YKS Biyoloji Haberlere dön
YKS 2027'ye 230 günTYT 19 Haziran 2027Türkiye geneli deneme: 29 Kasım Pazar, 11.00Ücretsiz kaydol
TYT 9. sınıf · 2. konu

Canlıların Yapısındaki Temel Bileşenler

Su, mineraller ve pH; karbonhidrat, lipit, protein, enzim, vitamin, nükleik asit ve ATP; dehidrasyon, hidroliz, su ve baz sayısı hesapları, enzim grafikleri.

Bu konuda öğreneceklerin
  • Canlıları oluşturan inorganik (su, mineraller, asitler, bazlar, tuzlar) ve organik bileşikleri ayırt etmeyi; suyun özelliklerinin canlılık için önemini
  • Dehidrasyon sentezi ile hidrolizi; glikozit, ester, peptit, fosfodiester ve hidrojen bağlarını; açığa çıkan ya da harcanan su sayısını hesaplamayı
  • Karbonhidratları, lipitleri ve proteinleri yapı birimleri, görevleri ve örnekleriyle tanımayı
  • Enzimin yapısını (apoenzim, kofaktör, koenzim) ve nasıl çalıştığını; sıcaklık, pH, substrat ve enzim miktarı ile inhibitörlerin etkisini grafiklerden okumayı
  • Suda ve yağda çözünen vitaminleri, kaynaklarını ve kesin bilinen eksiklik belirtilerini
  • DNA ve RNA'nın yapısını karşılaştırmayı, baz eşleşmesiyle nükleotit ve hidrojen bağı sayısı hesaplamayı; ATP'nin yapısını ve enerji taşıyıcılığını

İnorganik ve organik bileşikler

Bir hücreyi kurutup yakarsan geriye az miktarda kül kalır; buharlaşan kısım büyük ölçüde sudur, yanan kısım ise karbon iskeletli moleküllerdir. Canlıların yapısındaki maddeler bu basit deneyin de gösterdiği gibi iki büyük gruba ayrılır. İnorganik bileşikler su, mineraller, asitler, bazlar ve tuzlardır. Bunlar canlılara genellikle dış ortamdan hazır olarak alınır, sindirilmeden doğrudan emilir ve enerji vermez. Organik bileşikler ise karbon atomlarının birbirine bağlanarak oluşturduğu bir iskelet taşır; karbonhidratlar, lipitler, proteinler, vitaminler, nükleik asitler ve ATP bu gruptadır. Organik bileşikleri canlılar üretir: bitkiler fotosentezle inorganik maddelerden glikoz yapar, hayvanlar besinlerle aldıkları organik maddeleri kendi moleküllerine dönüştürür.

Karbon içeren her madde organik değildir. Karbondioksit (\(\text{CO}_2\)), karbon monoksit ve karbonatlar (örneğin kireç taşındaki \(\text{CaCO}_3\)) karbon içerdiği hâlde inorganik sayılır. Canlılardaki bu organik moleküllerin hepsinde C, H ve O bulunur; proteinlerde bunlara N (çoğunda S de) eklenir; nükleik asitlerde ve ATP'de N ile P de vardır.

Organik moleküllerin çoğu küçük yapı birimlerinin (monomer) art arda bağlanmasıyla oluşan büyük moleküllerdir (polimer). Glikozdan nişasta, amino asitten protein, nükleotitten DNA bu yolla yapılır. Bu yüzden konunun neredeyse her yerinde aynı iki tepkimeyi göreceksin: monomerleri birleştiren dehidrasyon sentezi ve polimerleri parçalayan hidroliz.

Su: hidrojen bağı ve canlılık için önemi

Su, hücrelerin en bol bulunan bileşiğidir; yetişkin bir insanın vücut kütlesinin yarısından fazlası sudur. Su oranı canlıdan canlıya, dokudan dokuya ve yaşa göre değişir. Genç bireylerde ve metabolizması hızlı dokularda (beyin, kas) su oranı yüksektir; kemik ve diş dokusunda, kuru tohumlarda düşüktür. Kuru tohumda metabolizmanın çok yavaş olması da bununla ilgilidir: enzimler sulu ortamda çalışır.

Su molekülünde bir oksijen atomu iki hidrojen atomuna kovalent bağla bağlıdır ve molekül kırık bir çizgi biçimindedir. Oksijen, bağ elektronlarını kendine daha çok çeker; bu yüzden oksijen tarafı kısmi eksi (\(\delta^-\)), hidrojenler kısmi artı (\(\delta^+\)) yüklüdür. Böyle iki ucu farklı yüklü moleküllere polar molekül denir. Bir su molekülünün kısmi artı yüklü hidrojeni, komşu molekülün kısmi eksi yüklü oksijenini çeker. Moleküller arasındaki bu zayıf çekime hidrojen bağı denir. Suyun canlılık için önemli özelliklerinin hemen hepsi bu iki gerçekten, polarlıktan ve hidrojen bağından gelir.

Su molekülleri ve hidrojen bağları
Her su molekülü komşularıyla hidrojen bağı kurar. Molekül içindeki O-H bağı kovalenttir ve güçlüdür; moleküller arasındaki hidrojen bağı zayıftır ama sayısı çok fazladır.
  • Yüksek öz ısı: 1 gram suyun sıcaklığını 1 °C artırmak için yaklaşık 1 kalori (4,2 joule) gerekir; bu, çoğu maddeden çok daha fazladır. Verilen ısının bir kısmı önce hidrojen bağlarını koparmaya harcanır. Su yavaş ısınıp yavaş soğuduğu için canlıların vücut sıcaklığı ve göl, deniz gibi su ortamlarının sıcaklığı ani değişimlere karşı korunur.
  • Yüksek buharlaşma ısısı: Suyun buharlaşması için çok enerji gerekir. Terleyen bir insanın derisinden ya da bitkinin yapraklarından buharlaşan su, vücuttan çok ısı götürerek serinletir.
  • İyi bir çözücü olması: Polar su molekülleri iyonları ve polar molekülleri (tuzlar, şekerler, amino asitler) sararak çözer. Hücredeki tepkimeler suda çözünmüş maddeler arasında gerçekleşir; kanda ve bitkilerin iletim borularında maddeler suda çözünmüş olarak taşınır. Yağlar gibi apolar maddeler ise suda çözünmez.
  • Kohezyon ve adezyon: Su molekülleri birbirini (kohezyon) ve borunun çeperini (adezyon) çeker. Bu sayede su, bitkilerin ince iletim borularında kesintisiz bir sütun hâlinde yükselebilir.
  • Buzun suda yüzmesi: Su donarken hidrojen bağları molekülleri düzenli ve aralıklı bir kristale yerleştirir; buzun yoğunluğu sıvı sudan küçüktür. Su en yoğun hâline yaklaşık 4 °C'de ulaşır. Kışın göllerin yüzeyi donar, buz tabakası alttaki suyu yalıtır ve canlılar dipte yaşamını sürdürür.
  • Tepkimelere katılması: Su hidroliz tepkimelerinde ve fotosentezde harcanır; dehidrasyon sentezinde ve oksijenli solunumda açığa çıkar.

