Solunum Sistemi
Hava yolları, alveol ve plevra, soluk alıp verme mekanizması, basınç ve hacim grafikleri, kısmi basınç ve gaz değişimi, O₂ ve CO₂ taşınması, solunumun düzenlenmesi, solunum hastalıkları.
- Burundan alveollere kadar hava yollarının yapısını ve görevlerini: havanın ısıtılması, nemlendirilmesi ve temizlenmesi, epiglot ve ses telleri, C şeklindeki kıkırdak halkalar, silli epitel ve mukus
- Alveolün gaz değişimine uygun yapısını, sürfaktanın işini, akciğerleri saran plevrayı ve göğüs boşluğundaki basıncı
- Soluk alma ve soluk vermede diyafram ile kaburgalar arası kasların rolünü, göğüs boşluğu hacmi ile basıncın ilişkisini; basınç-zaman ve hacim-zaman grafiklerini okumayı
- Solunum hacimlerini (soluk hacmi, ek soluk alma ve ek soluk verme hacmi, artık hacim, vital kapasite) bir spirogramdan bulmayı
- Kısmi basınç farkıyla gerçekleşen gaz değişimini, \(\text{O}_2\)'nin hemoglobinle, \(\text{CO}_2\)'nin bikarbonat, karbaminohemoglobin ve çözünmüş gaz olarak taşınmasını; karbonmonoksit zehirlenmesini
- Solunumun omurilik soğanı ve pons tarafından düzenlenmesini, kandaki \(\text{CO}_2\) ve pH'ın etkisini, yüksek rakıma uyumu, astım, KOAH, zatürre ve sigaranın etkilerini
Solunum sistemi ne iş yapar?
Hücrelerimiz enerjilerinin büyük kısmını oksijenli solunumla elde eder. Bu süreçte besinler oksijen (\(\text{O}_2\)) kullanılarak parçalanır, açığa çıkan enerjinin bir kısmı ATP'de depolanır ve atık olarak karbondioksit (\(\text{CO}_2\)) oluşur. Hücrenin içindeki bu kimyasal tepkimeler "Canlılarda Enerji Dönüşümleri" konusunun işidir. Solunum sisteminin görevi daha dışarıdadır: atmosferdeki \(\text{O}_2\)'yi kana almak, kandaki \(\text{CO}_2\)'yi dışarı atmak.
Bir hücreli canlılarda gazlar doğrudan hücre zarından difüzyonla geçer. İnsan gibi büyük ve çok hücreli bir canlıda hücrelerin çoğu dış ortamdan çok uzaktadır; difüzyon tek başına yetmez. Bu yüzden iki sistem birlikte çalışır: solunum sistemi havayı geniş, nemli ve ince bir yüzeye, yani alveollere taşır; dolaşım sistemi de alveollerden aldığı \(\text{O}_2\)'yi dokulara, dokulardan aldığı \(\text{CO}_2\)'yi akciğerlere götürür. Gaz değişimi iki yerde olur: akciğerde alveol ile kan arasında (dış solunum) ve dokularda kan ile hücreler arasında (iç solunum). İkisinde de gazlar enerji harcanmadan, difüzyonla geçer.
İnsanın solunum sistemi iki kısımda incelenir. İletim bölümü burun boşluğu, yutak, gırtlak, soluk borusu, bronşlar ve bronşçuklardan oluşur; havayı taşır, temizler, ısıtır ve nemlendirir ama gaz değişimi yapmaz. Solunum bölümü ise alveollerden oluşur; gaz değişimi yalnızca burada gerçekleşir.
Hava yolları: burundan bronşçuklara
Soluk aldığımız hava sırasıyla burun boşluğu, yutak, gırtlak, soluk borusu, bronşlar, bronşçuklar ve alveoller boyunca ilerler.
- Burun boşluğu: Havanın girdiği ilk bölümdür. Burun deliklerindeki kıllar iri tozları tutar. Boşluğun iç yüzeyi mukus salgılayan silli epitelle örtülüdür; yapışkan mukus küçük toz taneciklerini ve mikroorganizmaları yakalar, siller de mukusu yutağa doğru süpürür. Yüzeyin altındaki yoğun kılcal damar ağı havayı vücut sıcaklığına yaklaştırır, mukus ve epitelden buharlaşan su havayı nemlendirir. Kıvrımlı kemik çıkıntıları yüzeyi genişleterek bu işleri kolaylaştırır. Boşluğun üst kısmında koku reseptörleri bulunur. Ağızdan soluk alındığında hava bu işlemlerden yeterince geçmez; soğuk ve kuru hava boğazı tahriş eder.
- Yutak (farinks): Burun ve ağız boşluklarının arkasında yer alan, hem havanın hem besinin geçtiği ortak yoldur. Orta kulağı dış ortamla dengeleyen östaki borusu yutağa açılır.
- Gırtlak (larinks): Soluk borusunun girişindeki, kıkırdaklardan yapılmış kutu biçimli bölümdür. Girişinde epiglot (gırtlak kapağı) bulunur. Yutkunma sırasında gırtlak yukarı kalkar ve epiglot girişin üstüne kapanır; besin soluk borusuna değil yemek borusuna yönelir. Gırtlağın içindeki ses telleri, soluk verme sırasında aralarından geçen havayla titreşerek sesi oluşturur. Ses tellerinin gerginliği ve uzunluğu sesin inceliğini belirler.
- Soluk borusu (trake): Gırtlaktan göğüs boşluğuna inen, yaklaşık 12 cm uzunluğunda bir borudur. Duvarında üst üste dizilmiş 16–20 tane C şeklinde kıkırdak halka vardır. Halkalar borunun basınç değişimlerinde kapanmasını önler, yani hava yolunu her zaman açık tutar. Halkaların arkada açık kalan kısmı, hemen arkadaki yemek borusuna bakar; burada kıkırdak yerine düz kas ve bağ dokusu bulunur. Böylece yutulan lokma geçerken yemek borusu genişleyebilir.
- Bronşlar ve bronşçuklar: Soluk borusu göğüs boşluğunda sağ ve sol ana bronşa ayrılır. Sağ ana bronş soldakinden daha kısa, daha geniş ve daha dikeydir; bu yüzden yanlışlıkla kaçan küçük cisimler daha çok sağ bronşa girer. Bronşlar akciğer içinde ağaç dalları gibi defalarca dallanır. Bronşların duvarında kıkırdak parçaları bulunur; çapı çok küçülen dallara bronşçuk (bronşiyol) denir ve bunların duvarında kıkırdak yoktur. Bronşçuk duvarındaki düz kaslar kasılıp gevşeyerek hava yolunun çapını değiştirebilir.
Soluk borusundan bronşçuklara kadar hava yollarının iç yüzeyi de büyük ölçüde mukus ve sillerle kaplıdır. Siller sürekli ve aynı yönde çırpınarak mukus tabakasını, yakaladığı tanecikler ve mikroorganizmalarla birlikte yukarıya, yutağa doğru taşır. Buraya ulaşan mukus genellikle fark edilmeden yutulur ya da öksürükle atılır. Bu düzenek akciğerleri temiz tutan en önemli savunma hattıdır. Hapşırma ve öksürük de hava yollarını tahriş eden maddeleri kuvvetli bir hava akımıyla dışarı atan reflekslerdir.
Alveoller, akciğerler ve plevra
Bronşçukların en ince dalları, salkım gibi kümelenmiş küçük keseciklerle sona erer. Bu keseciklerin her birine alveol denir. İki akciğerde yaklaşık 300–500 milyon alveol bulunur ve bunların toplam iç yüzeyi yaklaşık 70 metrekaredir. Alveolün yapısı gaz değişimine çok uygundur:
- Alveol duvarı tek katlı yassı epitelden oluşur; her alveolü saran kılcal damarların duvarı da tek katlıdır. Hava ile kan arasındaki uzaklık bir mikrometrenin altındadır; difüzyon yolu çok kısadır.
- Alveollerin sayısı çok fazla olduğu için toplam yüzey çok geniştir. Difüzyonla geçen gaz miktarı yüzey alanıyla artar.
- Her alveol yoğun bir kılcal ağıyla sarılıdır; kan sürekli akarak gaz farkını korur.
