Canlılarda Enerji Dönüşümleri
ATP üretim yolları, fotosentez (pigmentler, ışığa bağımlı tepkimeler, Calvin döngüsü, sınırlayıcı faktörler), kemosentez, oksijenli solunum ve fermantasyon.
- ATP'nin üç üretim yolunu (substrat düzeyinde fosforilasyon, oksidatif fosforilasyon, fotofosforilasyon) ve hücrenin hangi bölümünde yürüdüklerini
- Fotosentezin keşfine katkı veren deneyleri; klorofil a, klorofil b ve karotenoitlerin görevini, absorpsiyon ve etki spektrumunu yorumlamayı
- Işığa bağımlı tepkimelerde suyun fotolizini, oksijenin sudan geldiğini, ATP ve NADPH üretimini; döngüsel ve döngüsel olmayan fotofosforilasyonu
- Calvin döngüsünde karbon dioksitin tutulmasını, ATP ve NADPH'ın nerede harcandığını; fotosentez hızını sınırlayan etkenleri grafiklerden okumayı
- Kemosentezi; oksijenli solunumun evrelerini (glikoliz, asetil-CoA oluşumu, Krebs döngüsü, elektron taşıma sistemi), yerlerini ve bir glikoz için ürün sayılarını
- Etil alkol ve laktik asit fermantasyonunu, maya ve Elodea deneylerini; fotosentez ile solunumu karşılaştırmayı ve canlılar arasındaki enerji ilişkisini
Canlılar enerjiyi nereden alır?
Her canlı hücre büyümek, bölünmek, madde taşımak ve hareket etmek için enerji harcar. Bu enerjinin kaynağı hemen her ekosistemde Güneş'tir. Bitkiler, algler ve siyanobakteriler ışık enerjisini fotosentezle glikoz gibi organik moleküllerin kimyasal bağlarına aktarır. Bu canlılar besinini kendisi ürettiği için ototroftur. Hayvanlar, mantarlar ve birçok bakteri ise hazır organik maddeyi dışarıdan alır; bunlar heterotroftur. Ototrof da olsa heterotrof da olsa her hücre, besindeki kimyasal enerjiyi hücresel solunumla ATP'ye aktararak kullanır. Bitki hücresi de solunum yapar; fotosentez yapmak solunumu gereksiz kılmaz.
ATP'nin yapısını ve ATP-ADP döngüsünü TYT'deki temel bileşenler konusunda gördün. Bu konuda ATP'nin hangi yollarla ve nerede üretildiğine odaklanacağız. Bunun için önce bir kavrama ihtiyaç var: enerji dönüşümlerinin hemen hepsi elektron aktarımıdır. Bir molekülden elektron (çoğu zaman hidrojenle birlikte) koparılmasına yükseltgenme, bir molekülün elektron almasına indirgenme denir. Glikoz solunumda yükseltgenir ve sonunda \(\text{CO}_2\)'ye dönüşür; fotosentezde ise \(\text{CO}_2\) indirgenerek glikoza dönüşür.
Koparılan elektronları hücre içinde taşıyan özel moleküller vardır. Solunumda \(\text{NAD}^+\) ve FAD, elektron ve hidrojen alarak NADH ve \(\text{FADH}_2\) olur. Fotosentezde aynı işi \(\text{NADP}^+\) görür ve NADPH'a dönüşür. Bu taşıyıcıların hepsi B vitaminlerinden türeyen koenzimlerdir; elektronu bir yerde alır, başka bir yerde bırakır ve yeniden kullanılır. Taşıyıcı tükenirse onu kullanan tepkimeler de durur. Bu basit gerçek, fermantasyonun neden var olduğunu açıklayacak.
ATP üretiminin üç yolu
ADP'ye bir fosfat bağlanarak ATP oluşmasına fosforilasyon denir. Canlılarda bu üç farklı yolla olur:
- Substrat düzeyinde fosforilasyon: Yüksek enerjili fosfat taşıyan bir ara ürün (substrat), fosfatını bir enzim yardımıyla doğrudan ADP'ye verir. Zar, elektron taşıma sistemi ya da oksijen gerekmez. Glikolizde, Krebs döngüsünde ve dolayısıyla fermantasyonda ATP bu yolla oluşur.
- Oksidatif fosforilasyon: Besinlerden koparılan elektronlar NADH ve \(\text{FADH}_2\) ile elektron taşıma sistemine (ETS) getirilir. Elektronlar zardaki taşıyıcılar boyunca ilerlerken açığa çıkan enerjiyle zarın bir yüzünde \(\text{H}^+\) biriktirilir. \(\text{H}^+\) iyonları ATP sentaz enziminden geçerek geri dönerken ATP üretilir. Ökaryotlarda mitokondrinin iç zarında (kristalarda), oksijenli solunum yapan bakterilerde hücre zarında gerçekleşir.
- Fotofosforilasyon: Işıkla uyarılan klorofilden kopan elektronlar tilakoit zardaki ETS'de ilerler; yine bir \(\text{H}^+\) birikimi oluşur ve ATP sentaz ATP üretir. Kloroplastın tilakoit zarlarında (siyanobakterilerde klorofil taşıyan iç zarlarda) gerçekleşir.
Oksidatif fosforilasyon ile fotofosforilasyon arasındaki fark, elektronların nereden geldiğidir: birincisinde besinden, ikincisinde ışıkla uyarılan klorofilden. İkisinde de ETS ve ATP sentaz kullanılır. Bu benzerlik, ÖSYM'nin fotosentez ile solunumu karşılaştırdığı sorularda sık sık karşına çıkar.
Fotosentezin keşfi
Bitkilerin kütlesinin nereden geldiği uzun süre merak konusu oldu. 17. yüzyılda Jan Baptist van Helmont, tartılmış bir saksı toprağa küçük bir söğüt fidanı dikti ve yıllarca yalnızca su verdi. Sonunda söğüdün kütlesi çok artmış, toprağın kütlesi ise çok az azalmıştı. Van Helmont bitkinin kütlesinin topraktan değil sudan geldiği sonucuna vardı. Deneyi toprağın bitkiyi beslediği fikrini çürüttü; ama vardığı sonuç eksikti, çünkü havadaki gazların rolünü hesaba katmamıştı. Bugün bitkinin kuru kütlesinin büyük kısmının havadaki \(\text{CO}_2\)'den geldiğini biliyoruz.
- yüzyılda Joseph Priestley, kapalı bir fanusta yanan mumun bir süre sonra söndüğünü ve bu havada bir farenin yaşayamadığını gözledi. Fanusa bir nane dalı koyup birkaç gün beklediğinde, havanın yeniden mumun yanabileceği hâle geldiğini buldu. Bitki, mumun ve hayvanın "bozduğu" havayı düzeltiyordu. Kısa süre sonra Jan Ingenhousz, bu düzeltmenin yalnızca ışıkta olduğunu ve bunu bitkinin yeşil kısımlarının yaptığını gösterdi. Karanlıkta bitkiler de havayı hayvanlar gibi bozuyordu. Bu iki deney, bugün bildiğimiz iki gerçeğin ilk işaretleridir: fotosentez ışık ister ve oksijen verir; solunum ise gece gündüz sürer.
Kloroplast ve fotosentez pigmentleri
Kloroplastın çift zarını, tilakoitlerini, granumlarını ve stromasını TYT'de gördün. Fotosentezin iki evresi bu yapıya göre paylaşılır: ışığı yakalayan pigmentler ve ATP sentaz tilakoit zarlarındadır; karbon dioksiti tutan enzimler ise stromadadır.
Işığı soğuran moleküllere pigment denir. Bitkilerde üç önemli pigment grubu vardır:
- Klorofil a: Fotosentezin asıl pigmentidir. Fotosistemlerin tepkime merkezinde bulunur ve uyarılınca elektron veren moleküldür. Yapısında magnezyum vardır.
- Klorofil b: Yardımcı pigmenttir. Klorofil a'nın iyi soğuramadığı bazı dalga boylarını soğurur ve enerjisini klorofil a'ya aktarır.
- Karotenoitler (turuncu karotenler ve sarı ksantofiller): Yardımcı pigmentlerdir. Mavi ve mavi-yeşil ışığı soğurur, enerjiyi klorofile aktarır; ayrıca aşırı ışığın klorofile verdiği zararı azaltır. Sonbaharda klorofil yıkılınca yapraklarda sarı ve turuncu renkler bu pigmentler sayesinde görünür hâle gelir.
Bir pigmentin hangi dalga boylarını ne kadar soğurduğunu gösteren grafiğe absorpsiyon spektrumu denir. Klorofiller en çok mavi-mor ve kırmızı ışığı soğurur; yeşil ışığı ise çok az soğurur. Soğurulmayan yeşil ışık yansır ve geçer; yaprağın yeşil görünmesinin nedeni budur. Karotenoitler ise mavi ve mavi-yeşil bölgede soğurur, kırmızı ışığı soğurmaz.
