Canlıların Yapısındaki Temel Bileşenler
Su, mineraller ve pH; karbonhidrat, lipit, protein, enzim, vitamin, nükleik asit ve ATP; dehidrasyon, hidroliz, su ve baz sayısı hesapları, enzim grafikleri.
- Canlıları oluşturan inorganik (su, mineraller, asitler, bazlar, tuzlar) ve organik bileşikleri ayırt etmeyi; suyun özelliklerinin canlılık için önemini
- Dehidrasyon sentezi ile hidrolizi; glikozit, ester, peptit, fosfodiester ve hidrojen bağlarını; açığa çıkan ya da harcanan su sayısını hesaplamayı
- Karbonhidratları, lipitleri ve proteinleri yapı birimleri, görevleri ve örnekleriyle tanımayı
- Enzimin yapısını (apoenzim, kofaktör, koenzim) ve nasıl çalıştığını; sıcaklık, pH, substrat ve enzim miktarı ile inhibitörlerin etkisini grafiklerden okumayı
- Suda ve yağda çözünen vitaminleri, kaynaklarını ve kesin bilinen eksiklik belirtilerini
- DNA ve RNA'nın yapısını karşılaştırmayı, baz eşleşmesiyle nükleotit ve hidrojen bağı sayısı hesaplamayı; ATP'nin yapısını ve enerji taşıyıcılığını
İnorganik ve organik bileşikler
Bir hücreyi kurutup yakarsan geriye az miktarda kül kalır; buharlaşan kısım büyük ölçüde sudur, yanan kısım ise karbon iskeletli moleküllerdir. Canlıların yapısındaki maddeler bu basit deneyin de gösterdiği gibi iki büyük gruba ayrılır. İnorganik bileşikler su, mineraller, asitler, bazlar ve tuzlardır. Bunlar canlılara genellikle dış ortamdan hazır olarak alınır, sindirilmeden doğrudan emilir ve enerji vermez. Organik bileşikler ise karbon atomlarının birbirine bağlanarak oluşturduğu bir iskelet taşır; karbonhidratlar, lipitler, proteinler, vitaminler, nükleik asitler ve ATP bu gruptadır. Organik bileşikleri canlılar üretir: bitkiler fotosentezle inorganik maddelerden glikoz yapar, hayvanlar besinlerle aldıkları organik maddeleri kendi moleküllerine dönüştürür.
Karbon içeren her madde organik değildir. Karbondioksit (\(\text{CO}_2\)), karbon monoksit ve karbonatlar (örneğin kireç taşındaki \(\text{CaCO}_3\)) karbon içerdiği hâlde inorganik sayılır. Canlılardaki bu organik moleküllerin hepsinde C, H ve O bulunur; proteinlerde bunlara N (çoğunda S de) eklenir; nükleik asitlerde ve ATP'de N ile P de vardır.
Organik moleküllerin çoğu küçük yapı birimlerinin (monomer) art arda bağlanmasıyla oluşan büyük moleküllerdir (polimer). Glikozdan nişasta, amino asitten protein, nükleotitten DNA bu yolla yapılır. Bu yüzden konunun neredeyse her yerinde aynı iki tepkimeyi göreceksin: monomerleri birleştiren dehidrasyon sentezi ve polimerleri parçalayan hidroliz.
Su: hidrojen bağı ve canlılık için önemi
Su, hücrelerin en bol bulunan bileşiğidir; yetişkin bir insanın vücut kütlesinin yarısından fazlası sudur. Su oranı canlıdan canlıya, dokudan dokuya ve yaşa göre değişir. Genç bireylerde ve metabolizması hızlı dokularda (beyin, kas) su oranı yüksektir; kemik ve diş dokusunda, kuru tohumlarda düşüktür. Kuru tohumda metabolizmanın çok yavaş olması da bununla ilgilidir: enzimler sulu ortamda çalışır.
Su molekülünde bir oksijen atomu iki hidrojen atomuna kovalent bağla bağlıdır ve molekül kırık bir çizgi biçimindedir. Oksijen, bağ elektronlarını kendine daha çok çeker; bu yüzden oksijen tarafı kısmi eksi (\(\delta^-\)), hidrojenler kısmi artı (\(\delta^+\)) yüklüdür. Böyle iki ucu farklı yüklü moleküllere polar molekül denir. Bir su molekülünün kısmi artı yüklü hidrojeni, komşu molekülün kısmi eksi yüklü oksijenini çeker. Moleküller arasındaki bu zayıf çekime hidrojen bağı denir. Suyun canlılık için önemli özelliklerinin hemen hepsi bu iki gerçekten, polarlıktan ve hidrojen bağından gelir.
- Yüksek öz ısı: 1 gram suyun sıcaklığını 1 °C artırmak için yaklaşık 1 kalori (4,2 joule) gerekir; bu, çoğu maddeden çok daha fazladır. Verilen ısının bir kısmı önce hidrojen bağlarını koparmaya harcanır. Su yavaş ısınıp yavaş soğuduğu için canlıların vücut sıcaklığı ve göl, deniz gibi su ortamlarının sıcaklığı ani değişimlere karşı korunur.
- Yüksek buharlaşma ısısı: Suyun buharlaşması için çok enerji gerekir. Terleyen bir insanın derisinden ya da bitkinin yapraklarından buharlaşan su, vücuttan çok ısı götürerek serinletir.
- İyi bir çözücü olması: Polar su molekülleri iyonları ve polar molekülleri (tuzlar, şekerler, amino asitler) sararak çözer. Hücredeki tepkimeler suda çözünmüş maddeler arasında gerçekleşir; kanda ve bitkilerin iletim borularında maddeler suda çözünmüş olarak taşınır. Yağlar gibi apolar maddeler ise suda çözünmez.
- Kohezyon ve adezyon: Su molekülleri birbirini (kohezyon) ve borunun çeperini (adezyon) çeker. Bu sayede su, bitkilerin ince iletim borularında kesintisiz bir sütun hâlinde yükselebilir.
- Buzun suda yüzmesi: Su donarken hidrojen bağları molekülleri düzenli ve aralıklı bir kristale yerleştirir; buzun yoğunluğu sıvı sudan küçüktür. Su en yoğun hâline yaklaşık 4 °C'de ulaşır. Kışın göllerin yüzeyi donar, buz tabakası alttaki suyu yalıtır ve canlılar dipte yaşamını sürdürür.
- Tepkimelere katılması: Su hidroliz tepkimelerinde ve fotosentezde harcanır; dehidrasyon sentezinde ve oksijenli solunumda açığa çıkar.