Mineraller

Mineraller, canlıların yapısına katılan ve düzenleyici görevler üstlenen inorganik maddelerdir. Vücutta sentezlenemezler; bitkiler topraktan iyon hâlinde, hayvanlar besin ve su ile alır. Sindirilmeden emilirler ve enerji vermezler. Bazıları kemik ve diş gibi yapıların, bazıları hemoglobin ve hormon gibi moleküllerin yapısına katılır; bazıları enzimlerin çalışması için gerekli yardımcı iyonlardır. Kesin olarak bilinen görevlerin TYT için önemli olanları şunlardır:

MineralBazı görevleriEksikliğinde
Sodyum (Na) ve potasyum (K)Sinir hücrelerinde uyartı iletimi, kasların çalışması, vücut sıvılarının su dengesiSinir ve kas işleyişinde bozukluk
Kalsiyum (Ca)Kemik ve dişlerin yapısı, kanın pıhtılaşması, kas kasılmasıKemik ve diş gelişiminde bozukluk, ileri yaşta kemik erimesi (osteoporoz) riskinde artış
Demir (Fe)Hemoglobinin yapısına katılır; oksijen taşınmasıKansızlık (anemi)
İyot (I)Tiroit bezinin hormonlarının (tiroksin) yapısına katılırGuatr (tiroit bezinin büyümesi)
Magnezyum (Mg)Bitkilerde klorofilin yapısı; birçok enzimin çalışmasıBitkilerde yaprakların sararması
Fosfor (P)ATP, DNA, RNA ve fosfolipitlerin yapısı; kemik ve dişlerBesinlerde bol bulunduğu için eksikliği nadirdir
Flor (F)Diş minesinin sağlamlığıDiş çürüklerinde artış

İyot eksikliği guatrın yaygın bir nedeni olduğu için sofra tuzu iyotla zenginleştirilerek satılır. Demirin hemoglobindeki görevi, demir eksikliğinde neden halsizlik ve solgunluk görüldüğünü açıklar: kan dokulara yeterince oksijen taşıyamaz.

Asitler, bazlar, tuzlar ve pH

Asitler suda çözündüklerinde ortama \(\text{H}^{+}\) iyonu verir; bazlar ortama \(\text{OH}^{-}\) iyonu verir ya da ortamdaki \(\text{H}^{+}\) iyonlarını bağlar. Bir asitle bir baz tepkimeye girdiğinde tuz ve su oluşur. Tuzlar suda iyonlarına ayrışır: sofra tuzu suda \(\text{Na}^{+}\) ve \(\text{Cl}^{-}\) iyonları hâlinde bulunur. Vücut sıvılarındaki bu iyonlara elektrolit de denir; sinir iletimi ve su dengesi bunlarla sağlanır.

Bir çözeltinin asitlik ya da bazlık derecesi pH ile gösterilir. 25 °C'de pH 7 nötr, 7'nin altı asidik, üstü baziktir. Vücut sıvılarının pH'ı dar aralıklarda tutulur: mide özsuyunun pH'ı yaklaşık 2 (kuvvetli asidik), kanınki 7,35 ile 7,45 arasındadır (hafif bazik). Kanın pH'ı bu aralığın dışına çıkarsa enzimler ve öteki proteinler doğru çalışamaz. pH'ın sabit kalmasını vücut sıvılarındaki tampon sistemler sağlar. Tampon, ortama asit eklendiğinde fazla \(\text{H}^{+}\) iyonlarını bağlayan, baz eklendiğinde \(\text{H}^{+}\) veren madde çiftidir; böylece pH çok az değişir. Kandaki başlıca tampon, karbonik asit ile bikarbonat iyonundan oluşan sistemdir.

Dehidrasyon sentezi ve hidroliz

İki monomer birleşirken birinden bir OH grubu, ötekinden bir H atomu ayrılır; bunlar birleşerek bir su molekülü oluşturur ve monomerler arasında kovalent bir bağ kurulur. Su çıkışıyla gerçekleşen bu birleşmeye dehidrasyon sentezi denir. Sentez enerji ister ve enzimlerle yürür. Tersi olan hidrolizde bir su molekülü harcanarak bağ koparılır ve monomerler yeniden serbest kalır. Sindirim, besinlerdeki büyük moleküllerin enzimlerle hidroliz edilmesidir.

Dehidrasyon sentezi ve hidroliz
İki glikoz birleşirken bir su çıkar ve aralarında glikozit bağı kurulur; oluşan disakkarit maltozdur. Maltozun hidrolizinde bir su harcanır, iki glikoz geri gelir.

Sayma kuralı basittir: her bağ bir su molekülüyle kurulur ve bir su molekülüyle koparılır. \(n\) monomer tek bir zincir hâlinde birleşirse \(n-1\) bağ kurulur, \(n-1\) su açığa çıkar. Zincir dallanmış olsa da sonuç değişmez, çünkü her yeni monomer yapıya tek bir bağla katılır. Toplam \(n\) monomerden \(k\) tane ayrı zincir oluşuyorsa bağ ve su sayısı \(n-k\)'dir. Aynı sayıda su, polimer tamamen hidroliz edilirken harcanır.

Dehidrasyon sentezi kütle ve formül hesabında da kullanılır. Glikozun formülü \(\text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6\)'dır. İki glikozdan bir su çıkarsa disakkaritin formülü \(\text{C}_{12}\text{H}_{22}\text{O}_{11}\) olur. Genel olarak \(n\) glikozdan oluşan zincirde \(6n\) karbon kalır, \(n-1\) su gittiği için hidrojen \(12n - 2(n-1) = 10n + 2\), oksijen \(6n - (n-1) = 5n + 1\) olur.

Karbonhidratlar

Karbonhidratlar C, H ve O atomlarından oluşur ve hücrelerin başlıca enerji kaynağıdır. Canlılar enerji ihtiyacını öncelikle karbonhidratlardan, sonra yağlardan karşılar; proteinler en son kullanılır. Karbonhidratlar büyüklüklerine göre üç gruba ayrılır.