Pigmentin ışığı soğurması, o ışığın fotosentezde kullanıldığını tek başına kanıtlamaz. Bunu gösteren grafik etki spektrumudur: farklı dalga boylarında eşit şiddette ışık verilip fotosentez hızı (örneğin çıkan oksijen miktarı) ölçülür. 19. yüzyılın sonlarında Theodor Engelmann ipliksi bir yeşil algi prizmadan geçen ışıkla aydınlattı ve suya oksijen arayan bakteriler ekledi. Bakteriler en çok mavi-mor ve kırmızı ışık düşen bölgelerde toplandı; çünkü alg en çok oksijeni orada üretiyordu.
Etki spektrumu klorofil a'nın absorpsiyon spektrumuna çok benzer, ama ondan daha geniştir: klorofil a'nın az soğurduğu bazı bölgelerde de fotosentez olur. Bu, klorofil b ve karotenoitlerin soğurduğu enerjinin de fotosentezde kullanıldığını gösterir.
Işığa bağımlı tepkimeler
Fotosentezin ilk evresi tilakoit zarlarında gerçekleşir ve ışık olmadan yürümez. Tilakoit zarda pigmentler ve proteinler fotosistem adı verilen gruplar oluşturur: fotosistem II ve fotosistem I. Her fotosistemde yüzlerce pigment molekülü ışığı bir anten gibi toplar ve enerjiyi tepkime merkezindeki klorofil a'ya iletir. Uyarılan klorofil a bir elektron kaybeder ve bu elektron bir elektron taşıma sistemine geçer.
Döngüsel olmayan fotofosforilasyonda elektronlar tek yönlü bir yol izler:
- Fotosistem II'deki klorofil a ışıkla uyarılır ve elektron kaybeder. Eksilen elektronlar sudan karşılanır: su molekülleri ışık enerjisiyle parçalanır. Buna suyun fotolizi denir. İki su molekülünden bir \(\text{O}_2\) molekülü, dört \(\text{H}^+\) ve dört elektron çıkar.
- Elektronlar ETS boyunca fotosistem I'e taşınır. Bu sırada açığa çıkan enerjiyle \(\text{H}^+\) iyonları stromadan tilakoit boşluğuna pompalanır.
- Fotosistem I'deki klorofil a da ışıkla uyarılır; elektronları sonunda \(\text{NADP}^+\)'ya aktarılır ve NADPH oluşur.
- Tilakoit boşluğunda biriken \(\text{H}^+\) iyonları ATP sentazdan geçerek stromaya dönerken ATP üretilir.
Bu yolun ürünleri ATP, NADPH ve \(\text{O}_2\)'dir. \(\text{O}_2\) aslında bir yan üründür: elektron kaynağı olarak parçalanan suyun oksijen atomlarından gelir. Bu, 1940'larda ağır oksijen izotopu \(^{18}\text{O}\) ile yapılan deneylerle kanıtlandı: işaretli su verilen alglerin çıkardığı oksijen işaretli, işaretli \(\text{CO}_2\) verilenlerinki ise işaretsizdi.
Döngüsel fotofosforilasyonda yalnızca fotosistem I çalışır. Uyarılan elektronlar \(\text{NADP}^+\)'ya gitmek yerine ETS'ye geri döner ve yeniden fotosistem I'e ulaşır. Bu yolda su parçalanmaz, \(\text{O}_2\) çıkmaz ve NADPH oluşmaz; elektronlar ETS'den geçerken \(\text{H}^+\) birikimi sağlandığı için yalnızca ATP üretilir. Calvin döngüsü NADPH'tan daha fazla ATP harcadığı için döngüsel yol eksik ATP'yi tamamlar.
| Özellik | Döngüsel olmayan | Döngüsel |
|---|---|---|
| Çalışan fotosistem | Fotosistem II ve I | Yalnız fotosistem I |
| Suyun fotolizi | Var | Yok |
| Ürünler | ATP, NADPH, \(\text{O}_2\) | Yalnız ATP |
| Elektronun son alıcısı | \(\text{NADP}^+\) | Elektron klorofile geri döner |
Işıktan bağımsız tepkimeler: Calvin döngüsü
Fotosentezin ikinci evresi stromada gerçekleşir ve Calvin döngüsü adını alır. Işık doğrudan kullanılmadığı için ışıktan bağımsız tepkimeler denir. Ancak döngü, ışığa bağımlı tepkimelerin ürettiği ATP ve NADPH ile çalışır; ışık kesilince bu maddeler kısa sürede tükenir ve Calvin döngüsü de durur. Yani "ışıktan bağımsız" demek "karanlıkta da sürekli çalışır" demek değildir.
Döngü üç adımda özetlenebilir:
- Karbon dioksitin tutulması: Havadan gelen \(\text{CO}_2\), beş karbonlu ribuloz bifosfata (RuBP) bağlanır. Bu tepkimeyi RuBisCO enzimi yapar. Oluşan altı karbonlu ara ürün hemen iki tane üç karbonlu fosfogliserik aside (PGA) ayrılır.
- İndirgenme: PGA, ATP ve NADPH harcanarak fosfogliseraldehite (PGAL) dönüşür. NADPH elektronlarını verir ve \(\text{NADP}^+\) olur.
- RuBP'nin yeniden oluşması: PGAL'lerin bir kısmı döngüden çıkarak glikoz ve diğer organik maddelerin yapımında kullanılır. Kalanlar yine ATP harcanarak RuBP'ye dönüştürülür; böylece döngü yeniden \(\text{CO}_2\) tutabilir.
Bir glikozun altı karbonu altı \(\text{CO}_2\)'den gelir; bu yüzden döngünün bir glikoz için altı kez \(\text{CO}_2\) tutması gerekir. Ders kitaplarında her \(\text{CO}_2\) için 3 ATP ve 2 NADPH harcandığı kabul edilir; bir glikoz için bu 18 ATP ve 12 NADPH eder. Calvin döngüsünde oluşan ADP, \(\text{P}_i\) ve \(\text{NADP}^+\) tilakoitlere döner ve yeniden yüklenir. İki evre birbirine bu şekilde bağlıdır: biri durursa öteki de kısa sürede durur.
Fotosentez denklemi ve atomların izi
Fotosentezin genel denklemi, oksijenin sudan geldiğini gösterecek biçimde şöyle yazılır:
İki taraftaki suyu sadeleştirince \(6\,\text{CO}_2 + 6\,\text{H}_2\text{O} \rightarrow \text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6 + 6\,\text{O}_2\) elde edilir. Ama sadeleşmiş denklem yanıltıcıdır: altı \(\text{O}_2\)'nin on iki oksijen atomunun hepsi parçalanan on iki su molekülünden gelir. \(\text{CO}_2\)'nin oksijen atomları ise glikoza ve tepkimede yeni oluşan suya geçer. Atomları izleme sorularında bu ayrıntı belirleyicidir:
- İşaretli su verilirse işaret fotosentezde açığa çıkan \(\text{O}_2\)'de görülür.
- İşaretli \(\text{CO}_2\) verilirse işaret glikozda ve fotosentezde oluşan suda görülür; \(\text{O}_2\)'de görülmez.
Fotosentez hızını etkileyen etkenler
Fotosentez hızı genellikle birim zamanda çıkan \(\text{O}_2\), tüketilen \(\text{CO}_2\) ya da üretilen organik madde miktarıyla ölçülür. Hızı dış etkenler (ışık şiddeti, ışığın dalga boyu, \(\text{CO}_2\) derişimi, sıcaklık, su ve mineraller) ile iç etkenler (klorofil miktarı, yaprağın yapısı, stoma sayısı, enzim miktarı) belirler. Bu etkenleri anlamanın anahtarı sınırlayıcı faktör ilkesidir: Bir olayın hızı, en yetersiz olan etkenle sınırlanır. O etken artırılmadıkça diğerlerini artırmak hızı değiştirmez. Bir fabrikada makine ne kadar hızlı çalışırsa çalışsın, hammadde yetmezse üretim artmaz.
Işık şiddeti: Işık arttıkça ışığa bağımlı tepkimeler hızlanır ve fotosentez hızı artar. Bir noktadan sonra hız artmaz; çünkü artık Calvin döngüsünün kapasitesi (\(\text{CO}_2\) derişimi ya da sıcaklık) sınırlayıcıdır. Bu noktaya ışık doyma noktası denir.
Grafik sınırlayıcı faktörü okumanın kalıbını verir. İki eğrinin çakıştığı bölgede \(\text{CO}_2\)'nin farklı olması hızı değiştirmiyor; demek ki sınırlayıcı etken ışıktır. Düşük \(\text{CO}_2\) eğrisi düzleştikten sonra ise ışığı artırmak işe yaramıyor, ama aynı ışık şiddetinde \(\text{CO}_2\)'yi artırmak hızı yükseltiyor; burada sınırlayıcı etken \(\text{CO}_2\)'dir.
