Yaşam Bilimi Biyoloji: Canlıların Ortak Özellikleri
Biyolojinin alt dalları, bilimsel yöntem ve kontrollü deney, değişkenler, teori ve kanun; canlıların ortak özellikleri ve virüslerin canlılık tartışması.
- Biyolojinin neyi incelediğini ve başlıca alt dallarını, bir araştırmanın hangi alt dala girdiğini
- Bilimsel yöntemin basamaklarını: gözlem, problem, hipotez, tahmin, deney, veri ve sonuç
- Kontrollü deneyde bağımsız, bağımlı ve kontrol değişkenlerini; kontrol grubu ile deney grubunu ayırt etmeyi
- Hipotez, teori ve kanun arasındaki farkı ve bilimsel bilginin neden değişebildiğini
- Bütün canlılarda ortak olan özellikleri ve bu özelliklerin istisnalarını
- Virüslerin neden canlı ile cansız arasında bir yerde düşünüldüğünü ve deney tablosu sorularını çözmeyi
Biyoloji nedir, neleri inceler?
Biyoloji sözcüğü Yunanca "bios" (yaşam) ve "logos" (bilgi, bilim) sözcüklerinden gelir: yaşam bilimi. Biyoloji canlıların yapısını, nasıl çalıştığını, nasıl çoğaldığını, kalıtsal özelliklerini nasıl aktardığını, birbirleriyle ve çevreleriyle nasıl ilişki kurduğunu inceler. İncelediği ölçek çok geniştir: bir proteinin hücre içindeki görevi de, bir ormandaki kurt ve geyik sayılarının yıllar içindeki değişimi de biyolojinin konusudur.
Bu genişlik nedeniyle biyoloji birçok alt dala ayrılır. Aşağıdaki tablo en sık karşılaşacağın alt dalları gösteriyor.
| Alt dal | İnceleme konusu |
|---|---|
| Sitoloji (hücre biyolojisi) | Hücrenin yapısı ve işleyişi |
| Histoloji | Dokuların yapısı (çoğunlukla mikroskopla) |
| Anatomi | Organların yapısı, şekli ve vücuttaki yeri |
| Fizyoloji | Organ ve sistemlerin nasıl çalıştığı |
| Genetik | Kalıtım, genler ve özelliklerin kuşaktan kuşağa aktarılması |
| Embriyoloji | Döllenmiş yumurtadan başlayan embriyonik gelişim |
| Ekoloji | Canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkileri |
| Mikrobiyoloji | Bakteri, mantar ve virüs gibi mikroskobik canlılar ve yapılar |
| Botanik / Zooloji | Bitkiler / hayvanlar |
| Sistematik (taksonomi) | Canlıların adlandırılması ve sınıflandırılması |
| Paleontoloji | Fosiller ve geçmişte yaşamış canlılar |
| Biyokimya | Canlılardaki kimyasal maddeler ve tepkimeler |
| Biyoteknoloji | Canlıların ya da ürünlerinin teknolojide kullanılması |
Biyolojideki bilgi tıp, eczacılık, tarım, hayvancılık, gıda ve çevre koruma gibi alanlarda doğrudan kullanılır. Aşıların ve antibiyotiklerin geliştirilmesi, kuraklığa dayanıklı tarım bitkilerinin seçilmesi, insülinin bakterilere ürettirilmesi, nesli tehlikedeki türlerin korunması bu bilginin uygulamalarıdır.
Bilimsel yöntem: gözlemden sonuca
Bilim insanları doğadaki olayları açıklamak için belirli bir düşünme ve sınama yolu izler. Buna bilimsel yöntem denir. Basamakları bir örnekle izleyelim.
Bir öğrenci, pencere kenarındaki fesleğenlerin odanın iç köşesindekilerden daha gür olduğunu fark ediyor. Bu bir gözlemdir: duyu organlarıyla ya da ölçüm araçlarıyla bilgi toplamak. Gözlem nitel (yaprak rengi, koku) ya da nicel (yaprak sayısı, kütle, sıcaklık gibi sayıyla ifade edilen) olabilir. Gözlem ile yorum karıştırılmamalıdır: "Bitkinin yaprakları sarıdır" gözlemdir; "Bitki susuz kalmış" ise gözleme dayanan bir çıkarımdır ve yanlış olabilir.
Gözlemden bir problem doğar ve soru biçiminde yazılır: "Işık miktarı fesleğenin büyümesini etkiler mi?" Ardından probleme geçici bir cevap önerilir: "Daha fazla ışık alan fesleğenlerin kuru kütlesi daha fazla artar." Bu bir hipotezdir. İyi bir hipotez test edilebilir olmalıdır; yani onu yanlışlayabilecek bir deney ya da gözlem tasarlanabilmelidir. "Fesleğen güzel kokulu olduğu için insanlar onu sever" ya da "Bitkileri görünmeyen bir güç büyütür" gibi ifadeler deneyle sınanamaz, bu yüzden bilimsel hipotez değildir.
Hipotezden bir tahmin çıkarılır, çoğu kez "eğer ... ise ... olur" kalıbıyla: "Eğer aynı fesleğen fideleri dört hafta boyunca farklı ışık şiddetlerinde yetiştirilirse en çok ışık alanların kuru kütlesi en fazla artar." Tahmin, deneyde neyin ölçüleceğini açıkça gösterir. Sonra deney yapılır, sonuçlar veri olarak kaydedilir ve düzenlenir (tablo, grafik). Veriler tahminle uyuşuyorsa hipotez desteklenir; uyuşmuyorsa hipotez reddedilir ya da düzeltilir ve yeni bir hipotez kurulup yeniden test edilir.
Desteklenen bir hipotez bile "kesin olarak kanıtlanmış" sayılmaz. Tek bir deney, hipotezi yalnızca o koşullarda destekler. Bu yüzden deneyler tekrarlanır, her grupta yeterli sayıda birey kullanılır ve sonuçlar başka araştırmacılarla paylaşılır. Bilimsel yöntem katı ve tek yönlü bir sıra değildir: yeni bir gözlem araştırmacıyı başa döndürebilir, beklenmedik bir veri yepyeni bir problem doğurabilir.
Kontrollü deney ve değişkenler
Bir etkenin sonuca etkisini anlamanın en güvenilir yolu kontrollü deneydir. Kontrollü deneyde araştırmacının bilerek değiştirdiği etkene bağımsız değişken, bu değişikliğe bağlı olarak ölçülen sonuca bağımlı değişken denir. Sonucu etkileyebilecek diğer bütün etkenler bütün düzeneklerde aynı tutulur; bunlara kontrol değişkenleri (sabit tutulan değişkenler) denir.