- Alveolün iç yüzeyi ince bir sıvı tabakasıyla nemlidir. Gazlar önce bu sıvıda çözünür, sonra zardan geçer.
Alveolün iç yüzeyindeki su tabakası bir sorun yaratır: su molekülleri arasındaki çekim (yüzey gerilimi) küçük alveolleri büzmeye ve duvarlarını birbirine yapıştırmaya çalışır. Alveol epitelindeki bazı hücreler sürfaktan adı verilen, yağ ve proteinden oluşan bir madde salgılar. Sürfaktan yüzey gerilimini azaltır; alveollerin soluk vermede tamamen kapanıp yapışmasını önler ve soluk almada açılmalarını kolaylaştırır. Sürfaktan üretimi gebeliğin son haftalarında yeterli düzeye ulaşır; çok erken doğan bebeklerde yetersiz olabileceği için bu bebeklerde ciddi solunum güçlüğü görülebilir. Alveollerde ayrıca toz ve mikroorganizmaları fagositozla temizleyen makrofajlar bulunur.
Akciğerler göğüs boşluğunda kalbin iki yanında yer alır. Kalp biraz sola yatık olduğundan sol akciğer daha küçüktür ve iki lobludur; sağ akciğer üç lobludur. Akciğer süngerimsi ve esnektir; gerildiğinde eski hâline dönmeye çalışır. Akciğerlerde iskelet kası yoktur, yani akciğer kendi kendine genişleyip daralamaz.
Her akciğeri plevra (akciğer zarı) denen iki katlı bir zar sarar. İç katman akciğerin yüzeyine, dış katman göğüs duvarının iç yüzeyine ve diyaframa yapışıktır. İki katman arasındaki dar plevra boşluğunda az miktarda kaygan bir sıvı bulunur. Bu sıvı, soluk alıp verme sırasında katmanların birbiri üzerinde sürtünmeden kaymasını sağlar ve iki katmanı birbirinden ayrılmayacak biçimde tutar, tıpkı arasında su bulunan iki cam levhanın birbirine yapışması gibi. Esnek akciğer içe doğru büzülmeye, göğüs duvarı dışa doğru açılmaya çalışır; bu iki zıt çekiş nedeniyle plevra boşluğundaki basınç dinlenmede bile atmosfer basıncından birkaç mmHg düşüktür. Göğüs boşluğu genişleyince plevra sayesinde akciğer de onu izleyerek genişler.
Soluk alıp verme: diyafram ve kaburgalar arası kaslar
Hava, basıncın yüksek olduğu yerden düşük olduğu yere akar. Akciğerlere hava girmesi için alveol basıncının atmosfer basıncının altına inmesi, hava çıkması için de üstüne çıkması gerekir. Basınçtaki bu değişimi göğüs boşluğunun hacmindeki değişim sağlar: kapalı bir kapta hacim artarsa gazın basıncı düşer, hacim azalırsa basınç artar.
Göğüs boşluğunun hacmini değiştiren kaslar şunlardır:
- Diyafram: Göğüs boşluğunu karın boşluğundan ayıran, kubbe biçimindeki çizgili kastır. Kasıldığında kubbe düzleşir ve aşağı iner; göğüs boşluğu dikey yönde genişler. Sakin solunumda hacim değişiminin büyük kısmını diyafram sağlar.
- Kaburgalar arası kaslar: Kaburgaların arasındaki iki kas tabakasıdır. Dış kaburgalar arası kaslar kasılınca kaburgalar ve göğüs kemiği yukarı ve öne kalkar, göğüs boşluğu önden arkaya ve yanlara doğru genişler. İç kaburgalar arası kaslar ise kaburgaları aşağı çeker ve zorlu soluk vermede görev alır.
Soluk alma (inspirasyon) aktif bir olaydır, kas kasılmasıyla başlar:
- Diyafram ve dış kaburgalar arası kaslar kasılır.
- Göğüs boşluğunun hacmi artar; plevra boşluğundaki basınç daha da düşer.
- Plevra katmanları birbirine bağlı olduğu için akciğerler genişler, alveollerin hacmi artar ve alveol basıncı atmosfer basıncının altına iner.
- Hava, basınç farkı ortadan kalkana kadar akciğerlere girer.
Sakin soluk verme (ekspirasyon) ise pasiftir: Diyafram ve dış kaburgalar arası kaslar gevşer, diyafram kubbe biçimine döner, kaburgalar ağırlıkları ve esneklikleriyle aşağı iner. Gerilmiş olan esnek akciğer dokusu da büzülür. Göğüs boşluğu ve alveollerin hacmi azalır, alveol basıncı atmosfer basıncının üstüne çıkar ve hava dışarı akar. Konuşurken, öksürürken ya da spor yaparken yapılan zorlu soluk vermede iç kaburgalar arası kaslar ve karın kasları kasılır; karın kasları karın organlarını diyaframa doğru iterek göğüs boşluğunu daha da daraltır. Zorlu soluk verme aktiftir. Zorlu soluk almada da boyun ve göğüs bölgesindeki yardımcı kaslar devreye girer.
Basınç ve hacim grafikleri
Soluk alıp verme sırasında akciğer hacmi, alveol basıncı ve plevra basıncı birlikte değişir. Aşağıdaki grafikler sakin solunum yapan bir yetişkin için basit bir modelden hesaplanmıştır: döngü 4 saniye sürer (dakikada 15 soluk) ve her soluğun hacmi 0,5 litredir. Basınçlar atmosfer basıncına göre fark olarak gösterilmiştir; 0, atmosfer basıncı (deniz seviyesinde 760 mmHg) demektir.
Bu grafikleri okurken şu noktalar önemlidir:
- Alveol basıncının işareti hava akışının yönünü gösterir. Alveol basıncı atmosfer basıncından düşükken hava girer ve akciğer hacmi artar; yüksekken hava çıkar ve hacim azalır.
- Akciğer hacmi en büyük ya da en küçük olduğu anda hava akışı durur; bu anlarda alveol basıncı atmosfer basıncına eşittir. Alveol basıncının en düşük olduğu an ise soluk almanın ortası, yani havanın en hızlı girdiği andır.
- Plevra basıncı soluk almada düşer, soluk vermede yükselir ama sakin solunumda hiçbir zaman atmosfer basıncına ulaşmaz. Göğüs boşluğunu genişleten kaslar gevşemeye başladığında hava girişi hemen durmadığı için plevra basıncının en düşük noktası, hacmin en büyük olduğu andan biraz öncedir.
- Döngünün sonunda akciğer hacmi ve basınçlar başlangıçtaki değerlere döner. Bir döngünün süresinden dakikadaki soluk sayısı bulunur: \(60 / 4 = 15\).
Solunum hacimleri ve vital kapasite
Akciğerlere giren ve çıkan hava hacmi spirometre denen bir cihazla ölçülür; elde edilen hacim-zaman grafiğine spirogram denir. Sakin solunumda alınıp verilen hava küçük bir hacimdir; derin bir soluk alıp en çok soluk verildiğinde çok daha büyük hacimler görülür.
- Soluk hacmi: Sakin bir soluk alma ya da soluk vermede akciğerlere giren ya da çıkan hava; yaklaşık 500 mL.
- Ek soluk alma hacmi: Normal bir soluk almanın üstüne zorlanarak alınabilecek en fazla hava.
- Ek soluk verme hacmi: Normal bir soluk vermenin ardından zorlanarak verilebilecek en fazla hava.
- Artık hacim: En zorlu soluk vermeden sonra bile akciğerlerde kalan hava. Alveollerin tamamen sönmesini önler ve iki soluk arasında da gaz değişiminin sürmesini sağlar. Dışarı verilemediği için spirometreyle doğrudan ölçülemez.
- Vital kapasite: En derin soluk almanın ardından verilebilecek en fazla hava: ek soluk alma hacmi, soluk hacmi ve ek soluk verme hacminin toplamıdır.
- Toplam akciğer kapasitesi: Vital kapasite ile artık hacmin toplamıdır.