Mineraller
Mineraller, canlıların yapısına katılan ve düzenleyici görevler üstlenen inorganik maddelerdir. Vücutta sentezlenemezler; bitkiler topraktan iyon hâlinde, hayvanlar besin ve su ile alır. Sindirilmeden emilirler ve enerji vermezler. Bazıları kemik ve diş gibi yapıların, bazıları hemoglobin ve hormon gibi moleküllerin yapısına katılır; bazıları enzimlerin çalışması için gerekli yardımcı iyonlardır. Kesin olarak bilinen görevlerin TYT için önemli olanları şunlardır:
| Mineral | Bazı görevleri | Eksikliğinde |
|---|---|---|
| Sodyum (Na) ve potasyum (K) | Sinir hücrelerinde uyartı iletimi, kasların çalışması, vücut sıvılarının su dengesi | Sinir ve kas işleyişinde bozukluk |
| Kalsiyum (Ca) | Kemik ve dişlerin yapısı, kanın pıhtılaşması, kas kasılması | Kemik ve diş gelişiminde bozukluk, ileri yaşta kemik erimesi (osteoporoz) riskinde artış |
| Demir (Fe) | Hemoglobinin yapısına katılır; oksijen taşınması | Kansızlık (anemi) |
| İyot (I) | Tiroit bezinin hormonlarının (tiroksin) yapısına katılır | Guatr (tiroit bezinin büyümesi) |
| Magnezyum (Mg) | Bitkilerde klorofilin yapısı; birçok enzimin çalışması | Bitkilerde yaprakların sararması |
| Fosfor (P) | ATP, DNA, RNA ve fosfolipitlerin yapısı; kemik ve dişler | Besinlerde bol bulunduğu için eksikliği nadirdir |
| Flor (F) | Diş minesinin sağlamlığı | Diş çürüklerinde artış |
İyot eksikliği guatrın yaygın bir nedeni olduğu için sofra tuzu iyotla zenginleştirilerek satılır. Demirin hemoglobindeki görevi, demir eksikliğinde neden halsizlik ve solgunluk görüldüğünü açıklar: kan dokulara yeterince oksijen taşıyamaz.
Asitler, bazlar, tuzlar ve pH
Asitler suda çözündüklerinde ortama \(\text{H}^{+}\) iyonu verir; bazlar ortama \(\text{OH}^{-}\) iyonu verir ya da ortamdaki \(\text{H}^{+}\) iyonlarını bağlar. Bir asitle bir baz tepkimeye girdiğinde tuz ve su oluşur. Tuzlar suda iyonlarına ayrışır: sofra tuzu suda \(\text{Na}^{+}\) ve \(\text{Cl}^{-}\) iyonları hâlinde bulunur. Vücut sıvılarındaki bu iyonlara elektrolit de denir; sinir iletimi ve su dengesi bunlarla sağlanır.
Bir çözeltinin asitlik ya da bazlık derecesi pH ile gösterilir. 25 °C'de pH 7 nötr, 7'nin altı asidik, üstü baziktir. Vücut sıvılarının pH'ı dar aralıklarda tutulur: mide özsuyunun pH'ı yaklaşık 2 (kuvvetli asidik), kanınki 7,35 ile 7,45 arasındadır (hafif bazik). Kanın pH'ı bu aralığın dışına çıkarsa enzimler ve öteki proteinler doğru çalışamaz. pH'ın sabit kalmasını vücut sıvılarındaki tampon sistemler sağlar. Tampon, ortama asit eklendiğinde fazla \(\text{H}^{+}\) iyonlarını bağlayan, baz eklendiğinde \(\text{H}^{+}\) veren madde çiftidir; böylece pH çok az değişir. Kandaki başlıca tampon, karbonik asit ile bikarbonat iyonundan oluşan sistemdir.
Dehidrasyon sentezi ve hidroliz
İki monomer birleşirken birinden bir OH grubu, ötekinden bir H atomu ayrılır; bunlar birleşerek bir su molekülü oluşturur ve monomerler arasında kovalent bir bağ kurulur. Su çıkışıyla gerçekleşen bu birleşmeye dehidrasyon sentezi denir. Sentez enerji ister ve enzimlerle yürür. Tersi olan hidrolizde bir su molekülü harcanarak bağ koparılır ve monomerler yeniden serbest kalır. Sindirim, besinlerdeki büyük moleküllerin enzimlerle hidroliz edilmesidir.
Sayma kuralı basittir: her bağ bir su molekülüyle kurulur ve bir su molekülüyle koparılır. \(n\) monomer tek bir zincir hâlinde birleşirse \(n-1\) bağ kurulur, \(n-1\) su açığa çıkar. Zincir dallanmış olsa da sonuç değişmez, çünkü her yeni monomer yapıya tek bir bağla katılır. Toplam \(n\) monomerden \(k\) tane ayrı zincir oluşuyorsa bağ ve su sayısı \(n-k\)'dir. Aynı sayıda su, polimer tamamen hidroliz edilirken harcanır.
Dehidrasyon sentezi kütle ve formül hesabında da kullanılır. Glikozun formülü \(\text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6\)'dır. İki glikozdan bir su çıkarsa disakkaritin formülü \(\text{C}_{12}\text{H}_{22}\text{O}_{11}\) olur. Genel olarak \(n\) glikozdan oluşan zincirde \(6n\) karbon kalır, \(n-1\) su gittiği için hidrojen \(12n - 2(n-1) = 10n + 2\), oksijen \(6n - (n-1) = 5n + 1\) olur.
Karbonhidratlar
Karbonhidratlar C, H ve O atomlarından oluşur ve hücrelerin başlıca enerji kaynağıdır. Canlılar enerji ihtiyacını öncelikle karbonhidratlardan, sonra yağlardan karşılar; proteinler en son kullanılır. Karbonhidratlar büyüklüklerine göre üç gruba ayrılır.
Monosakkaritler karbonhidratların en küçük birimidir, hidroliz edilemez ve sindirilmeden emilir. Altı karbonlu (heksoz) olanlar glikoz, fruktoz ve galaktozdur; üçünün de formülü \(\text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6\)'dır, ama atomlarının dizilişi farklıdır. Glikoz kan şekeridir ve hücrelerin en çok kullandığı yakıttır; fruktoz meyvelerde ve balda bol bulunur; galaktoz süt şekerinin yapısına katılır. Beş karbonlu (pentoz) şekerler riboz (\(\text{C}_5\text{H}_{10}\text{O}_5\)) ve deoksiribozdur (\(\text{C}_5\text{H}_{10}\text{O}_4\)). Bunlar enerji için değil yapı için kullanılır: riboz RNA'nın ve ATP'nin, deoksiriboz DNA'nın yapısındadır. Deoksiribozun adı ribozdan bir oksijen eksik olmasından gelir.
Disakkaritler iki monosakkaritin glikozit bağıyla birleşmesinden oluşur. Bu birleşmede bir su çıktığı için üçünün de formülü \(\text{C}_{12}\text{H}_{22}\text{O}_{11}\)'dir.
| Disakkarit | Monomerleri | Nerede bulunur? | Sindiren enzim |
|---|---|---|---|
| Maltoz (malt şekeri) | glikoz + glikoz | Çimlenen tahıllarda, nişastanın sindiriminde | maltaz |
| Sükroz (sakkaroz, çay şekeri) | glikoz + fruktoz | Şeker pancarı, şeker kamışı | sükraz |
| Laktoz (süt şekeri) | glikoz + galaktoz | Memelilerin sütü | laktaz |
Polisakkaritler çok sayıda glikozun (ya da glikoz türevinin) birleşmesiyle oluşan büyük moleküllerdir. Suda çözünmedikleri ve hücrenin su dengesini bozmadıkları için depo olarak uygundurlar.
- Nişasta bitkilerin depo polisakkaritidir; patates, buğday ve pirinç gibi besinlerde bol bulunur. İyot çözeltisiyle mavi-mor renk verir; bu tepkime nişastanın varlığını göstermekte kullanılır.
- Glikojen hayvanların ve mantarların depo polisakkaritidir. İnsanda karaciğerde ve kaslarda depolanır; kan şekeri düştüğünde karaciğerdeki glikojen hidroliz edilerek kana glikoz verilir.
- Selüloz bitki hücre çeperinin yapısına katılan, depo değil yapı polisakkaritidir. Monomeri glikozdur ama glikozlar arasındaki bağ nişastadakinden farklıdır ve insanda bu bağı koparan enzim yoktur. Selüloz insanda sindirilmez; lif olarak bağırsak hareketlerini kolaylaştırır. Geviş getiren hayvanlar selülozu sindirim kanallarındaki mikroorganizmalar sayesinde kullanabilir.