Fesleğen deneyinde bağımsız değişken ışık şiddetidir. Bağımlı değişken kuru kütle artışıdır. Bitki türü, fidelerin yaşı, toprak miktarı ve türü, verilen su, sıcaklık, saksı büyüklüğü ve deneyin süresi kontrol değişkenleridir. Bu etkenlerden biri de düzenekler arasında farklı olsaydı, sonuçtaki farkın ışıktan mı yoksa o etkenden mi kaynaklandığı bilinemezdi.
Bir deneyde deney grubu, bağımsız değişkenin uygulandığı ya da değiştirildiği gruptur. Kontrol grubu ise bağımsız değişkenin uygulanmadığı, normal koşullarda tutulan, karşılaştırma için kurulan gruptur. Yeni bir gübrenin etkisi araştırılıyorsa gübre verilen saksılar deney grubu, gübre verilmeyen ama başka her bakımdan aynı koşullarda tutulan saksılar kontrol grubudur. Kontrol grubu olmadan, deney grubundaki büyümenin gübreden mi yoksa zaten o mevsimde beklenen büyümeden mi kaynaklandığı anlaşılamaz.
Tarihten bilinen bir örnek, İtalyan hekim Francesco Redi'nin 17. yüzyılda yaptığı deneydir. O dönemde çürüyen etten kurtçukların kendiliğinden oluştuğuna inanılıyordu. Redi et parçalarını bazı kavanozlarda ağzı açık, bazılarında ağzı ince bir tülle örtülü olarak bekletti. Kurtçuklar yalnızca sineklerin konabildiği açık kavanozlardaki ette ortaya çıktı; tülle örtülü kavanozlarda sinekler yumurtalarını tülün üstüne bıraktı. Burada bağımsız değişken sineklerin ete ulaşıp ulaşamaması, bağımlı değişken ette kurtçuk görülüp görülmemesidir. Hava her iki grupta da kavanoza girebildiği için "havasızlık" açıklaması da dışarıda kalmıştır.
Hipotez, teori ve kanun
Bilimsel bilgi farklı türlerde olabilir. Hipotez, belirli bir probleme önerilen, test edilmeyi bekleyen geçici açıklamadır. Teori (kuram), çok sayıda gözlem ve deneyle desteklenmiş, birçok olayı birlikte açıklayan geniş kapsamlı bir açıklamadır. Hücre teorisi buna örnektir: bütün canlılar bir ya da daha çok hücreden oluşur; hücre canlının yapısal ve işlevsel en küçük birimidir; her hücre önceden var olan bir hücreden oluşur. Bu teori, 19. yüzyılda Schleiden, Schwann ve Virchow'un çalışmalarıyla şekillenmiş ve o günden bu yana sayısız gözlemle desteklenmiştir.
Kanun (yasa) ise doğadaki bir düzenliliği, bir olayın nasıl gerçekleştiğini tanımlayan ifadedir ve çoğu kez matematiksel bir ilişkiyle yazılır. Teori olayın neden öyle olduğunu açıklamaya çalışır. Bu ikisi farklı türde bilgilerdir: bir teori ne kadar çok kanıtla desteklenirse desteklensin kanuna dönüşmez, bir kanun da teoriden "daha üst" bir aşama değildir.
Bilimsel bilginin önemli bir özelliği değişebilir olmasıdır. Yeni teknikler ve yeni kanıtlar ortaya çıktıkça teoriler ve kanunlar da düzeltilebilir, genişletilebilir ya da terk edilebilir. Mikroskobun gelişmesi hücrenin keşfini, elektron mikroskobunun gelişmesi ise hücre içindeki yapıların ayrıntılı görülmesini sağlamıştır. Bilimin bu açıklığı bir zayıflık değil, onu güvenilir kılan şeydir.
Hücresel yapı ve organizasyon
Bir varlığın canlı sayılması için tek bir özellik yetmez; canlılar bir dizi özelliği birlikte taşır. Bunların ilki hücresel yapıdır: bütün canlılar hücrelerden oluşur. Bakteri ve maya gibi tek hücreli canlılarda tek bir hücre bütün yaşamsal işleri yapar. Çok hücreli canlılarda ise hücreler görev paylaşımı yapar.
Bütün canlıların hücrelerinde hücre zarı, sitoplazma, ribozom ve kalıtım materyali olarak DNA bulunur. Bakteriler gibi prokaryot hücrelerde DNA'yı çevreleyen bir çekirdek zarı ve zarlı organeller yoktur; ama ribozom vardır. Maya, bitki ve hayvan hücreleri gibi ökaryot hücrelerde çekirdek zarıyla çevrili bir çekirdek ve zarlı organeller bulunur. Burada bir istisnayı bilmek gerekir: memelilerin olgun alyuvarları gelişimleri sırasında çekirdeklerini ve organellerini kaybeder. Bu hücrelerin hücre zarı vardır ama çekirdekleri ve ribozomları yoktur. Yani "çekirdeksiz hücre" görünce hemen "bakteri" demek doğru olmaz.
Çok hücreli canlılarda yapılar basitten karmaşığa doğru bir organizasyon gösterir: benzer yapı ve görevdeki hücreler dokuyu, farklı dokular bir araya gelerek belirli bir işi yapan organı, birlikte çalışan organlar sistemi, sistemler de organizmayı oluşturur. Kalp kası hücreleri kalp kası dokusunu, kalp kası dokusu ile bağ, epitel ve sinir dokuları kalbi, kalp ve damarlar dolaşım sistemini oluşturur. Tek hücreli bir canlıda hücre düzeyi ile organizma düzeyi aynıdır. Organizmanın ötesinde de düzeyler vardır: aynı türden bireyler popülasyonu, bir alandaki popülasyonlar komüniteyi, komünite cansız çevresiyle birlikte ekosistemi oluşturur.
Beslenme, solunum ve enerji
Bütün canlılar yaşamak için enerjiye ve yapı maddesine ihtiyaç duyar; bunları beslenme ile karşılar. Kendi besinini inorganik maddelerden üretebilen canlılara ototrof denir. Bitkiler, algler ve siyanobakteriler ışık enerjisini kullanarak fotosentez yapar. Bazı bakteriler ise ışık yerine bazı inorganik maddelerin tepkimelerinden elde ettikleri kimyasal enerjiyle besin üretir; buna kemosentez denir. Besinini dışarıdan hazır alan canlılara heterotrof denir: hayvanlar, mantarlar (ekmek mayası ve şapkalı mantar dahil) ve bakterilerin çoğu heterotroftur. Öglena gibi bazı tek hücreliler ışıkta fotosentez yapar, ışık yokken hazır besin alır.