Bu değerler kişiden kişiye değişir. Boy uzadıkça büyür, kadınlarda erkeklere göre ortalama olarak daha küçüktür, yaşla azalır; düzenli egzersiz solunum kaslarını güçlendirir. Akciğer hastalıklarında da değişir: hava yollarının daraldığı ya da alveol duvarlarının yıkıldığı hastalıklarda verilemeyen hava akciğerde hapsolur, artık hacim büyür ve vital kapasite küçülür.
Kısmi basınç ve gaz değişimi
Hava bir gaz karışımıdır ve karışımdaki her gaz toplam basınca kendi payıyla katkıda bulunur. Bir gazın bu payına kısmi basınç denir ve gazın karışımdaki oranıyla toplam basıncın çarpımına eşittir. Deniz seviyesinde atmosfer basıncı 760 mmHg, havadaki \(\text{O}_2\) oranı yaklaşık %21'dir: \(P_{\text{O}_2} = 0{,}21 \cdot 760 \approx 160\) mmHg. Havadaki \(\text{CO}_2\) oranı yalnızca %0,04 olduğundan \(P_{\text{CO}_2}\) yaklaşık 0,3 mmHg'dir.
Gaz değişiminin tek kuralı şudur: her gaz, kendi kısmi basıncının yüksek olduğu yerden düşük olduğu yere difüzyonla geçer. Bir gazın difüzyon yönünü öteki gazın basıncı etkilemez; \(\text{O}_2\) ve \(\text{CO}_2\) aynı anda zıt yönlerde geçebilir.
Alveol havasının \(P_{\text{O}_2}\) değeri atmosferdekinden düşüktür (yaklaşık 100 mmHg), çünkü her soluk alışta gelen taze hava, akciğerlerde kalan ve \(\text{O}_2\)'si kısmen kullanılmış havayla karışır; hava ayrıca su buharıyla doyar. Alveolde \(P_{\text{CO}_2}\) ise yaklaşık 40 mmHg'dir.
- Akciğerde: Dokulardan dönen ve akciğer atardamarıyla akciğerlere gelen kanda \(P_{\text{O}_2}\) yaklaşık 40, \(P_{\text{CO}_2}\) yaklaşık 46 mmHg'dir. \(\text{O}_2\) alveolden kana (100 → 40), \(\text{CO}_2\) kandan alveole (46 → 40) geçer. Kan kılcal boyunca ilerlerken alveol havasıyla dengelenir ve akciğerden \(P_{\text{O}_2}\) yaklaşık 100, \(P_{\text{CO}_2}\) yaklaşık 40 mmHg olarak ayrılır.
- Dokuda: Hücreler \(\text{O}_2\) tükettiği ve \(\text{CO}_2\) ürettiği için doku sıvısında \(P_{\text{O}_2}\) yaklaşık 40 mmHg ya da daha düşük, \(P_{\text{CO}_2}\) yaklaşık 46 mmHg'dir. Kılcala gelen kandan dokuya \(\text{O}_2\) (100 → 40), dokudan kana \(\text{CO}_2\) (46 → 40) geçer. Dokudan ayrılan kan \(\text{O}_2\) yönünden fakir, \(\text{CO}_2\) yönünden zengindir ve kalbe döner.
\(\text{CO}_2\) için basınç farkı (46 − 40 = 6 mmHg) \(\text{O}_2\)'ninkinden (60 mmHg) çok küçüktür. Buna rağmen yeterli \(\text{CO}_2\) atılır, çünkü \(\text{CO}_2\) suda ve zarda \(\text{O}_2\)'den yaklaşık 20 kat daha kolay çözünür ve çok daha hızlı difüze olur.
Çalışan bir kasta \(\text{O}_2\) tüketimi ve \(\text{CO}_2\) üretimi artar; doku sıvısında \(P_{\text{O}_2}\) düşer, \(P_{\text{CO}_2}\) yükselir. Basınç farkları büyüdüğü için dokuya \(\text{O}_2\) ve kana \(\text{CO}_2\) geçişi kendiliğinden hızlanır.
Oksijenin taşınması ve karbonmonoksit zehirlenmesi
\(\text{O}_2\) plazmada çok az çözünür. Kanda taşınan \(\text{O}_2\)'nin yalnızca yaklaşık %1,5'i plazmada çözünmüş hâldedir; geri kalan büyük kısmı (yaklaşık %98,5) alyuvarların içindeki hemoglobine bağlı taşınır. Hemoglobin dört polipeptit zincirinden oluşan bir proteindir. Her zincirde demir (\(\text{Fe}^{2+}\)) içeren bir hem grubu bulunur ve her hem grubu bir \(\text{O}_2\) molekülü bağlayabilir. Yani bir hemoglobin molekülü en çok dört \(\text{O}_2\) molekülü taşır.
\(\text{O}_2\)'nin hemoglobine bağlanması tersinirdir:
\(\text{O}_2\)'ye bağlanmış hemoglobine oksihemoglobin denir; parlak kırmızıdır. \(P_{\text{O}_2}\)'nin yüksek olduğu akciğer kılcallarında tepkime sağa yürür ve hemoglobin hemen hemen tamamen \(\text{O}_2\) ile doyar. \(P_{\text{O}_2}\)'nin düşük olduğu dokularda tepkime sola yürür ve hemoglobin \(\text{O}_2\)'yi bırakır. Çalışan dokuda \(P_{\text{CO}_2}\)'nin yüksek olması, ortamın asitleşmesi (\(\text{H}^{+}\) artışı) ve sıcaklığın artması da hemoglobinin \(\text{O}_2\)'yi bırakmasını kolaylaştırır. Böylece en çok \(\text{O}_2\)'ye ihtiyaç duyan doku en çok \(\text{O}_2\)'yi alır.
Karbonmonoksit (CO), kömür, odun, doğal gaz ya da benzin gibi yakıtların oksijeni yetersiz ortamda tam yanmamasıyla oluşan renksiz ve kokusuz bir gazdır. CO, hemoglobinde \(\text{O}_2\)'nin bağlandığı yere, yani hem grubundaki demire bağlanır ve karboksihemoglobin (HbCO) oluşturur. CO'nun hemoglobine bağlanma eğilimi \(\text{O}_2\)'ninkinden 200 kattan fazladır ve bağ kolay çözülmez. CO'ya bağlanan hemoglobin \(\text{O}_2\) taşıyamaz; ayrıca kalan hemoglobin de bağladığı \(\text{O}_2\)'yi dokularda daha zor bırakır. Dokular, özellikle beyin ve kalp oksijensiz kalır. Baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, halsizlik ve ilerlemiş durumda bilinç kaybı görülür. Kişi hemen temiz havaya çıkarılmalı ve tıbbi yardım (112) çağrılmalıdır; hastanede yüksek derişimli \(\text{O}_2\) verilerek CO'nun hemoglobinden ayrılması hızlandırılır.
Karbondioksitin taşınması
Dokularda oluşup kana geçen \(\text{CO}_2\) üç biçimde taşınır (oranlar yaklaşıktır):
- Plazmada çözünmüş olarak: yaklaşık %7.
- Hemoglobine bağlı olarak: \(\text{CO}_2\) hemoglobinin globin kısmına bağlanarak karbaminohemoglobin (\(\text{HbCO}_2\)) oluşturur; yaklaşık %23. \(\text{O}_2\)'sini bırakmış hemoglobin \(\text{CO}_2\)'yi daha kolay bağlar.
- Bikarbonat iyonu (\(\text{HCO}_3^{-}\)) olarak: yaklaşık %70. En önemli taşınma biçimi budur.
Bikarbonat alyuvarın içinde oluşur. Alyuvara giren \(\text{CO}_2\) su ile birleşerek karbonik asidi (\(\text{H}_2\text{CO}_3\)) oluşturur; karbonik asit de hemen hidrojen iyonu ve bikarbonat iyonuna ayrışır:
İlk adım enzimsiz çok yavaştır; alyuvarlarda bol bulunan karbonik anhidraz enzimi bu tepkimeyi binlerce kat hızlandırır. Oluşan \(\text{HCO}_3^{-}\) iyonları plazmaya geçer (yerlerine plazmadan \(\text{Cl}^{-}\) iyonları alyuvara girer) ve \(\text{CO}_2\) büyük ölçüde plazmada bikarbonat olarak taşınır. Açığa çıkan \(\text{H}^{+}\) iyonlarının çoğu hemoglobine bağlanır; böylece kanın pH'ı fazla düşmez. Hemoglobinin \(\text{H}^{+}\) bağlaması da onun \(\text{O}_2\)'yi bırakmasını kolaylaştırır.