- Kitin eklem bacaklıların dış iskeletinde ve mantarların hücre çeperinde bulunan yapı polisakkaritidir. Monomeri azot içeren bir glikoz türevi olduğundan kitinin yapısında N de bulunur.
Lipitler
Lipitler (yağlar) C, H ve O atomlarından oluşur; bazılarında P ve N de bulunur. Ortak özellikleri suda çözünmemeleri, eter, kloroform ve alkol gibi organik çözücülerde çözünmeleridir. Aynı kütlede karbonhidrattan yaklaşık iki kat fazla enerji verirler (1 g yağ yaklaşık 9 kcal, 1 g karbonhidrat ya da protein yaklaşık 4 kcal). Uzun süreli enerji deposudurlar; deri altında ısı yalıtımı yapar, iç organları darbelere karşı korur, A, D, E ve K vitaminlerinin çözünüp emilmesini sağlarlar.
Trigliseritler (nötr yağlar) bir gliserol ile üç yağ asidinin birleşmesinden oluşur. Gliserolün her OH grubu bir yağ asidinin karboksil grubuyla birleşirken bir su çıkar ve ester bağı kurulur. Bir trigliserit oluşurken 3 ester bağı kurulur ve 3 su açığa çıkar; hidrolizinde de 3 su harcanır, 1 gliserol ve 3 yağ asidi oluşur. Yağları sindiren enzim lipazdır.
Yağ asitleri, karbon zincirindeki bağlara göre ikiye ayrılır. Doymuş yağ asitlerinde karbon atomları arasında yalnızca tek bağ bulunur; düz zincirler birbirine sıkıca yaklaşabildiği için bu yağlar oda sıcaklığında genellikle katıdır (tereyağı, iç yağı gibi hayvansal yağların çoğu). Doymamış yağ asitlerinde karbonlar arasında en az bir çift bağ vardır; zincir çift bağda büküldüğü için moleküller sıkı paketlenemez ve bu yağlar oda sıcaklığında genellikle sıvıdır (zeytinyağı, ayçiçeği yağı, balık yağı). "Genellikle" sözcüğü önemlidir: hindistan cevizi yağı bitkisel olduğu hâlde doymuş yağ asitlerince zengindir.
Fosfolipitlerde gliserole iki yağ asidi ve fosfat içeren bir grup bağlıdır. Fosfatlı baş kısmı suyu sever, yağ asidi kuyrukları sudan kaçar; bu yüzden fosfolipitler suda çift katman oluşturur. Hücre zarının temel yapısı bu çift katmandır; ayrıntısı hücre konusunda işlenir.
Steroitler birbirine kaynaşmış halkalardan oluşan, yağ asidi içermeyen lipitlerdir. En bilineni kolesteroldür: hayvan hücrelerinin zarında bulunur ve eşey hormonlarının (testosteron, östrojen, progesteron), böbreküstü bezi kabuğunun hormonlarının, safra tuzlarının ve D vitamininin yapımında öncül olarak kullanılır. Kanda fazla kolesterol damar sağlığı için risk oluşturur, ama kolesterol vücut için gerekli bir moleküldür.
Proteinler
Proteinler C, H, O ve N içerir; çoğunda S de bulunur. Yapı birimleri amino asitlerdir. Canlılarda proteinlerin yapısına katılan 20 çeşit amino asit vardır. Her amino asitte merkezdeki bir karbon atomuna bir amino grubu (\(-\text{NH}_2\)), bir karboksil grubu (\(-\text{COOH}\)), bir hidrojen atomu ve bir R grubu (yan grup) bağlıdır. Amino asitleri birbirinden ayıran yalnızca R grubudur. Vücudun yapamadığı ve besinlerle alınması zorunlu olan amino asitlere temel (esansiyel) amino asit denir.
İki amino asit birleşirken birinin karboksil grubundan OH, ötekinin amino grubundan H ayrılır; bir su çıkar ve C ile N arasında peptit bağı kurulur. İki amino asitten dipeptit, çok sayıda amino asitten polipeptit oluşur. Bir protein bir ya da birden fazla polipeptit zincirinden yapılır. Toplam \(n\) amino asit \(k\) zincir hâlinde bulunuyorsa peptit bağı sayısı \(n-k\)'dir.
20 çeşit amino asit, sayısı, türü ve diziliş sırası değiştirilerek sayısız farklı protein oluşturur; tıpkı alfabedeki harflerle sayısız sözcük yazılabilmesi gibi. Amino asit dizisi DNA'daki bilgiye göre belirlendiği için proteinler türe ve hatta bireye özgüdür. Organ nakillerinde doku uyuşmazlığının temelinde bu özgüllük yatar.
Bir proteinin işlevi üç boyutlu şekline bağlıdır. Amino asitlerin diziliş sırası (birincil yapı) zincirin nasıl kıvrılacağını belirler; zincir hidrojen bağlarıyla sarmal ya da kırmalı bölgeler oluşturur, sonra kendi üzerine katlanarak üç boyutlu bir şekil kazanır. Hemoglobin gibi bazı proteinler birden fazla zincirin bir araya gelmesiyle çalışır. Yüksek sıcaklık, pH değişimi, ağır metal iyonları gibi etkenler bu üç boyutlu şekli bozabilir; buna denatürasyon denir. Denatüre olan proteinin şekli ve işlevi bozulur, ama peptit bağları kopmadığı için amino asit dizisi aynı kalır. Haşlanan yumurtanın akının beyazlaşıp katılaşması denatürasyondur ve geri dönmez.
Proteinlerin görevleri çok çeşitlidir: yapı (saç ve tırnaktaki keratin, bağ dokusundaki kollajen), tepkimeleri hızlandırma (enzimler), taşıma (hemoglobin), savunma (antikorlar), düzenleme (insülin gibi bazı hormonlar), hareket (kaslardaki aktin ve miyozin). Vücutta amino asitler için ayrı bir depo yoktur. Fazla amino asitlerin amino grubu ayrılır ve karaciğerde üreye dönüştürülür; geri kalan kısım enerji için kullanılabilir ya da yağa çevrilebilir.
Enzimler
Hücredeki tepkimelerin çoğu, vücut sıcaklığında kendiliğinden çok yavaş yürür. Bir tepkimenin başlayabilmesi için girenlerin aşması gereken enerji engeline aktivasyon enerjisi denir. Enzimler, aktivasyon enerjisini düşürerek tepkimeleri hızlandıran biyolojik katalizörlerdir. Enzimlerin çoğu proteindir ve protein kısımları ribozomlarda sentezlenir. Enzimlerin etki ettiği maddeye substrat denir; adları çoğunlukla substratın adına "-az" eki getirilerek verilir (maltaz, laktaz, lipaz, proteaz).
Enzimin substratın bağlandığı küçük bölgesine aktif bölge denir. Aktif bölgenin şekli substratın şekline uyar; anahtar ile kilit gibi. Bu yüzden çoğu enzim yalnız bir substrata ya da birbirine çok benzeyen birkaç substrata etki eder; buna substrat özgüllüğü denir. Maltaz maltozu parçalar ama sükrozu parçalamaz. Enzim-substrat birleşmesi geçicidir; ürünler ayrılınca enzim değişmeden kalır ve aynı işi tekrar tekrar yapar. Bu yüzden az miktarda enzim çok miktarda substratı dönüştürebilir. Enzimler hücre içinde de dışında da çalışabilir: sindirim enzimleri sindirim kanalında, deney tüpünde de etkindir. Tersinir tepkimelerde enzim iki yöndeki tepkimeyi de hızlandırır; tepkimenin yönünü ortamdaki madde miktarları belirler.