\(\text{CO}_2\) derişimi: \(\text{CO}_2\) Calvin döngüsünün hammaddesidir. Derişim arttıkça hız artar, sonra sabitlenir. Düşük ışıkta hız daha erken sabitlenir; çünkü bu kez ATP ve NADPH yetmez. Havadaki \(\text{CO}_2\) oranı yaklaşık %0,04'tür ve birçok bitki için sınırlayıcıdır; seralarda \(\text{CO}_2\) zenginleştirmesinin verim artırması bundandır.
Sıcaklık: Calvin döngüsü enzimlerle yürür; bu yüzden hız sıcaklıkla belli bir optimuma kadar artar, optimumun üstünde enzimlerin yapısı bozulmaya başladığı için hızla düşer. Işığa bağımlı tepkimelerin ışığı soğurma basamakları ise sıcaklıktan çok az etkilenir. Sonuç ilginçtir: düşük ışıkta sıcaklığı değiştirmek fotosentez hızını geniş bir aralıkta hemen hiç değiştirmez, çünkü sınırlayıcı etken ışıktır. Sıcaklığın etkisi ışık bol olduğunda belirginleşir.
Işığın dalga boyu: Etki spektrumuna göre fotosentez en hızlı mavi-mor ve kırmızı ışıkta, en yavaş yeşil ışıkta gerçekleşir.
Su: Su fotosentezin hammaddesidir, ama bitkinin aldığı suyun çok küçük bir kısmı fotosentezde kullanılır. Suyun asıl etkisi stomalar üzerindendir: su azaldığında bitki su kaybını önlemek için stomalarını kapatır, yaprağa \(\text{CO}_2\) giremez ve fotosentez yavaşlar.
Mineraller ve klorofil miktarı: Klorofilin yapısında magnezyum ve azot bulunur. Bu minerallerin eksikliğinde klorofil az üretilir, yapraklar sararır ve fotosentez yavaşlar.
Bitki ışıkta hem fotosentez hem solunum yapar; ölçtüğümüz \(\text{O}_2\) çıkışı, fotosentezle üretilen \(\text{O}_2\)'den solunumda tüketilenin çıkarılmasıyla kalan net değerdir. Karanlıkta yalnızca solunum olduğu için bitki \(\text{O}_2\) tüketir. Işık şiddeti arttıkça fotosentez hızı solunum hızına yetişir; ikisinin eşit olduğu ışık şiddetine kompanzasyon noktası denir. Bu noktada bitki dışarıyla net \(\text{O}_2\) ya da \(\text{CO}_2\) alışverişi yapmaz. Bir bitkinin büyüyebilmesi için günün önemli bir bölümünde kompanzasyon noktasının üstünde ışık alması gerekir.
Okulda fotosentez hızı en çok Elodea gibi bir su bitkisiyle ölçülür. Bitki ters çevrilmiş bir huninin altına konur ve çıkan gaz kabarcıkları sayılır ya da üstteki tüpte toplanır. Lambanın uzaklığı ışık şiddetini, suya eklenen sodyum bikarbonat (\(\text{NaHCO}_3\)) \(\text{CO}_2\) derişimini, renkli filtreler ise ışığın dalga boyunu değiştirmek için kullanılır. Deneyde aynı anda yalnızca bir etken değiştirilir; diğerleri sabit tutulur.
Kemosentez
Bazı bakteriler ışık kullanmadan, inorganik maddeleri yükseltgerken açığa çıkan kimyasal enerjiyle ATP üretir ve bu enerjiyle \(\text{CO}_2\)'yi organik maddeye dönüştürür. Bu olaya kemosentez, bu canlılara kemoototrof denir. Kemosentez yalnızca bazı prokaryotlarda görülür; bitki ya da hayvan kemosentez yapmaz.
En çok bilinen örnek toprakta yaşayan nitrifikasyon bakterileridir. Nitrit bakterileri (örneğin Nitrosomonas) amonyağı nitrite, nitrat bakterileri (örneğin Nitrobacter) nitriti nitrata yükseltger:
Bu tepkimeler oksijen harcar. Açığa çıkan enerjiyle üretilen ATP ve indirgenmiş taşıyıcılar, fotosentezdekine benzer bir döngüde \(\text{CO}_2\)'nin organik maddeye bağlanmasında kullanılır. Kükürt bakterileri hidrojen sülfürü, demir bakterileri demir iyonlarını yükseltgeyerek aynı işi yapar. Kemosentez yapanlar ışığa ihtiyaç duymadığı için karanlık ortamlarda da üretici olabilir; derin okyanus tabanındaki sıcak su kaynaklarının çevresinde kurulan topluluklar bu bakterilerin ürettiği organik maddeye dayanır. Kemosentezde de fotosentezdeki gibi \(\text{CO}_2\) tüketilir, ama \(\text{O}_2\) üretilmez.
Hücresel solunum ve oksijenli solunumun evreleri
Hücresel solunum, organik moleküllerdeki kimyasal enerjinin kademeli olarak ATP'ye aktarılmasıdır. Glikoz bir anda yakılsaydı enerjinin hemen hepsi ısı olarak kaybolurdu. Hücre ise glikozu enzimlerle küçük adımlarda yükseltger ve enerjiyi parça parça yakalar. Oksijenli solunumun genel denklemi şudur:
Bu enerjinin ancak bir kısmı ATP'de depolanır; büyük bölümü ısı olarak açığa çıkar. Kuşlarda ve memelilerde vücut sıcaklığının sabit tutulmasında bu ısının payı büyüktür. Oksijenli solunum dört evrede incelenir.
1. Glikoliz (sitoplazmada): Glikoz önce 2 ATP harcanarak etkinleştirilir ve iki tane üç karbonlu moleküle (PGAL) ayrılır. Her PGAL yükseltgenirken bir \(\text{NAD}^+\) NADH'a indirgenir ve substrat düzeyinde fosforilasyonla 2 ATP oluşur; sonunda pirüvat (pirüvik asit) meydana gelir. Bir glikoz için toplam 4 ATP oluşur, 2 ATP harcandığı için net kazanç 2 ATP'dir. Ayrıca 2 NADH ve 2 pirüvat oluşur. Glikoliz oksijen gerektirmez, enzimleri sitoplazmadadır ve hem oksijenli solunumun hem fermantasyonun ortak başlangıcıdır.
2. Asetil-CoA oluşumu (matrikste): Oksijen varsa pirüvat mitokondriye girer. Her pirüvattan bir \(\text{CO}_2\) ayrılır, bir \(\text{NAD}^+\) NADH'a indirgenir ve kalan iki karbonlu grup koenzim A'ya bağlanarak asetil-CoA oluşur. Bir glikozdan iki pirüvat geldiği için bu evrede 2 \(\text{CO}_2\) ve 2 NADH oluşur. Bu evrede ATP üretilmez.
3. Krebs döngüsü (matrikste): Asetil-CoA'nın iki karbonlu grubu dört karbonlu oksaloasetik aside bağlanır ve altı karbonlu sitrik asit oluşur. Sitrik asit bir dizi tepkimeyle iki karbon kaybederek (2 \(\text{CO}_2\)) yeniden oksaloasetik aside dönüşür; döngü böylece yeni bir asetil-CoA almaya hazır olur. Bir dönüşte 2 \(\text{CO}_2\), 3 NADH, 1 \(\text{FADH}_2\) ve substrat düzeyinde 1 ATP oluşur. Bir glikozdan iki asetil-CoA geldiği için döngü iki kez döner: 4 \(\text{CO}_2\), 6 NADH, 2 \(\text{FADH}_2\) ve 2 ATP. Glikozun altı karbonu asetil-CoA oluşumu ve Krebs döngüsü sonunda tamamen \(\text{CO}_2\)'ye dönüşmüştür; ama enerjinin büyük kısmı henüz ATP'de değil, NADH ve \(\text{FADH}_2\)'deki elektronlardadır.
4. Elektron taşıma sistemi ve oksidatif fosforilasyon (kristalarda): NADH ve \(\text{FADH}_2\), elektronlarını mitokondri iç zarındaki ETS'ye verir ve yeniden \(\text{NAD}^+\) ile FAD'ye dönüşür. Elektronlar taşıyıcılar boyunca ilerlerken açığa çıkan enerjiyle \(\text{H}^+\) iyonları matriksten zarlar arası boşluğa pompalanır. Biriken \(\text{H}^+\) iyonları ATP sentazdan geçerek matrikse dönerken ATP üretilir. Zincirin sonunda elektronları oksijen alır; oksijen \(\text{H}^+\) iyonlarıyla birleşerek su oluşturur. Oksijen son elektron alıcısıdır ve solunumda kullanılan oksijenin tamamı burada harcanır.
Oksijen yoksa ETS'nin sonundaki alıcı eksik kalır ve elektron akışı durur. NADH elektronlarını veremez, \(\text{NAD}^+\) yeniden oluşamaz; \(\text{NAD}^+\) olmadan Krebs döngüsü ve asetil-CoA oluşumu da durur. Bu yüzden Krebs döngüsü oksijeni doğrudan kullanmasa da yalnızca oksijenli ortamda çalışır. Siyanür gibi zehirler ETS'yi durdurarak hücreyi oksijen varken bile ATP'siz bırakır.