Akciğer kılcallarında her şey tersine işler. Alveolde \(P_{\text{CO}_2}\) kandakinden düşük olduğu için \(\text{CO}_2\) kandan alveole geçer; kandaki \(\text{CO}_2\) azaldıkça tepkime sola yürür. \(\text{HCO}_3^{-}\) iyonları plazmadan alyuvara döner, hemoglobinden ayrılan \(\text{H}^{+}\) ile birleşir ve karbonik anhidrazın yardımıyla yeniden \(\text{CO}_2\) ve su oluşur. Bu \(\text{CO}_2\) de alveole geçerek soluk verme ile atılır. Karbaminohemoglobin de \(\text{CO}_2\)'sini bırakır ve hemoglobin \(\text{O}_2\) bağlar.
Solunumun düzenlenmesi ve yüksek rakım
Soluk alıp vermemiz biz farkında olmadan, uykuda bile devam eder. Solunumun temel ritmi beyin sapındaki omurilik soğanında bulunan solunum merkezinden gelir. Bu merkezden çıkan uyarılar sinirlerle diyafram ve kaburgalar arası kaslara gider ve onları düzenli aralıklarla kasar. Ponstaki merkezler omurilik soğanındaki merkezle birlikte çalışarak soluk almadan soluk vermeye geçişi ve solunumun düzgün bir ritimle sürmesini düzenler. Uç beyin kabuğu (korteks) solunumu bir süreliğine istemli olarak değiştirebilir: nefesimizi tutabilir, konuşurken ya da şarkı söylerken soluğumuzu ayarlayabiliriz. Ama nefes uzun süre tutulamaz; kanda biriken \(\text{CO}_2\) istemsiz merkezleri güçlü biçimde uyarır.
Solunum hızını ve derinliğini belirleyen en güçlü uyarı, kandaki \(\text{CO}_2\) artışıdır. \(\text{CO}_2\) arttığında karbonik asit tepkimesi sağa kayar, \(\text{H}^{+}\) artar ve pH düşer. Omurilik soğanındaki kemoreseptörler bu değişime çok duyarlıdır. Ayrıca aort ve şah damarlarındaki kemoreseptörler kandaki \(\text{CO}_2\) ve \(\text{H}^{+}\) artışını, özellikle de \(\text{O}_2\)'nin belirgin olarak düşmesini algılayıp solunum merkezine bildirir. Merkez solunumu hızlandırır ve derinleştirir; fazla \(\text{CO}_2\) atılır ve pH normale (yaklaşık 7,4) döner. Egzersizde solunumun hızlanmasının başlıca nedeni de budur. Tersine, bir süre hızlı ve derin soluk alıp verilirse (hiperventilasyon) kandaki \(\text{CO}_2\) azalır, pH yükselir ve soluk alma isteği bir süre azalır.
Yüksek rakımda havadaki \(\text{O}_2\) oranı değişmez, yine yaklaşık %21'dir; ama atmosfer basıncı düştüğü için \(\text{O}_2\)'nin kısmi basıncı da düşer. Örneğin basıncın yaklaşık 600 mmHg olduğu bir yükseklikte \(P_{\text{O}_2} = 0{,}21 \cdot 600 = 126\) mmHg'dir. Alveole ve kana geçen \(\text{O}_2\) azalır. Vücut buna iki aşamada uyum sağlar:
- Kısa sürede (saatler, günler): Kandaki \(\text{O}_2\) düşüşü aort ve şah damarı kemoreseptörlerini uyarır; solunum hızı ve derinliği artar. Kalp atım hızı da artar.
- Uzun sürede (haftalar): Böbrekler eritropoietin hormonunu daha çok salgılar; kemik iliğinde alyuvar ve hemoglobin üretimi artar. Kanın \(\text{O}_2\) taşıma kapasitesi yükselir. Dağcıların yüksek kamplarda günlerce bekleyerek "iklime alışmaları" ve sporcuların yüksek irtifa kampları bu yüzdendir.
Solunum sistemi sağlığı
Solunum yolları sürekli dış ortamla temas ettiği için toz, duman ve mikroorganizmalardan kolayca etkilenir. ÖSYM'nin de sorduğu başlıca rahatsızlıklar şunlardır:
- Astım: Hava yollarının uzun süreli iltihabıdır. Polen, ev tozu, soğuk hava, egzersiz ya da duman gibi tetikleyicilerle bronş ve bronşçuk duvarındaki düz kaslar kasılır, iç yüzey şişer ve mukus artar. Hava yolları daralır; hırıltılı solunum, öksürük ve nefes darlığı görülür, özellikle soluk vermek zorlaşır. Bronşları genişleten ve iltihabı azaltan ilaçlarla (çoğunlukla solunum yoluyla alınan spreylerle) kontrol altında tutulur.
- KOAH (kronik obstrüktif akciğer hastalığı): Hava yollarının uzun süreli ve geri dönüşsüz daralmasıyla giden, ilerleyici bir hastalıktır; kronik bronşit ve amfizemi kapsar. En önemli nedeni sigaradır. Kronik bronşitte bronşlar sürekli iltihaplı ve mukus doludur, uzun süren balgamlı öksürük görülür. Amfizemde alveol duvarları yıkılır, alveoller birleşerek büyük keseler oluşturur; gaz değişim yüzeyi azalır ve akciğer esnekliğini kaybeder. Hava verilemeyip akciğerde hapsolduğu için artık hacim büyür.
- Zatürre (pnömoni): Akciğer dokusunun, özellikle alveollerin bakteri, virüs ya da mantarlarla iltihaplanmasıdır. İltihaplı alveoller sıvı ve savunma hücreleriyle dolar, gaz değişimi azalır. Ateş, öksürük, balgam ve nefes darlığı görülür. Bakterilerden kaynaklananlar antibiyotikle tedavi edilir; bazı etkenlerine karşı aşı vardır.
- Verem (tüberküloz): Bir bakterinin yol açtığı, öksürük ve hapşırıkla havaya karışan damlacıklarla bulaşan bir akciğer enfeksiyonudur. Uzun süren tedaviyle iyileşebilir.
- Akciğer kanseri: Hava yollarındaki hücrelerin kontrolsüz bölünmesidir. En önemli risk etkeni sigaradır.
Sigaranın etkileri solunum sisteminin her düzeyinde görülür. Dumandaki maddeler hava yollarındaki sillerin hareketini yavaşlatır, uzun sürede silli hücreler hasar görür ve sayıları azalır. Mukus üretimi ise artar. Temizlenemeyen mukus, tanecikler ve mikroorganizmalar hava yollarında birikir; bunları atmak için sabahları belirginleşen "sigara öksürüğü" ortaya çıkar ve solunum yolu enfeksiyonları sıklaşır. Dumandaki katran kanser yapıcı maddeler içerir. Dumandaki CO hemoglobine bağlanır; düzenli sigara içenlerin kanında karboksihemoglobin oranı içmeyenlerinkinden yüksektir. Nikotin bağımlılık yapar ve damarları daraltır. Sigara dumanını solumak zorunda kalan pasif içiciler de bu zararlardan etkilenir. Sigarayı bırakmak her yaşta yararlıdır: silli epitelin işlevi zamanla kısmen düzelir ve hastalık riskleri azalır.
Formüller
Çözümlü örnekler
Burun deliklerinden giren bir hava molekülünün alveole ulaşıncaya kadar geçtiği yapıları sırayla yazınız. Bu yapılardan hangisinde gaz değişimi olur, hangilerinin duvarında kıkırdak bulunur?
- Hava burun boşluğunda ısınır, nemlenir ve temizlenir; ardından hava ile besinin ortak yolu olan yutağa geçer.
- Yutaktan gırtlağa, gırtlaktan soluk borusuna girer. Soluk borusu bronşlara, bronşlar akciğer içinde bronşçuklara ayrılır ve bronşçuklar alveollerde sona erer.
