltılması
Üreterlerle gelen idrar idrar kesesinde birikir. Kesenin çıkışında iki büzgen kas bulunur: düz kastan yapılmış iç büzgen istemsiz, çizgili kastan yapılmış dış büzgen ise istemli olarak denetlenir. Kesede birkaç yüz mililitre idrar biriktiğinde kese duvarındaki gerilme almaçları uyarılır ve uyarılar omuriliğe iletilir. Omurilik, kese duvarındaki düz kasları kasıp iç büzgeni gevşeten bir refleks başlatır. Bebeklerde bu refleks tek başına çalışır ve kese dolunca kendiliğinden boşalır. Çocuk büyüdükçe beyin bu refleksi denetlemeyi öğrenir; uygun bir yer bulunana kadar dış büzgen kasılı tutulur. Yetişkinde idrar yapma isteği hissedilir ama idrar yapma zamanı istemli olarak seçilir.
Böbrek sağlığı
Böbrek taşı, idrardaki bazı maddelerin (çoğunlukla kalsiyum tuzlarının, bazen ürik asidin) çökerek kristal yığınları oluşturmasıdır. Az su içmek idrarı derişik hâle getirdiği için taş oluşumunu kolaylaştırır. Taş üretere ilerlediğinde şiddetli bir ağrıya yol açabilir. Küçük taşlar bol sıvıyla kendiliğinden düşebilir; büyük taşlar vücut dışından uygulanan şok dalgalarıyla kırılabilir ya da ameliyatla çıkarılır.
Böbrek yetmezliği, böbreklerin kanı yeterince temizleyememesidir. Kanda üre ve kreatinin gibi atıklar birikir, su ve tuz dengesi bozulur, kanda \(\text{K}^{+}\) yükselir ve kanın pH'si düşer. Uzun süreli böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri kontrol altına alınmamış şeker hastalığı ve yüksek tansiyondur. Eritropoietin azaldığı için kansızlık da görülebilir.
Böbrekleri çalışmayan hastaların kanı diyalizle temizlenir. Hemodiyalizde hastanın kanı bir makinede yarı geçirgen zardan yapılmış ince tüplerin içinden geçirilir. Zarın diğer yüzünde diyaliz sıvısı akar. Diyaliz sıvısında üre yoktur, bu yüzden üre kandan sıvıya difüzyonla geçer. Glikoz ve gerekli iyonlar ise sağlıklı kandaki derişimde tutulur ki hastanın kanından gereksiz yere kaybedilmesin. Kan hücreleri ve kan proteinleri zardan geçemez. Hastalar genellikle haftada birkaç kez, her seferinde saatlerce diyalize girer. Kalıcı çözüm böbrek naklidir: canlı bir vericiden ya da beyin ölümü gerçekleşmiş bir vericiden alınan böbrek hastaya takılır. Sağlıklı bir insan tek böbrekle yaşayabildiği için canlı verici olabilir. Hasta, bağışıklık sisteminin yeni böbreği reddetmemesi için doku uyumu araştırılarak seçilen böbreği alır ve bağışıklığı baskılayan ilaçları kullanır.
Formüller
Çözümlü örnekler
Kemikli balık, kurbağa larvası (iribaş), ergin kurbağa, köpek balığı, insan, güvercin, kertenkele ve çekirgeyi azotlu atıklarını çoğunlukla hangi biçimde attıklarına göre gruplandırınız.
- Bol su içinde yaşayan ve atığını vücut yüzeyinden ya da solungaçlarından suya verebilenler en zehirli ama en ucuz atık olan amonyağı atar: kemikli balık ve iribaş.
- Memeliler, karaya çıkmış ergin iki yaşamlılar ve kıkırdaklı balıklar amonyağı karaciğerde üreye dönüştürür: insan, ergin kurbağa ve köpek balığı.
- Kabuklu yumurtayla üreyen ve suyu en çok korumak zorunda olan kuşlar ve sürüngenler ile böcekler ürik asit atar: güvercin, kertenkele ve çekirge.
Cevap: Amonyak: kemikli balık, iribaş; üre: insan, ergin kurbağa, köpek balığı; ürik asit: güvercin, kertenkele, çekirge
Böbrek atardamarıyla nefrona gelen bir kan hücresinin ve glomerulusta süzülüp idrara geçen bir üre molekülünün izlediği yolları sırasıyla yazınız.