Monosakkaritler karbonhidratların en küçük birimidir, hidroliz edilemez ve sindirilmeden emilir. Altı karbonlu (heksoz) olanlar glikoz, fruktoz ve galaktozdur; üçünün de formülü \(\text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6\)'dır, ama atomlarının dizilişi farklıdır. Glikoz kan şekeridir ve hücrelerin en çok kullandığı yakıttır; fruktoz meyvelerde ve balda bol bulunur; galaktoz süt şekerinin yapısına katılır. Beş karbonlu (pentoz) şekerler riboz (\(\text{C}_5\text{H}_{10}\text{O}_5\)) ve deoksiribozdur (\(\text{C}_5\text{H}_{10}\text{O}_4\)). Bunlar enerji için değil yapı için kullanılır: riboz RNA'nın ve ATP'nin, deoksiriboz DNA'nın yapısındadır. Deoksiribozun adı ribozdan bir oksijen eksik olmasından gelir.

Disakkaritler iki monosakkaritin glikozit bağıyla birleşmesinden oluşur. Bu birleşmede bir su çıktığı için üçünün de formülü \(\text{C}_{12}\text{H}_{22}\text{O}_{11}\)'dir.

DisakkaritMonomerleriNerede bulunur?Sindiren enzim
Maltoz (malt şekeri)glikoz + glikozÇimlenen tahıllarda, nişastanın sindirimindemaltaz
Sükroz (sakkaroz, çay şekeri)glikoz + fruktozŞeker pancarı, şeker kamışısükraz
Laktoz (süt şekeri)glikoz + galaktozMemelilerin sütülaktaz

Polisakkaritler çok sayıda glikozun (ya da glikoz türevinin) birleşmesiyle oluşan büyük moleküllerdir. Suda çözünmedikleri ve hücrenin su dengesini bozmadıkları için depo olarak uygundurlar.

  • Nişasta bitkilerin depo polisakkaritidir; patates, buğday ve pirinç gibi besinlerde bol bulunur. İyot çözeltisiyle mavi-mor renk verir; bu tepkime nişastanın varlığını göstermekte kullanılır.
  • Glikojen hayvanların ve mantarların depo polisakkaritidir. İnsanda karaciğerde ve kaslarda depolanır; kan şekeri düştüğünde karaciğerdeki glikojen hidroliz edilerek kana glikoz verilir.
  • Selüloz bitki hücre çeperinin yapısına katılan, depo değil yapı polisakkaritidir. Monomeri glikozdur ama glikozlar arasındaki bağ nişastadakinden farklıdır ve insanda bu bağı koparan enzim yoktur. Selüloz insanda sindirilmez; lif olarak bağırsak hareketlerini kolaylaştırır. Geviş getiren hayvanlar selülozu sindirim kanallarındaki mikroorganizmalar sayesinde kullanabilir.
  • Kitin eklem bacaklıların dış iskeletinde ve mantarların hücre çeperinde bulunan yapı polisakkaritidir. Monomeri azot içeren bir glikoz türevi olduğundan kitinin yapısında N de bulunur.

Lipitler

Lipitler (yağlar) C, H ve O atomlarından oluşur; bazılarında P ve N de bulunur. Ortak özellikleri suda çözünmemeleri, eter, kloroform ve alkol gibi organik çözücülerde çözünmeleridir. Aynı kütlede karbonhidrattan yaklaşık iki kat fazla enerji verirler (1 g yağ yaklaşık 9 kcal, 1 g karbonhidrat ya da protein yaklaşık 4 kcal). Uzun süreli enerji deposudurlar; deri altında ısı yalıtımı yapar, iç organları darbelere karşı korur, A, D, E ve K vitaminlerinin çözünüp emilmesini sağlarlar.

Trigliseritler (nötr yağlar) bir gliserol ile üç yağ asidinin birleşmesinden oluşur. Gliserolün her OH grubu bir yağ asidinin karboksil grubuyla birleşirken bir su çıkar ve ester bağı kurulur. Bir trigliserit oluşurken 3 ester bağı kurulur ve 3 su açığa çıkar; hidrolizinde de 3 su harcanır, 1 gliserol ve 3 yağ asidi oluşur. Yağları sindiren enzim lipazdır.

Trigliserit oluşumu
Gliserolün üç OH grubu üç yağ asidiyle ester bağı kurar ve üç su çıkar. Ortadaki yağ asidi doymamıştır: çift bağın olduğu yerde zincir bükülür.

Yağ asitleri, karbon zincirindeki bağlara göre ikiye ayrılır. Doymuş yağ asitlerinde karbon atomları arasında yalnızca tek bağ bulunur; düz zincirler birbirine sıkıca yaklaşabildiği için bu yağlar oda sıcaklığında genellikle katıdır (tereyağı, iç yağı gibi hayvansal yağların çoğu). Doymamış yağ asitlerinde karbonlar arasında en az bir çift bağ vardır; zincir çift bağda büküldüğü için moleküller sıkı paketlenemez ve bu yağlar oda sıcaklığında genellikle sıvıdır (zeytinyağı, ayçiçeği yağı, balık yağı). "Genellikle" sözcüğü önemlidir: hindistan cevizi yağı bitkisel olduğu hâlde doymuş yağ asitlerince zengindir.

Fosfolipitlerde gliserole iki yağ asidi ve fosfat içeren bir grup bağlıdır. Fosfatlı baş kısmı suyu sever, yağ asidi kuyrukları sudan kaçar; bu yüzden fosfolipitler suda çift katman oluşturur. Hücre zarının temel yapısı bu çift katmandır; ayrıntısı hücre konusunda işlenir.

Steroitler birbirine kaynaşmış halkalardan oluşan, yağ asidi içermeyen lipitlerdir. En bilineni kolesteroldür: hayvan hücrelerinin zarında bulunur ve eşey hormonlarının (testosteron, östrojen, progesteron), böbreküstü bezi kabuğunun hormonlarının, safra tuzlarının ve D vitamininin yapımında öncül olarak kullanılır. Kanda fazla kolesterol damar sağlığı için risk oluşturur, ama kolesterol vücut için gerekli bir moleküldür.

Proteinler

Proteinler C, H, O ve N içerir; çoğunda S de bulunur. Yapı birimleri amino asitlerdir. Canlılarda proteinlerin yapısına katılan 20 çeşit amino asit vardır. Her amino asitte merkezdeki bir karbon atomuna bir amino grubu (\(-\text{NH}_2\)), bir karboksil grubu (\(-\text{COOH}\)), bir hidrojen atomu ve bir R grubu (yan grup) bağlıdır. Amino asitleri birbirinden ayıran yalnızca R grubudur. Vücudun yapamadığı ve besinlerle alınması zorunlu olan amino asitlere temel (esansiyel) amino asit denir.