- Gaz değişimi yalnızca alveollerde olur; öteki yapılar havayı iletir. Gırtlak, soluk borusu ve bronşların duvarında kıkırdak vardır; bronşçuklarda ve alveollerde kıkırdak yoktur.
Cevap: burun boşluğu → yutak → gırtlak → soluk borusu → bronş → bronşçuk → alveol; gaz değişimi yalnızca alveolde; kıkırdak gırtlak, soluk borusu ve bronşta
Soluk alma sırasında gerçekleşen dört olay karışık sırayla verilmiştir: K. Alveol basıncı atmosfer basıncının altına düşer. L. Diyafram ve dış kaburgalar arası kaslar kasılır. M. Hava akciğerlere girer. N. Göğüs boşluğunun hacmi artar, plevra boşluğundaki basınç düşer. Bu olayların sebep-sonuç sırası nasıldır?
- Soluk alma kas kasılmasıyla başlar: L.
- Kasılan diyafram düzleşip iner, kaburgalar kalkar; göğüs boşluğu genişler ve plevra basıncı düşer: N.
- Plevra katmanları birbirine bağlı olduğu için akciğerler genişler ve alveol basıncı atmosferin altına iner: K.
- Basınç farkı yüzünden hava akciğerlere girer: M.
Cevap: L, N, K, M
Deniz seviyesinde atmosfer basıncı 760 mmHg'dir. Havanın %21'i \(\text{O}_2\), %0,04'ü \(\text{CO}_2\)'dir. Atmosfer havasındaki \(\text{O}_2\) ve \(\text{CO}_2\) kısmi basınçlarını bulunuz.
- Kısmi basınç, gazın oranı ile toplam basıncın çarpımıdır.
- \(P_{\text{O}_2} = 0{,}21 \cdot 760 = 159{,}6\) mmHg, yani yaklaşık 160 mmHg.
- \(P_{\text{CO}_2} = 0{,}0004 \cdot 760 = 0{,}304\) mmHg, yani yaklaşık 0,3 mmHg.
Cevap: \(P_{\text{O}_2}\) yaklaşık 160 mmHg, \(P_{\text{CO}_2}\) yaklaşık 0,3 mmHg
Kısmi basınçlar (mmHg) şöyledir: alveol havası \(P_{\text{O}_2}\) 100, \(P_{\text{CO}_2}\) 40; akciğere gelen kan 40 ve 46; dokuya gelen kan 100 ve 40; doku hücreleri 40 ve 46. Akciğerde ve dokuda \(\text{O}_2\) ile \(\text{CO}_2\)'nin net difüzyon yönlerini bulunuz.
- Her gaz yüksek kısmi basınçtan düşüğe geçer; iki gazı ayrı ayrı karşılaştır.
- Akciğerde \(\text{O}_2\): alveol 100 > kan 40, alveolden kana. \(\text{CO}_2\): kan 46 > alveol 40, kandan alveole.
- Dokuda \(\text{O}_2\): kan 100 > doku 40, kandan dokuya. \(\text{CO}_2\): doku 46 > kan 40, dokudan kana.
Cevap: akciğerde \(\text{O}_2\) alveolden kana, \(\text{CO}_2\) kandan alveole; dokuda \(\text{O}_2\) kandan dokuya, \(\text{CO}_2\) dokudan kana
Bir kişinin spirogramında en derin soluk vermenin sonunda akciğerdeki hava 1200 mL, normal soluk vermenin sonunda 2400 mL, normal soluk almanın sonunda 2900 mL, en derin soluk almanın sonunda 6000 mL'dir. Bu kişinin soluk hacmini, vital kapasitesini ve toplam akciğer kapasitesini bulunuz.
- Soluk hacmi: \(2900 - 2400 = 500\) mL.
- Ek soluk alma hacmi \(6000 - 2900 = 3100\) mL, ek soluk verme hacmi \(2400 - 1200 = 1200\) mL.
- Vital kapasite \(3100 + 500 + 1200 = 4800\) mL; bu, \(6000 - 1200\) farkına eşittir.
- Artık hacim 1200 mL olduğundan toplam akciğer kapasitesi \(4800 + 1200 = 6000\) mL'dir.
Cevap: soluk hacmi 500 mL, vital kapasite 4800 mL, toplam akciğer kapasitesi 6000 mL
Anlatımdaki hacim ve basınç grafiklerinde bir soluk döngüsü 4 saniye sürmektedir. Bu kişi dakikada kaç soluk alır? Hava hangi zaman aralığında akciğerlere girer? Akciğer hacminin en büyük olduğu anda alveol basıncı nedir?
- Dakikadaki soluk sayısı \(60 / 4 = 15\)'tir.
- Alveol basıncı 0–2 s arasında atmosfer basıncının altındadır; bu aralıkta hava girer ve hacim artar. 2–4 s arasında basınç atmosferin üstündedir, hava çıkar.
- Hacim 2. saniyede en büyüktür. Bu anda hava akışı durur; alveol basıncı atmosfer basıncına eşittir (grafikte 0).
Cevap: dakikada 15 soluk; hava 0–2 s arasında girer; hacim en büyükken alveol basıncı atmosfer basıncına eşittir
\(\text{CO}_2 + \text{H}_2\text{O} \rightleftharpoons \text{H}_2\text{CO}_3 \rightleftharpoons \text{H}^{+} + \text{HCO}_3^{-}\) tepkimesi doku kılcallarında ve akciğer kılcallarında hangi yöne yürür? Her iki yerde \(\text{HCO}_3^{-}\) miktarı nasıl değişir?
- Dokuda \(P_{\text{CO}_2}\) (46) kana gelen kanınkinden (40) yüksektir; \(\text{CO}_2\) kana girer. Tepkimenin solundaki madde arttığı için tepkime sağa yürür; \(\text{HCO}_3^{-}\) ve \(\text{H}^{+}\) oluşur.
- Akciğerde kanın \(P_{\text{CO}_2}\)'si (46) alveolünkinden (40) yüksektir; \(\text{CO}_2\) kandan çıkar. Soldaki madde azaldığı için tepkime sola yürür; \(\text{HCO}_3^{-}\) ve \(\text{H}^{+}\) harcanarak \(\text{CO}_2\) oluşur.
- İki yönde de tepkimeyi alyuvardaki karbonik anhidraz hızlandırır.
Cevap: dokuda sağa, akciğerde sola; \(\text{HCO}_3^{-}\) dokuda artar, akciğerde azalır
Kapalı bir odada yanan sobadan sızan gazdan etkilenen bir kişinin kanındaki hemoglobinin %30'u karboksihemoglobine dönüşmüştür. Bu kişinin hemoglobininin en fazla yüzde kaçı \(\text{O}_2\) taşıyabilir? Kişi temiz havaya çıkarıldığında karboksihemoglobin neden hemen ortadan kalkmaz?
- CO, hemde \(\text{O}_2\)'nin bağlandığı yere bağlanır; CO taşıyan hemoglobin \(\text{O}_2\) taşıyamaz.
- \(\text{O}_2\) taşıyabilecek hemoglobin en fazla \(100 - 30 = 70\), yani %70'tir. Kalan hemoglobin de bağladığı \(\text{O}_2\)'yi dokulara daha zor bıraktığı için dokulara ulaşan \(\text{O}_2\) bundan da azdır.
- CO hemoglobine \(\text{O}_2\)'den 200 kattan daha güçlü bağlanır ve bağ kolay çözülmez; temiz havada CO yavaş yavaş ayrılır. Bu yüzden yüksek derişimli \(\text{O}_2\) verilir.
Cevap: en fazla %70; CO hemoglobine çok güçlü bağlandığı için yavaş ayrılır
Deniz seviyesinde yaşayan bir sporcu, atmosfer basıncının yaklaşık 525 mmHg olduğu 3000 m yükseklikteki bir kampa gidiyor. Havadaki \(\text{O}_2\) oranı %21 olduğuna göre bu yükseklikte atmosfer havasının \(P_{\text{O}_2}\) değeri yaklaşık kaç mmHg'dir? Sporcunun vücudunda ilk günlerde ve birkaç hafta içinde hangi değişiklikler beklenir?