- Kan hücresi süzülmez. Böbrek atardamarından getirici atardamarcığa, oradan glomerulus kılcallarına geçer.
- Glomerulustan götürücü atardamarcığa, oradan tübül çevresi kılcallara gider ve böbrek toplardamarıyla böbrekten çıkar.
- Üre glomerulusta süzülerek Bowman kapsülüne geçer; proksimal tübül, Henle kulpu, distal tübül ve toplama kanalından geçer.
- Toplama kanalından böbrek havuzuna, oradan üreterle idrar kesesine ulaşır ve üretrayla dışarı atılır.
Cevap: Kan hücresi: getirici atardamarcık, glomerulus, götürücü atardamarcık, tübül çevresi kılcallar, böbrek toplardamarı; üre: Bowman kapsülü, proksimal tübül, Henle kulpu, distal tübül, toplama kanalı, böbrek havuzu, üreter, idrar kesesi, üretra
Bir yetişkinde böbrekler günde 180 L süzüntü ve 1,5 L idrar oluşturmaktadır. Kan plazmasının hacmi 3 L olduğuna göre süzüntüdeki suyun yüzde kaçı geri emilir ve plazmanın tamamı günde kaç kez süzülmüş olur? (Süzüntünün tamamını su kabul ediniz.)
- Geri emilen su \(180 - 1{,}5 = 178{,}5\) L'dir.
- Oranı \(178{,}5 / 180 \approx 0{,}992\); suyun yaklaşık %99'u geri emilir.
- Plazmanın süzülme sayısı \(180 / 3 = 60\)'tır.
Cevap: Yaklaşık %99; 60 kez
Sağlıklı bir insanda dört maddenin derişimleri (g/L) aşağıda verilmiştir.
| Madde | Plazma | Süzüntü | İdrar |
|---|---|---|---|
| K | 70 | 0 | 0 |
| L | 1 | 1 | 0 |
| M | 0,3 | 0,3 | 18 |
| N | 3,2 | 3,2 | 3,84 |
K, L, M ve N maddeleri; glikoz, kan proteinleri, \(\text{Na}^{+}\) ve üreden hangileri olabilir?
- K plazmada vardır, süzüntüde yoktur: süzülemeyecek kadar büyüktür. Kan proteinleridir.
- L süzülür, idrarda bulunmaz: tamamı geri emilmiştir. Glikozdur.
- M idrarda plazmadakinin 60 katı derişiktir. Bu, suyun çok büyük kısmı geri emilirken çok az geri emilen bir atık maddeye özgüdür: üre.
- N süzülür ve idrardaki derişimi plazmadakine yakındır. Suyun yaklaşık %99'u geri emildiğine göre N'nin de yaklaşık %99'u geri emilmiştir; plazmada bol bulunan ve büyük ölçüde geri kazanılan bu madde \(\text{Na}^{+}\) iyonudur.
Cevap: K kan proteinleri, L glikoz, M üre, N sodyum iyonu
Bir kişide üre derişimi plazmada 0,3 g/L, idrarda 18 g/L'dir. Kişi günde 180 L süzüntü ve 1,5 L idrar oluşturduğuna göre süzülen ürenin yüzde kaçı geri emilir? Üre derişiminin idrarda bu kadar artması ürenin tübüllere salgılandığını gösterir mi?
- Süzülen üre \(0{,}3 \cdot 180 = 54\) g/gün, atılan üre \(18 \cdot 1{,}5 = 27\) g/gün'dür.
- Geri emilen üre \(54 - 27 = 27\) g'dır; bu, süzülenin %50'sidir.
- Atılan miktar süzülen miktardan az olduğu için salgılama kanıtı yoktur. Derişim 60 kat artmıştır, çünkü suyun yaklaşık %99'u geri emilirken ürenin yalnızca yarısı geri emilmiştir.
Cevap: %50; hayır, derişim artışı suyun geri emiliminden kaynaklanır
Bir kişide dakikada 125 mL süzüntü oluşmakta ve böbrekler dakikada en çok 225 mg glikoz geri emebilmektedir. Bu kişinin plazma glikozu 300 mg/dL olduğunda dakikada süzülen, geri emilen ve idrarla atılan glikoz kaç mg'dır? Kişide idrarda glikoz görülmeye başlayan plazma derişimi kaç mg/dL'dir?
- 125 mL = 1,25 dL. Süzülen glikoz \(300 \cdot 1{,}25 = 375\) mg/dk.