İki amino asit birleşirken birinin karboksil grubundan OH, ötekinin amino grubundan H ayrılır; bir su çıkar ve C ile N arasında peptit bağı kurulur. İki amino asitten dipeptit, çok sayıda amino asitten polipeptit oluşur. Bir protein bir ya da birden fazla polipeptit zincirinden yapılır. Toplam \(n\) amino asit \(k\) zincir hâlinde bulunuyorsa peptit bağı sayısı \(n-k\)'dir.

Peptit bağı oluşumu
Bir amino asidin karboksil grubu ile ötekinin amino grubu arasında bir su çıkar ve peptit bağı kurulur. Oluşan dipeptidin bir ucunda serbest amino, öteki ucunda serbest karboksil grubu kalır.

20 çeşit amino asit, sayısı, türü ve diziliş sırası değiştirilerek sayısız farklı protein oluşturur; tıpkı alfabedeki harflerle sayısız sözcük yazılabilmesi gibi. Amino asit dizisi DNA'daki bilgiye göre belirlendiği için proteinler türe ve hatta bireye özgüdür. Organ nakillerinde doku uyuşmazlığının temelinde bu özgüllük yatar.

Bir proteinin işlevi üç boyutlu şekline bağlıdır. Amino asitlerin diziliş sırası (birincil yapı) zincirin nasıl kıvrılacağını belirler; zincir hidrojen bağlarıyla sarmal ya da kırmalı bölgeler oluşturur, sonra kendi üzerine katlanarak üç boyutlu bir şekil kazanır. Hemoglobin gibi bazı proteinler birden fazla zincirin bir araya gelmesiyle çalışır. Yüksek sıcaklık, pH değişimi, ağır metal iyonları gibi etkenler bu üç boyutlu şekli bozabilir; buna denatürasyon denir. Denatüre olan proteinin şekli ve işlevi bozulur, ama peptit bağları kopmadığı için amino asit dizisi aynı kalır. Haşlanan yumurtanın akının beyazlaşıp katılaşması denatürasyondur ve geri dönmez.

Proteinlerin görevleri çok çeşitlidir: yapı (saç ve tırnaktaki keratin, bağ dokusundaki kollajen), tepkimeleri hızlandırma (enzimler), taşıma (hemoglobin), savunma (antikorlar), düzenleme (insülin gibi bazı hormonlar), hareket (kaslardaki aktin ve miyozin). Vücutta amino asitler için ayrı bir depo yoktur. Fazla amino asitlerin amino grubu ayrılır ve karaciğerde üreye dönüştürülür; geri kalan kısım enerji için kullanılabilir ya da yağa çevrilebilir.

Enzimler

Hücredeki tepkimelerin çoğu, vücut sıcaklığında kendiliğinden çok yavaş yürür. Bir tepkimenin başlayabilmesi için girenlerin aşması gereken enerji engeline aktivasyon enerjisi denir. Enzimler, aktivasyon enerjisini düşürerek tepkimeleri hızlandıran biyolojik katalizörlerdir. Enzimlerin çoğu proteindir ve protein kısımları ribozomlarda sentezlenir. Enzimlerin etki ettiği maddeye substrat denir; adları çoğunlukla substratın adına "-az" eki getirilerek verilir (maltaz, laktaz, lipaz, proteaz).

Aktivasyon enerjisi
Enzim tepkimeye daha düşük enerjili bir yol açar. Girenlerin ve ürünlerin enerjisi, dolayısıyla tepkimede açığa çıkan ya da harcanan toplam enerji değişmez.

Enzimin substratın bağlandığı küçük bölgesine aktif bölge denir. Aktif bölgenin şekli substratın şekline uyar; anahtar ile kilit gibi. Bu yüzden çoğu enzim yalnız bir substrata ya da birbirine çok benzeyen birkaç substrata etki eder; buna substrat özgüllüğü denir. Maltaz maltozu parçalar ama sükrozu parçalamaz. Enzim-substrat birleşmesi geçicidir; ürünler ayrılınca enzim değişmeden kalır ve aynı işi tekrar tekrar yapar. Bu yüzden az miktarda enzim çok miktarda substratı dönüştürebilir. Enzimler hücre içinde de dışında da çalışabilir: sindirim enzimleri sindirim kanalında, deney tüpünde de etkindir. Tersinir tepkimelerde enzim iki yöndeki tepkimeyi de hızlandırır; tepkimenin yönünü ortamdaki madde miktarları belirler.

Bazı enzimler yalnızca proteinden oluşur (basit enzim). Bazıları ise çalışabilmek için protein olmayan bir yardımcı kısma ihtiyaç duyar (bileşik enzim). Bileşik enzimde protein kısma apoenzim, yardımcı kısma kofaktör denir. Kofaktör \(\text{Fe}^{2+}\), \(\text{Mg}^{2+}\), \(\text{Zn}^{2+}\) gibi bir mineral iyonu olabilir; organik bir molekülse koenzim adını alır. Koenzimlerin birçoğu B grubu vitaminlerinden yapılır. Apoenzim ve kofaktör tek başına iş göremez; ikisi birleşince etkin enzim oluşur. Substrat özgüllüğünü apoenzim belirler. Bir koenzim ise farklı apoenzimlerle birleşerek farklı tepkimelerde görev alabilir.

Enzim etkinliğini etkileyen etmenler

Enzim protein yapılı olduğu için şeklini etkileyen her şey hızını da etkiler. ÖSYM bu etkileri çoğunlukla grafiklerle sorar.

Sıcaklık: Belli bir sıcaklığa kadar sıcaklık arttıkça moleküller daha hızlı hareket eder, enzim ile substrat daha sık karşılaşır ve tepkime hızlanır. Enzimin en hızlı çalıştığı sıcaklığa optimum sıcaklık denir; insan enzimlerinin çoğunda bu yaklaşık 37 °C'dir. Optimumdan sonra sıcaklık artmaya devam ederse enzimin üç boyutlu yapısı bozulur (denatürasyon) ve hız hızla düşer. Düşük sıcaklıkta ise enzim yalnızca yavaşlar; yapısı bozulmaz, ortam ısınınca yeniden çalışır. Sıcak su kaynaklarında yaşayan bazı bakterilerin enzimlerinin optimum sıcaklığı çok daha yüksektir.