Prokaryot hücrelerde mitokondri yoktur. Oksijenli solunum yapan bakterilerde glikoliz ve Krebs döngüsü sitoplazmada, ETS ise hücre zarında gerçekleşir.
Bir glikozdan kaç ATP?
Bir glikoz için evrelerin bilançosu aşağıdaki gibidir:
| Evre | Yer | \(\text{CO}_2\) | NADH | \(\text{FADH}_2\) | Substrat düzeyinde ATP |
|---|---|---|---|---|---|
| Glikoliz | Sitoplazma | 0 | 2 | 0 | 4 oluşur, 2 harcanır (net 2) |
| Asetil-CoA oluşumu | Matriks | 2 | 2 | 0 | 0 |
| Krebs döngüsü (iki tur) | Matriks | 4 | 6 | 2 | 2 |
| ETS | Krista | 0 | elektron verir | elektron verir | 0 (oksidatif fosforilasyon) |
| Toplam | 6 | 10 | 2 | net 4 |
ATP'nin büyük kısmı oksidatif fosforilasyonla üretilir. Bir NADH ve bir \(\text{FADH}_2\)'nin ETS'de kaç ATP ürettiği ise kaynaklarda farklı verilir: eski kitaplarda NADH başına 3, \(\text{FADH}_2\) başına 2 ATP alınır ve toplam 36 ya da 38 ATP bulunur; güncel ölçümlere dayanan kaynaklarda bu değerler yaklaşık 2,5 ve 1,5'tir ve toplam 30 ile 32 arasındadır. Örneğin NADH başına 2,5, \(\text{FADH}_2\) başına 1,5 ATP alınırsa:
Glikoz dışındaki besinler de solunumda kullanılabilir. Yağlar gliserol ve yağ asitlerine ayrılır; gliserol glikoliz yoluna, yağ asitleri asetil-CoA'ya dönüşerek Krebs döngüsüne katılır. Bir gram yağdan bir gram karbonhidrattan yaklaşık iki kat fazla enerji elde edilmesinin nedeni yağ asitlerinin çok sayıda asetil-CoA, NADH ve \(\text{FADH}_2\) vermesidir. Proteinler ise amino asitlere ayrıldıktan sonra amino grupları uzaklaştırılarak solunuma girer; ayrılan azot insanda üre olarak atılır. Hücre proteinleri genellikle karbonhidrat ve yağ yetersiz kaldığında enerji için kullanır.
Oksijensiz solunum ve fermantasyon
Oksijen olmadan da ATP üretilebilir. Bazı bakteriler ETS'yi kullanır, ama son elektron alıcısı olarak oksijen yerine nitrat ya da sülfat gibi inorganik maddeler kullanır. Oksijensiz ortamda ATP üretmenin en yaygın ve ÖSYM'nin en çok sorduğu yolu ise fermantasyondur.
Fermantasyonda glikoz glikolizle pirüvata parçalanır ve net 2 ATP kazanılır. Sorun NADH'tır: oksijen ve ETS olmadığı için glikolizin ürettiği NADH elektronlarını bırakacak yer bulamaz, \(\text{NAD}^+\) tükenirse glikoliz de durur. Fermantasyonun ikinci basamağı bu sorunu çözer: NADH elektronlarını pirüvata ya da ondan türeyen bir organik moleküle verir, \(\text{NAD}^+\) yeniden oluşur ve glikoliz sürebilir. Yani fermantasyonda son elektron alıcısı organik bir moleküldür ve ATP'nin tamamı glikolizde substrat düzeyinde üretilir.
Etil alkol fermantasyonu: Pirüvattan bir \(\text{CO}_2\) ayrılır ve iki karbonlu asetaldehit oluşur; asetaldehit NADH'tan elektron alarak etil alkole dönüşür. Bir glikozdan 2 etil alkol, 2 \(\text{CO}_2\) ve net 2 ATP elde edilir. Bira mayası ve bazı bakteriler bu yolu kullanır. Hamurun kabarması mayanın çıkardığı \(\text{CO}_2\)'den, şarap ve biradaki alkol ise bu fermantasyondan gelir.
Laktik asit fermantasyonu: Pirüvat doğrudan NADH'tan elektron alarak üç karbonlu laktik aside dönüşür; \(\text{CO}_2\) çıkmaz. Bir glikozdan 2 laktik asit ve net 2 ATP elde edilir. Yoğurt, peynir ve turşu yapımında kullanılan laktik asit bakterileri bu yolu izler. Yoğun egzersizde kaslara yetecek kadar oksijen gelmediğinde çizgili kas hücreleri de ATP ihtiyacının bir kısmını laktik asit fermantasyonuyla karşılar. Oluşan laktik asit kanla karaciğere taşınır ve oksijen yeterli olduğunda yeniden kullanılır. Olgun alyuvarlarda mitokondri bulunmadığı için bu hücreler ATP'lerinin tamamını glikoliz ve laktik asit fermantasyonuyla üretir.
Fermantasyon oksijenli solunuma göre çok az ATP verir; çünkü glikozdaki enerjinin büyük kısmı etil alkol ya da laktik asit içinde kalır. Maya hem oksijenli solunum hem fermantasyon yapabilir. Oksijenli ortamda glikozu tamamen yıkarak çok daha fazla ATP üretir ve daha hızlı çoğalır; oksijen azalınca fermantasyona geçer.
Mayanın fermantasyonla \(\text{CO}_2\) çıkardığını göstermek için şekerli su ve maya içeren kapalı bir kabın gazı kireç suyundan geçirilir. \(\text{CO}_2\) kireç suyundaki kalsiyum hidroksitle tepkimeye girer ve suda çözünmeyen kalsiyum karbonat oluşturduğu için kireç suyu bulanıklaşır. Deneyin kontrolünde kaynatılmış (ölü) maya ya da şekersiz su kullanılır; bunlarda bulanıklık oluşmaz.
Fotosentez ve solunumun karşılaştırılması
Fotosentez ile oksijenli solunum bir bakıma birbirinin tersidir: birinin ürünleri ötekinin hammaddesidir. Ama tepkimeler aynı yolun geri yürümesi değildir; farklı enzimlerle, farklı organellerde ve farklı ara ürünlerle gerçekleşir.
| Özellik | Fotosentez | Oksijenli solunum |
|---|---|---|
| Gerçekleştiği yer | Kloroplast (prokaryotta zar sistemleri) | Sitoplazma ve mitokondri |
| Yapan canlılar | Bitkiler, algler, siyanobakteriler | Ökaryotların hemen hepsi, birçok bakteri |
| Zaman | Yalnızca ışıkta | Gece ve gündüz sürekli |
| Hammaddeler | \(\text{CO}_2\), su | Glikoz, \(\text{O}_2\) |
| Ürünler | Glikoz, \(\text{O}_2\) | \(\text{CO}_2\), su, ATP |
| Enerji dönüşümü | Işık enerjisi → kimyasal enerji | Kimyasal enerji → ATP ve ısı |
| Elektron taşıyıcı | \(\text{NADP}^+\) | \(\text{NAD}^+\), FAD |
| Son elektron alıcısı | \(\text{NADP}^+\) | \(\text{O}_2\) |
| ATP üretimi | Fotofosforilasyon (tilakoit) | Substrat düzeyinde ve oksidatif fosforilasyon |
| Kütle değişimi | Organik madde ve kuru kütle artar | Organik madde ve kuru kütle azalır |
İkisinin ortak noktaları da önemlidir: ikisi de ATP üretir, ikisinde de ETS ve ATP sentaz kullanılır, ikisi de enzimlerle yürüdüğü için sıcaklıktan etkilenir. Kloroplastta üretilen ATP'nin büyük kısmı Calvin döngüsünde harcanır; bitki hücresinin diğer işleri için gereken ATP büyük ölçüde mitokondride solunumla üretilir. Bu yüzden yeşil bir yaprak hücresi de mitokondri taşır.
Canlılar arasında enerji ilişkisi
Fotosentez ve solunum, canlılar dünyasında madde ve enerjiyi birbirine bağlar. Üreticiler ışık enerjisini organik maddelere bağlar ve atmosfere oksijen verir. Tüketiciler ve ayrıştırıcılar bu organik maddeleri besin olarak alır, oksijenle yıkar ve \(\text{CO}_2\) ile suyu yeniden ortama verir; bu \(\text{CO}_2\) ve su yine fotosentezde kullanılır. Böylece karbon, oksijen ve hidrojen atomları döngü hâlinde dolaşır.