- Geri emilim en çok 225 mg/dk olabilir. Atılan glikoz \(375 - 225 = 150\) mg/dk.
- İdrarda glikoz, süzülen miktar 225 mg/dk'yı aştığında görülür: \(225 / 1{,}25 = 180\) mg/dL.
Cevap: 375 mg süzülür, 225 mg geri emilir, 150 mg atılır; eşik 180 mg/dL
Sıcak bir günde uzun yürüyüş yapan ve çok terlediği hâlde su içmeyen bir kişide kanın ozmotik basıncı, ADH salgısı, toplama kanalında su geri emilimi, idrar miktarı ve idrarın derişimi nasıl değişir?
- Terle su kaybedilir; kanın ozmotik basıncı artar.
- Hipotalamus uyarılır, hipofiz arka lobundan ADH salgısı artar.
- ADH distal tübül ve toplama kanalının suya geçirgenliğini artırır; su geri emilimi artar.
- İdrar miktarı azalır, idrar derişir.
Cevap: Ozmotik basınç artar, ADH artar, su geri emilimi artar, idrar miktarı azalır, idrar derişir
Bir kazada çok kan kaybeden kişide kan basıncı düşmüştür. Bu kişide glomerulusta süzülme, aldosteron salgısı, idrarla atılan \(\text{Na}^{+}\) ve \(\text{K}^{+}\) miktarları nasıl değişir?
- Süzülmeyi sağlayan kan basıncıdır; basınç düşünce süzülme azalır.
- Böbrekler renin salgılar; reninin başlattığı tepkimeler sonucunda böbrek üstü kabuğundan aldosteron salgısı artar.
- Aldosteron distal tübül ve toplama kanalında \(\text{Na}^{+}\) geri emilimini artırır: idrarla atılan \(\text{Na}^{+}\) azalır.
- Aldosteron \(\text{K}^{+}\) salgılanmasını da artırır: idrarla atılan \(\text{K}^{+}\) artar. \(\text{Na}^{+}\) iyonlarını izleyen su ile kan hacmi korunur.
Cevap: Süzülme azalır, aldosteron artar, atılan sodyum azalır, atılan potasyum artar
Bir kişide günde 180 L süzüntü ve 1,5 L idrar oluşmaktadır. Serbestçe süzülen X, Y ve Z maddelerinin plazma ve idrar derişimleri (g/L) şöyledir: X: 0,01 ve 6; Y: 0,01 ve 1,2; Z: 0,04 ve 0,48. Hangi madde kesinlikle salgılanmıştır? Hangisinin süzülen miktarının yüzde kaçı net olarak geri emilmiştir?
- Süzülen miktarlar: X ve Y için \(0{,}01 \cdot 180 = 1{,}8\) g, Z için \(0{,}04 \cdot 180 = 7{,}2\) g.
- Atılan miktarlar: X \(6 \cdot 1{,}5 = 9\) g, Y \(1{,}2 \cdot 1{,}5 = 1{,}8\) g, Z \(0{,}48 \cdot 1{,}5 = 0{,}72\) g.
- X'in atılan miktarı süzülenden 7,2 g fazladır: X tübüllere salgılanmıştır.
- Y'nin atılan miktarı süzülene eşittir; net olarak ne geri emilir ne salgılanır.
- Z'nin süzülen 7,2 g'ından 0,72 g'ı atılmış, 6,48 g'ı geri emilmiştir: %90.
Cevap: X salgılanmıştır; Z'nin %90'ı geri emilir, Y'nin atılan miktarı süzülene eşittir
Sık yapılan hatalar
- Götürücü atardamarcığı toplardamar sanmak. Glomerulustan çıkan damar bir atardamarcıktır ve kanı hâlâ oksijence zengindir.
- Süzülmeyi aktif taşıma sanmak. Süzülme kan basıncıyla gerçekleşir; ATP harcanan geri emilim ve salgılamadır.
- İdrarda plazmadakinden derişik olan her maddenin salgılandığını düşünmek. Suyun yüzde 99'u geri emildiği için derişim kendiliğinden artar; salgılama ancak atılan miktar süzülenden fazlaysa kesindir.
- Glikozun böbrekte hiç süzülmediğini sanmak. Glikoz süzülür, sonra proksimal tübülde tamamen geri emilir; süzülmeyen maddeler kan proteinleri ve kan hücreleridir.