Sıcaklık ve enzim hızı
Eğrinin iki yanı simetrik değildir: optimumun altında hız yavaş yavaş artar, üstünde denatürasyon nedeniyle hızla düşer.

pH: Her enzimin en iyi çalıştığı bir optimum pH değeri vardır; bu değerden uzaklaştıkça hız azalır, aşırı pH değerlerinde enzim denatüre olur. Midedeki pepsin kuvvetli asidik ortamda (pH yaklaşık 2), ağızdaki tükürük amilazı nötre yakın ortamda, ince bağırsaktaki tripsin hafif bazik ortamda en iyi çalışır. Yutulan besinle mideye geçen tükürük amilazının çalışması midenin asidik ortamında durur.

pH ve enzim hızı
Üç sindirim enziminin optimum pH değerleri farklıdır. Pepsinin çalıştığı pH aralığında tükürük amilazı ve tripsin çalışmaz.

Substrat derişimi: Enzim miktarı sabitken substrat artırılırsa önce tepkime hızı artar, çünkü boş aktif bölgeler substratla dolar. Bütün aktif bölgeler aynı anda dolu hâle geldiğinde enzim doymuştur; substrat daha da artırılsa da hız değişmez. Bu noktadan sonra hızı artırmanın yolu enzim miktarını artırmaktır.

Enzim derişimi: Substrat yeterince fazlaysa tepkime hızı enzim miktarıyla doğru orantılıdır; enzim iki katına çıkarsa hız da iki katına çıkar. Substrat miktarı sınırlıysa enzimi artırmak tepkimeyi hızlandırır ve daha kısa sürede bitirir, ama oluşan toplam ürün miktarını değiştirmez; toplam ürünü substrat belirler.

Substrat derişimi ve enzim hızı
Enzim miktarı sabitken hız substratla önce artar, sonra sabitlenir. Enzim iki katına çıkınca doyma hızı da iki katına çıkar.

İnhibitörler ve aktivatörler: Enzimin çalışmasını yavaşlatan ya da durduran maddelere inhibitör denir. Bazı inhibitörler substrata benzer ve aktif bölgeye bağlanarak substratın girişini engeller; ortamdaki substrat artırıldıkça bunların etkisi azalır. Bazıları aktif bölge dışında bir yere bağlanıp enzimin şeklini değiştirir. Ağır metal iyonları (cıva, kurşun) ve siyanür gibi zehirler enzimleri etkisiz bırakarak zarar verir. Etkinliği artıran maddelere de aktivatör denir: tükürük amilazı klorür iyonlarıyla daha etkin çalışır.

Su: Enzimler sulu ortamda çalışır. Kuru tohumlarda su azdır ve enzim etkinliği çok düşüktür; tohum su alınca enzimler çalışmaya başlar ve çimlenme gerçekleşir.

Vitaminler

Vitaminler az miktarda gerekli olan, düzenleyici görevli organik moleküllerdir. Enerji vermezler, sindirilmeden emilirler; bazıları koenzimlerin yapısına katılır. Bitkiler ihtiyaç duydukları vitaminlerin çoğunu kendileri üretir; insan vitaminleri büyük ölçüde besinlerle almak zorundadır. D vitamini derideki kolesterol türevi bir maddeden güneşin morötesi ışınlarıyla yapılır; kalın bağırsaktaki bakteriler K vitamini ve bazı B vitaminlerini üretir. A vitamini havuç gibi sebzelerdeki turuncu renkli beta karotenden de oluşturulabilir.

Vitaminler çözündükleri ortama göre ikiye ayrılır. Suda çözünen vitaminler B grubu vitaminleri ve C vitaminidir. Bunların fazlası büyük ölçüde idrarla atılır, bu yüzden düzenli alınmaları gerekir. C vitamini ısıya ve havaya duyarlıdır; uzun pişirmede önemli ölçüde kaybolur. Yağda çözünen vitaminler A, D, E ve K vitaminleridir. Yağlarla birlikte emilir, karaciğerde ve yağ dokusunda depolanırlar; aşırı alındıklarında birikerek zehirlenmeye yol açabilirler.

VitaminÇözündüğü ortamBaşlıca göreviEksikliğinde
AyağGörme (gözdeki ışığa duyarlı pigmentin yapısı), deri ve epitel sağlığıGece körlüğü
DyağKalsiyum ve fosforun bağırsaktan emilmesi, kemik gelişimiÇocuklarda raşitizm, yetişkinlerde kemik yumuşaması
EyağAntioksidan: hücre zarlarını oksitlenmeye karşı korurBelirgin eksiklik nadirdir
KyağKanın pıhtılaşmasıPıhtılaşmanın gecikmesi, kanamalar
CsuKollajen yapımı, bağışıklığa destek, antioksidanİskorbüt (diş eti kanaması, yaraların geç iyileşmesi)
\(\text{B}_1\) (tiamin)suKarbonhidrat metabolizmasında koenzimBeriberi
\(\text{B}_{12}\)suAlyuvar yapımı, sinir sisteminin sağlığıBir tür kansızlık (anemi)

\(\text{B}_{12}\) vitamini bitkisel besinlerde hemen hiç bulunmaz; et, süt, yumurta gibi hayvansal besinlerle alınır. Bu yüzden yalnızca bitkisel beslenenlerin bu vitamini takviye olarak almaları önerilir.

Nükleik asitler

Nükleik asitler kalıtsal bilgiyi taşıyan ve bu bilginin kullanılmasını sağlayan moleküllerdir. Yapı birimleri nükleotitlerdir. Her nükleotit üç parçadan oluşur: bir fosfat grubu, beş karbonlu bir şeker (DNA'da deoksiriboz, RNA'da riboz) ve azot içeren bir organik baz. Bazlar beş çeşittir: adenin (A), guanin (G), sitozin (C), timin (T) ve urasil (U). Adenin ve guanin çift halkalı (pürin), sitozin, timin ve urasil tek halkalı (pirimidin) bazlardır. Nükleotitler, birinin şekeri ile ötekinin fosfatı arasında kurulan fosfodiester bağlarıyla birleşerek uzun bir zincir oluşturur; zincirin omurgası şeker-fosfat dizisidir, bazlar bu omurgadan yana doğru uzanır.

DNA (deoksiribonükleik asit) iki zincirlidir. İki zincir, karşılıklı bazlar arasındaki hidrojen bağlarıyla bir arada durur ve birlikte sarmal bir merdiven gibi kıvrılır (çift sarmal). Bazlar rastgele eşleşmez: adenin her zaman timinle, guanin her zaman sitozinle eşleşir. A ile T arasında 2, G ile C arasında 3 hidrojen bağı vardır. Bu eşleşme kuralının sonucu olarak çift zincirli bir DNA'da A sayısı T sayısına, G sayısı C sayısına eşittir (Chargaff kuralı); pürinlerin toplamı da pirimidinlerin toplamına eşittir. Bir zincirin baz dizisi bilinirse karşı zincirin dizisi de bilinir.