Bazı enzimler yalnızca proteinden oluşur (basit enzim). Bazıları ise çalışabilmek için protein olmayan bir yardımcı kısma ihtiyaç duyar (bileşik enzim). Bileşik enzimde protein kısma apoenzim, yardımcı kısma kofaktör denir. Kofaktör \(\text{Fe}^{2+}\), \(\text{Mg}^{2+}\), \(\text{Zn}^{2+}\) gibi bir mineral iyonu olabilir; organik bir molekülse koenzim adını alır. Koenzimlerin birçoğu B grubu vitaminlerinden yapılır. Apoenzim ve kofaktör tek başına iş göremez; ikisi birleşince etkin enzim oluşur. Substrat özgüllüğünü apoenzim belirler. Bir koenzim ise farklı apoenzimlerle birleşerek farklı tepkimelerde görev alabilir.
Enzim etkinliğini etkileyen etmenler
Enzim protein yapılı olduğu için şeklini etkileyen her şey hızını da etkiler. ÖSYM bu etkileri çoğunlukla grafiklerle sorar.
Sıcaklık: Belli bir sıcaklığa kadar sıcaklık arttıkça moleküller daha hızlı hareket eder, enzim ile substrat daha sık karşılaşır ve tepkime hızlanır. Enzimin en hızlı çalıştığı sıcaklığa optimum sıcaklık denir; insan enzimlerinin çoğunda bu yaklaşık 37 °C'dir. Optimumdan sonra sıcaklık artmaya devam ederse enzimin üç boyutlu yapısı bozulur (denatürasyon) ve hız hızla düşer. Düşük sıcaklıkta ise enzim yalnızca yavaşlar; yapısı bozulmaz, ortam ısınınca yeniden çalışır. Sıcak su kaynaklarında yaşayan bazı bakterilerin enzimlerinin optimum sıcaklığı çok daha yüksektir.
pH: Her enzimin en iyi çalıştığı bir optimum pH değeri vardır; bu değerden uzaklaştıkça hız azalır, aşırı pH değerlerinde enzim denatüre olur. Midedeki pepsin kuvvetli asidik ortamda (pH yaklaşık 2), ağızdaki tükürük amilazı nötre yakın ortamda, ince bağırsaktaki tripsin hafif bazik ortamda en iyi çalışır. Yutulan besinle mideye geçen tükürük amilazının çalışması midenin asidik ortamında durur.
Substrat derişimi: Enzim miktarı sabitken substrat artırılırsa önce tepkime hızı artar, çünkü boş aktif bölgeler substratla dolar. Bütün aktif bölgeler aynı anda dolu hâle geldiğinde enzim doymuştur; substrat daha da artırılsa da hız değişmez. Bu noktadan sonra hızı artırmanın yolu enzim miktarını artırmaktır.
Enzim derişimi: Substrat yeterince fazlaysa tepkime hızı enzim miktarıyla doğru orantılıdır; enzim iki katına çıkarsa hız da iki katına çıkar. Substrat miktarı sınırlıysa enzimi artırmak tepkimeyi hızlandırır ve daha kısa sürede bitirir, ama oluşan toplam ürün miktarını değiştirmez; toplam ürünü substrat belirler.
İnhibitörler ve aktivatörler: Enzimin çalışmasını yavaşlatan ya da durduran maddelere inhibitör denir. Bazı inhibitörler substrata benzer ve aktif bölgeye bağlanarak substratın girişini engeller; ortamdaki substrat artırıldıkça bunların etkisi azalır. Bazıları aktif bölge dışında bir yere bağlanıp enzimin şeklini değiştirir. Ağır metal iyonları (cıva, kurşun) ve siyanür gibi zehirler enzimleri etkisiz bırakarak zarar verir. Etkinliği artıran maddelere de aktivatör denir: tükürük amilazı klorür iyonlarıyla daha etkin çalışır.
Su: Enzimler sulu ortamda çalışır. Kuru tohumlarda su azdır ve enzim etkinliği çok düşüktür; tohum su alınca enzimler çalışmaya başlar ve çimlenme gerçekleşir.
Vitaminler
Vitaminler az miktarda gerekli olan, düzenleyici görevli organik moleküllerdir. Enerji vermezler, sindirilmeden emilirler; bazıları koenzimlerin yapısına katılır. Bitkiler ihtiyaç duydukları vitaminlerin çoğunu kendileri üretir; insan vitaminleri büyük ölçüde besinlerle almak zorundadır. D vitamini derideki kolesterol türevi bir maddeden güneşin morötesi ışınlarıyla yapılır; kalın bağırsaktaki bakteriler K vitamini ve bazı B vitaminlerini üretir. A vitamini havuç gibi sebzelerdeki turuncu renkli beta karotenden de oluşturulabilir.
Vitaminler çözündükleri ortama göre ikiye ayrılır. Suda çözünen vitaminler B grubu vitaminleri ve C vitaminidir. Bunların fazlası büyük ölçüde idrarla atılır, bu yüzden düzenli alınmaları gerekir. C vitamini ısıya ve havaya duyarlıdır; uzun pişirmede önemli ölçüde kaybolur. Yağda çözünen vitaminler A, D, E ve K vitaminleridir. Yağlarla birlikte emilir, karaciğerde ve yağ dokusunda depolanırlar; aşırı alındıklarında birikerek zehirlenmeye yol açabilirler.
| Vitamin | Çözündüğü ortam | Başlıca görevi | Eksikliğinde |
|---|---|---|---|
| A | yağ | Görme (gözdeki ışığa duyarlı pigmentin yapısı), deri ve epitel sağlığı | Gece körlüğü |
| D | yağ | Kalsiyum ve fosforun bağırsaktan emilmesi, kemik gelişimi | Çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde kemik yumuşaması |
| E | yağ | Antioksidan: hücre zarlarını oksitlenmeye karşı korur | Belirgin eksiklik nadirdir |
| K | yağ | Kanın pıhtılaşması | Pıhtılaşmanın gecikmesi, kanamalar |
| C | su | Kollajen yapımı, bağışıklığa destek, antioksidan | İskorbüt (diş eti kanaması, yaraların geç iyileşmesi) |
| \(\text{B}_1\) (tiamin) | su | Karbonhidrat metabolizmasında koenzim | Beriberi |
| \(\text{B}_{12}\) | su | Alyuvar yapımı, sinir sisteminin sağlığı | Bir tür kansızlık (anemi) |
\(\text{B}_{12}\) vitamini bitkisel besinlerde hemen hiç bulunmaz; et, süt, yumurta gibi hayvansal besinlerle alınır. Bu yüzden yalnızca bitkisel beslenenlerin bu vitamini takviye olarak almaları önerilir.
Nükleik asitler
Nükleik asitler kalıtsal bilgiyi taşıyan ve bu bilginin kullanılmasını sağlayan moleküllerdir. Yapı birimleri nükleotitlerdir. Her nükleotit üç parçadan oluşur: bir fosfat grubu, beş karbonlu bir şeker (DNA'da deoksiriboz, RNA'da riboz) ve azot içeren bir organik baz. Bazlar beş çeşittir: adenin (A), guanin (G), sitozin (C), timin (T) ve urasil (U). Adenin ve guanin çift halkalı (pürin), sitozin, timin ve urasil tek halkalı (pirimidin) bazlardır. Nükleotitler, birinin şekeri ile ötekinin fosfatı arasında kurulan fosfodiester bağlarıyla birleşerek uzun bir zincir oluşturur; zincirin omurgası şeker-fosfat dizisidir, bazlar bu omurgadan yana doğru uzanır.