- Ürik asidin en zehirli atık olduğunu düşünmek. Ürik asit en az zehirli ve en az su gerektiren, ama yapımı en çok enerji isteyen atıktır; en zehirli olan amonyaktır.
- ADH'nin tuz, aldosteronun su geri emilimini doğrudan artırdığını düşünmek. ADH suyun, aldosteron \(\text{Na}^{+}\) iyonunun geri emilimini artırır; su \(\text{Na}^{+}\) iyonlarını osmozla izler.
- Üreter ile üretrayı karıştırmak. Üreter böbrekten idrar kesesine, üretra idrar kesesinden dışarıya uzanır.
- Diyaliz sıvısına glikoz katılmasının kanı şekerle beslemek için yapıldığını sanmak. Amaç, kandaki glikozun derişim farkıyla sıvıya kaçmasını önlemektir.
Böbrek hastalıkları çoğu zaman uzun süre belirti vermeden ilerler. Bu yüzden şeker hastalığı ya da yüksek tansiyonu olan kişilere düzenli aralıklarla kan ve idrar tahlili yaptırmaları önerilir. Rutin tahlilde idrarda protein, glikoz ya da kan bulunup bulunmadığına bakılır; kanda kreatinin ölçülerek böbreklerin süzme gücü tahmin edilir. Kreatinin kaslarda sürekli ve oldukça sabit bir hızda oluşan, böbreklerce atılan bir maddedir; böbrekler yeterince süzemezse kandaki düzeyi yükselir. Gün boyunca yeterli su içmek, tuz tüketimini sınırlamak ve doktor önerisi olmadan uzun süre ağrı kesici kullanmamak böbrekleri koruyan basit alışkanlıklardır. Ülkemizde de diyalize giren çok sayıda hasta böbrek nakli için bekler; organ bağışı, bu hastaların diyalizden kurtulabilmesinin en önemli yoludur.
Konu testi
27 soru. Bir seçeneğe dokun; doğru cevap ve çözüm hemen açılır.
Nefronda süzülme aşağıdakilerin hangisinde gerçekleşir?
Süzülme, glomerulus kılcallarındaki kan basıncının plazmanın bir kısmını Bowman kapsülüne itmesidir. Tübülden kılcallara geçiş geri emilim, kılcallardan tübüle geçiş salgılamadır; toplama kanalından böbrek havuzuna oluşmuş idrar akar.
Aşağıdaki canlı ve çoğunlukla attığı azotlu atık eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
Köpek balığı gibi kıkırdaklı balıklar azotlu atıklarını çoğunlukla üre olarak atar. Kemikli balıklar amonyağı solungaçlarından suya verir; kuşlar ve böcekler ürik asit, memeliler üre atar.
Sağlıklı bir insanın idrarında aşağıdakilerden hangisi normalde bulunmaz?
Glikoz süzülür ama proksimal tübülde tamamına yakını aktif taşımayla geri emilir; idrarda glikoz ancak kan şekeri böbrek eşiğini aşınca görülür. Üre, ürik asit, kreatinin ve sodyum iyonu normal idrarda bulunur.
Böbrekte oluşan idrarın vücut dışına atılırken izlediği yol aşağıdakilerden hangisinde doğru sırayla verilmiştir?
Toplama kanalları piramitlerin uçlarından böbrek havuzuna açılır. İdrar havuzdan üreterle idrar kesesine taşınır, üretrayla dışarı atılır. Üreter böbreği keseye, üretra keseyi dış ortama bağlar; bu iki kanalın yeri karıştırılmamalıdır.
Aşağıdaki şekilde bir nefronun bölümleri harflerle gösterilmiştir.
Sağlıklı bir insanda süzüntüdeki glikozun tamamına yakını hangi bölümde geri emilir?
Glikoz ve amino asitler, mikrovilluslu ve bol mitokondrili hücrelere sahip proksimal tübülde aktif taşımayla geri emilir. K Bowman kapsülü, M Henle kulpu, N distal tübül, P toplama kanalıdır.
Glomerulusta süzülerek Bowman kapsülüne geçen sıvıda
- I.glikoz,
- II.amino asit,
- III.kan proteinleri
maddelerinden hangileri bulunur?
Glikoz ve amino asitler küçük moleküllerdir, serbestçe süzülür. Kan proteinleri büyük yapıları nedeniyle glomerulus zarından geçemez; süzüntüde bulunmaz.