Nükleotit ve DNA
Bir nükleotit fosfat, şeker ve bazdan oluşur. DNA'da iki zincirin omurgaları dışta, eşleşen bazlar içte yer alır; A-T çiftlerinde iki, G-C çiftlerinde üç hidrojen bağı vardır.

RNA (ribonükleik asit) genellikle tek zincirlidir; şekeri riboz, bazları A, G, C ve U'dur. Timin yerine urasil bulunur. Tek zincirli olduğu için RNA'da A sayısının U sayısına, G sayısının C sayısına eşit olması gerekmez. RNA'lar DNA'daki bilgiye göre sentezlenir ve protein sentezinde görev alır; üç çeşidi mRNA, tRNA ve rRNA'dır.

ÖzellikDNARNA
Şekerdeoksiribozriboz
BazlarA, G, C, TA, G, C, U
Zincir sayısıiki (çift sarmal)genellikle bir
Baz eşleşmesiA = T, G = C her zamaneşitlik gerekmez
Ökaryot hücrede bulunduğu yerçekirdek, mitokondri, kloroplastçekirdek, sitoplazma, ribozom, mitokondri, kloroplast
Görevikalıtsal bilgiyi saklar ve kendini eşlerbilgiyi kullanarak protein sentezini sağlar

Ortak noktaları da önemlidir: ikisi de nükleotitlerden oluşur, ikisinde de fosfat, adenin, guanin ve sitozin bulunur. Hücre bölünmesinden önce DNA'nın kendini eşlemesi ve protein sentezinin ayrıntıları AYT'de işlenir.

ATP: hücrenin enerji parası

Besinlerdeki enerji, hücrenin doğrudan kullanabileceği biçimde değildir. Hücre bu enerjiyi önce ATP (adenozin trifosfat) molekülüne aktarır, sonra ihtiyaç duyduğu yerde ATP'yi harcar. ATP bir adenin bazı, bir riboz şekeri ve üç fosfat grubundan oluşur; adenin ve riboz birlikte adenozin adını alır. Fosfatlar arasındaki bağlar yüksek enerjili bağlar olarak bilinir.

ATP'nin uçtaki fosfatı su ile koparıldığında (hidroliz) ADP (adenozin difosfat) ve serbest fosfat oluşur, enerji açığa çıkar. Bu enerji kas kasılmasında, aktif taşımada, sinir uyartısının iletiminde ve büyük moleküllerin sentezinde kullanılır. ADP'ye enerji harcanarak yeniden bir fosfat bağlanabilir; bu bir dehidrasyon tepkimesidir ve su açığa çıkar. ATP üretmek için gereken enerji oksijenli solunum gibi tepkimelerle besinlerden ya da fotosentezde ışıktan sağlanır.

$$ \text{ATP} + \text{H}_2\text{O} \rightarrow \text{ADP} + \text{P}_i + \text{enerji} $$
ATP'nin yapısı ve ATP-ADP döngüsü
ATP adenin, riboz ve üç fosfattan oluşur. ATP hidrolizi enerji verir; ADP'den ATP sentezi enerji ister.

Her canlı hücre kullanacağı ATP'yi kendisi üretir; ATP hücreler arasında taşınmaz ve hücrede depolanmaz, üretildiği kısa süre içinde harcanır. Uzun süreli enerji deposu olarak glikojen, nişasta ve yağlar kullanılır. ATP üretimi sitoplazmada, mitokondride ve bitkilerde kloroplastta gerçekleşir; ayrıntıları AYT'deki enerji dönüşümleri konusunun işidir. ATP'nin adenin, riboz ve bir fosfattan oluşan kısmı, RNA'nın adenin nükleotidiyle aynıdır.

Formüller

$$n\ \text{monomer} \rightarrow \text{polimer} + (n-1)\,\text{H}_2\text{O}$$
Tek zincir: \(n-1\) bağ, \(n-1\) su; hidrolizde aynı sayıda su harcanır
$$\text{bağ sayısı} = n - k$$
\(n\) monomer \(k\) ayrı zincir hâlinde; peptit bağı sayısı için de geçerli
$$n\ \text{glikoz} \rightarrow \text{C}_{6n}\text{H}_{10n+2}\text{O}_{5n+1}$$
\(n\) glikozlu zincirin formülü
$$\text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6 + \text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6 \rightarrow \text{C}_{12}\text{H}_{22}\text{O}_{11} + \text{H}_2\text{O}$$
Disakkarit oluşumu (glikozit bağı)
$$1\ \text{gliserol} + 3\ \text{yağ asidi} \rightarrow \text{trigliserit} + 3\,\text{H}_2\text{O}$$
Üç ester bağı
$$\text{A} = \text{T},\quad \text{G} = \text{C}$$
Çift zincirli DNA'da (Chargaff kuralı)
$$\text{A} + \text{G} = \text{T} + \text{C} = \frac{N}{2}$$
Pürinler = pirimidinler; \(N\) toplam nükleotit
$$\text{H bağı} = 2\cdot(\text{A-T}) + 3\cdot(\text{G-C})$$
Zincirler arası hidrojen bağı sayısı
$$\text{ATP} + \text{H}_2\text{O} \rightarrow \text{ADP} + \text{P}_i + \text{enerji}$$
ATP hidrolizi
$$E_a(\text{enzimli}) < E_a(\text{enzimsiz})$$
Enzim aktivasyon enerjisini düşürür; tepkime enerjisini değiştirmez
$$\text{pH} < 7\ \text{asidik},\ \ \text{pH} = 7\ \text{nötr},\ \ \text{pH} > 7\ \text{bazik}$$
25 °C'de
$$v_{\text{en büyük}} \propto [\text{enzim}]$$
Substrat bol iken doyma hızı enzim miktarıyla orantılı

Çözümlü örnekler

Örnek 1İnorganik mi organik mi?

Su, nişasta, sodyum klorür, glikoz, A vitamini ve protein maddelerini inorganik ve organik olarak gruplandırınız. Bunlardan hangileri sindirilmeden doğrudan emilebilir?

Örnek 2Disakkaritlerin hidrolizi

5 molekül laktoz ve 4 molekül maltoz tamamen hidroliz ediliyor. Kaç glikoz ve kaç galaktoz oluşur, kaç su harcanır?

Örnek 3Polisakkaritin formülü

5 glikoz molekülü dehidrasyon sentezi ile tek bir zincir hâlinde birleşiyor. Kaç su açığa çıkar ve oluşan molekülün formülü nedir?

Örnek 4Trigliseritlerin sentezi ve hidrolizi

Bir hücrede 3 trigliserit molekülü sentezleniyor. Bu sentezde kaç ester bağı kurulur ve kaç su açığa çıkar? Bu trigliseritler sonra tamamen hidroliz edilirse kaç gliserol ve kaç yağ asidi oluşur?