Besinlerdeki enerji doğrudan kullanılamaz; önce hücresel solunum ile yıkılır ve enerjinin bir kısmı ATP (adenozin trifosfat) molekülüne aktarılır. Hücresel solunum oksijenli solunum, oksijensiz solunum ya da fermantasyon biçiminde olabilir. Örneğin ekmek mayası hem oksijenli solunum hem fermantasyon yapabilir; oksijensiz ortamda şekeri etil alkol ve karbondioksite çevirerek fermantasyon yapar. Hamurun kabarması bu karbondioksit sayesindedir. Fotosentez yapan canlılar da solunum yapar: bir bitki fotosentezi yalnızca ışıkta yapar, solunumu ise gece gündüz sürdürür.
ATP bütün canlılarda ortak enerji molekülüdür. Kas kasılması, maddelerin sentezi, bazı maddelerin hücre zarından taşınması gibi enerji isteyen işler ATP'nin ADP ve fosfata dönüşmesiyle açığa çıkan enerjiyle yapılır. Her hücre kendi ATP'sini üretir; ATP enerji kaynağı olarak hücreden hücreye taşınmaz ve uzun süre depolanmaz, sürekli üretilip harcanır.
Metabolizma: yapım ve yıkım
Hücrede gerçekleşen bütün kimyasal tepkimelerin toplamına metabolizma denir. Metabolizma iki yönlüdür. Küçük moleküllerden büyük moleküllerin yapıldığı tepkimelere anabolizma (yapım) denir: glikozdan glikojen ya da nişasta yapımı, amino asitlerden protein sentezi, fotosentezde glikoz üretimi anabolik olaylardır ve enerji gerektirir. Büyük moleküllerin küçük moleküllere yıkıldığı tepkimelere katabolizma (yıkım) denir: hücresel solunum, sindirimde nişastanın glikoza ya da proteinin amino asitlere ayrılması katabolik olaylardır.
Katabolizma ile enerji ilişkisi sık sorulur. Hücresel solunum katabolik bir olaydır ve ATP üretir. Sindirim de katabolik bir olaydır (büyük molekül su ile parçalanır, buna hidroliz denir) ama sindirimde ATP üretilmez; açığa çıkan az miktardaki enerji ısı olarak kaybolur. Bu nedenle "her katabolik olayda ATP üretilir" ifadesi yanlıştır.
Anabolizma ile katabolizmanın hızları canlının durumuna göre değişir. Büyüme döneminde anabolizma katabolizmadan hızlıdır; canlı yeni hücre ve doku yapar, kütlesi artar. Yetişkinlikte iki yön yaklaşık dengededir. Uzun süreli açlık, ağır hastalık ve yaşlılıkta katabolizma ağır basar ve vücut kendi depo maddelerini, sonra yapı maddelerini kullanmaya başlar.
Boşaltım, uyarılara tepki ve hareket
Metabolizma sırasında karbondioksit, fazla su ve tuzlar ile protein yıkımından kaynaklanan azotlu atıklar (amonyak, üre, ürik asit) oluşur. Bu metabolik atıkların vücuttan uzaklaştırılmasına boşaltım denir. İnsanda böbrekler idrar oluşturarak, akciğerler karbondioksit ve su buharı vererek boşaltıma katılır. Tek hücreliler atıklarını hücre zarından difüzyonla atar; tatlı suda yaşayan bazı tek hücrelilerde kontraktil koful hücreye giren fazla suyu dışarı pompalar. Bitkiler gaz hâlindeki atıkları stomalardan verir, bazı atıkları kofullarında biriktirir ve yaprak dökümüyle uzaklaştırır.
Burada önemli bir ayrım vardır: dışkılama boşaltım değildir. Dışkıdaki sindirilmemiş besin artıkları hücrelere hiç girmemiş, metabolizmada oluşmamıştır; sindirim kanalından geçip atılır.
Bütün canlılar iç ve dış ortamdaki değişikliklere, yani uyarılara tepki verir. Sıcak bir yüzeye değen el hemen geri çekilir; pencere önündeki fide ışığa doğru yönelir; küstümotu dokunulunca yapraklarını kapatır; bazı bakteriler besin maddesine doğru, zararlı bir kimyasaldan uzağa hareket eder.
Hareket de canlılığın bir belirtisidir, ama dikkatli düşünmek gerekir. Hayvanların çoğu ve kamçılı ya da silli birçok tek hücreli yer değiştirir. Bitkiler ise kökleriyle toprağa bağlıdır ve yer değiştirmez; buna karşın yönelme, yaprakların açılıp kapanması gibi hareketler gösterir ve hücrelerinin içinde sitoplazma sürekli hareket eder. Bu nedenle yer değiştirme hareketi bütün canlılar için ortak bir özellik değildir.
Büyüme, gelişme ve üreme
Büyüme, canlının kütlesinin ve hacminin kalıcı olarak artmasıdır ve anabolizmanın katabolizmadan hızlı olmasıyla mümkündür. Tek hücreli canlılarda büyüme hücre hacminin, yani sitoplazma miktarının artmasıdır. Çok hücreli canlılarda büyüme hem hücre sayısının (bölünmeyle) hem de hücre hacminin artmasıyla olur. Bitkiler büyümeyi sağlayan bölünür dokuları (meristem) sayesinde yaşamları boyunca büyüyebilir.
Gelişme, hücrelerin farklılaşarak belirli yapı ve görevler kazanması, canlının ergin yapıya ulaşmasıdır. Tohumdan fidenin, döllenmiş yumurtadan bebeğin, iribaştan kurbağanın oluşması gelişmedir. Büyüme bir artışı, gelişme bir değişimi anlatır; ikisi çoğunlukla birlikte yürür.
Üreme, canlının kendine benzer yeni bireyler oluşturmasıdır. Tek bir atanın yeterli olduğu, gamet oluşturulmadan gerçekleşen üremeye eşeysiz üreme denir: bakterilerin ikiye bölünmesi, mayanın tomurcuklanması, patatesin yumrusundan yeni bitki oluşması buna örnektir. Eşeysiz üremeyle oluşan bireyler kalıtsal olarak ataya ve birbirlerine benzer. Eşeyli üremede ise erkek ve dişi gametler birleşir (döllenme); yavrular iki atanın kalıtsal özelliklerini karışık olarak taşır ve kalıtsal çeşitlilik artar. Bölünmelerin ayrıntısını hücre bölünmeleri konusunda göreceksin.
Üreme bireyin yaşaması için zorunlu değildir; türün devamı için gereklidir. Katır üreyemez ama beslenir, solunum yapar, büyür; yani canlıdır.
Homeostazi ve adaptasyon
Canlılar dış ortam değişse bile iç ortamlarını belirli sınırlar içinde sabit tutar. Buna homeostazi denir. İnsanın vücut sıcaklığı sıcak havada terleme, soğukta titreme ve deri damarlarının daralmasıyla yaklaşık 37 °C'de tutulur. Kandaki şeker miktarı, vücudun su ve tuz dengesi, kanın pH'ı da homeostaziyle korunur. Bitkiler susuz kaldıklarında stomalarını kapatarak su kaybını azaltır. Homeostazi bozulduğunda hastalık ortaya çıkar.