Sağlıklı bir insanda üç maddenin derişimleri (g/L) aşağıdaki tabloda verilmiştir.
| Madde | Kan plazması | Süzüntü | İdrar |
|---|---|---|---|
| K | 1 | 1 | 0 |
| L | 70 | 0 | 0 |
| M | 0,3 | 0,3 | 18 |
Buna göre K, L ve M maddeleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisi olabilir?
K süzülür ama idrarda yoktur: tamamı geri emilen glikozdur. L plazmada bol olduğu hâlde süzüntüde yoktur: süzülemeyen kan proteinleridir. M idrarda plazmadakinin 60 katı derişiktir; su büyük ölçüde geri emilirken yalnızca kısmen geri emilen üredir.
Aşağıdaki şekilde bir nefronun bölümleri harflerle gösterilmiştir.
ADH ve aldosteron hormonlarının su ve \(\text{Na}^{+}\) geri emilimini artırdığı bölümler hangileridir?
İki hormon da distal tübül (N) ve toplama kanalında (P) etkilidir: ADH suyun, aldosteron \(\text{Na}^{+}\) iyonunun geri emilimini artırır. Bowman kapsülünde (K) süzülme gerçekleşir; proksimal tübülde (L) ve Henle kulpunda (M) geri emilim bu hormonlarla ayarlanmaz.
Böbrek atardamarındaki kan ile böbrek toplardamarındaki kan karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisinin miktarı böbrek toplardamarında daha fazladır?
Böbrek hücreleri, özellikle aktif taşıma yapan tübül hücreleri, oksijen kullanıp karbon dioksit üretir; bu karbon dioksit böbrek toplardamarına geçer. Üre, ürik asit ve kreatinin idrarla atıldığı için toplardamarda azalır; oksijen de dokularca kullanıldığı için azalır.
Alkollü içecekler hipofiz arka lobundan ADH salgılanmasını baskılar. Alkol alan bir kişide
- I.idrar miktarı artar,
- II.idrarın derişimi artar,
- III.bir süre sonra kanın ozmotik basıncı yükselir
ifadelerinden hangileri beklenir?
ADH azalınca distal tübül ve toplama kanalı suyu az geri emer; bol ve seyreltik idrar oluşur. İdrarla fazla su kaybedildiği için kanın ozmotik basıncı yükselir ve kişi susar. İdrar seyrelir, derişmez; II yanlıştır.
Aşağıdaki grafikte, bir nefron boyunca K, L ve M maddelerinin tübül sıvısındaki derişimlerinin plazmadakine oranı gösterilmiştir.
Buna göre K, L ve M maddeleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisi olabilir?
M'nin derişimi proksimal tübülde sıfıra iner: tamamen geri emilen glikozdur. K'nin derişimi su çekildikçe artar ve hiç azalmaz: üredir. L'nin derişimi proksimal tübülde değişmez, inen kolda artar, suyu geçirmeyen çıkan kolda tuz dışarı taşındığı için düşer: sodyum iyonudur.
Nefron tübüllerine salgılama yoluyla geçen maddeler arasında
- I.\(\text{H}^{+}\) iyonu,
- II.glikoz,
- III.bazı ilaçlar
verilenlerden hangileri bulunur?
Tübül çevresi kılcallardan tübüle \(\text{H}^{+}\) ve \(\text{K}^{+}\) iyonları, amonyak, penisilin gibi bazı ilaçlar ve zehirli maddeler salgılanır. Glikoz salgılanmaz; süzüldükten sonra geri emilir.
Hemodiyalizde kullanılan diyaliz sıvısı ve uygulamayla ilgili
- I.Diyaliz sıvısında üre bulunmaz.
- II.Hastanın kan hücreleri yarı geçirgen zardan diyaliz sıvısına geçer.
- III.Kandaki fazla su ve tuzların bir kısmı da uzaklaştırılabilir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Diyaliz sıvısında üre bulunmadığı için üre kandan sıvıya difüzyonla geçer; fazla su ve tuzlar da uzaklaştırılır. Kan hücreleri ve kan proteinleri zardan geçemeyecek kadar büyüktür; II yanlıştır.
Böbreğin öz (medulla) bölgesinde
- I.glomerulus,
- II.toplama kanalı,
- III.Henle kulpu
yapılarından hangileri bulunur?
Henle kulpları öze iner; toplama kanalları kabuktan başlayıp özün içinden geçerek böbrek havuzuna ulaşır. Glomerulus ve Bowman kapsülünden oluşan böbrek cisimcikleri kabuktadır.
