YKS Biyoloji Haberlere dön
YKS 2027'ye 229 günTYT 19 Haziran 2027Türkiye geneli deneme: 29 Kasım Pazar, 11.00Ücretsiz kaydol
AYT 11. sınıf · 3. konu

Duyu Organları

Reseptör çeşitleri ve duyunun oluşumu; göz, kulak, burun, dil ve derinin yapısı; görme, işitme, denge, koku, tat ve dokunma; göz kusurları ve düzeltilmeleri.

Bu konuda öğreneceklerin
  • Mekanoreseptör, kemoreseptör, termoreseptör, fotoreseptör ve ağrı reseptörlerini uyarılarıyla eşleştirmeyi; duyunun oluşma basamaklarını ve reseptörlerde uyumu
  • Gözün tabakalarını ve yapılarını, çubuk ve koni hücrelerini, sarı benek ile kör noktayı, rodopsin ve A vitamininin görmedeki yerini
  • Görme olayını, göz merceğinin yakın ve uzak görmedeki uyumunu, göz bebeğinin ışığa göre değişmesini
  • Miyopi, hipermetropi, astigmatizm ve presbiyopinin nedenlerini ve hangi merceklerle düzeltildiğini; renk körlüğü, katarakt ve glokomu
  • Kulağın bölümlerini, işitme ve denge olaylarını adım adım
  • Koku epitelini, tat tomurcuklarını ve beş temel tadı, derinin katmanlarını ve deri reseptörlerini; duyu organlarını korumanın yollarını

Duyu organları ve reseptörler

Vücudumuz hem dış ortamdaki hem de kendi içindeki değişiklikleri sürekli izler. Işığın yanması, bir sesin duyulması, havadaki bir koku, elimize değen sıcak bir bardak, kanımızdaki karbondioksitin artması birer uyarıdır. Bu uyarıları algılayan özelleşmiş yapılara reseptör (almaç) denir. Reseptörlerin topluca bulunduğu, uyarıyı reseptöre en uygun biçimde ulaştıran organlara da duyu organı denir: göz, kulak, burun, dil ve deri.

Reseptörün işi, uyarının enerjisini (ışık, mekanik, kimyasal ya da ısı enerjisini) sinir sisteminin kullandığı dile, yani impulsa çevirmektir. İmpulsun nasıl oluştuğunu ve nöron boyunca nasıl iletildiğini Sinir Sistemi konusunda gördük; burada impulsun nereden başladığına ve nereye gittiğine odaklanacağız. Bazı reseptörler bir duyu nöronunun özelleşmiş ucudur (derideki serbest sinir uçları, burundaki koku reseptörleri). Bazıları ise uyarıyı alıp yanındaki duyu nöronuna aktaran özel hücrelerdir (dildeki tat reseptör hücreleri, iç kulaktaki tüylü hücreler).

Reseptörler, en duyarlı oldukları uyarı türüne göre beş grupta toplanır:

ReseptörAlgıladığı uyarıÖrnek yerler
Mekanoreseptördokunma, basınç, titreşim, ses titreşimleri, başın hareketideri, korti organı, yarım daire kanalları, tulumcuk ve kesecik
Kemoreseptörkimyasal maddelerdildeki tat reseptörleri, burundaki koku reseptörleri, kandaki \(\text{CO}_2\) ve \(\text{O}_2\) düzeyini izleyen reseptörler
Termoreseptörsıcaklık değişimideri, hipotalamus
Fotoreseptörışıkağ tabakadaki (retina) çubuk ve koni hücreleri
Ağrı reseptörüdokuya zarar veren ya da verebilecek güçlü uyarılarderi, kaslar, eklemler, iç organların çoğu

Her reseptör belirli bir uyarıya karşı çok duyarlıdır; başka uyarılara ancak çok güçlü olduklarında yanıt verir. Göze bir darbe aldığımızda ışık yokken "yıldızlar görmemiz" buna güzel bir örnektir: darbe fotoreseptörleri ve görme yolunu mekanik olarak uyarır, impuls yine görme merkezine gider ve beyin bunu ışık olarak yorumlar. Buradan önemli bir sonuç çıkar: hangi duyunun oluşacağını uyarının türü değil, impulsun ulaştığı beyin bölgesi belirler.

Duyunun oluşma basamakları ve uyum

Bir duyunun oluşması için şu basamakların sırayla ve kesintisiz gerçekleşmesi gerekir:

  1. Uyarı, reseptöre ulaşır.
  2. Reseptör uyarıyı alır ve impulsa çevirir.
  3. İmpuls, duyu nöronları (duyu sinirleri) yoluyla merkezi sinir sistemine taşınır.
  4. İmpuls, beyin kabuğunda o duyuya ait merkeze ulaşır ve orada değerlendirilir; duyu bu anda oluşur.
Duyunun oluşma basamakları
Uyarıdan duyuya giden yol. Basamaklardan herhangi biri aksarsa duyu oluşmaz.