Enerji ise döngü yapmaz. Işıkla gelen enerji önce glikozda kimyasal enerjiye, sonra ATP'ye, sonra kas kasılması, aktif taşıma ya da sentez gibi işlere dönüşür ve her adımda bir kısmı ısı olarak ortama yayılır. Isı yeniden fotosentezde kullanılamaz. Bu yüzden canlılar dünyasının sürekli bir enerji girişine, yani Güneş'e ihtiyacı vardır. Kemosentez yapan bakteriler ise enerjilerini inorganik maddelerden aldıkları için Güneş'ten doğrudan bağımsız küçük bir istisna oluşturur.
Bitkinin kendi içindeki denge de bu ilişkiyi yansıtır. Gündüz fotosentez hızı solunumdan büyük olduğunda bitki organik madde biriktirir ve büyür; gece yalnızca solunum yapar ve biriktirdiğinin bir kısmını harcar. Uzun süre kompanzasyon noktasının altında ışık alan bir bitki biriktirdiğinden fazlasını harcar ve sonunda kurur.
Formüller
Çözümlü örnekler
Aşağıdaki olaylarda ATP'nin hangi fosforilasyon yoluyla üretildiğini belirle: (I) glikolizde pirüvat oluşurken üretilen ATP, (II) mitokondri iç zarındaki ATP sentazın ürettiği ATP, (III) tilakoit zardaki ATP sentazın ürettiği ATP, (IV) Krebs döngüsünde üretilen ATP, (V) bir yoğurt bakterisinin laktik asit fermantasyonunda ürettiği ATP.
- Fosfatın bir ara üründen doğrudan ADP'ye aktarıldığı, ETS gerektirmeyen yol substrat düzeyinde fosforilasyondur. Glikoliz (I) ve Krebs döngüsü (IV) bu yolla ATP üretir.
- Fermantasyonun ATP'si de glikolizden gelir; bu yüzden V de substrat düzeyindedir.
- Mitokondri iç zarındaki ATP sentaz, besinlerden gelen elektronların ETS'de oluşturduğu \(\text{H}^+\) birikimini kullanır: oksidatif fosforilasyon (II). Tilakoit zardakini ise ışıkla uyarılan elektronlar çalıştırır: fotofosforilasyon (III).
Cevap: Substrat düzeyinde: I, IV, V; oksidatif: II; foto: III
Üç kapalı fanus hazırlanıyor. 1. fanusta yanan bir mum ve yeşil bir bitki ışıkta, 2. fanusta yanan bir mum ve aynı tür bir bitki karanlıkta, 3. fanusta yalnızca yanan bir mum ışıkta bekletiliyor. Mumlar söndükten birkaç gün sonra fanusların içinde mum yeniden yakılmaya çalışılıyor. Hangi fanusta mum yeniden yanabilir?
- Mumun yanması için \(\text{O}_2\) gerekir. Mum söndüğünde fanusun havasında yanmaya yetecek \(\text{O}_2\) kalmamıştır.
- Havaya yeniden \(\text{O}_2\) verebilecek tek olay fotosentezdir; Ingenhousz'un gösterdiği gibi bu ancak ışıkta olur. 1. fanustaki bitki ışıkta fotosentez yaparak \(\text{O}_2\) üretir.
- 2. fanustaki bitki karanlıkta yalnızca solunum yapar ve \(\text{O}_2\) tüketir; 3. fanusta \(\text{O}_2\) üretecek canlı yoktur.
Cevap: Yalnızca 1. fanusta
Klorofil a ve klorofil b'nin absorpsiyon spektrumlarına göre bu pigmentler hangi renklerdeki ışığı en çok soğurur? Yaprakların yeşil görünmesini ve Engelmann deneyinde bakterilerin toplandığı yerleri bu bilgiyle açıkla.
- Absorpsiyon spektrumunda iki klorofilin de tepeleri mavi-mor (yaklaşık 430 ile 450 nm) ve kırmızı (yaklaşık 640 ile 660 nm) bölgededir. Yeşil bölgede (yaklaşık 500 ile 600 nm) soğurma çok azdır.
- Soğurulmayan yeşil ışık yapraktan yansır ve geçer; gözümüze yaprak yeşil görünür.
- Fotosentez hızı en çok soğurulan ışıkta yüksektir. Algin mavi-mor ve kırmızı ışık alan bölgeleri en çok \(\text{O}_2\)'yi üretir; oksijen arayan bakteriler orada toplanır.
Cevap: Mavi-mor ve kırmızı; yeşil ışık en az soğurulup yansıtıldığı için yaprak yeşil görünür
Döngüsel olmayan ve döngüsel fotofosforilasyonun ürünlerini karşılaştır. Fotosistem II çalışmayan bir kloroplastta hangi ürün oluşmaya devam edebilir?
- Döngüsel olmayan yolda fotosistem II'nin kaybettiği elektronlar suyun fotolizinden gelir: \(\text{O}_2\) açığa çıkar. Elektronlar fotosistem I üzerinden \(\text{NADP}^+\)'ya gider: NADPH oluşur. ETS'den geçerken oluşan \(\text{H}^+\) birikimiyle ATP üretilir.
- Döngüsel yolda yalnızca fotosistem I çalışır; elektronlar ETS'ye geri döner. Su parçalanmaz, NADPH oluşmaz; yalnızca ATP üretilir.
- Fotosistem II çalışmıyorsa su parçalanamaz ve döngüsel olmayan yol yürümez; döngüsel yol fotosistem I ile sürebilir.
Cevap: Döngüsel olmayan: ATP, NADPH ve \(\text{O}_2\); döngüsel: yalnızca ATP. Fotosistem II çalışmazsa yalnızca ATP oluşabilir
Calvin döngüsünde her \(\text{CO}_2\) molekülünün tutulması için 3 ATP ve 2 NADPH harcandığını kabul edelim. 12 \(\text{CO}_2\) tutulduğunda kaç glikoz üretilebilir, kaç ATP ve NADPH harcanır? Gereken NADPH döngüsel olmayan fotofosforilasyonla üretildiğine göre kaç su molekülü parçalanır ve kaç \(\text{O}_2\) çıkar? (Her NADPH için 2 elektron gerekir; her su molekülü 2 elektron verir.)
- Bir glikozun altı karbonu vardır ve her karbon bir \(\text{CO}_2\)'den gelir: \(12 / 6 = 2\) glikoz.
- ATP: \(12 \cdot 3 = 36\); NADPH: \(12 \cdot 2 = 24\).
- 24 NADPH için \(24 \cdot 2 = 48\) elektron gerekir; her su 2 elektron verdiğine göre 24 su parçalanır.
- İki su molekülünden bir \(\text{O}_2\) çıkar: \(24 / 2 = 12\ \text{O}_2\). Fotosentez denkleminde de 2 glikoz için 12 \(\text{O}_2\) vardır; sonuç tutarlıdır.
Cevap: 2 glikoz; 36 ATP ve 24 NADPH; 24 su parçalanır, 12 \(\text{O}_2\) çıkar
Aşağıdaki grafikte aynı sıcaklıkta, iki \(\text{CO}_2\) derişimi için fotosentez hızının ışık şiddetine göre değişimi verilmiştir.
Işık şiddeti düşükken (eğrilerin çakıştığı bölgede) ve düşük \(\text{CO}_2\) eğrisinin düzleştiği yüksek ışık şiddetinde fotosentez hızını sınırlayan etken nedir? Her iki durumda hızı artırmak için ne yapılmalıdır?
- Düşük ışıkta iki eğri çakışıyor: \(\text{CO}_2\) derişimi farklı olduğu hâlde hız aynı. Demek ki \(\text{CO}_2\) sınırlayıcı değildir; sınırlayıcı etken ışık şiddetidir ve hız ancak ışık artırılınca yükselir.
- Düşük \(\text{CO}_2\) eğrisi düzleştikten sonra ışığı artırmak hızı değiştirmiyor. Aynı ışık şiddetinde yüksek \(\text{CO}_2\) eğrisi daha yukarıda olduğuna göre \(\text{CO}_2\) artırılınca hız artar.
- Bu bölgede sınırlayıcı etken \(\text{CO}_2\) derişimidir.
Cevap: Düşük ışıkta ışık şiddeti (ışık artırılmalı); düşük \(\text{CO}_2\) eğrisinin düzlüğünde \(\text{CO}_2\) derişimi (\(\text{CO}_2\) artırılmalı)
Oksijenli solunumda bir glikoz molekülü tamamen yıkıldığında kaç \(\text{CO}_2\), NADH ve \(\text{FADH}_2\) oluşur? Substrat düzeyinde fosforilasyonla net kaç ATP kazanılır? NADH başına 2,5, \(\text{FADH}_2\) başına 1,5 ATP üretildiği kabul edilirse toplam net ATP kaçtır?
- Glikoliz: 2 NADH, 4 ATP oluşur, 2 ATP harcanır. Asetil-CoA oluşumu: 2 \(\text{CO}_2\), 2 NADH.
- Krebs döngüsü iki tur: 4 \(\text{CO}_2\), 6 NADH, 2 \(\text{FADH}_2\), 2 ATP.