Kan basıncı düşen bir kişide böbrek üstü bezinden aldosteron salgılanması artmıştır. Bu kişide aşağıdakilerden hangisi beklenmez?
Aldosteron sodyum geri emilimini artırdığı için idrarla atılan sodyum azalır. Aynı hormon potasyumun tübüle salgılanmasını artırır; sodyumu izleyen su ile kan hacmi ve kan basıncı yükselir.
Azotlu atıklarla ilgili
- I.Ürik asidin atılması için gereken su miktarı amonyak ve ürenin atılması için gerekenden azdır.
- II.Üre, amonyaktan daha zehirlidir.
- III.Memelilerde üre, karaciğerde amonyaktan üretilir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Ürik asit suda çok az çözündüğü için neredeyse katı olarak, en az suyla atılır. Karaciğerde amonyak ile karbon dioksit üre döngüsüyle üreye dönüştürülür. En zehirli azotlu atık amonyaktır; üreye dönüştürülmesinin amacı zehirliliği azaltmaktır.
Uzun süreli böbrek yetmezliği olan ve tedavi görmeyen bir hastanın kanında
- I.üre derişiminin artması,
- II.pH'nin düşmesi,
- III.\(\text{K}^{+}\) derişiminin artması
durumlarından hangileri beklenir?
Böbrekler kanı temizleyemediği için üre ve kreatinin birikir. \(\text{H}^{+}\) ve \(\text{K}^{+}\) iyonları yeterince salgılanamaz; kanın pH'si düşer, \(\text{K}^{+}\) derişimi yükselir.
İdrar kesesinin boşaltılmasıyla ilgili
- I.Kese doldukça duvarındaki gerilme almaçları uyarılır.
- II.Yeni doğmuş bebeklerde kesenin boşaltılması istemli olarak denetlenir.
- III.İdrar yapma refleksinin merkezi omuriliktir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Kese doldukça gerilen duvardaki almaçlar uyarıları omuriliğe iletir ve omurilik kesenin boşaltılmasını sağlayan refleksi başlatır. Bebeklerde beynin bu refleks üzerindeki denetimi henüz gelişmemiştir; kese dolunca kendiliğinden boşalır.
Bir böbrekte glomerulusa getirici atardamarcıkla giren kan ile glomerulustan götürücü atardamarcıkla çıkan kan karşılaştırılıyor. Götürücü atardamarcıktaki kan için
- I.Kan proteinlerinin derişimi daha yüksektir.
- II.Glikoz derişimi daha düşüktür.
- III.Oksijen miktarı belirgin biçimde azalmıştır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Plazmanın bir kısmı süzülüp Bowman kapsülüne geçer, proteinler damarda kalır; aynı miktar protein daha az suda bulunduğu için protein derişimi artar. Glikoz suyla aynı derişimde süzüldüğü için kalan plazmadaki derişimi değişmez. Glomerulusta dokulara oksijen verilmez; götürücü atardamarcıktaki kan hâlâ oksijence zengindir.
Aşağıdaki grafikte bir kişide plazma glikoz derişimine göre dakikada süzülen, geri emilen ve idrarla atılan glikoz miktarları X, Y ve Z eğrileriyle gösterilmiştir.
Bu grafiğe göre
- I.Plazma glikozu 180 mg/dL'nin altındayken süzülen glikozun tamamı geri emilir.
- II.Y eğrisinin belli bir değerden sonra sabit kalması, glikozu taşıyan zar proteinlerinin dolmasıyla açıklanabilir.
- III.Plazma glikozu 300 mg/dL iken süzülen glikozun yarısından fazlası idrarla atılır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
X süzülen, Y geri emilen, Z idrarla atılan glikozdur. 180 mg/dL'ye kadar Z sıfırdır ve X ile Y çakışır; süzülenin tamamı geri emilir. Y'nin sabitlenmesi taşıyıcıların dolmasındandır. 300 mg/dL'de süzülen glikoz 375 mg/dk, atılan 150 mg/dk'dır; atılan, süzülenin %40'ıdır. III yanlıştır.