Adaptasyon, bir canlının yaşadığı ortamda hayatta kalma ve üreme şansını artıran kalıtsal özelliklerdir. Kaktüslerde yaprakların dikene dönüşmesi su kaybını azaltır; develerin geniş ayak tabanları kumda batmayı önler; kutup tilkisinin küçük kulakları ısı kaybını azaltır. Adaptasyonlar popülasyonda kuşaklar boyunca oluşur ve yavrulara aktarılır.
Bir bireyin yaşamı boyunca çevre etkisiyle kazandığı değişiklikler ise kalıtsal değildir ve adaptasyon sayılmaz. Güneşte kalan bir insanın derisinin bronzlaşması ya da düzenli spor yapan birinin kaslarının gelişmesi böyledir; bu değişiklikler yavruya aktarılmaz. Homeostazi ile adaptasyonu da karıştırma: terleme o anda iç ortamı dengeleyen bir düzenlemedir, kutup ayısının kalın yağ tabakası ise türün kalıtsal bir uyumudur.
Virüsler canlı mıdır?
Virüsler, bir nükleik asidin (DNA ya da RNA, ikisi birlikte değil) protein bir kılıfla (kapsit) çevrilmesinden oluşan çok küçük yapılardır. Bazılarının dışında, konak hücrenin zarından alınmış bir zarf bulunur. Çoğu virüs bakterilerden çok daha küçüktür ve ancak elektron mikroskobuyla görülebilir.
Virüsleri canlılara benzeten özellikler şunlardır: kalıtım materyalleri vardır; bir konak hücreye girdiklerinde çoğalırlar; kalıtım materyallerinde mutasyon olur, bu yüzden zamanla değişirler (her yıl yeni grip aşısı gerekmesinin bir nedeni budur).
Virüsleri cansız varlıklara benzeten özellikler ise daha temeldir. Hücresel yapıları yoktur: hücre zarı, sitoplazma ve ribozom bulundurmazlar. Kendi metabolizmaları yoktur; beslenmez, solunum yapmaz, ATP üretmez, kendi proteinlerini sentezleyemezler. Bazı virüsler kılıflarının içinde birkaç enzim taşısa da bu enzimler tek başına bir metabolizma oluşturmaz. Virüsler ancak canlı bir konak hücreye girdiklerinde, o hücrenin ribozomlarını, enzimlerini, ATP'sini ve yapı taşlarını kullanarak çoğalabilir; konak dışında hiçbir yaşamsal etkinlik göstermezler. Bazı virüsler, örneğin tütün mozaik virüsü, saflaştırılıp tuz gibi kristallendirilebilir.
Bu nedenle virüsler zorunlu hücre içi parazit olarak tanımlanır ve canlı ile cansız arasında bir yerde düşünülür. Canlıların sınıflandırıldığı âlemlerin hiçbirine dahil edilmezler. Antibiyotikler bakterilerin hücre yapılarını ya da metabolizmalarını hedeflediği için virüslere etki etmez.
Deney sorularını adım adım çözmek
Deney yorumu soruları bu konunun en çok puan getiren kısmıdır. Bir düzenek şekli ya da tablo verildiğinde şu sırayı izle:
- Araştırılan problem ne? Kökte geçen hipotezi ya da soruyu bul.
- Düzenekler arasında hangi etkenler farklı? Bunlar bağımsız değişken adaylarıdır.
- Ne ölçülüyor ya da gözleniyor? Bu bağımlı değişkendir.
- Hangi etkenler bütün düzeneklerde aynı? Bunlar kontrol değişkenleridir.
- Karşılaştırılan iki düzenek arasında yalnızca bir fark var mı? Varsa sonuç o etken hakkındadır.
- Sonuç yalnızca verilen veriden çıkarılır. Deneyde denenmemiş bir koşul hakkında kesin yargı verilmez.
Aşağıdaki maya deneyinde üç şişe aynı miktarda maya, şeker ve su içeriyor, yalnızca bekletildikleri sıcaklık farklı. Maya şekeri yıkarken açığa çıkan karbondioksit şişenin ağzına geçirilen balonu şişirir. Şişeler bekletildikten sonra oda sıcaklığına getirilip balonlar öyle karşılaştırılır; böylece şişedeki havanın ısınıp genleşmesi sonucu etkilemez. Bağımsız değişken sıcaklık, bağımlı değişken balonun şişme miktarı (açığa çıkan karbondioksit), kontrol değişkenleri maya, şeker ve su miktarı, şişe büyüklüğü ve süredir.
Bu deneyden "maya en iyi 30 °C'de çalışır" diye kesin bir sonuç çıkaramayız; yalnızca denenen üç sıcaklık arasında en çok karbondioksitin 30 °C'de açığa çıktığını söyleyebiliriz. 25 °C ya da 40 °C denenmemiştir. Şekersiz bir şişe de kurulmadığı için "maya şeker olmadan karbondioksit üretmez" yargısı bu deneyden çıkmaz.
Formüller
Çözümlü örnekler
Aşağıdaki araştırmalar biyolojinin hangi alt dallarına girer? I. Bir kemik parçasındaki doku katmanlarının mikroskopla incelenmesi II. Kayalar içinde bulunmuş eski bir balık iskeletinin incelenmesi III. Bir kurbağa yumurtasının döllenmeden sonra iribaşa dönüşene kadar izlenmesi IV. Bir ailede göz renginin kuşaklar boyunca nasıl aktarıldığının incelenmesi
- I'de incelenen düzey dokudur: histoloji.
- II'de incelenen, geçmişte yaşamış bir canlının kalıntısı, yani fosildir: paleontoloji.
- III'te döllenmiş yumurtadan başlayan gelişim izleniyor: embriyoloji.
- IV'te bir özelliğin kuşaktan kuşağa aktarılması inceleniyor: genetik.
Cevap: I histoloji, II paleontoloji, III embriyoloji, IV genetik
Bir öğrencinin defterinde şu ifadeler yazılı: I. Gölgede kalan çilek bitkilerinin meyveleri güneştekilerden daha küçüktü. II. Çilek bitkisinin aldığı ışık miktarı meyve büyüklüğünü etkiler. III. Eğer aynı çilek fideleri farklı ışık şiddetlerinde yetiştirilirse en çok ışık alanların meyveleri en büyük olur. Her ifadenin bilimsel yöntemin hangi basamağına ait olduğunu belirleyiniz.
- I, bir durumun görülüp kaydedilmesidir; açıklama ya da öneri içermez. Gözlemdir.
- II, gözlenen farka geçici ve test edilebilir bir açıklama önerir. Hipotezdir.
- III, hipotez doğruysa belirli bir deneyde ne görüleceğini "eğer ... ise" kalıbıyla söyler. Tahmindir.
