Radyoaktif Hayat

Her gün çevremizdeki farklı materyallerden salınan radyasyona maruz kalıyoruz . Peki bunun miktarı hakkında bir bilginiz var mı?

 Bir atom eğer çok fazla proton ve nötrona sahipse , doğal olarak kararsızdır. Bir süre bu şekilde kalabilmesine rağmen , belli zaman sonra kendiliğinden ışımaya başlar ve elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar şeklinde dışarıya enerji salar.

 Sonuçta ortaya daha küçük ve daha kararlı bir çekirdek çıkar. Salınan parçacıklar ve elektromanyetik dalgalar radyasyon olarak bilinir. Radyasyonu meydana getiren nükleer ışıma işlemi ise radyoaktivite olarak bilinir.

 Radyasyon hayatın bir parçasıdır .Günlük hayatta karşılaştığımız materyallerin çoğunda radyoaktif elementler mevcuttur ve bu elementlerden yayılan radyasyona sürekli maruz kalırız. Amerika’da yaşayan bir insan yılda ortalama 620 milirem radyasyona maruz kalır. Bu kabaca çekilen 10 tane röntgenden salınan radyasyona eşit miktardadır.

Bilim insanları radyasyonun insan vücuduna ne kadar zarar verdiğini ortaya koymak için “milirem” birimini kullanırlar. Amerika’nın bir ucundan diğerine uçan bir kişi, uçuş boyunca 1 milirem radyasyona maruz kalır.

Doğal arka plan radyasyonu(background) dış uzaydan ,atmosferden, yerden ve kendi vücutlarımızdan salınır. Soluduğumuz havada radon, içtiğimiz suda radyum ve yediğimiz besinlerde belirsiz radyoaktif elementler mevcuttur. Bunun bir kısmı vücudumuzdan herhangi bir etki oluşturmadan geçer ,fakat bir kısmı moleküllerimize dahil olur. Çekirdek ışıdığında , kendi vücudumuzdan salınan çok küçük bir radyasyona maruz kalırız.

Yediğimiz yiyeceklerdeki en yaygın radyoaktif element potasyum-40 ‘tır. Muz potasyumun en çok depolandığı yiyecektir, öyle ki muz içerisindeki radyoaktiflik miktarı bir birim olarak kullanılmaktadır(BED). Bir BED 0.01 milireme eşittir. Tipik bir göğüs röntgeni çekilirken 200 ile 1000 BED arasında radyasyon yayılır.

Diğer potasyum-40 içeren yiyecekler : havuç ,patates, fasulye ve kırmızı et. Sadece su ve yiyeceklerden ortalama bir insanın aldığı radyasyon 30 milirem civarındadır. Bu 3000 muzdaki radyasyon miktarına eşit olması anlamına gelir.

Yemek yediğiniz tabaktan bile küçük bir miktar radyasyon yayılıyor olabilir. Bazı eski seramik tabaklar uranyum, toryum ve potasyum-40 gibi elementleri içeriyordu. Bu sayede tabakların belli renkte olması sağlanıyordu. Özellikle 1960 ‘larda yapılan turuncu tabaklar bu elementleri içeriyordu.

Evinizde bulunan duman detektörü de radyoaktiftir .Cihazda bulunan amerikyum-241 sayesinde ortamda bulunan duman tespit edilir. Bir çekiçle kırılmadığı sürece herhangi bir tehlikesi yoktur.

 Evinizde bulunan mermer mutfak tezgâhları da radon gazına ışıyan uranyum ve toryum içerir.

 Yıllık maruz kalınan radyasyon miktarı yaşadığınız yere göre değişkenlik gösterir. Fakat nerede yaşarsanız yaşayın , arka plan radyasyonundan ve insan yapımı cihazlardan yayılan radyasyon miktarı endişe etmenizi gerektirmeyecek büyüklüktedir. Bu yüzden yediğiniz yiyeceklerin tadını çıkarın .

Kaynak : symmetrymagazine

Kategori
BÜLTENFizik

Dr. Atac lisans eğitimini Karadeniz Teknik Üniversitesinde aldı. Doktora derecesini 2017 yılında Temple Üniversitesinde, Coulomb Sum Rule adı verilen Deney üzerinde çalışarak elde etti. Şu an Temple Üniversitesinde Research Assistant Professor olarak çalışmaktadır. Dr. Atac ayrıca Fizik Akademisi’nin kurucusudur.
Henüz Yorum Yok

Cevap Yaz

Benzer Yazılar

  • Artemis II Dünya’ya Döndü

    İnsanlığın Ay’a dönüşünü simgeleyen Artemis II görevi, 10 Nisan 2026’da başarıyla tamamlandı ve astronotlar güvenli bir şekilde Dünya’ya geri döndü. Yarım yüzyıldan fazla bir sürenin ardından gerçekleştirilen bu tarihi...
  • Fizikçiler Uzun Yıllardır Anlaşılamayan Proton Yük Yarıçapı Problemini Çözdü

    Modern fiziğin en büyük başarılarından biri olan Standart Model, doğadaki temel parçacıkları ve etkileşimleri olağanüstü doğrulukla açıklamaktadır. Ancak bu modelin gerçekten kusursuz olup olmadığını anlamanın yolu, onu mümkün olan...
  • Temiz Enerji Gerçekten Temiz mi?

    İklim değişikliğiyle mücadelede en iddialı hedeflerden biri “net sıfır emisyon” kavramıdır. Küresel sıcaklık artışını 1.5 °C ile sınırlamak için enerji sistemlerinin hızla karbonsuzlaştırılması gerektiği artık bilimsel bir uzlaşıdır. Ancak...
  • Çernobil Felaketi’nden 40 Yıl Sonra: Doğa Ne Anlatıyor?

    1986 yılında Ukrayna’da meydana gelen Çernobil Felaketi, yalnızca nükleer mühendislik tarihinin değil, aynı zamanda çevre bilimlerinin de en çarpıcı olaylarından biri olarak kabul edilir. Patlama sonrası atmosfere yayılan radyoaktif...