Bir kişide günde 180 L süzüntü ve 1,5 L idrar oluşmaktadır. Serbestçe süzülen X, Y ve Z maddelerinin plazma derişimleri ile günlük süzülen ve idrarla atılan miktarları aşağıda verilmiştir.
| Madde | Plazma (g/L) | Süzülen (g/gün) | Atılan (g/gün) |
|---|---|---|---|
| X | 0,04 | 7,2 | 0,72 |
| Y | 0,01 | 1,8 | 9 |
| Z | 0,3 | 54 | 27 |
Buna göre
- I.X'in süzülen miktarının %90'ı geri emilmiştir.
- II.Y, tübüllere salgılanmıştır.
- III.Z'nin idrardaki derişimi plazmadakinin 30 katıdır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
X'in 7,2 g'ından 0,72 g'ı atılmış, 6,48 g'ı geri emilmiştir: %90. Y'nin atılan miktarı süzülen miktardan fazladır; aradaki 7,2 g ancak salgılamayla tübüle girmiş olabilir. Z'nin idrardaki derişimi \(27 / 1{,}5 = 18\) g/L'dir; bu, plazmadakinin \(18 / 0{,}3 = 60\) katıdır. III yanlıştır.
Bir kişide üre derişimi kan plazmasında 0,3 g/L, idrarda 18 g/L ölçülmüştür. Kişinin böbrekleri günde 180 L süzüntü ve 1,5 L idrar oluşturduğuna göre süzülen ürenin yüzde kaçı geri emilmiştir?
Süzülen üre \(0{,}3 \cdot 180 = 54\) g, idrarla atılan üre \(18 \cdot 1{,}5 = 27\) g'dır. Geri emilen \(54 - 27 = 27\) g, yani süzülenin %50'sidir.
Aşağıdaki grafikte, günde 180 L süzüntü oluşturan K ve L kişilerinde nefron boyunca tübülde kalan suyun, süzülen suya oranı (%) gösterilmiştir.
Buna göre L kişisinin günlük idrar miktarı yaklaşık kaç litredir?
Toplama kanalının sonunda L kişisinin tübülünde süzülen suyun %10'u kalmıştır; idrar \(180 \cdot 0{,}10 = 18\) L'dir. Fark distal tübül ve toplama kanalında ortaya çıkar; L'de bu bölümlerde su az geri emilir, bu da ADH eksikliğiyle uyumludur.
Kabuklu yumurta içinde gelişen kuş embriyosunun azotlu atıklarını ürik asit olarak üretmesinin en önemli yararı aşağıdakilerden hangisidir?
Kabuklu yumurtadan dışarı atık verilemez. Suda çözünmeyen ürik asit zehirsiz bir katı olarak embriyonik bir zarın içinde birikir ve su kaybına yol açmaz. Ürik asidin yapımı en çok enerjiyi gerektirir, suda çok az çözünür; üre döngüsünün ürünü üredir.
Büyük bir kan kaybı sonucu kan basıncı çok düşen bir kişide
- I.glomerulusta süzülen sıvı miktarının azalması,
- II.aldosteron salgısının artması,
- III.böbreklerden salgılanan renin miktarının artması
durumlarından hangileri beklenir?
Süzülmeyi sağlayan kan basıncıdır; basınç düşünce süzülme azalır. Böbrekler düşük basınca renin salgılayarak yanıt verir; reninin başlattığı tepkimeler aldosteron salgısını artırır ve tuz ile su tutularak kan hacmi korunur.
Dakikada 125 mL süzüntü oluşturan bir kişinin böbrekleri dakikada en çok 225 mg glikoz geri emebilmektedir. Tedavi görmeyen şeker hastası olan bu kişinin plazma glikozu 260 mg/dL olduğunda dakikada idrarla atılan glikoz kaç mg'dır?
Süzülen glikoz \(260 \cdot 1{,}25 = 325\) mg/dk'dır (125 mL = 1,25 dL). En çok 225 mg/dk geri emilebildiği için atılan glikoz \(325 - 225 = 100\) mg/dk'dır.
Henle kulpunun çıkan kolunda tuzların tübülden dışarı taşınmasını engelleyen bir ilaç kullanan kişide aşağıdakilerden hangisi beklenmez?
Özdeki yüksek tuz derişimini çıkan koldan dışarı taşınan tuzlar oluşturur; ilaç bunu engellediği için özün tuz derişimi düşer. Öz yeterince tuzlu olmayınca toplama kanalından osmozla daha az su çekilir; sodyum ve su idrarla kaybedilir, idrar artar, kan hacmi azalır.
İlerlemen bu tarayıcıda saklanıyor. Ücretsiz üye ol, her cihazda kaldığın yerden devam et.