- Toplam: \(\text{CO}_2 = 2 + 4 = 6\); NADH \(= 2 + 2 + 6 = 10\); \(\text{FADH}_2 = 2\); substrat düzeyinde net ATP \(= 4 - 2 + 2 = 4\).
- Oksidatif fosforilasyon: \(10 \cdot 2{,}5 + 2 \cdot 1{,}5 = 28\). Toplam: \(4 + 28 = 32\).
Cevap: 6 \(\text{CO}_2\), 10 NADH, 2 \(\text{FADH}_2\); substrat düzeyinde net 4 ATP; toplam 32 ATP
Glikozlu bir ortamda yaşayan maya hücreleri bir süre içinde 6 molekül \(\text{O}_2\) tüketiyor ve 10 molekül \(\text{CO}_2\) çıkarıyor. Oksijenli solunumda glikozun tamamen \(\text{CO}_2\) ve suya yıkıldığını, oksijenli solunumda glikoz başına 38 ATP, fermantasyonda 2 ATP üretildiğini kabul edelim. Kaç glikoz oksijenli solunumla, kaçı etil alkol fermantasyonuyla kullanılmıştır? Toplam kaç ATP üretilmiştir?
- \(\text{O}_2\) yalnızca oksijenli solunumda kullanılır ve bir glikoz için 6 \(\text{O}_2\) gerekir: \(6 / 6 = 1\) glikoz oksijenli solunumla yıkılmıştır.
- Bu glikoz 6 \(\text{CO}_2\) verir. Kalan \(10 - 6 = 4\ \text{CO}_2\) fermantasyondan gelir; etil alkol fermantasyonunda glikoz başına 2 \(\text{CO}_2\) çıktığı için \(4 / 2 = 2\) glikoz fermantasyona girmiştir.
- ATP: \(1 \cdot 38 + 2 \cdot 2 = 42\).
Cevap: 1 glikoz oksijenli solunumla, 2 glikoz fermantasyonla; 42 ATP
Işıkta tutulan bir bitkiye oksijen atomları \(^{18}\text{O}\) ile işaretli \(\text{CO}_2\) veriliyor. İşaretli oksijen bitkide hangi moleküllerde görülür? Bu bitkinin ürettiği glikozu besin olarak alan bir farede işaret hangi molekülle dışarı verilir?
- Fotosentezde \(\text{CO}_2\)'nin oksijen atomları glikoza ve tepkimede yeni oluşan suya geçer. Açığa çıkan \(\text{O}_2\) ise sudan geldiği için işaretsizdir.
- Fare glikozu oksijenli solunumla yıkar. Glikozdaki oksijen atomları solunumda \(\text{CO}_2\)'ye geçer; solunumda oluşan suyun oksijeni ise havadan alınan \(\text{O}_2\)'den gelir.
- İşaret farede solunumla verilen \(\text{CO}_2\)'de görülür.
Cevap: Bitkide glikozda ve fotosentezde oluşan suda; farede solunumla verilen \(\text{CO}_2\)'de
Sık yapılan hatalar
- Fotosentezde çıkan oksijenin \(\text{CO}_2\)'den geldiğini sanmak. \(\text{O}_2\)'nin tamamı suyun fotolizinden gelir; \(\text{CO}_2\)'nin oksijeni glikoza ve suya geçer.
- Bitkilerin yalnızca fotosentez yaptığını, solunumu yalnızca geceleri yaptığını düşünmek. Bitki hücreleri gece ve gündüz solunum yapar; ışıkta ölçülen gaz alışverişi net değerdir.
- "Işıktan bağımsız tepkimeler karanlıkta gerçekleşir" demek. Calvin döngüsü ışığa bağımlı tepkimelerin ATP ve NADPH'ına muhtaçtır; karanlıkta kısa sürede durur.
- Krebs döngüsünün oksijeni doğrudan kullandığını ya da glikolizin mitokondride olduğunu sanmak. Glikoliz sitoplazmada, Krebs matrikste yürür; oksijeni yalnızca ETS'nin sonu kullanır, ama oksijen yokken Krebs de \(\text{NAD}^+\) bulamadığı için durur.
- Glikolizde 4 ATP oluştuğu için net kazancı 4 ATP saymak. 2 ATP başta harcanır; net kazanç 2 ATP'dir.
- Fermantasyonda ETS'nin ya da mitokondrinin kullanıldığını, laktik asit fermantasyonunda da \(\text{CO}_2\) çıktığını düşünmek. Fermantasyonun ATP'si glikolizden gelir; \(\text{CO}_2\) yalnızca etil alkol fermantasyonunda çıkar.
- Yeşil ışıkta fotosentezin hiç olmadığını ya da karotenoitlerin fotosentezde işe yaramadığını söylemek.
- Kemosentezde de oksijen üretildiğini ya da kemosentezi bitkilerin yaptığını sanmak. Kemosentezi bazı bakteriler yapar; \(\text{CO}_2\) tüketilir, \(\text{O}_2\) üretilmez.
Ekmek hamuruna katılan maya, hamurdaki şekerleri önce oksijenli solunumla, hamurun içindeki oksijen tükenince de etil alkol fermantasyonuyla kullanır. Fermantasyonda çıkan \(\text{CO}_2\) hamurun gluten ağına takılıp küçük kabarcıklar oluşturur ve hamur kabarır; ekmeğin içindeki gözenekler bu kabarcıkların izidir. Aynı tepkimede oluşan etil alkolün büyük kısmı fırında buharlaşır. Yoğurt yapımında ise sütteki laktozu kullanan laktik asit bakterileri laktik asit üretir; ortam asitlenince süt proteinleri pıhtılaşır ve süt koyulaşarak yoğurda dönüşür. Mutfakta iki farklı fermantasyonun ürünü aynı sofrada buluşur.
Konu testi
27 soru. Bir seçeneğe dokun; doğru cevap ve çözüm hemen açılır.
Fotosentezin ışığa bağımlı tepkimeleri kloroplastın hangi bölümünde gerçekleşir?
Işığı soğuran pigmentler, fotosistemler, ETS ve ATP sentaz tilakoit zarlarındadır; suyun fotolizi, ATP ve NADPH üretimi burada olur. Stroma Calvin döngüsünün yeridir; krista ve matriks mitokondrinin bölümleridir.
Aşağıdaki olayların hangisinde ATP oksidatif fosforilasyonla üretilir?
Oksidatif fosforilasyonda besinlerden gelen elektronlar mitokondri iç zarındaki ETS'de oksijene taşınır ve oluşan \(\text{H}^+\) birikimiyle ATP sentaz ATP üretir. Glikoliz, Krebs döngüsü ve fermantasyonda ATP substrat düzeyinde, ışığa bağımlı tepkimelerde ise fotofosforilasyonla üretilir.
Etil alkol fermantasyonu ile laktik asit fermantasyonunun ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
İki fermantasyonda da ATP yalnızca glikolizde substrat düzeyinde üretilir; bir glikozdan net 2 ATP kazanılır. \(\text{CO}_2\) yalnızca etil alkol fermantasyonunda çıkar. Fermantasyon oksijen ve ETS kullanmaz, sitoplazmada gerçekleşir.
Fotosentezde atmosfere verilen oksijen gazının oksijen atomları aşağıdaki moleküllerden hangisinden gelir?
Fotosistem II'nin kaybettiği elektronlar suyun fotolizinden karşılanır; iki su molekülünden bir \(\text{O}_2\) çıkar. İşaretli su ile yapılan deneylerde işaret açığa çıkan oksijende görülmüştür. Karbon dioksitin oksijen atomları glikoza ve fotosentezde oluşan suya geçer.
Kemosentez ile ilgili
- I.Işık enerjisi kullanılarak gerçekleşir.
- II.İnorganik maddelerin yükseltgenmesiyle açığa çıkan enerji kullanılır.
- III.Karbon dioksit organik maddeye dönüştürülür.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Kemosentez yapan bakteriler amonyak, nitrit ya da hidrojen sülfür gibi inorganik maddeleri yükseltgerken açığa çıkan kimyasal enerjiyi kullanır ve \(\text{CO}_2\)'yi organik maddeye bağlar. Işık kullanılmaz; bu yüzden kemosentez karanlık ortamlarda da gerçekleşebilir.
Jan Ingenhousz'un fotosentezin anlaşılmasına katkısı aşağıdakilerden hangisidir?
Ingenhousz, bitkilerin havayı düzeltmesinin yalnızca ışıkta olduğunu ve bunu yeşil kısımların yaptığını; karanlıkta bitkilerin de havayı bozduğunu gösterdi. Kapalı fanus deneyi Priestley'e, söğüt deneyi van Helmont'a, bakteri deneyi Engelmann'a aittir; oksijenin sudan geldiği 1940'larda işaretli oksijenle kanıtlandı.
Glikoliz ile ilgili
- I.Sitoplazmada gerçekleşir.
- II.Yalnızca oksijenli ortamda gerçekleşir.