Cevap: I gözlem, II hipotez, III tahmin
Bir öğrenci üç şişeye aynı miktarda maya, şeker ve ılık su koyuyor, şişelerin ağzına aynı büyüklükte balonlar geçiriyor. Şişeleri 30 dakika boyunca 5 °C, 30 °C ve 70 °C'de bekletiyor, sonra oda sıcaklığına getirip balonların ne kadar şiştiğini karşılaştırıyor. Bağımsız, bağımlı ve kontrol değişkenlerini belirleyiniz.
- Düzenekler arasında farklı olan tek etken bekletme sıcaklığıdır: bağımsız değişken sıcaklık.
- Ölçülen sonuç balonların şişme miktarıdır; bu, mayanın açığa çıkardığı karbondioksit miktarını gösterir: bağımlı değişken.
- Maya, şeker ve su miktarı, şişe ve balon büyüklüğü, bekletme süresi bütün şişelerde aynıdır: kontrol değişkenleri.
Cevap: Bağımsız değişken sıcaklık; bağımlı değişken balonun şişmesi (karbondioksit miktarı); kontrol değişkenleri maya, şeker ve su miktarı, şişe ve balon büyüklüğü ve süre
Bir araştırmacı "X gübresi buğday fidelerinin kuru kütle artışını hızlandırır." hipotezini test etmek istiyor. Deney grubunda 20 saksıya aynı yaşta buğday fideleri dikiyor; saksılara aynı toprak, aynı miktarda su ve 5 g X gübresi veriyor, saksıları 22 °C'deki serada 6 hafta tutuyor. Kontrol grubu nasıl kurulmalıdır?
- Bağımsız değişken X gübresidir; kontrol grubu bu etkenin uygulanmadığı grup olmalıdır.
- Diğer bütün etkenler deney grubuyla aynı kalmalıdır: 20 saksı, aynı yaşta buğday fideleri, aynı toprak ve su, 22 °C, 6 hafta.
- Kontrol grubu gübre dışında farklı bir etken içerirse (başka sıcaklık, başka tür) iki grup arasındaki farkın nedeni bilinemez.
Cevap: Aynı koşullarda tutulan, X gübresi verilmeyen 20 saksılık buğday fidesi grubu
Bir bakteri, ekmek mayası, bir bitki yaprağında fotosentez yapan bir hücre ve bir hayvanın kas hücresi için hücre zarı, ribozom, DNA, çekirdek zarı, hücre duvarı ve kloroplast yapılarından hangileri dördünde de bulunur?
- Hücre zarı, ribozom ve DNA bütün canlı gruplarının hücrelerinde vardır.
- Çekirdek zarı bakteride yoktur (prokaryot). Hücre duvarı hayvan hücresinde yoktur.
- Kloroplast yalnızca fotosentez yapan bitki hücresinde vardır; bakteri, maya ve hayvan hücresinde yoktur.
Cevap: Hücre zarı, ribozom ve DNA
Aşağıdaki olaylardan hangileri anabolizma, hangileri katabolizmadır? I. Karaciğerde glikozdan glikojen yapılması II. Kas hücresinde glikozun oksijenli solunumla yıkılması III. İnce bağırsakta proteinlerin amino asitlere ayrılması IV. Ribozomda amino asitlerden protein yapılması
- I ve IV'te küçük moleküllerden büyük molekül yapılıyor: anabolizma. İkisi de ATP harcar.
- II'de glikoz karbondioksit ve suya kadar yıkılıyor: katabolizma, ATP üretilir.
- III'te büyük molekül hidrolizle küçük moleküllere ayrılıyor: katabolizma; ancak sindirimde ATP üretilmez.
Cevap: I ve IV anabolizma; II ve III katabolizma
Bir virüsle ilgili şu bilgiler veriliyor: I. Kalıtım materyali olarak RNA taşır. II. Konak hücre dışında hiçbir metabolik etkinlik göstermez. III. Konak hücrede çoğalırken kalıtım materyalinde mutasyonlar oluşur. IV. Ribozomu olmadığı için kendi proteinlerini sentezleyemez. Bu bilgilerden hangileri virüslerin canlılara, hangileri cansızlara benzediğini gösterir?
- Kalıtım materyali taşımak (I) ve mutasyonla değişebilmek (III) canlılara özgü özelliklerdir.
- Metabolizmanın olmaması (II) ve ribozom bulunmadığı için protein sentezleyememek (IV) canlıların ortak özelliklerine aykırıdır.
- Bu iki grup özellik birlikte, virüslerin neden canlı ile cansız arasında düşünüldüğünü açıklar.
Cevap: I ve III canlılara, II ve IV cansızlara benzediğini gösterir
Aynı tür ve sayıda fasulye tohumu ile kurulan dört düzenek ve sonuçları aşağıda verilmiştir.
| Düzenek | Su | Sıcaklık | Işık | Sonuç |
|---|---|---|---|---|
| K | var | 25 °C | var | çimlendi |
| L | var | 25 °C | yok | çimlendi |
| M | yok | 25 °C | var | çimlenmedi |
| N | var | 4 °C | var | çimlenmedi |
Bu deneylerden suyun, ışığın ve sıcaklığın çimlenmeye etkisi hakkında hangi sonuçlar çıkarılabilir?
- Işık için yalnızca ışığın farklı olduğu çift aranır: K ve L. İkisinde de çimlenme olduğu için fasulye tohumunun çimlenmesi için ışık gerekli değildir.
- Su için yalnızca suyun farklı olduğu çift K ve M'dir. Su olmayan M'de çimlenme olmadığı için çimlenme için su gereklidir.
- Sıcaklık için yalnızca sıcaklığın farklı olduğu çift K ve N'dir. 4 °C'de çimlenme olmamıştır; 4 °C çimlenme için uygun değildir.
- L ve M gibi iki etkenin birlikte farklı olduğu çiftler kesin sonuç vermez.
Cevap: Su gereklidir (K-M), ışık gerekli değildir (K-L), 4 °C çimlenme için uygun değildir (K-N)
Bir öğrenci patates parçalarındaki katalaz enziminin hidrojen peroksiti parçalarken oluşturduğu köpüğün yüksekliğini farklı sıcaklıklarda ölçüyor. Patates parçalarının büyüklüğü, hidrojen peroksit miktarı ve süre bütün tüplerde aynı. Sonuçlar aşağıda.
| Sıcaklık (°C) | 0 | 20 | 40 | 60 | 80 |
|---|---|---|---|---|---|
| Köpük yüksekliği (mm) | 4 | 18 | 30 | 18 | 0 |
Bağımsız ve bağımlı değişkeni, ölçüm yapılan sıcaklıklar içinde enzimin en etkin olduğu sıcaklığı bulunuz. 20 °C ve 60 °C'de köpük yüksekliğinin aynı olmasını yorumlayınız.