DNA (deoksiribonükleik asit) iki zincirlidir. İki zincir, karşılıklı bazlar arasındaki hidrojen bağlarıyla bir arada durur ve birlikte sarmal bir merdiven gibi kıvrılır (çift sarmal). Bazlar rastgele eşleşmez: adenin her zaman timinle, guanin her zaman sitozinle eşleşir. A ile T arasında 2, G ile C arasında 3 hidrojen bağı vardır. Bu eşleşme kuralının sonucu olarak çift zincirli bir DNA'da A sayısı T sayısına, G sayısı C sayısına eşittir (Chargaff kuralı); pürinlerin toplamı da pirimidinlerin toplamına eşittir. Bir zincirin baz dizisi bilinirse karşı zincirin dizisi de bilinir.
RNA (ribonükleik asit) genellikle tek zincirlidir; şekeri riboz, bazları A, G, C ve U'dur. Timin yerine urasil bulunur. Tek zincirli olduğu için RNA'da A sayısının U sayısına, G sayısının C sayısına eşit olması gerekmez. RNA'lar DNA'daki bilgiye göre sentezlenir ve protein sentezinde görev alır; üç çeşidi mRNA, tRNA ve rRNA'dır.
| Özellik | DNA | RNA |
|---|---|---|
| Şeker | deoksiriboz | riboz |
| Bazlar | A, G, C, T | A, G, C, U |
| Zincir sayısı | iki (çift sarmal) | genellikle bir |
| Baz eşleşmesi | A = T, G = C her zaman | eşitlik gerekmez |
| Ökaryot hücrede bulunduğu yer | çekirdek, mitokondri, kloroplast | çekirdek, sitoplazma, ribozom, mitokondri, kloroplast |
| Görevi | kalıtsal bilgiyi saklar ve kendini eşler | bilgiyi kullanarak protein sentezini sağlar |
Ortak noktaları da önemlidir: ikisi de nükleotitlerden oluşur, ikisinde de fosfat, adenin, guanin ve sitozin bulunur. Hücre bölünmesinden önce DNA'nın kendini eşlemesi ve protein sentezinin ayrıntıları AYT'de işlenir.
ATP: hücrenin enerji parası
Besinlerdeki enerji, hücrenin doğrudan kullanabileceği biçimde değildir. Hücre bu enerjiyi önce ATP (adenozin trifosfat) molekülüne aktarır, sonra ihtiyaç duyduğu yerde ATP'yi harcar. ATP bir adenin bazı, bir riboz şekeri ve üç fosfat grubundan oluşur; adenin ve riboz birlikte adenozin adını alır. Fosfatlar arasındaki bağlar yüksek enerjili bağlar olarak bilinir.
ATP'nin uçtaki fosfatı su ile koparıldığında (hidroliz) ADP (adenozin difosfat) ve serbest fosfat oluşur, enerji açığa çıkar. Bu enerji kas kasılmasında, aktif taşımada, sinir uyartısının iletiminde ve büyük moleküllerin sentezinde kullanılır. ADP'ye enerji harcanarak yeniden bir fosfat bağlanabilir; bu bir dehidrasyon tepkimesidir ve su açığa çıkar. ATP üretmek için gereken enerji oksijenli solunum gibi tepkimelerle besinlerden ya da fotosentezde ışıktan sağlanır.
Her canlı hücre kullanacağı ATP'yi kendisi üretir; ATP hücreler arasında taşınmaz ve hücrede depolanmaz, üretildiği kısa süre içinde harcanır. Uzun süreli enerji deposu olarak glikojen, nişasta ve yağlar kullanılır. ATP üretimi sitoplazmada, mitokondride ve bitkilerde kloroplastta gerçekleşir; ayrıntıları AYT'deki enerji dönüşümleri konusunun işidir. ATP'nin adenin, riboz ve bir fosfattan oluşan kısmı, RNA'nın adenin nükleotidiyle aynıdır.
Formüller
Çözümlü örnekler
Su, nişasta, sodyum klorür, glikoz, A vitamini ve protein maddelerini inorganik ve organik olarak gruplandırınız. Bunlardan hangileri sindirilmeden doğrudan emilebilir?
- Su ve sodyum klorür karbon iskeleti taşımaz; inorganiktir. Nişasta, glikoz, A vitamini ve protein karbon iskeletlidir; organiktir.
- Sindirim, büyük moleküllerin hidrolizle küçük birimlere ayrılmasıdır. Su ve mineraller zaten küçüktür; glikoz bir monosakkarittir, hidroliz edilemez; vitaminler de sindirilmeden emilir.
- Nişasta glikozlara, protein amino asitlere hidroliz edilmeden emilemez.
Cevap: İnorganik: su, sodyum klorür; organik: nişasta, glikoz, A vitamini, protein. Sindirilmeden emilenler: su, sodyum klorür, glikoz, A vitamini
5 molekül laktoz ve 4 molekül maltoz tamamen hidroliz ediliyor. Kaç glikoz ve kaç galaktoz oluşur, kaç su harcanır?
- Bir laktoz bir glikoz ve bir galaktoza ayrılır: 5 laktozdan 5 glikoz ve 5 galaktoz oluşur.
- Bir maltoz iki glikoza ayrılır: 4 maltozdan 8 glikoz oluşur.
- Toplam glikoz \(5 + 8 = 13\), galaktoz 5'tir.
- Her disakkaritte bir glikozit bağı vardır; \(5 + 4 = 9\) bağ koparılır, 9 su harcanır.
Cevap: 13 glikoz, 5 galaktoz; 9 su harcanır
5 glikoz molekülü dehidrasyon sentezi ile tek bir zincir hâlinde birleşiyor. Kaç su açığa çıkar ve oluşan molekülün formülü nedir?
- 5 monomer tek zincirde \(5 - 1 = 4\) bağla birleşir; 4 su açığa çıkar.
- Girenlerdeki atomlar: \(5 \cdot \text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6\) = 30 C, 60 H, 30 O.
- 4 su \(8\) H ve \(4\) O götürür: geriye 30 C, 52 H, 26 O kalır.
- Denetim: \(10n + 2 = 52\), \(5n + 1 = 26\) (\(n = 5\)).
Cevap: 4 su; \(\text{C}_{30}\text{H}_{52}\text{O}_{26}\)
Bir hücrede 3 trigliserit molekülü sentezleniyor. Bu sentezde kaç ester bağı kurulur ve kaç su açığa çıkar? Bu trigliseritler sonra tamamen hidroliz edilirse kaç gliserol ve kaç yağ asidi oluşur?
- Bir trigliserit 1 gliserol ve 3 yağ asidinden, 3 ester bağıyla oluşur; her bağda bir su çıkar.
- 3 trigliserit için \(3 \cdot 3 = 9\) ester bağı kurulur, 9 su açığa çıkar.
- Hidrolizde aynı 9 bağ 9 suyla koparılır; \(3\) gliserol ve \(3 \cdot 3 = 9\) yağ asidi oluşur.
Cevap: 9 ester bağı, 9 su; 3 gliserol ve 9 yağ asidi
İnsülin hormonu, biri 21 ve öteki 30 amino asitten oluşan iki polipeptit zincirinden yapılmıştır. İnsülinde kaç peptit bağı vardır? Bu zincirlerin oluşumu sırasında kaç su açığa çıkar?