- Yükseklikte \(\text{O}_2\) oranı değişmez, toplam basınç düşer: \(P_{\text{O}_2} = 0{,}21 \cdot 525 = 110{,}25\), yaklaşık 110 mmHg. Deniz seviyesindeki 160 mmHg'den azdır.
- Alveole ve kana geçen \(\text{O}_2\) azalır. İlk günlerde kemoreseptörler uyarılır; solunum hızı ve derinliği, kalp atım hızı artar.
- Haftalar içinde böbreklerden salgılanan eritropoietin artar; alyuvar sayısı ve hemoglobin miktarı yükselir.
Cevap: yaklaşık 110 mmHg; ilk günlerde solunum ve kalp hızı artar, haftalar içinde alyuvar sayısı artar
Sık yapılan hatalar
- Akciğerlerin kendi kaslarıyla genişlediğini düşünmek. Akciğerde iskelet kası yoktur; göğüs boşluğunu diyafram ve kaburgalar arası kaslar genişletir, akciğer plevra sayesinde onu izler.
- Sakin soluk vermenin de kas kasılmasıyla yapıldığını sanmak. Sakin soluk verme pasiftir; yalnızca zorlu soluk vermede iç kaburgalar arası kaslar ve karın kasları kasılır.
- Diyaframın soluk almada yukarı kalktığını söylemek. Kasılan diyafram düzleşip aşağı iner; gevşeyince kubbe biçimine dönüp yükselir.
- Alveol basıncının en düşük olduğu anı hacmin en büyük olduğu anla karıştırmak. Hacim en büyükken akış durur ve alveol basıncı atmosfer basıncına eşittir.
- Gazların aktif taşımayla geçtiğini düşünmek ya da \(\text{O}_2\)'nin geçiş yönünü \(\text{CO}_2\)'ye bağlamak. Her gaz kendi kısmi basınç farkı yönünde difüzyonla geçer.
- Yüksek rakımda havadaki \(\text{O}_2\) yüzdesinin azaldığını söylemek. Oran yaklaşık %21'de kalır; azalan, toplam basınç ve dolayısıyla \(P_{\text{O}_2}\)'dir.
- Karboksihemoglobin (CO) ile karbaminohemoglobini (\(\text{CO}_2\)) karıştırmak; \(\text{CO}_2\)'nin çoğunun hemoglobinle taşındığını sanmak. \(\text{CO}_2\)'nin büyük kısmı plazmada bikarbonat olarak taşınır.
- Vital kapasiteye artık hacmi eklemek. Vital kapasite verilebilen havadır; artık hacim verilemez ve spirometreyle ölçülemez.
Türkiye'de her kış sobadan, şofbenden ya da bakımsız kombiden sızan karbonmonoksit nedeniyle zehirlenmeler ve ölümler yaşanır. CO renksiz ve kokusuz olduğu için uyuyan bir kişi tehlikeyi fark edemez; belirtiler baş ağrısı, bulantı ve uyku hâli gibi sıradan şikâyetlere benzer. Sobanın bacası düzenli temizlenmeli, gece sobaya kömür eklenip odanın havası kesilmemeli, kombi ve şofbenler yetkili servise kontrol ettirilmeli ve evlere karbonmonoksit dedektörü takılmalıdır. Zehirlenmeden şüphelenilirse pencereler açılır, kişi temiz havaya çıkarılır ve 112 aranır; ağır durumlarda hastaların bir bölümü hemoglobinden CO'nun ayrılmasını hızlandırmak için basınçlı oksijen tedavisine (hiperbarik oksijen) alınır. Solunum sistemi hekimlikte de sık sınanır: göğüs hastalıkları uzmanları spirometreyle vital kapasiteyi ve bir saniyede verilebilen havayı ölçerek astımı ve KOAH'ı tanır, ilacın işe yarayıp yaramadığını izler.
Konu testi
26 soru. Bir seçeneğe dokun; doğru cevap ve çözüm hemen açılır.
Soluk borusunun duvarındaki C şeklindeki kıkırdak halkaların temel görevi aşağıdakilerden hangisidir?
Kıkırdak halkalar sert bir iskelet oluşturur; basınç değiştiğinde soluk borusunun kapanmasını önler ve hava yolunu açık tutar. Havayı ısıtıp nemlendiren burun boşluğu, sesi oluşturan gırtlaktaki ses telleri, girişi kapatan epiglottur. Gaz değişimi yalnızca alveollerde olur.
Yutkunma sırasında besinin soluk borusuna kaçmasını önleyen yapı aşağıdakilerden hangisidir?
Yutkunmada gırtlak yukarı kalkar ve epiglot (gırtlak kapağı) gırtlağın girişini kapatır; besin yemek borusuna yönelir. Ses telleri ses oluşturur, diyafram soluk alıp vermeyi sağlar, plevra akciğerleri sarar, bronşçuklar akciğer içindeki hava yollarıdır.
Dokulardan kana geçen \(\text{CO}_2\)'nin büyük kısmı kanda hangi biçimde taşınır?
\(\text{CO}_2\)'nin yaklaşık %70'i alyuvarda karbonik anhidrazın yardımıyla bikarbonata dönüşür ve plazmada taşınır. Yaklaşık %23'ü hemoglobinin globin kısmına (demire değil) bağlanır, yaklaşık %7'si plazmada çözünür. Karboksihemoglobin CO ile oluşur; karbonik asit birikmez, hemen iyonlarına ayrışır.
Soluk alıp vermenin temel ritmini oluşturan solunum merkezi aşağıdakilerden hangisinde bulunur?
Solunumun temel ritmi omurilik soğanındaki solunum merkezinden gelir; ponstaki merkezler bu ritmi düzenler. Beyincik denge ve koordinasyonu, talamus duyuların aktarılmasını sağlar; hipofiz ve epifiz hormon salgılayan bezlerdir.
Sakin solunum yapan bir insanda soluk alma sırasında aşağıdakilerden hangisi gerçekleşir?
Soluk almada diyafram ve dış kaburgalar arası kaslar kasılır; diyafram düzleşip aşağı iner, kaburgalar kalkar ve göğüs boşluğu genişler. Göğüs boşluğu genişlediği için alveol basıncı atmosfer basıncının altına düşer ve hava girer. Diyaframın gevşemesi, hacmin azalması ve kaburgaların inmesi soluk vermede görülür.
Alveoldeki \(\text{O}_2\)'nin akciğer kılcallarındaki kana geçişi aşağıdaki yollardan hangisiyle gerçekleşir?
Alveolde \(P_{\text{O}_2}\) yaklaşık 100, akciğere gelen kanda yaklaşık 40 mmHg'dir. \(\text{O}_2\) kısmi basınç farkı yönünde, enerji harcanmadan difüzyonla geçer. Aktif taşıma ATP harcar, osmoz suyun geçişidir; endositoz ve ekzositoz büyük moleküllerin keseciklerle taşınmasıdır.
Burun boşluğuyla ilgili
- I.Yüzeyinin altındaki yoğun kılcal damar ağı soluk alınan havayı ısıtır.
- II.Kıllar ve mukus, havadaki toz ve mikroorganizmaları tutar.
- III.Soluk alınan havadaki \(\text{O}_2\)'nin bir kısmı burun boşluğunun yüzeyinden kana geçer.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Burun boşluğu havayı kılcal ağıyla ısıtır, mukus ve epitelden buharlaşan suyla nemlendirir; kıllar ve mukus tanecikleri tutar, siller mukusu yutağa süpürür. Burun boşluğu iletim bölümüne aittir; gaz değişimi yalnızca alveollerde gerçekleşir. III yanlıştır.
Aşağıdaki tabloda solunum sistemindeki bazı yapıların duvarında kıkırdak bulunup bulunmadığı ve bu yapılarda gaz değişimi olup olmadığı "+" (var) ve "−" (yok) işaretleriyle gösterilmiştir.
| Satır | Yapı | Kıkırdak | Gaz değişimi |
|---|---|---|---|
| 1 | Gırtlak | + | − |
| 2 | Soluk borusu | + | − |
| 3 | Bronş | + | − |
| 4 | Bronşçuk | + | − |
| 5 | Alveol | − | + |
Buna göre hangi satırdaki bilgi yanlıştır?