- Tüpler arasında yalnızca sıcaklık farklıdır: bağımsız değişken sıcaklık. Ölçülen köpük yüksekliği bağımlı değişkendir; enzim etkinliğinin bir ölçüsüdür.
- En yüksek köpük 30 mm ile 40 °C'dedir. Ölçüm yapılan sıcaklıklar içinde enzim en etkin 40 °C'de çalışmıştır.
- 20 °C'de tepkime yavaş yürür ama enzimin yapısı bozulmaz. 60 °C'de ise yüksek sıcaklık enzimin yapısını bozmaya başlamıştır. Sayılar aynı olsa da nedenleri farklıdır; 80 °C'de enzim etkinliğini yitirmiştir.
Cevap: Bağımsız değişken sıcaklık, bağımlı değişken köpük yüksekliği; ölçümler içinde en etkin sıcaklık 40 °C
Sık yapılan hatalar
- Bağımsız ve bağımlı değişkeni karıştırmak: araştırmacının değiştirdiği bağımsız, ölçtüğü bağımlıdır. Balon deneyinde balonun şişmesi bağımlı değişkendir.
- İki etkenin birlikte değiştiği düzenekleri karşılaştırıp sonuç çıkarmak. Geçerli karşılaştırmada yalnızca bir etken farklıdır.
- Kontrol grubunu "hiçbir şey yapılmayan, rastgele bir grup" sanmak. Kontrol grubu bağımsız değişken dışında deney grubuyla aynı koşullarda tutulur.
- "Teori yeterince kanıtlanınca kanuna dönüşür" demek. Teori ve kanun farklı bilgi türleridir; biri diğerine dönüşmez.
- Çekirdeksiz her hücreyi bakteri saymak. Memelilerin olgun alyuvarı da çekirdeksizdir ve ribozomu da yoktur.
- Prokaryotlarda "hiç organel yok" demek. Zarlı organel yoktur ama ribozom vardır.
- Dışkılamayı boşaltım saymak ya da her katabolik olayda ATP üretildiğini düşünmek. Sindirimde ATP üretilmez.
- Bireyin yaşam içinde kazandığı değişiklikleri (bronzlaşma, kas gelişimi) adaptasyon saymak. Adaptasyon kalıtsaldır.
Ekmek hamuruna katılan maya, hamurdaki şekerleri yıkarken karbondioksit açığa çıkarır ve hamur kabarır. Hamuru çok sıcak suyla yoğurmak maya hücrelerini öldürür, buz gibi suyla yoğurmak ise kabarmayı çok yavaşlatır; bu, yukarıdaki balon deneyinin mutfaktaki karşılığıdır. Fırında pişerken maya hücreleri ölür, oluşan alkolün büyük kısmı buharlaşır. Doktorların soğuk algınlığı ya da grip için antibiyotik önermemesinin nedeni de bu konudadır: bu hastalıklara çoğunlukla virüsler yol açar ve antibiyotikler bakterilerin hücre yapılarına ve metabolizmalarına etki ettiği için virüslere etki etmez. Gereksiz antibiyotik kullanımı ise bakterilerde antibiyotik direncinin yayılmasını hızlandırır.
Konu testi
26 soru. Bir seçeneğe dokun; doğru cevap ve çözüm hemen açılır.
Bir araştırmacı, insan derisinden aldığı örnekte epitel ve bağ doku katmanlarının yapısını mikroskopla inceliyor. Bu araştırma biyolojinin hangi alt dalının çalışma alanına girer?
İncelenen düzey dokudur; dokuların yapısını inceleyen alt dal histolojidir. Paleontoloji fosilleri, ekoloji canlı-çevre ilişkisini, embriyoloji embriyonik gelişimi, sistematik sınıflandırmayı inceler.
Aşağıdakilerden hangisi deneyle test edilebilir bir hipotezdir?
Gübre ile meyve sayısı arasındaki ilişki, gübre verilen ve verilmeyen bitkilerle kurulan bir deneyle ölçülüp sınanabilir. "En çok sevilen" ve "daha keyifli" kişisel beğeniye dayanır; "görünmeyen yaşam enerjisi" ölçülemez. "Kırmızı renklidir" ise bir açıklama değil, gözlemdir.
Aşağıdakilerden hangisi bütün canlılarda ortak olan bir özelliktir?
Bütün canlılar hücrelerden oluşur ve her hücre bir hücre zarıyla çevrilidir. Bakterilerde çekirdek zarı yoktur; hayvanlar ve mantarlar fotosentez yapmaz; bakteriler eşeyli üremez; bitkiler yer değiştirmez.
İnsanda kalple ilgili yapılar basitten karmaşığa doğru sıralanırsa aşağıdakilerden hangisi doğru olur?
Organizasyon basamakları hücre, doku, organ, sistem ve organizma sırasını izler. Kalp kası hücreleri dokuyu, dokular kalp organını, kalp ve damarlar dolaşım sistemini, sistemler de insanı oluşturur.
Aşağıdaki olaylardan hangisi anabolizmaya örnektir?
Anabolizma küçük moleküllerden büyük moleküllerin yapılmasıdır; glikozdan glikojen yapımı böyledir. Nişasta ve protein sindirimi, oksijenli solunum ve fermantasyon büyük molekülleri küçüklere yıkan katabolik olaylardır.
Aşağıdaki canlılardan hangisi ototrof beslenir?
Siyanobakteriler ışık enerjisiyle fotosentez yaparak kendi besinlerini inorganik maddelerden üretir. Maya ve şapkalı mantar birer mantardır; amip ve kurbağa da besinlerini hazır alır. Bunların hepsi heterotroftur.
Bir öğrenci, şekerin mayanın karbondioksit üretimine etkisini araştırmak için aşağıdaki düzeneği kuruyor. Üç şişede aynı miktarda maya ve aynı sıcaklıkta su vardır; şişeler aynı sürede bekletilmiş ve balonların şişme miktarları karşılaştırılmıştır.
Bu deneyde bağımsız değişken aşağıdakilerden hangisidir?
Şişeler arasında farklı olan tek etken şeker miktarıdır; araştırmacının değiştirdiği bu etken bağımsız değişkendir. Balonların şişmesi ölçülen sonuçtur, yani bağımlı değişkendir. Maya miktarı, su sıcaklığı ve süre bütün şişelerde aynıdır; bunlar kontrol değişkenleridir.
Bilimsel bilgiyle ilgili
- I.Bir hipotezin bilimsel olması için deney ya da gözlemle test edilebilmesi gerekir.
- II.Bir teori yeterince çok deneyle desteklendiğinde kanuna dönüşür.