Örnek 5İnsülinde peptit bağı

İnsülin hormonu, biri 21 ve öteki 30 amino asitten oluşan iki polipeptit zincirinden yapılmıştır. İnsülinde kaç peptit bağı vardır? Bu zincirlerin oluşumu sırasında kaç su açığa çıkar?

Örnek 6Baz yüzdesinden nükleotit ve hidrojen bağı sayısı

1 000 nükleotitten oluşan çift zincirli bir DNA molekülünde nükleotitlerin %30'unda guanin bulunuyor. Bu molekülde kaç adenin vardır ve zincirler arasında kaç hidrojen bağı bulunur?

Örnek 7Karşı zincir ve hidrojen bağları

Bir DNA kesitinin zincirlerinden birinin baz dizisi A T G C G T T A şeklindedir. Karşı zincirin dizisini yazınız; bu kesitte iki zincir arasında kaç hidrojen bağı vardır?

Örnek 8Sıcaklık grafiğini yorumlamak

Optimum sıcaklığı 37 °C olan bir insan enziminin iki örneği hazırlanıyor. Birinci örnek 0 °C'de, ikinci örnek 70 °C'de 30 dakika bekletiliyor; sonra ikisi de 37 °C'ye getirilip substratıyla karıştırılıyor. Hangi örnekte tepkime gerçekleşir? Gerekçesini açıklayınız.

Örnek 9Enzim miktarı ile doyma hızı

Bir tepkimede 1 birim enzimle substrat derişimi artırıldıkça tepkime hızı artıyor ve en çok 10 birime ulaşıp sabit kalıyor. Sıcaklık ve pH değiştirilmeden enzim miktarı 2 birime çıkarılırsa ve substrat yeterince fazlaysa ulaşılabilecek en yüksek hız kaç birim olur? Enzim miktarı değiştirilmeden yalnızca substrat artırılırsa ne olur?

Sık yapılan hatalar

  • \(n\) monomerden oluşan zincir için \(n\) su yazmak. Doğrusu \(n-1\)'dir; birden fazla zincir varsa \(n-k\).
  • Bir trigliseritin oluşumunda 1 su çıktığını sanmak. Gliserolün üç OH grubunun her biri bir ester bağı kurar: 3 su.
  • Selülozu depo besini saymak ya da bütün karbonhidratların yalnız C, H, O içerdiğini söylemek. Selüloz ve kitin yapı polisakkaritidir; kitinde N vardır.
  • Denatürasyonda peptit bağlarının koptuğunu düşünmek. Bozulan üç boyutlu şekildir; amino asit dizisi aynı kalır.
  • Düşük sıcaklığın da enzimi denatüre ettiğini sanmak. Düşük sıcaklıkta enzim yalnızca yavaşlar; ısınınca yeniden çalışır.
  • Enzimi artırınca toplam ürünün de arttığını düşünmek. Substrat sınırlıysa enzim tepkimeyi hızlandırır ama toplam ürünü substrat belirler.
  • Chargaff kuralını RNA'ya ya da tek bir DNA zincirine uygulamak. A = T ve G = C yalnızca çift zincirli DNA'nın tamamı için geçerlidir.
  • DNA'nın iki zincirini birbirine bağlayan bağı fosfodiester bağı sanmak. Zincirleri hidrojen bağları bir arada tutar; fosfodiester bağı aynı zincirdeki nükleotitleri bağlar.
Günlük hayatta

Bazı insanlar süt içtikten sonra şişkinlik ve karın ağrısı yaşar. Bunun yaygın bir nedeni laktaz enziminin yetersiz olmasıdır: laktoz ince bağırsakta glikoz ve galaktoza ayrılamaz, sindirilmeden kalın bağırsağa geçer ve oradaki bakteriler tarafından gaz oluşturarak parçalanır. Laktozsuz sütlerde bu şeker önceden laktaz enzimiyle hidroliz edilmiştir; bu yüzden tadı biraz daha tatlıdır. Mutfakta da enzimler ve proteinler iş başındadır: yumurta pişince akındaki proteinler denatüre olup beyazlaşır, ananas suyundaki protein sindiren enzim çiğ ananasla yapılan jöleli tatlının donmasını engeller, ama pişmiş ya da konserve ananasta bu enzim ısıyla etkisizleştiği için jöle donar. Çamaşır deterjanlarına eklenen proteaz ve lipaz enzimleri de protein ve yağ lekelerini hidroliz ederek düşük sıcaklıkta yıkamayı mümkün kılar.

Konu testi

27 soru. Bir seçeneğe dokun; doğru cevap ve çözüm hemen açılır.

1Kolay

Aşağıdakilerden hangisi organik bir bileşiktir?

2Kolay

Suyun öz ısısının yüksek olması canlılar için aşağıdakilerden hangisini sağlar?

3Kolay

Aşağıdaki mineral-görev eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

4Kolay

Sükroz (sakkaroz) molekülü tamamen hidroliz edildiğinde aşağıdakilerden hangileri oluşur?

5Kolay

DNA ve RNA moleküllerinin her ikisinin yapısında da bulunan

  1. I.Deoksiriboz şekeri
  2. II.Guanin bazı
  3. III.Fosfat grubu

yapılarından hangileri bulunur?

6Kolay

Bir vitaminle ilgili şu bilgiler veriliyor: yağda çözünür, eksikliğinde kanın pıhtılaşması gecikir ve kalın bağırsaktaki bakteriler tarafından da üretilebilir. Bu vitamin aşağıdakilerden hangisidir?

7Orta

10 molekül maltoz ile 6 molekül sükroz tamamen hidroliz ediliyor. Bu hidroliz sonunda kaç molekül glikoz oluşur?

8Orta

Üç glikoz molekülünün dehidrasyon sentezi ile tek bir zincir hâlinde birleşmesinden oluşan molekülün formülü aşağıdakilerden hangisidir? (Glikoz: \(\text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6\))

9Orta

İnsandaki hemoglobin molekülü, ikisi 141 ve ikisi 146 amino asitten oluşan dört polipeptit zincirinden yapılmıştır. Bu dört zincirin oluşumu sırasında toplam kaç peptit bağı kurulur?

10Orta

2 400 nükleotitten oluşan çift zincirli bir DNA molekülünde nükleotitlerin %30'u adenin içermektedir. Bu molekülde kaç sitozin bulunur?

11Orta

K, L ve M enzimlerinin aynı sıcaklıkta tepkime hızlarının pH ile değişimi grafikte verilmiştir.