- III.Bir glikozdan net 2 ATP, 2 NADH ve 2 pirüvat oluşur.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Glikoliz enzimleri sitoplazmadadır; glikoz 2 ATP harcanarak etkinleşir, 4 ATP oluşur. Net 2 ATP, 2 NADH ve 2 pirüvat kalır. Glikoliz oksijen gerektirmez; hem oksijenli solunumun hem fermantasyonun ilk evresidir.
Şekilde bir hücrenin bir bölümü ve bir mitokondri gösterilmiştir; K, L, M ve N harfleri farklı bölgeleri belirtmektedir.
Oksijenli solunumda Krebs döngüsü ve elektron taşıma sistemi sırasıyla hangi bölgelerde gerçekleşir?
N, iç zarın kuşattığı matrikstir; asetil-CoA oluşumu ve Krebs döngüsü burada gerçekleşir. M, iç zarın kıvrımı olan kristadır; ETS ve ATP sentaz bu zardadır. K sitoplazmadır ve glikolizin yeridir; L, iki zar arasındaki boşluktur ve ETS'nin pompaladığı \(\text{H}^+\) iyonları burada birikir.
Grafikte iki farklı \(\text{CO}_2\) derişiminde, sıcaklık uygun ve sabitken fotosentez hızının ışık şiddetine göre değişimi verilmiştir.
Buna göre
- I.K noktasında fotosentez hızını ışık şiddeti sınırlamaktadır.
- II.L noktasında ortamın \(\text{CO}_2\) derişimi artırılırsa fotosentez hızı artar.
- III.M noktasında ışık şiddeti artırılırsa fotosentez hızı değişmez.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
K, iki eğrinin çakıştığı bölgededir: \(\text{CO}_2\) farkı hızı değiştirmiyor, sınırlayıcı etken ışıktır. L'de düşük \(\text{CO}_2\) eğrisi düzleşmiştir; aynı ışık şiddetinde yüksek \(\text{CO}_2\) eğrisi daha yukarıdadır, yani \(\text{CO}_2\) artırılınca hız artar. M, yüksek \(\text{CO}_2\) eğrisinin hâlâ yükselen kısmındadır; burada ışık sınırlayıcıdır ve ışık şiddeti artırılınca hız artar.
Grafikte üç fotosentez pigmentinin (X, Y ve Z) absorpsiyon spektrumu verilmiştir.
Buna göre
- I.X ve Y en çok mavi-mor ve kırmızı bölgedeki ışığı soğurur.
- II.Z, 650 nm'lik kırmızı ışığı X'ten daha çok soğurur.
- III.550 nm'lik yeşil ışığı üç pigment arasında en çok Z soğurur.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
X ve Y'nin iki soğurma tepesi mavi-mor (yaklaşık 430 ile 450 nm) ve kırmızı (yaklaşık 640 ile 660 nm) bölgededir. Z'nin soğurması yaklaşık 500 nm'den sonra sıfıra iner; Z, 650 nm'yi de 550 nm'yi de hemen hiç soğurmaz. 550 nm'de az da olsa soğurma yapan pigmentler X ve Y'dir.
Calvin döngüsünde her \(\text{CO}_2\) molekülünün tutulması için 3 ATP ve 2 NADPH harcandığı kabul ediliyor.
Buna göre 3 glikoz molekülü üretmek için Calvin döngüsünde toplam kaç ATP harcanır?
Bir glikozun altı karbonu altı \(\text{CO}_2\)'den gelir; 3 glikoz için \(3 \cdot 6 = 18\) \(\text{CO}_2\) tutulmalıdır. Harcanan ATP: \(18 \cdot 3 = 54\).
Şekildeki üç kapalı kap 30 °C'de, oksijensiz ortamda bekletiliyor ve her kaptan çıkan gaz bir kireç suyu tüpünden geçiriliyor.
Bir süre sonra hangi kaplara bağlı kireç suyu tüplerinde bulanıklık gözlenir?
Kireç suyunu bulandıran \(\text{CO}_2\)'dir. Oksijensiz ortamda canlı maya glikozu etil alkol fermantasyonuyla kullanır ve \(\text{CO}_2\) çıkarır. Kaynatılmış maya ölüdür, enzimleri bozulmuştur; maya bulunmayan kapta da glikozu kullanan canlı yoktur. Bu iki kapta \(\text{CO}_2\) oluşmaz.
Oksijensiz ortamdaki maya hücreleri 5 glikoz molekülünü etil alkol fermantasyonuyla kullanıyor.
Bu olayda açığa çıkan \(\text{CO}_2\) ve net olarak kazanılan ATP sayısı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
Etil alkol fermantasyonunda bir glikozdan 2 etil alkol, 2 \(\text{CO}_2\) ve net 2 ATP elde edilir. 5 glikoz için \(5 \cdot 2 = 10\) \(\text{CO}_2\) ve \(5 \cdot 2 = 10\) ATP.
Döngüsel fotofosforilasyonda
- I.\(\text{O}_2\),
- II.NADPH,
- III.ATP
maddelerinden hangileri oluşur?
Döngüsel fotofosforilasyonda yalnızca fotosistem I çalışır ve uyarılan elektronlar ETS'ye geri döner; ETS'den geçerken oluşan \(\text{H}^+\) birikimiyle yalnızca ATP üretilir. Su parçalanmadığı için \(\text{O}_2\) çıkmaz; elektronlar \(\text{NADP}^+\)'ya gitmediği için NADPH oluşmaz.
Grafikte aynı \(\text{CO}_2\) derişiminde, iki farklı ışık şiddetindeki ortamda (I ve II) bir bitkinin fotosentez hızının sıcaklığa göre değişimi verilmiştir.
Buna göre
- I.II. ortamda 10 °C ile 40 °C arasında fotosentez hızını sıcaklık değil ışık şiddeti sınırlamaktadır.
- II.I. ortamda 30 °C'den sonra hızın düşmesi enzimlerin yapısının bozulmaya başlamasıyla açıklanabilir.
- III.I. ortamın ışık şiddeti II. ortamınkinden yüksektir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
II. ortamda hız 10 °C ile 40 °C arasında sıcaklık değiştiği hâlde sabit kalıyor; sınırlayıcı etken sıcaklık değil ışıktır. I. ortamda hız aynı sıcaklıklarda daha yüksek olduğuna göre ışık şiddeti daha yüksektir. Calvin döngüsü enzimlerle yürür; optimumun üstünde enzimlerin yapısı bozulmaya başlar ve hız düşer.
Bir bitki, ışık şiddetinin bu bitkinin kompanzasyon noktasına eşit olduğu bir ortamda tutuluyor.
Bu ortamdaki bitki için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Kompanzasyon noktasında fotosentezle üretilen \(\text{O}_2\), solunumda tüketilen \(\text{O}_2\)'ye eşittir; bitki dışarıyla net gaz alışverişi yapmaz. Bu noktada iki olay da sürmektedir; bitki ürettiği organik maddeyi solunumda harcadığı için net madde biriktirmez.
Bir su bitkisi eşit şiddette mavi, yeşil ve kırmızı ışıkla ayrı ayrı aydınlatılıyor ve diğer koşullar aynı tutularak dakikada çıkan oksijen kabarcıkları sayılıyor.
Bu deneyle ilgili
- I.En az kabarcık yeşil ışıkta çıkar.
- II.Yeşil ışıkta hiç kabarcık çıkmaz.
- III.Mavi ve kırmızı ışıkta çıkan kabarcık sayısı yeşil ışıktakinden fazladır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Etki spektrumuna göre fotosentez en hızlı mavi-mor ve kırmızı ışıkta, en yavaş yeşil ışıkta gerçekleşir. Yeşil ışığın da bir kısmı soğurulup kullanıldığı için yeşil ışıkta hız sıfır olmaz; kabarcık sayısı yalnızca azdır.
Bir bitki aynı sıcaklıkta ışıkta tutulduğunda ortama dakikada 20 birim net \(\text{O}_2\) veriyor, karanlıkta tutulduğunda ise ortamdan dakikada 4 birim \(\text{O}_2\) alıyor.
Solunum hızının ışıkta da aynı kaldığı kabul edilirse bu bitkinin ışıktaki gerçek fotosentez hızı dakikada kaç birim \(\text{O}_2\) üretimine karşılık gelir?
Karanlıkta ölçülen \(\text{O}_2\) tüketimi solunum hızıdır: 4 birim. Işıkta ölçülen 20 birim, fotosentezle üretilenden solunumla tüketilenin çıkarılmasıyla kalan net değerdir. Gerçek fotosentez hızı \(= 20 + 4 = 24\) birim.
Bir maya kültürü glikozlu bir ortamda belirli bir sürede 12 molekül \(\text{O}_2\) tüketiyor ve toplam 20 molekül \(\text{CO}_2\) üretiyor. Kültürde glikozun bir kısmı oksijenli solunumla tamamen \(\text{CO}_2\) ve suya yıkılıyor, kalanı etil alkol fermantasyonuyla kullanılıyor.
Buna göre bu sürede kaç glikoz molekülü fermantasyonla kullanılmıştır?