- III.Bilimsel bilgi yeni kanıtlar ortaya çıktıkça değişebilir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Test edilemeyen bir önerme bilimsel hipotez sayılmaz. Bilimsel bilgi yeni kanıtlarla düzeltilebilir ya da değiştirilebilir. Teori ve kanun farklı türde bilgilerdir: teori olayların nedenini açıklar, kanun bir düzenliliği tanımlar. Teori ne kadar desteklenirse desteklensin kanuna dönüşmez.
Bir araştırmacı, kafeinin su piresinin (Daphnia) kalp atım hızını artırdığı hipotezini test ediyor. Deney grubunu, 20 °C'deki havuz suyuna belirli miktarda kafein eklenmiş bir kapta tuttuğu 10 su piresiyle oluşturuyor.
Bu deneyin kontrol grubu aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?
Kontrol grubu bağımsız değişken (kafein) dışında deney grubuyla tamamen aynı olmalı ve kafein içermemelidir. Sıcaklığın, canlı türünün ya da eklenen maddenin değiştiği gruplarda iki fark birden olur. İki kat kafein verilen grup ise kontrol değil, ikinci bir deney grubudur.
Virüslerle ilgili
- I.Kalıtım materyali taşımaları
- II.Kalıtım materyallerinde mutasyon oluşabilmesi
- III.Saflaştırılıp kristallendirilebilmeleri
özelliklerinden hangileri virüslerin canlılara benzediğini gösterir?
Kalıtım materyali taşımak ve bu materyalde mutasyonla değişmek canlılara özgü özelliklerdir. Kristallendirilebilmek, tuz gibi cansız maddelerin bir özelliğidir; virüslerin cansızlara benzediğini gösterir.
Bakteri, maya, bitki ve hayvan gruplarının her birinde
- I.ribozom,
- II.çekirdek zarı,
- III.hücre duvarı
yapılarından hangileri bulunur?
Ribozom, protein sentezi için bütün canlı gruplarında bulunur; prokaryot bakterilerde de vardır. Bakteriler prokaryot olduğu için çekirdek zarı taşımaz. Hayvan hücrelerinde hücre duvarı yoktur.
Aşağıdakilerden hangisi homeostaziye örnektir?
Homeostazi, iç ortamın dış koşullar değişse de belirli sınırlarda tutulmasıdır; terleme vücut sıcaklığını dengeler. Kalın yağ tabakası kalıtsal bir adaptasyondur. Çimlenme büyüme ve gelişme, tomurcuklanma eşeysiz üreme, ışığa yönelme uyarılara tepkidir.
Aşağıdaki özelliklerden
- I.Güneşte uzun süre kalan bir insanın derisinin bronzlaşması
- II.Kaktüslerde yaprakların dikene dönüşmüş olması
- III.Kutup tilkisinin kulaklarının küçük olması
hangileri adaptasyona örnektir?
Adaptasyon, canlının yaşama ve üreme şansını artıran kalıtsal özelliklerdir. Diken hâline gelmiş yapraklar su kaybını, küçük kulaklar ısı kaybını azaltır ve kuşaktan kuşağa aktarılır. Bronzlaşma bireyin yaşamı boyunca çevre etkisiyle kazandığı bir değişikliktir; kalıtsal değildir, yavruya aktarılmaz.
Bir öğrenci, su bitkisi Elodea'nın bulunduğu bir deney tüpüne lambayı farklı uzaklıklardan tutarak bitkiden bir dakikada çıkan gaz kabarcıklarını sayıyor. Bitki, su miktarı ve suyun sıcaklığı her ölçümde aynıdır. Sonuçlar aşağıdadır.
| Lambanın uzaklığı (cm) | 10 | 20 | 30 | 40 |
|---|---|---|---|---|
| Kabarcık sayısı (dakikada) | 36 | 24 | 14 | 8 |
Buna göre
- I.Bağımsız değişken bitkinin aldığı ışık şiddetidir.
- II.Bağımlı değişken lambanın bitkiye uzaklığıdır.
- III.Lamba yaklaştıkça suyun ısınması sonucu etkileyebileceği için su sıcaklığı sabit tutulmalıdır.
yargılarından hangileri doğrudur?
Araştırmacı lambanın uzaklığını değiştirerek bitkiye ulaşan ışık şiddetini değiştirmektedir; bağımsız değişken ışık şiddetidir. Ölçülen sonuç kabarcık sayısıdır, bu yüzden bağımlı değişken lamba uzaklığı değil kabarcık sayısıdır. Lamba yaklaşınca suyu da ısıtabilir; sıcaklık fotosentez hızını etkilediği için kontrol değişkeni olarak sabit tutulmalıdır.
Aşağıdakilerden hangisi bir boşaltım olayıdır?
Boşaltım, metabolizmada oluşan atıkların vücuttan uzaklaştırılmasıdır. Üre, proteinlerin yıkımıyla oluşan azotlu bir metabolik atıktır. Dışkıdaki artıklar hücrelere hiç girmemiş, metabolizmada oluşmamıştır; dışkılama boşaltım değildir. Sindirim salgıları ve kanın pompalanması da boşaltım değildir.
Tek hücreli bir canlıda büyüme aşağıdakilerden hangisiyle gerçekleşir?
Tek hücreli canlı tek bir hücreden oluştuğu için büyümesi hücrenin hacminin, yani sitoplazma miktarının artmasıdır. Bölünme tek hücrelide yeni birey oluşturur, yani üremedir. Doku oluşumu çok hücrelilere özgüdür. Büyüme için anabolizmanın katabolizmadan hızlı olması gerekir.
Bir araştırmacının kurduğu hipotez, yaptığı kontrollü deneyin sonuçlarıyla desteklenmiyor. Araştırmacının bundan sonra yapması gereken aşağıdakilerden hangisidir?
Desteklenmeyen bir hipotez reddedilir ya da düzeltilir; yeni hipotez de yeniden test edilir. Bilimsel yöntem böyle ilerler. Verileri değiştirmek bilimsel etiğe aykırıdır. Desteklenmeyen bir hipotez teori ya da kanun olamaz. Kontrol grubu olmadan sonuç yorumlanamaz.
Bir öğrenci, sıcaklığın mayanın karbondioksit üretimine etkisini araştırmak için üç şişeye aynı miktarda maya, şeker ve su koyuyor ve ağızlarına aynı balonları geçiriyor. Şişeleri 30 dakika boyunca farklı sıcaklıklarda bekletiyor, sonra oda sıcaklığına getirip balonları karşılaştırıyor. Sonuç aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.
Bu deneyle ilgili
- I.Bağımsız değişken sıcaklıktır.
- II.Denenen sıcaklıklar içinde en çok karbondioksit 35 °C'deki şişede açığa çıkmıştır.
- III.Deney, mayanın şeker olmadan karbondioksit üretemediğini gösterir.
yargılarından hangileri doğrudur?