- 21 amino asitlik zincirde \(21 - 1 = 20\), 30 amino asitlik zincirde \(30 - 1 = 29\) peptit bağı vardır.
- Toplam \(20 + 29 = 49\). Kısa yoldan: \(n - k = 51 - 2 = 49\).
- Her peptit bağı kurulurken bir su çıkar: 49 su.
Cevap: 49 peptit bağı; 49 su
1 000 nükleotitten oluşan çift zincirli bir DNA molekülünde nükleotitlerin %30'unda guanin bulunuyor. Bu molekülde kaç adenin vardır ve zincirler arasında kaç hidrojen bağı bulunur?
- G: \(1\,000 \cdot 0{,}30 = 300\). Chargaff kuralına göre C de 300'dür.
- Geriye \(1\,000 - 600 = 400\) nükleotit kalır; yarısı A, yarısı T: A = T = 200.
- 200 A-T çifti ve 300 G-C çifti vardır: \(2 \cdot 200 + 3 \cdot 300 = 400 + 900 = 1\,300\) hidrojen bağı.
Cevap: 200 adenin; 1 300 hidrojen bağı
Bir DNA kesitinin zincirlerinden birinin baz dizisi A T G C G T T A şeklindedir. Karşı zincirin dizisini yazınız; bu kesitte iki zincir arasında kaç hidrojen bağı vardır?
- Her bazın karşısına eşini yaz: A'nın karşısına T, T'nin karşısına A, G'nin karşısına C, C'nin karşısına G gelir.
- Karşı zincir: T A C G C A A T.
- Verilen zincirde A ve T toplam 5, G ve C toplam 3 tanedir: 5 A-T, 3 G-C çifti.
- Hidrojen bağı: \(2 \cdot 5 + 3 \cdot 3 = 10 + 9 = 19\).
Cevap: T A C G C A A T; 19 hidrojen bağı
Optimum sıcaklığı 37 °C olan bir insan enziminin iki örneği hazırlanıyor. Birinci örnek 0 °C'de, ikinci örnek 70 °C'de 30 dakika bekletiliyor; sonra ikisi de 37 °C'ye getirilip substratıyla karıştırılıyor. Hangi örnekte tepkime gerçekleşir? Gerekçesini açıklayınız.
- 0 °C'de enzim moleküllerinin hareketi ve substratla karşılaşması çok azalır, ama enzimin yapısı bozulmaz. 37 °C'ye ısıtılınca enzim yeniden etkin olur.
- 70 °C, bu enzimin çalıştığı aralığın çok üstündedir (sıcaklık grafiğinde hız 55 °C civarında sıfıra iner). Enzim denatüre olmuştur; üç boyutlu yapısı ve aktif bölgesinin şekli bozulmuştur.
- Denatürasyon çoğunlukla geri dönmez; 37 °C'ye soğutmak aktif bölgeyi geri getirmez.
Cevap: Yalnız 0 °C'de bekletilen örnekte tepkime gerçekleşir; 70 °C'deki enzim denatüre olmuştur
Bir tepkimede 1 birim enzimle substrat derişimi artırıldıkça tepkime hızı artıyor ve en çok 10 birime ulaşıp sabit kalıyor. Sıcaklık ve pH değiştirilmeden enzim miktarı 2 birime çıkarılırsa ve substrat yeterince fazlaysa ulaşılabilecek en yüksek hız kaç birim olur? Enzim miktarı değiştirilmeden yalnızca substrat artırılırsa ne olur?
- Hızın sabitlenmesi, bütün aktif bölgelerin dolu olduğunu gösterir; sınırlayan etken enzim sayısıdır.
- Enzim iki katına çıkarsa aynı anda çalışan aktif bölge sayısı iki katına çıkar: en yüksek hız \(2 \cdot 10 = 20\) birim olur.
- Enzim aynı kalırken substrat artırılırsa aktif bölgeler zaten dolu olduğu için hız 10 birimde kalır.
Cevap: 20 birim; yalnız substrat artırılırsa en yüksek hız 10 birimde kalır
Sık yapılan hatalar
- \(n\) monomerden oluşan zincir için \(n\) su yazmak. Doğrusu \(n-1\)'dir; birden fazla zincir varsa \(n-k\).
- Bir trigliseritin oluşumunda 1 su çıktığını sanmak. Gliserolün üç OH grubunun her biri bir ester bağı kurar: 3 su.
- Selülozu depo besini saymak ya da bütün karbonhidratların yalnız C, H, O içerdiğini söylemek. Selüloz ve kitin yapı polisakkaritidir; kitinde N vardır.
- Denatürasyonda peptit bağlarının koptuğunu düşünmek. Bozulan üç boyutlu şekildir; amino asit dizisi aynı kalır.
- Düşük sıcaklığın da enzimi denatüre ettiğini sanmak. Düşük sıcaklıkta enzim yalnızca yavaşlar; ısınınca yeniden çalışır.
- Enzimi artırınca toplam ürünün de arttığını düşünmek. Substrat sınırlıysa enzim tepkimeyi hızlandırır ama toplam ürünü substrat belirler.
- Chargaff kuralını RNA'ya ya da tek bir DNA zincirine uygulamak. A = T ve G = C yalnızca çift zincirli DNA'nın tamamı için geçerlidir.
- DNA'nın iki zincirini birbirine bağlayan bağı fosfodiester bağı sanmak. Zincirleri hidrojen bağları bir arada tutar; fosfodiester bağı aynı zincirdeki nükleotitleri bağlar.
Bazı insanlar süt içtikten sonra şişkinlik ve karın ağrısı yaşar. Bunun yaygın bir nedeni laktaz enziminin yetersiz olmasıdır: laktoz ince bağırsakta glikoz ve galaktoza ayrılamaz, sindirilmeden kalın bağırsağa geçer ve oradaki bakteriler tarafından gaz oluşturarak parçalanır. Laktozsuz sütlerde bu şeker önceden laktaz enzimiyle hidroliz edilmiştir; bu yüzden tadı biraz daha tatlıdır. Mutfakta da enzimler ve proteinler iş başındadır: yumurta pişince akındaki proteinler denatüre olup beyazlaşır, ananas suyundaki protein sindiren enzim çiğ ananasla yapılan jöleli tatlının donmasını engeller, ama pişmiş ya da konserve ananasta bu enzim ısıyla etkisizleştiği için jöle donar. Çamaşır deterjanlarına eklenen proteaz ve lipaz enzimleri de protein ve yağ lekelerini hidroliz ederek düşük sıcaklıkta yıkamayı mümkün kılar.
Konu testi
27 soru. Bir seçeneğe dokun; doğru cevap ve çözüm hemen açılır.
Aşağıdakilerden hangisi organik bir bileşiktir?
Glikoz karbon atomlarının oluşturduğu bir iskelet taşıyan bir monosakkarittir; organiktir. Su ve tuzlar inorganiktir. Karbondioksit karbon içerdiği hâlde inorganik bir bileşik sayılır.
Suyun öz ısısının yüksek olması canlılar için aşağıdakilerden hangisini sağlar?
Öz ısısı yüksek olan su yavaş ısınıp yavaş soğur; bu da vücut sıcaklığının ve su ortamlarının sıcaklığının ani değişimlere karşı korunmasını sağlar. Buzun yüzmesi yoğunlukla, çözücülük polarlıkla, borularda yükselme kohezyon ve adezyonla, hidrolize katılma suyun kimyasal tepkimeye girmesiyle ilgilidir.