Bronşçukların duvarında kıkırdak yoktur; çapları düz kasların kasılıp gevşemesiyle değişir. Dördüncü satırda kıkırdak sütununa "−" yazılmalıydı. Gırtlak, soluk borusu ve bronşta kıkırdak vardır, bu yapılar yalnızca havayı iletir. Gaz değişimi yalnızca kıkırdak bulunmayan alveollerde olur.
Sakin solunum yapan bir insanın bir soluk döngüsü boyunca alveol basıncı ile atmosfer basıncı arasındaki farkın zamana göre değişimi aşağıdaki grafikte verilmiştir.
Buna göre
- I.Grafiğin I. ve II. aralıklarında hava akciğerlere girer.
- II.Grafiğin III. aralığında akciğer hacmi azalır.
- III.Grafiğin IV. aralığında alveol basıncı atmosfer basıncından düşüktür.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
- I.ve II. aralıklarda alveol basıncı atmosfer basıncının altındadır; hava basınç farkı yönünde akciğerlere girer.
- III.ve IV. aralıklarda alveol basıncı atmosfer basıncının üstündedir; hava dışarı çıkar ve akciğer hacmi azalır. III yanlıştır.
Bir kişinin solunumu sırasında akciğerlerindeki hava hacminin zamana göre değişimi aşağıdaki grafikte verilmiştir. Kişi önce sakin soluk alıp vermiş, sonra en derin soluğu alıp en çok soluğu vermiş, ardından yeniden sakin solumuştur.
Buna göre bu kişinin vital kapasitesi kaç mL'dir?
Vital kapasite, en derin soluk almanın sonu ile en derin soluk vermenin sonu arasındaki farktır: \(5500 - 1300 = 4200\) mL. Bu değer ek soluk alma (2700), soluk hacmi (500) ve ek soluk verme (1000) hacimlerinin toplamıdır. 500 mL soluk hacmi, 1300 mL artık hacimdir; artık hacim vital kapasiteye girmez.
Deniz seviyesinde atmosfer basıncı 760 mmHg'dir. Atmosfer basıncının 500 mmHg olduğu bir yükseklikte havadaki \(\text{O}_2\) oranı deniz seviyesindeki gibi %21'dir.
Buna göre bu yükseklikte atmosfer havasındaki \(\text{O}_2\)'nin kısmi basıncı kaç mmHg'dir?
Kısmi basınç, gazın oranı ile toplam basıncın çarpımıdır: \(0{,}21 \cdot 500 = 105\) mmHg. \(\text{O}_2\) oranı değişmese de toplam basınç düştüğü için \(P_{\text{O}_2}\) deniz seviyesindeki yaklaşık 160 mmHg'den daha düşüktür.
Kanda \(\text{CO}_2\) taşınmasında görülen
tepkimesiyle ilgili
- I.Doku kılcallarında tepkime ağırlıklı olarak sağa yürür.
- II.Tepkimeyi hızlandıran karbonik anhidraz enzimi alyuvarlarda bulunur.
- III.Akciğer kılcallarında tepkime sola yürür ve oluşan \(\text{CO}_2\) alveole geçer.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Dokuda \(\text{CO}_2\) kana girer, tepkime sağa yürür ve bikarbonat oluşur. Akciğerde kandaki \(\text{CO}_2\) alveole geçtikçe tepkime sola yürür. Tepkimenin ilk adımını hızlandıran karbonik anhidraz alyuvarların içindedir. Üç ifade de doğrudur.
Hemoglobinle ilgili
- I.Bir hemoglobin molekülü en çok dört \(\text{O}_2\) molekülü bağlayabilir.
- II.\(\text{O}_2\)'nin kısmi basıncının yüksek olduğu akciğer kılcallarında oksihemoglobin oluşumu artar.
- III.Kanda taşınan \(\text{O}_2\)'nin büyük kısmı plazmada çözünmüş hâlde taşınır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Hemoglobinin dört zincirinin her birinde bir hem grubu vardır ve her hem bir \(\text{O}_2\) bağlar. \(P_{\text{O}_2}\) yüksekken \(\text{Hb} + \text{O}_2 \rightleftharpoons \text{HbO}_2\) tepkimesi sağa yürür. \(\text{O}_2\) plazmada çok az çözünür; kandaki \(\text{O}_2\)'nin yaklaşık %98,5'i hemoglobine bağlı taşınır. III yanlıştır.
Bir öğrenci akciğerdeki gaz değişimini incelemek için alveol havasının ve akciğere gelen kanın kısmi basınçlarını aşağıdaki tabloya yazmıştır.
| Bölme | \(P_{\text{O}_2}\) (mmHg) | \(P_{\text{CO}_2}\) (mmHg) |
|---|---|---|
| Alveol havası | 100 | 40 |
| Akciğere gelen kan | 40 | 46 |
Buna göre akciğer kılcallarında gazların net difüzyon yönü aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
Her gaz kendi kısmi basıncının yüksek olduğu yerden düşük olduğu yere geçer. \(\text{O}_2\): alveol 100 > kan 40, alveolden kana. \(\text{CO}_2\): kan 46 > alveol 40, kandan alveole. Fark küçük olsa da \(\text{CO}_2\) çok kolay difüze olduğu için geçiş olur.
Göğüs boşluğunun iki farklı anı aşağıdaki K ve L şekillerinde gösterilmiştir.
Buna göre K durumundan L durumuna geçiş sırasında
- I.Diyafram kasılır.
- II.Göğüs boşluğunun hacmi azalır.
- III.Dış kaburgalar arası kaslar gevşer.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
K'de diyafram kubbe biçimindedir ve akciğerler küçüktür; L'de diyafram düzleşip aşağı inmiş, kaburgalar kalkmış, akciğerler genişlemiştir. K'den L'ye geçiş soluk almadır. Soluk almada diyafram ve dış kaburgalar arası kaslar kasılır, göğüs boşluğunun hacmi artar. II ve III yanlıştır.
Havalandırılmayan kalabalık bir sınıfta uzun süre kalan bir öğrencinin kanında \(\text{CO}_2\) miktarı artmıştır.
Bu öğrencide ilk olarak aşağıdakilerden hangisi beklenir?
\(\text{CO}_2\) artınca karbonik asit tepkimesi sağa kayar, \(\text{H}^{+}\) artar ve pH düşer. Omurilik soğanındaki kemoreseptörler uyarılır, solunum hızlanıp derinleşir ve fazla \(\text{CO}_2\) atılır. Karbonik anhidraz çalışmaya devam eder. Yüksek \(\text{CO}_2\) ve düşük pH hemoglobinin \(\text{O}_2\)'yi bırakmasını kolaylaştırır, bağlama eğilimini artırmaz.
Aşağıdaki rahatsızlık ve açıklama eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
Amfizemde alveol duvarları yıkılır ve alveoller birleşerek büyük keseler oluşturur; toplam gaz değişim yüzeyi genişlemez, azalır. Astımda bronşçuklar daralır, zatürrede alveoller iltihaplanır, sigara sillerin işlevini bozar, CO hemoglobine bağlanarak \(\text{O}_2\) taşınmasını azaltır.
Uzun süredir sigara içen bir kişiyle ilgili
- I.Soluk borusu ve bronşlarındaki sillerin hareketi bozulur, hava yollarında mukus birikir.
- II.Kanındaki hemoglobinin oksihemoglobin oranı sigara içmeyenlerinkinden yüksektir.
- III.Kronik obstrüktif akciğer hastalığına (KOAH) yakalanma riski artar.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Duman sillerin hareketini yavaşlatır ve silli hücrelere zarar verir, mukus üretimi artar; temizlenemeyen mukus birikir. KOAH'ın en önemli nedeni sigaradır. Dumandaki CO hemoglobine bağlanarak karboksihemoglobin oranını artırır; \(\text{O}_2\) taşıyan hemoglobin oranı artmaz, azalır. II yanlıştır.
Sakin solunum yapan bir insanın bir soluk döngüsü boyunca akciğer hacmindeki değişim, alveol basıncı ve plevra boşluğundaki basınç aşağıdaki grafiklerde verilmiştir. Basınçlar atmosfer basıncına göre farktır.