K, L ve M enzimlerinin pH grafiği

Buna göre

  1. I.K enzimi pH'ı yaklaşık 2 olan bir ortamda etkindir.
  2. II.pH'ı 5 olan bir ortamda üç enzim de etkindir.
  3. III.pH'ı 8 olan bir ortamda L ve M enzimleri birlikte etkindir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

12Orta

Bir tepkimenin enzimsiz ve enzimli gerçekleşmesi sırasındaki enerji değişimi grafikte verilmiştir.

Enzimli ve enzimsiz tepkimenin enerji grafiği

Buna göre tepkimenin enzimli gerçekleşmesindeki aktivasyon enerjisi kaç birimdir?

13Orta

Bileşik yapılı bir enzimle ilgili

  1. I.Protein kısmına apoenzim denir.
  2. II.Koenzimi, farklı apoenzimlerle birleşerek farklı tepkimelerde görev alabilir.
  3. III.Enzimin hangi substrata etki edeceğini koenzim belirler.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

14Orta

Yüksek sıcaklıkta denatüre olan bir enzimde aşağıdakilerden hangisi değişmez?

15Orta

Aşağıdaki molekül-bağ eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

16Orta

Nişasta, glikojen ve selüloz için

  1. I.Tamamen hidroliz edildiklerinde yalnız glikoz oluşur.
  2. II.Üçü de canlılarda depo besin olarak kullanılır.
  3. III.Sentezleri sırasında su açığa çıkar.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

17Orta

ATP molekülü ile ilgili

  1. I.Yapısında riboz şekeri ve adenin bazı bulunur.
  2. II.ADP ve fosfata dönüşürken su harcanır ve enerji açığa çıkar.
  3. III.Bir hücrede üretilen ATP kan yoluyla başka hücrelere taşınarak kullanılır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

18Orta

Bir öğrenci üç molekülle ilgili bilgileri aşağıdaki tabloya yazmıştır.

MolekülBilgiler
KHidrolizinde yalnız glikoz oluşur; bitki hücre çeperinin yapısına katılır; insanda sindirilemez.
LYapısında azot bulunan bir polisakkarittir; eklem bacaklıların dış iskeletinde ve mantarların hücre çeperinde bulunur.
MHidrolizinde gliserol ve yağ asitleri oluşur; oda sıcaklığında sıvı olanları genellikle doymamış yağ asitleri içerir.

K, L ve M molekülleri aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

19Zor

X ve Y enzimlerinin tepkime hızlarının sıcaklıkla değişimi grafikte verilmiştir.

X ve Y enzimlerinin sıcaklık grafiği

Buna göre

  1. I.X'in optimum sıcaklığı Y'ninkinden düşüktür.
  2. II.50 °C'de iki enzim de etkindir.
  3. III.X enzimi 60 °C'de bir süre bekletilip 37 °C'ye soğutulursa en yüksek hızıyla çalışır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

20Zor

Bir hücrede 4 trigliserit molekülü, 3 maltoz molekülü ve 12 amino asitten oluşan tek zincirli bir polipeptit sentezleniyor. Bu sentezlerde toplam kaç su molekülü açığa çıkar?

21Zor

Çift zincirli bir DNA molekülünün zincirlerinden birinde 120 adenin, 80 timin, 150 guanin ve 50 sitozin bulunmaktadır. Bu DNA molekülü ile ilgili

  1. I.Molekülde toplam 200 guanin vardır.
  2. II.Zincirler arasında toplam 1 000 hidrojen bağı vardır.
  3. III.Öteki zincirde 150 sitozin bulunur.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

22Zor

600 nükleotitten oluşan çift zincirli bir DNA molekülünde 200 guanin bulunmaktadır. Bu molekülün iki zinciri arasında toplam kaç hidrojen bağı vardır?

23Zor

Sıcaklığı ve pH'ı aynı olan, eşit hacimli I ve II numaralı tüplere aynı enzim ve bu enzimin substratı konuyor. Tüplerde yalnızca enzim ya da substrat miktarı farklı olabilir ve substratın tamamı ürüne dönüşebilmektedir. Tüplerdeki ürün miktarının zamanla değişimi grafikte verilmiştir.

I ve II numaralı tüplerde ürün-zaman grafiği

Buna göre

  1. I.6. dakikada I numaralı tüpte tepkime sürmektedir.
  2. II.II numaralı tüpe konan substrat miktarı I numaralı tüptekinden fazladır.
  3. III.II numaralı tüpe konan enzim miktarı I numaralı tüptekinden fazladır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

24Zor

Aşağıdaki deney tüplerine eşit miktarda nişasta çözeltisi konuyor ve tüpler belirtilen koşullarda 30 dakika bekletiliyor.

  1. Nişasta çözeltisi ve tükürük; 37 °C
  2. Nişasta çözeltisi ve tükürük; 0 °C
  3. Nişasta çözeltisi ve kaynatılıp 37 °C'ye soğutulmuş tükürük; 37 °C
  4. Nişasta çözeltisi, tükürük ve pH'ı 2'ye düşürecek kadar seyreltik hidroklorik asit; 37 °C
  5. Nişasta çözeltisi ve saf su; 37 °C

Tükürükte nişastayı sindiren amilaz enzimi bulunur ve uygun koşullarda 30 dakika, tüplerdeki nişastanın tamamının sindirilmesi için yeterlidir. Süre sonunda tüplere iyot çözeltisi damlatılıyor. Hangi tüplerde mavi-mor renk gözlenir?

25Zor

Yapısında C, H, O ve N elementlerinin bulunduğu bilinen bir organik molekül aşağıdakilerden hangisi olamaz?

26Zor

Su ile ilgili

  1. I.Su molekülleri arasındaki hidrojen bağları, suyun yavaş ısınıp yavaş soğumasını sağlar.
  2. II.Kışın göllerin yüzeyi donarken altındaki su sıvı kalabilir; çünkü buzun yoğunluğu sıvı sudan küçüktür.
  3. III.Su hem dehidrasyon sentezinin ürünü hem de hidroliz tepkimelerinin girenidir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

27Zor

Bir enzimin substratına çok benzeyen X molekülü, enzimin aktif bölgesine geri dönüşümlü olarak bağlanabilmektedir. Enzim, substrat ve X molekülünün birlikte bulunduğu bir ortamla ilgili

  1. I.X, enzimin amino asit dizisini değiştirir.
  2. II.Tepkime hızı, X'in bulunmadığı duruma göre azalır.
  3. III.Substrat derişimi artırıldıkça X'in tepkime hızı üzerindeki etkisi azalır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

İlerlemen bu tarayıcıda saklanıyor. Ücretsiz üye ol, her cihazda kaldığın yerden devam et.