Aşağıdaki mineral-görev eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
Kanda oksijeni bağlayan, hemoglobinin yapısındaki demirdir. Sodyum sinir uyartısının iletiminde ve vücut sıvılarının su dengesinde görev alır.
Sükroz (sakkaroz) molekülü tamamen hidroliz edildiğinde aşağıdakilerden hangileri oluşur?
Sükroz bir glikoz ile bir fruktozun glikozit bağıyla birleşmesinden oluşmuştur; hidrolizinde bu iki monosakkarit geri gelir. İki glikoz maltozdan, glikoz ve galaktoz laktozdan oluşur.
DNA ve RNA moleküllerinin her ikisinin yapısında da bulunan
- I.Deoksiriboz şekeri
- II.Guanin bazı
- III.Fosfat grubu
yapılarından hangileri bulunur?
Her nükleotitte fosfat bulunur; adenin, guanin ve sitozin iki nükleik asitte de ortaktır. Deoksiriboz yalnız DNA'da bulunur; RNA'nın şekeri ribozdur.
Bir vitaminle ilgili şu bilgiler veriliyor: yağda çözünür, eksikliğinde kanın pıhtılaşması gecikir ve kalın bağırsaktaki bakteriler tarafından da üretilebilir. Bu vitamin aşağıdakilerden hangisidir?
Kanın pıhtılaşmasında görev alan, yağda çözünen ve bağırsak bakterilerince de üretilen vitamin K vitaminidir. C vitamini suda çözünür; A vitamini görme, D vitamini kalsiyum emilimi, E vitamini antioksidan görevleriyle bilinir.
10 molekül maltoz ile 6 molekül sükroz tamamen hidroliz ediliyor. Bu hidroliz sonunda kaç molekül glikoz oluşur?
Her maltozdan 2 glikoz çıkar: \(10 \cdot 2 = 20\). Her sükrozdan 1 glikoz ve 1 fruktoz çıkar: 6 glikoz. Toplam glikoz \(20 + 6 = 26\). Oluşan 32 monosakkaritin 6'sı fruktozdur.
Üç glikoz molekülünün dehidrasyon sentezi ile tek bir zincir hâlinde birleşmesinden oluşan molekülün formülü aşağıdakilerden hangisidir? (Glikoz: \(\text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6\))
Üç glikozda 18 C, 36 H ve 18 O vardır. Üç monomer tek zincirde 2 bağla birleşir, 2 su çıkar. 2 su 4 H ve 2 O götürür: \(\text{C}_{18}\text{H}_{32}\text{O}_{16}\).
İnsandaki hemoglobin molekülü, ikisi 141 ve ikisi 146 amino asitten oluşan dört polipeptit zincirinden yapılmıştır. Bu dört zincirin oluşumu sırasında toplam kaç peptit bağı kurulur?
Toplam amino asit \(2 \cdot 141 + 2 \cdot 146 = 574\), zincir sayısı 4'tür. Peptit bağı sayısı \(574 - 4 = 570\). Tek zincir varsayılırsa 573 bulunur; bu yanlıştır.
2 400 nükleotitten oluşan çift zincirli bir DNA molekülünde nükleotitlerin %30'u adenin içermektedir. Bu molekülde kaç sitozin bulunur?
A = \(2\,400 \cdot 0{,}30 = 720\) ve T = 720'dir. Geriye \(2\,400 - 1\,440 = 960\) nükleotit kalır; bunların yarısı G, yarısı C'dir: C = 480.
K, L ve M enzimlerinin aynı sıcaklıkta tepkime hızlarının pH ile değişimi grafikte verilmiştir.
Buna göre
- I.K enzimi pH'ı yaklaşık 2 olan bir ortamda etkindir.
- II.pH'ı 5 olan bir ortamda üç enzim de etkindir.
- III.pH'ı 8 olan bir ortamda L ve M enzimleri birlikte etkindir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
K enziminin optimum pH'ı 2'dir. pH 5'te K enziminin hızı sıfırdır; üç enzim birlikte çalışmaz. pH 8'de hem L hem M eğrisi sıfırın üstündedir.
Bir tepkimenin enzimsiz ve enzimli gerçekleşmesi sırasındaki enerji değişimi grafikte verilmiştir.
Buna göre tepkimenin enzimli gerçekleşmesindeki aktivasyon enerjisi kaç birimdir?
Aktivasyon enerjisi, girenlerin enerjisi ile tepe noktası arasındaki farktır. Girenler 40 birimde, enzimli yolun tepesi 60 birimdedir: \(60 - 40 = 20\). Enzimsiz yolda bu fark \(100 - 40 = 60\) birimdir; enzim aktivasyon enerjisini 40 birim azaltmıştır. Girenler ile ürünler arasındaki 30 birimlik fark ise enzimden etkilenmez.
Bileşik yapılı bir enzimle ilgili
- I.Protein kısmına apoenzim denir.
- II.Koenzimi, farklı apoenzimlerle birleşerek farklı tepkimelerde görev alabilir.
- III.Enzimin hangi substrata etki edeceğini koenzim belirler.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Bileşik enzimin protein kısmı apoenzim, yardımcı kısmı kofaktördür; organik kofaktöre koenzim denir. Bir koenzim farklı apoenzimlerle çalışabilir. Substrat özgüllüğünü ise aktif bölgeyi oluşturan apoenzim belirler.
Yüksek sıcaklıkta denatüre olan bir enzimde aşağıdakilerden hangisi değişmez?
Denatürasyonda zincirin katlanmasını sağlayan zayıf bağlar bozulur; üç boyutlu şekil, aktif bölge ve işlev kaybolur. Peptit bağları kopmadığı için amino asitlerin diziliş sırası aynı kalır.
Aşağıdaki molekül-bağ eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
DNA'nın iki zincirini karşılıklı bazlar arasındaki hidrojen bağları bir arada tutar. Fosfodiester bağı aynı zincirde bir nükleotidin şekeri ile ötekinin fosfatı arasındadır.
Nişasta, glikojen ve selüloz için
- I.Tamamen hidroliz edildiklerinde yalnız glikoz oluşur.
- II.Üçü de canlılarda depo besin olarak kullanılır.
- III.Sentezleri sırasında su açığa çıkar.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Üçünün de monomeri glikozdur ve glikozlar dehidrasyon sentezi ile birleşir; sentezde su çıkar, hidrolizde yalnız glikoz oluşur. Selüloz depo değil, bitki hücre çeperinin yapısına katılan bir yapı polisakkaritidir.
ATP molekülü ile ilgili
- I.Yapısında riboz şekeri ve adenin bazı bulunur.
- II.ADP ve fosfata dönüşürken su harcanır ve enerji açığa çıkar.
- III.Bir hücrede üretilen ATP kan yoluyla başka hücrelere taşınarak kullanılır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
ATP adenin, riboz ve üç fosfattan oluşur. ATP'nin ADP'ye dönüşmesi bir hidrolizdir: su harcanır, enerji açığa çıkar. Her hücre kendi ATP'sini üretir ve kısa sürede harcar; ATP hücreler arasında taşınmaz.