Şişeler arasında yalnızca sıcaklık farklıdır; bağımsız değişken sıcaklıktır. Balonu en çok şişen 35 °C'deki şişe olduğu için en çok karbondioksit orada açığa çıkmıştır. Bütün şişelerde şeker vardır; şekersiz bir şişe kurulmadığı için şekerin gerekli olup olmadığı bu deneyden anlaşılamaz.
Aynı tür ve sayıda tohumla kurulan beş düzeneğin koşulları aşağıdaki tabloda verilmiştir.
| Düzenek | Su | Sıcaklık | Işık |
|---|---|---|---|
| K | var | 25 °C | var |
| L | var | 25 °C | yok |
| M | yok | 25 °C | var |
| N | var | 5 °C | yok |
| P | yok | 5 °C | yok |
Işığın bu tohumların çimlenmesine etkisini anlamak için hangi iki düzeneğin sonuçları karşılaştırılmalıdır?
Bir etkenin etkisini görmek için yalnızca o etkenin farklı olduğu iki düzenek karşılaştırılır. K ile L arasında yalnızca ışık farklıdır. K ile N arasında sıcaklık ve ışık, M ile P arasında sıcaklık ve ışık farklıdır. L ile N arasında yalnız sıcaklık, N ile P arasında yalnız su farklıdır; bu çiftler ışık hakkında bilgi vermez.
Bir öğrenci aynı tür ve sayıda tohumla iki düzenek kuruyor. X düzeneğinde tohumlar nemli pamuk üzerinde, 25 °C'de ve karanlıkta; Y düzeneğinde kuru pamuk üzerinde, 5 °C'de ve karanlıkta bekletiliyor. Bir hafta sonra X'teki tohumlar çimleniyor, Y'dekiler çimlenmiyor. Öğrenci "Tohumların çimlenmesi için su gereklidir." sonucuna varıyor.
Öğrencinin vardığı sonuçla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
X ile Y arasında hem su hem sıcaklık farklıdır. Y'de çimlenmenin olmaması susuzluktan da düşük sıcaklıktan da kaynaklanabilir; sonuç bu deneyle desteklenemez. Ölçülen sonuç çimlenmedir, bağımlı değişken odur. Y'yi aydınlığa almak üçüncü bir farkı ekler; doğru yol, yalnızca suyun farklı olduğu bir düzenek kurmaktır.
Bir enzimin farklı sıcaklıklardaki etkinliği ölçülmüş ve sonuçlar aşağıdaki grafikte gösterilmiştir. Ölçümlerde enzim ve madde miktarı ile süre aynıdır.
Grafiğe ve enzimlerle ilgili bilgilere göre
- I.10 °C'de enzimin yapısı bozulduğu için etkinlik düşüktür.
- II.Ölçüm yapılan sıcaklıklar içinde enzim en yüksek etkinliği 40 °C'de göstermiştir.
- III.55 °C'deki etkinlik 25 °C'dekinden fazladır.
yargılarından hangileri doğrudur?
Grafikte en yüksek etkinlik 40 °C'dedir. 25 °C ve 55 °C'deki etkinlikler eşittir, biri diğerinden fazla değildir. Düşük sıcaklık enzimin yapısını bozmaz; molekül hareketleri yavaşladığı için tepkime yavaşlar. Yapıyı bozan yüksek sıcaklıktır.
Bakteri ve virüs için aşağıdakilerden hangisi ortaktır?
Bakterinin kalıtım materyali DNA'dır; virüsler de DNA ya da RNA'dan oluşan bir kalıtım materyali taşır. Virüslerde ribozom ve hücre zarı yoktur, kendi ATP'lerini üretemezler. Bakteriler ikiye bölünerek çoğalır; virüsler ise konak hücrede parçaları ayrı ayrı yapılıp bir araya getirilerek çoğalır.
Mikroskopla incelenen bir hücrede çekirdek bulunmadığı görülüyor. Bu hücreyle ilgili
- I.Kesinlikle bir bakteri hücresidir.
- II.Ribozom bulundurur.
- III.Hücre zarı vardır.
yargılarından hangileri kesinlikle doğrudur?
Çekirdeksiz hücre bir prokaryot (bakteri) hücresi olabileceği gibi memelilerin olgun alyuvarı da olabilir; I kesin değildir. Bakteride ribozom vardır ama olgun alyuvarda ribozom yoktur; II de kesin değildir. Her iki hücrede de hücre zarı bulunur.
Metabolizmayla ilgili
- I.Bütün katabolik tepkimelerde ATP üretilir.
- II.Anabolik tepkimeler için enerji harcanır.
- III.Büyüme dönemindeki bir canlıda anabolizma katabolizmadan hızlıdır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Küçük moleküllerden büyük molekül yapan anabolik tepkimeler ATP harcar. Büyüme döneminde yapım yıkımdan fazla olduğu için kütle artar. Sindirimdeki hidroliz katabolik bir olaydır ama ATP üretmez; açığa çıkan az miktardaki enerji ısı olarak kaybolur.
Aynı tür ve yaştaki fasulye fideleriyle kurulan üç düzeneğin koşulları ve dört hafta sonra ölçülen kuru kütle artışları aşağıdaki şekilde verilmiştir. Toprak, su ve saksı bütün düzeneklerde aynıdır.
Buna göre
- I.K ile L karşılaştırıldığında ışık şiddetinin kuru kütle artışını etkilediği görülür.
- II.K ile M karşılaştırıldığında sıcaklığın kuru kütle artışını etkilediği görülür.
- III.L ile M karşılaştırıldığında sıcaklığın kuru kütle artışını etkilediği görülür.
yargılarından hangileri doğrudur?
K ile L arasında yalnızca ışık şiddeti, L ile M arasında yalnızca sıcaklık farklıdır; bu çiftlerde kuru kütle artışları da farklıdır. K ile M arasında hem ışık hem sıcaklık farklıdır; aradaki farkın hangi etkenden kaynaklandığı bilinemez.
Dört canlı grubunun hücrelerinde bazı yapıların bulunup bulunmadığı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir (+: var, −: yok).
| Hücre | Hücre duvarı | Çekirdek zarı | Kloroplast | Ribozom |
|---|---|---|---|---|
| E. coli bakterisi | + | − | − | + |
| Ekmek mayası | + | + | + | + |
| Ispanak yaprağında fotosentez yapan hücre | + | + | + | + |
| İnsan karaciğer hücresi | − | + | − | + |
Tablodaki işaretlerden hangisi yanlıştır?
Ekmek mayası bir mantardır ve heterotroftur; hücrelerinde kloroplast bulunmaz. E. coli'nin hücre duvarı ve ribozomları vardır, çekirdek zarı yoktur. Ispanak yaprağında fotosentez yapan hücre ökaryottur ve kloroplast taşır. Hayvan hücrelerinde hücre duvarı yoktur.
İlerlemen bu tarayıcıda saklanıyor. Ücretsiz üye ol, her cihazda kaldığın yerden devam et.