Görme ile ilgili impulslar beynin art kafa lobunda, işitme ile ilgili impulslar şakak lobunda, deriden gelen dokunma, sıcaklık ve ağrı impulsları yan kafa lobunda değerlendirilir. Denge ile ilgili impulslar ise beyin sapına ve beyinciğe gider. Bu yüzden gözü ve görme siniri sağlam olduğu hâlde art kafa lobu hasar gören bir kişi göremez. Zincirin her halkası gereklidir: reseptörün, duyu nöronunun ya da beyindeki merkezin bozulması aynı sonucu verir.

Bir reseptörde impuls oluşturabilen en küçük uyarı şiddetine eşik değer denir. Eşiğin altındaki uyarılar duyu oluşturmaz. Uyarı şiddeti arttıkça impulsların büyüklüğü değişmez, çünkü nöronlar "ya hep ya hiç" kuralına uyar; değişen, birim zamanda gönderilen impuls sayısı (impuls frekansı) ve uyarılan reseptör sayısıdır. Beyin, güçlü bir sesi zayıf bir sesten bu iki bilgiyle ayırır.

Aynı şiddette ve uzun süre devam eden bir uyarıya karşı reseptörün ürettiği impuls frekansının zamanla azalmasına uyum (adaptasyon) denir. Sabah giydiğimiz kıyafetin temasını birkaç dakika sonra hissetmeyiz; parfüm süren kişi bir süre sonra kendi kokusunu fark etmez, yanına gelen arkadaşı ise hemen fark eder. Soğuk denize girince ilk anda üşür, biraz sonra suyu daha az soğuk buluruz. Uyum, sinir sisteminin değişmeyen bilgilerle meşgul olmayıp yeni uyarılara dikkat edebilmesini sağlar. Koku reseptörleri ve dokunma reseptörlerinin çoğu hızlı uyum gösterir. Ağrı reseptörleri ise çok az uyum gösterir ya da hiç göstermez. Bu durum koruyucudur: ağrı, zarar veren etken ortadan kalkmadıkça bizi uyarmaya devam eder.

Gözün yapısı

Göz küresi, kafatasındaki göz çukurunda bulunur ve altı göz kasıyla her yöne hareket ettirilir. Göz kapakları ve kirpikler gözü toz ve darbelere karşı korur. Gözyaşı bezlerinin salgıladığı gözyaşı, göz kırpıldıkça korneanın yüzeyine yayılır; yüzeyi nemli ve temiz tutar, içerdiği lizozim enzimiyle bazı bakterileri öldürür. Göz küresinin duvarı dıştan içe üç tabakadan oluşur.

Sert tabaka: En dıştaki beyaz, sağlam bağ doku tabakasıdır; gözü korur ve şeklini korumasına yardım eder. Gözün ön kısmında saydamlaşarak saydam tabakayı (kornea) oluşturur. Korneada kan damarı bulunmaz; besin ve oksijeni gözyaşından, havadan ve arkasındaki ön oda sıvısından alır. Kornea, göze giren ışığı kıran ilk ve en güçlü yüzeydir. Damarsız olduğu için kornea naklinde doku uyuşmazlığı sorunu, damarlı organ nakillerine göre çok daha az görülür.

Damar tabaka: Ortadaki tabakadır. Bol kan damarı içerir ve ağ tabakayı besler. İçindeki koyu pigmentler göze giren ışığın göz içinde yansıyıp dağılmasını önler; fotoğraf makinesinin içinin siyah boyanması gibi düşünebilirsin. Damar tabaka gözün ön kısmında iki yapıya dönüşür:

  • Kirpiksi cisim: İçindeki kirpiksi kaslar, göz merceğine askı bağlarıyla bağlıdır ve merceğin kalınlığını ayarlar. Ön oda sıvısı da bu bölgede üretilir.
  • İris: Göze rengini veren, pigmentli ve kaslı halkadır. Ortasındaki açıklığa göz bebeği denir. İristeki kaslar göz bebeğini büyütüp küçülterek göze giren ışık miktarını ayarlar.

Ağ tabaka (retina): En içteki tabakadır; ışığa duyarlı fotoreseptörleri (çubuk ve koni hücreleri) ve bunlardan bilgi alan nöronları taşır. Görüntü bu tabaka üzerine düşer.

Gözün içinde ışığı kıran ve geçiren başka yapılar da vardır. Göz merceği, iris ile ağ tabaka arasında duran, iki yüzü dışbükey, saydam ve esnek bir yapıdır; tıpkı fizikteki ince kenarlı mercek gibi ışınları toplar. Merceğin de kan damarı yoktur. Kornea ile mercek arasındaki boşluğa ön oda denir; burada sürekli üretilip boşaltılan sulu bir sıvı bulunur. Bu sıvı korneayı ve merceği besler, göz içi basıncını korur. Mercek ile ağ tabaka arasındaki büyük boşluğa arka oda denir; burayı jöle kıvamındaki camsı cisim doldurur. Camsı cisim göz küresinin şeklini korur ve ışığı geçirir.