\(\text{O}_2\) yalnızca oksijenli solunumda tüketilir; bir glikoz için 6 \(\text{O}_2\) gerektiğinden \(12 / 6 = 2\) glikoz oksijenli solunumla yıkılmıştır ve \(2 \cdot 6 = 12\) \(\text{CO}_2\) çıkmıştır. Kalan \(20 - 12 = 8\) \(\text{CO}_2\) fermantasyondan gelir; glikoz başına 2 \(\text{CO}_2\) çıktığı için \(8 / 2 = 4\) glikoz fermantasyona girmiştir.
Bir ökaryot hücrede oksijenli solunumla ilgili şu değerler kabul ediliyor:
- Mitokondride oluşan her NADH elektron taşıma sisteminde 3 ATP, her \(\text{FADH}_2\) 2 ATP üretir.
- Glikolizde oluşan NADH'ın elektronları mitokondriye taşınırken \(\text{FADH}_2\)'ye aktarılır ve her biri 2 ATP üretir.
Buna göre bir glikoz molekülünün oksijenli solunumla tamamen yıkılmasından net kaç ATP elde edilir?
Substrat düzeyinde net ATP: glikolizde \(4 - 2 = 2\), Krebs döngüsünde 2; toplam 4. Mitokondride 8 NADH (2 asetil-CoA oluşumundan, 6 Krebs'ten) \(8 \cdot 3 = 24\) ATP; Krebs'in 2 \(\text{FADH}_2\)'si \(2 \cdot 2 = 4\) ATP; glikolizin 2 NADH'ı \(2 \cdot 2 = 4\) ATP verir. Toplam \(4 + 24 + 4 + 4 = 36\).
Oksijenli solunumda 3 glikoz molekülü tamamen yıkılıyor.
Bu olayda yalnızca mitokondri matriksinde gerçekleşen tepkimelerde açığa çıkan \(\text{CO}_2\) ve oluşan NADH sayıları aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
Matrikste asetil-CoA oluşumu ve Krebs döngüsü gerçekleşir. Bir glikoz için asetil-CoA oluşumunda 2 \(\text{CO}_2\) ve 2 NADH, Krebs döngüsünde 4 \(\text{CO}_2\) ve 6 NADH oluşur: glikoz başına 6 \(\text{CO}_2\), 8 NADH. 3 glikoz için 18 \(\text{CO}_2\) ve 24 NADH. Glikolizin NADH'ları sitoplazmada oluştuğu için sayılmaz.
Oksijenli solunumda her NADH ve her \(\text{FADH}_2\) molekülü elektron taşıma sistemine bir çift elektron verir. Sistemin sonunda her elektron çifti iki \(\text{H}^+\) iyonu ve bir oksijen atomuyla birleşerek bir su molekülü oluşturur.
Buna göre 4 glikoz molekülünün oksijenli solunumla tamamen yıkılması sırasında elektron taşıma sisteminde kaç su molekülü oluşur?
Bir glikozdan 10 NADH (2 glikoliz, 2 asetil-CoA oluşumu, 6 Krebs) ve 2 \(\text{FADH}_2\) oluşur; ETS'ye 12 elektron çifti gelir ve 12 su oluşur. 4 glikoz için \(4 \cdot 12 = 48\). Genel denklemdeki 6 su net değerdir; solunumun ara basamaklarında da su kullanıldığı için ETS'de oluşan su daha fazladır.
Fotosentezle ilgili şu bilgiler veriliyor:
- Calvin döngüsünde her \(\text{CO}_2\) molekülünün tutulması için 2 NADPH harcanır.
- Her NADPH oluşumu için 2 elektron gerekir ve bu elektronlar suyun fotolizinden sağlanır.
- Her su molekülünün fotolizi 2 elektron verir; parçalanan her 2 su molekülünden 1 \(\text{O}_2\) çıkar.
Buna göre 2 glikoz molekülü üretilirken ışığa bağımlı tepkimelerde kaç \(\text{O}_2\) molekülü açığa çıkar?
2 glikoz için \(2 \cdot 6 = 12\) \(\text{CO}_2\) tutulur ve \(12 \cdot 2 = 24\) NADPH harcanır. 24 NADPH için \(24 \cdot 2 = 48\) elektron gerekir. 48 elektron \(48 / 2 = 24\) su molekülünün fotolizinden gelir; 24 sudan \(24 / 2 = 12\) \(\text{O}_2\) çıkar.
Fotosentez ile oksijenli solunum karşılaştırıldığında
- I.İkisinde de elektron taşıma sistemi ve ATP sentaz kullanılarak ATP üretilir.
- II.İkisinde de elektron taşıma sisteminin son elektron alıcısı \(\text{O}_2\)'dir.
- III.Fotosentezde üretilen ATP'nin büyük kısmı Calvin döngüsünde harcanır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Fotofosforilasyon ve oksidatif fosforilasyonda ETS'nin oluşturduğu \(\text{H}^+\) birikiminden ATP sentaz yararlanır. Kloroplastın ATP'si büyük ölçüde stromadaki Calvin döngüsünde harcanır. Fotosentezde döngüsel olmayan akışın son elektron alıcısı \(\text{NADP}^+\)'dır; \(\text{O}_2\) son alıcı değil, suyun fotolizinin yan ürünüdür.
Işıkta ve bol \(\text{CO}_2\) bulunan bir ortamda fotosentez yapan bir alg kültürünün ışığı aniden kesiliyor.
Işığın kesilmesinden hemen sonraki kısa süre içinde stromadaki madde miktarlarıyla ilgili
- I.PGA (fosfogliserik asit) miktarı artar.
- II.RuBP (ribuloz bifosfat) miktarı azalır.
- III.NADPH miktarı artar.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Işık kesilince ışığa bağımlı tepkimeler durur ve ATP ile NADPH yeni üretilemez; eldeki NADPH kullanılıp azalır. PGA'nın PGAL'ye dönüşmesi için ATP ve NADPH gerektiğinden PGA birikir. RuBP, bol \(\text{CO}_2\) ile PGA'ya dönüşmeye devam eder; ama yeniden yapılması da ATP istediği için RuBP miktarı azalır.
Bir Elodea dalı ile aynı sıcaklıkta (25 °C) dört deney yapılıyor. Işık şiddeti ve suya eklenen \(\text{NaHCO}_3\) ile ayarlanan \(\text{CO}_2\) düzeyi göreli birimlerle verilmiş, dakikada çıkan kabarcık sayıları ölçülmüştür:
- 1. deney: ışık 2, \(\text{CO}_2\) 3, kabarcık 8
- 2. deney: ışık 6, \(\text{CO}_2\) 3, kabarcık 10
- 3. deney: ışık 6, \(\text{CO}_2\) 6, kabarcık 20
- 4. deney: ışık 2, \(\text{CO}_2\) 6, kabarcık 8
Bu sonuçlara göre
- I.Düşük ışık şiddetinde \(\text{CO}_2\) artışı fotosentez hızını değiştirmemiştir.
- II.2. deneyde fotosentez hızını sınırlayan etken \(\text{CO}_2\) düzeyidir.
- III.Işık şiddetinin etkisi \(\text{CO}_2\) düzeyi yüksekken daha belirgindir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
- ve 4. deneylerde ışık 2 iken \(\text{CO}_2\) 3'ten 6'ya çıkınca kabarcık sayısı 8'de kalmıştır. 2. ve 3. deneylerde ışık 6 iken \(\text{CO}_2\) artınca hız 10'dan 20'ye çıkmıştır; 2. deneyde sınırlayıcı etken \(\text{CO}_2\)'dir.
- \(\text{CO}_2\) 3 iken ışığı 2'den 6'ya çıkarmak hızı 8'den 10'a, \(\text{CO}_2\) 6 iken 8'den 20'ye çıkarmıştır; ışığın etkisi yüksek \(\text{CO}_2\)'de daha büyüktür.
Fotosentez yapan bir bitkiye oksijen atomları \(^{18}\text{O}\) ile işaretli su veriliyor. Bitki ışıkta bir süre tutulduktan sonra kapalı ortamdaki hava, işaretsiz besinlerle beslenen bir farenin bulunduğu kapalı bir kaba aktarılıyor.
İşaretli oksijen atomları farede ilk olarak aşağıdaki moleküllerden hangisinin yapısında görülür?
Fotosentezde \(\text{O}_2\)'nin oksijeni sudan gelir; işaretli su verilen bitkinin çıkardığı \(\text{O}_2\) işaretlidir. Fare bu \(\text{O}_2\)'yi solunumda kullanır; \(\text{O}_2\) ETS'nin son elektron alıcısıdır ve \(\text{H}^+\) ile birleşerek su oluşturur. Farenin \(\text{CO}_2\)'si, pirüvatı ve glikojeni işaretsiz besinlerden gelir.
İlerlemen bu tarayıcıda saklanıyor. Ücretsiz üye ol, her cihazda kaldığın yerden devam et.