Bir öğrenci üç molekülle ilgili bilgileri aşağıdaki tabloya yazmıştır.
| Molekül | Bilgiler |
|---|---|
| K | Hidrolizinde yalnız glikoz oluşur; bitki hücre çeperinin yapısına katılır; insanda sindirilemez. |
| L | Yapısında azot bulunan bir polisakkarittir; eklem bacaklıların dış iskeletinde ve mantarların hücre çeperinde bulunur. |
| M | Hidrolizinde gliserol ve yağ asitleri oluşur; oda sıcaklığında sıvı olanları genellikle doymamış yağ asitleri içerir. |
K, L ve M molekülleri aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
Bitki çeperinde bulunan ve insanda sindirilemeyen glikoz polimeri selülozdur; azot içeren ve dış iskelette bulunan polisakkarit kitindir. Hidrolizinde gliserol ve yağ asidi veren lipit trigliserittir; kolesterol bir steroittir ve yağ asidi içermez.
X ve Y enzimlerinin tepkime hızlarının sıcaklıkla değişimi grafikte verilmiştir.
Buna göre
- I.X'in optimum sıcaklığı Y'ninkinden düşüktür.
- II.50 °C'de iki enzim de etkindir.
- III.X enzimi 60 °C'de bir süre bekletilip 37 °C'ye soğutulursa en yüksek hızıyla çalışır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Tepe noktaları X için yaklaşık 37 °C, Y için 70 °C'dedir. 50 °C'de iki eğri de sıfırın üstündedir. X'in hızı yaklaşık 55 °C'den sonra sıfırdır; 60 °C'de yapısı bozulmuş (denatüre olmuş) bir enzim soğutulunca eski şeklini ve hızını kazanmaz.
Bir hücrede 4 trigliserit molekülü, 3 maltoz molekülü ve 12 amino asitten oluşan tek zincirli bir polipeptit sentezleniyor. Bu sentezlerde toplam kaç su molekülü açığa çıkar?
Her trigliseritte 3 ester bağı vardır: \(4 \cdot 3 = 12\) su. Her maltozda 1 glikozit bağı vardır: 3 su. 12 amino asitlik tek zincirde \(12 - 1 = 11\) peptit bağı, 11 su. Toplam \(12 + 3 + 11 = 26\).
Çift zincirli bir DNA molekülünün zincirlerinden birinde 120 adenin, 80 timin, 150 guanin ve 50 sitozin bulunmaktadır. Bu DNA molekülü ile ilgili
- I.Molekülde toplam 200 guanin vardır.
- II.Zincirler arasında toplam 1 000 hidrojen bağı vardır.
- III.Öteki zincirde 150 sitozin bulunur.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Öteki zincirde 120 timin, 80 adenin, 150 sitozin ve 50 guanin bulunur. Toplam G \(150 + 50 = 200\)'dür. A-T çifti \(120 + 80 = 200\), G-C çifti \(150 + 50 = 200\): hidrojen bağı \(2 \cdot 200 + 3 \cdot 200 = 1\,000\).
600 nükleotitten oluşan çift zincirli bir DNA molekülünde 200 guanin bulunmaktadır. Bu molekülün iki zinciri arasında toplam kaç hidrojen bağı vardır?
G = C = 200; geriye \(600 - 400 = 200\) nükleotit kalır: A = T = 100. 100 A-T çifti ve 200 G-C çifti vardır: \(2 \cdot 100 + 3 \cdot 200 = 800\).
Sıcaklığı ve pH'ı aynı olan, eşit hacimli I ve II numaralı tüplere aynı enzim ve bu enzimin substratı konuyor. Tüplerde yalnızca enzim ya da substrat miktarı farklı olabilir ve substratın tamamı ürüne dönüşebilmektedir. Tüplerdeki ürün miktarının zamanla değişimi grafikte verilmiştir.
Buna göre
- I.6. dakikada I numaralı tüpte tepkime sürmektedir.
- II.II numaralı tüpe konan substrat miktarı I numaralı tüptekinden fazladır.
- III.II numaralı tüpe konan enzim miktarı I numaralı tüptekinden fazladır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
I numaralı tüpte ürün 8. dakikaya kadar artmaya devam eder; 6. dakikada tepkime sürmektedir. İki tüpte de ürün en sonunda 40 birimde sabitlendiği için substrat miktarları eşittir. Substratı eşit olan II numaralı tüpte ürün daha hızlı oluştuğuna göre farklı olan enzim miktarıdır; II numaralı tüpte enzim daha fazladır.
Aşağıdaki deney tüplerine eşit miktarda nişasta çözeltisi konuyor ve tüpler belirtilen koşullarda 30 dakika bekletiliyor.
- Nişasta çözeltisi ve tükürük; 37 °C
- Nişasta çözeltisi ve tükürük; 0 °C
- Nişasta çözeltisi ve kaynatılıp 37 °C'ye soğutulmuş tükürük; 37 °C
- Nişasta çözeltisi, tükürük ve pH'ı 2'ye düşürecek kadar seyreltik hidroklorik asit; 37 °C
- Nişasta çözeltisi ve saf su; 37 °C
Tükürükte nişastayı sindiren amilaz enzimi bulunur ve uygun koşullarda 30 dakika, tüplerdeki nişastanın tamamının sindirilmesi için yeterlidir. Süre sonunda tüplere iyot çözeltisi damlatılıyor. Hangi tüplerde mavi-mor renk gözlenir?
İyot nişasta kaldıysa mavi-mor renk verir. 1. tüpte amilaz uygun sıcaklıkta ve pH'ta çalışır, nişasta tükenir. 0 °C'de amilaz çok yavaşlar, kaynatılan tükürükteki amilaz denatüre olur, pH 2'de amilaz çalışmaz, 5. tüpte enzim yoktur; bu dört tüpte nişasta kalır.
Yapısında C, H, O ve N elementlerinin bulunduğu bilinen bir organik molekül aşağıdakilerden hangisi olamaz?
Trigliserit yalnızca gliserol ve yağ asitlerinden oluşur; yapısında C, H ve O vardır, N yoktur. Hemoglobin bir proteindir; kitinin monomeri azotlu bir glikoz türevidir; DNA ve ATP azotlu baz içerir.
Su ile ilgili
- I.Su molekülleri arasındaki hidrojen bağları, suyun yavaş ısınıp yavaş soğumasını sağlar.
- II.Kışın göllerin yüzeyi donarken altındaki su sıvı kalabilir; çünkü buzun yoğunluğu sıvı sudan küçüktür.
- III.Su hem dehidrasyon sentezinin ürünü hem de hidroliz tepkimelerinin girenidir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Verilen ısının bir kısmı hidrojen bağlarını koparmaya harcandığı için suyun öz ısısı yüksektir. Buz sudan hafiftir, yüzeyde kalır ve alttaki suyu yalıtır. Dehidrasyon sentezinde su açığa çıkar, hidrolizde su harcanır.
Bir enzimin substratına çok benzeyen X molekülü, enzimin aktif bölgesine geri dönüşümlü olarak bağlanabilmektedir. Enzim, substrat ve X molekülünün birlikte bulunduğu bir ortamla ilgili
- I.X, enzimin amino asit dizisini değiştirir.
- II.Tepkime hızı, X'in bulunmadığı duruma göre azalır.
- III.Substrat derişimi artırıldıkça X'in tepkime hızı üzerindeki etkisi azalır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
X aktif bölgeyi işgal ettiği sürece o enzim substratı bağlayamaz; tepkime yavaşlar. Substrat arttıkça aktif bölgeye substratın bağlanma olasılığı artar, X'in etkisi azalır. X geri dönüşümlü bağlanır ve peptit bağlarını değiştirmez; amino asit dizisi aynı kalır.
İlerlemen bu tarayıcıda saklanıyor. Ücretsiz üye ol, her cihazda kaldığın yerden devam et.