Buna göre
- I.Plevra boşluğundaki basınç döngü boyunca atmosfer basıncından düşüktür.
- II.Alveol basıncının en düşük olduğu anda akciğer hacmi en büyüktür.
- III.Akciğer hacminin en büyük olduğu anda alveol basıncı atmosfer basıncına eşittir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Plevra basıncı yaklaşık −7 ile −4 mmHg arasında değişir; hiçbir anda 0'a (atmosfer basıncına) ulaşmaz. Alveol basıncı 1. saniyede en düşüktür; bu anda hava en hızlı girer ve hacim artmaya devam eder. Hacim 2. saniyede en büyüktür; akış durduğu için alveol basıncı 0'dır. II yanlıştır.
Göğüs duvarındaki delici bir yaralanmadan sonra dış ortamdaki hava kişinin sağ plevra boşluğuna dolmuştur.
Buna göre
- I.Sağ akciğer büzülerek söner.
- II.Sağ plevra boşluğundaki basınç atmosfer basıncına yükselir.
- III.Sol akciğer, sol plevra boşluğu ayrı olduğu için soluk alıp vermeye devam edebilir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Plevra boşluğundaki basınç normalde atmosfer basıncından düşüktür ve akciğeri göğüs duvarına bağlı tutar. Hava dolunca basınç atmosfer basıncına çıkar, bu bağ kaybolur ve esnek akciğer büzülür. Sağ ve sol akciğerin plevra boşlukları birbirinden ayrıdır; sol taraftaki basınç değişmediği için sol akciğer çalışmaya devam edebilir.
K ve L kişilerinin akciğer hacimleri aşağıdaki grafikte verilmiştir.
Buna göre
- I.L'nin vital kapasitesi K'ninkinden küçüktür.
- II.Normal bir soluk vermenin sonunda L'nin akciğerlerinde kalan hava K'ninkinden azdır.
- III.En derin soluk vermenin ardından L'nin akciğerlerinde kalan hava K'ninkinden fazladır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Vital kapasite ek soluk verme, soluk hacmi ve ek soluk alma hacimlerinin toplamıdır: K'de \(1200 + 500 + 3100 = 4800\), L'de \(700 + 500 + 2400 = 3600\) mL. Normal soluk vermeden sonra kalan hava ek soluk verme ile artık hacmin toplamıdır: K'de 2400, L'de 3500 mL; II yanlıştır. En derin soluk vermeden sonra kalan hava artık hacimdir: L'de 2800, K'de 1200 mL. L'deki tablo, havanın akciğerde hapsolduğu amfizemle uyumludur.
Bir kılcal damardaki alyuvarda ve çevresinde gerçekleşen bazı olaylar aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.
Şekildeki X, Y ve Z aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
X, \(\text{CO}_2\) ile suyun karbonik aside dönüşmesini hızlandıran ve alyuvarda bulunan karbonik anhidrazdır. Karbonik asit \(\text{H}^{+}\) ve bikarbonat iyonuna (\(\text{HCO}_3^{-}\)) ayrışır; Y bikarbonattır ve plazmaya geçer. Z, \(\text{CO}_2\)'nin hemoglobine bağlanmasıyla oluşan karbaminohemoglobindir. Karboksihemoglobin CO ile, oksihemoglobin \(\text{O}_2\) ile oluşur; amilaz nişastayı sindiren bir enzimdir.
Deniz seviyesinde yaşayan bir dağcı 4000 m yükseklikteki bir kampta birkaç hafta kalıyor.
Bu süreçle ilgili
- I.Yükseklikte havadaki \(\text{O}_2\) yüzdesi azaldığı için alveoldeki \(P_{\text{O}_2}\) düşer.
- II.İlk günlerde solunum hızı ve derinliği artar.
- III.Haftalar içinde kandaki alyuvar sayısı artar.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Yükseklikte havadaki \(\text{O}_2\) oranı yaklaşık %21'de kalır; \(P_{\text{O}_2}\) atmosfer basıncı düştüğü için düşer. I'deki gerekçe yanlıştır. Kandaki \(\text{O}_2\) düşüşü kemoreseptörleri uyarır ve solunum hızlanır; haftalar içinde eritropoietin artışıyla alyuvar üretimi artar.
Koşan bir sporcunun bacak kasındaki doku sıvısında \(P_{\text{O}_2}\) 20 mmHg'ye düşmüş, \(P_{\text{CO}_2}\) 60 mmHg'ye yükselmiştir. Kasa gelen kanda \(P_{\text{O}_2}\) 100, \(P_{\text{CO}_2}\) 40 mmHg'dir. Dinlenmede aynı kasın doku sıvısında \(P_{\text{O}_2}\) 40, \(P_{\text{CO}_2}\) 46 mmHg'dir.
Buna göre dinlenme durumuna göre
- I.Kandan kasa \(\text{O}_2\) difüzyonunu sağlayan kısmi basınç farkı artmıştır.
- II.Kastan kana \(\text{CO}_2\) difüzyonunu sağlayan kısmi basınç farkı artmıştır.
- III.Kastan ayrılan kandaki alyuvarlarda bikarbonat ve \(\text{H}^{+}\) oluşumu artar; hemoglobin \(\text{O}_2\)'yi daha kolay bırakır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
\(\text{O}_2\) için fark dinlenmede \(100 - 40 = 60\), koşarken \(100 - 20 = 80\) mmHg'dir. \(\text{CO}_2\) için fark dinlenmede \(46 - 40 = 6\), koşarken \(60 - 40 = 20\) mmHg'dir; iki fark da artmıştır. Kana daha çok \(\text{CO}_2\) girdiği için karbonik anhidraz tepkimesi sağa kayar, bikarbonat ve \(\text{H}^{+}\) artar. \(\text{H}^{+}\), \(\text{CO}_2\) ve sıcaklık artışı hemoglobinin \(\text{O}_2\)'yi bırakmasını kolaylaştırır.
Bir yüzücü dalmadan önce bir süre hızlı ve derin soluk alıp veriyor (hiperventilasyon).
Bu süre içinde
- I.Kandaki \(\text{CO}_2\) miktarı azalır.
- II.Kanın pH'ı yükselir.
- III.Omurilik soğanındaki solunum merkezi daha güçlü uyarılır ve soluk alma isteği artar.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Hızlı ve derin solunum \(\text{CO}_2\)'yi üretildiğinden daha hızlı atar; kandaki \(\text{CO}_2\) azalır, karbonik asit tepkimesi sola kayar, \(\text{H}^{+}\) azalır ve pH yükselir. Solunumu uyaran asıl etken \(\text{CO}_2\) ve \(\text{H}^{+}\) artışı olduğu için merkez daha zayıf uyarılır ve soluk alma isteği azalır; III yanlıştır. Bu yüzden dalıştan önce hiperventilasyon tehlikelidir: \(\text{O}_2\) tehlikeli düzeye inene kadar soluk alma isteği doğmayabilir.
Kapalı bir garajda çalışır durumda bırakılan aracın egzozundan çıkan gazlardan etkilenen bir kişi, belirgin bir nefes darlığı hissetmeden bilincini kaybediyor.
Bu durumla ilgili
- I.Egzoz gazındaki karbonmonoksit, hemoglobinin globin kısmındaki amino gruplarına bağlanır.
- II.Hemoglobinin bir kısmı karboksihemoglobine dönüştüğü için kanın taşıyabileceği \(\text{O}_2\) miktarı azalır.
- III.Karbonmonoksit hemoglobinden kolayca ayrıldığı için kişinin kanı temiz havaya çıkarıldığı anda normale döner.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
CO, hemoglobinde \(\text{O}_2\)'nin bağlandığı yere (hem grubundaki demire) bağlanır; globin kısmına bağlanan \(\text{CO}_2\)'dir. I yanlıştır. CO'ya bağlanan hemoglobin \(\text{O}_2\) taşıyamaz. CO hemoglobine \(\text{O}_2\)'den 200 kattan fazla güçlü bağlanır ve yavaş ayrılır; III yanlıştır.
İlerlemen bu tarayıcıda saklanıyor. Ücretsiz üye ol, her cihazda kaldığın yerden devam et.