Göz kesiti
Sağ gözün yatay kesiti. Işık soldan gelir. Sert tabaka önde korneaya, damar tabaka önde kirpiksi cisim ve irise dönüşür. Görme sinirinin gözden çıktığı yer kör noktadır.

Ağ tabaka: çubuk ve koni hücreleri

Ağ tabakada iki tür fotoreseptör vardır.

  • Çubuk hücreleri: Çok az ışıkta bile uyarılabilir; loş ışıkta ve gece görmemizi sağlar. Renkleri ayırt etmez, siyah-beyaz ve gri tonları algılar. Sayıları çok fazladır (bir gözde yaklaşık 120 milyon) ve ağ tabakanın kenarlarına doğru yoğunlaşır. Işığa duyarlı rodopsin pigmentini taşır.
  • Koni hücreleri: Çalışmak için daha fazla ışık gerekir; gündüz görmemizi, renkleri ve ince ayrıntıları algılamamızı sağlar. Sayıları daha azdır (yaklaşık 6 milyon). Üç çeşit koni vardır; her biri kırmızı, yeşil ya da mavi ışığa en duyarlı pigmenti taşır. Beyin, bu üç koninin ne oranda uyarıldığını karşılaştırarak bütün renkleri oluşturur.

Ağ tabakada ilginç bir düzen vardır: fotoreseptörler ağ tabakanın en dış kısmında, damar tabakaya yakın dururlar. Bu yüzden ışık, camsı cisimden gelip önce ganglion nöronlarından ve bipolar nöronlardan geçer, sonra çubuk ve konilere ulaşır. İmpuls ise ters yönde ilerler: çubuk ya da koni → bipolar nöron → ganglion nöronu. Ganglion nöronlarının aksonları bir araya gelerek görme sinirini oluşturur.

Ağ tabakanın hücreleri
Işık aşağıdan gelir ve nöron katmanlarını geçerek fotoreseptörlere ulaşır. Birçok çubuk hücresi aynı bipolar nörona bağlanabilir; impuls, ganglion nöronlarının aksonlarıyla görme sinirine geçer.

Ağ tabakada iki özel bölge vardır:

  • Sarı benek: Göz merceğinin tam karşısındaki küçük bölgedir. Burada koni hücreleri çok yoğundur, çubuk hücresi ise hemen hiç yoktur (sarı beneğin tam ortasında hiç bulunmaz). Bir şeye doğrudan baktığımızda görüntüsü sarı beneğe düşer; en net ve en renkli görüntü burada oluşur.
  • Kör nokta: Görme sinirinin gözden çıktığı ve kan damarlarının göze girdiği yerdir. Burada hiç fotoreseptör yoktur; bu noktaya düşen görüntü görülmez. Günlük hayatta bunu fark etmeyiz, çünkü iki gözün kör noktaları görme alanının farklı kısımlarına karşılık gelir ve beyin eksik kısmı çevreden gelen bilgiyle tamamlar.
Kör nokta deneyi
Sol gözünü kapatıp sağ gözünle yalnızca artıya bakarak kartı yavaşça yaklaştırırsan belirli bir uzaklıkta siyah daire kaybolur: dairenin görüntüsü kör noktaya düşmüştür.

Rodopsin ve A vitamini: Rodopsin, opsin adlı bir protein ile retinal adlı bir molekülün birleşmesinden oluşur. Retinal, A vitamininden yapılır. Işık rodopsine çarptığında rodopsin opsin ve retinale ayrışır; bu değişim çubuk hücresinin uyarılmasını başlatır. Karanlıkta opsin ve retinal yeniden birleşir ve rodopsin tekrar oluşur. Aydınlık bir yerden karanlık bir odaya girdiğimizde önce hiçbir şey göremeyiz; dakikalar geçtikçe rodopsin birikir, çubuklar duyarlılık kazanır ve çevreyi seçmeye başlarız. Bu olaya karanlığa uyum denir ve tamamlanması yaklaşık yarım saat sürebilir. A vitamini eksikliğinde yeterli rodopsin yapılamaz; kişi loş ışıkta ve gece iyi göremez. Bu duruma gece körlüğü (halk arasında tavuk karası) denir.

Görme olayı ve gözün uyumu

Bir cismi görebilmemiz için cisimden gelen ışığın göze girip ağ tabaka üzerinde net bir görüntü oluşturması gerekir. Işık sırasıyla şu yapılardan geçer: kornea → ön oda sıvısı → göz bebeği → göz merceği → camsı cisim → ağ tabaka. Işık bu ortamlardan geçerken kırılır; kırılmanın büyük kısmını kornea yapar, mercek ise ince ayarı sağlar. Fizikte gördüğün gibi ince kenarlı mercek, odak uzaklığının iki katından daha uzaktaki bir cismin gerçek, ters ve küçük görüntüsünü oluşturur. Ağ tabakadaki görüntü de terstir; beyin bu bilgiyi yorumlayarak dünyayı düz algılar. Işıkla uyarılan çubuk ve koniler impuls oluşturur, impuls görme siniriyle beynin art kafa lobuna ulaşır ve görme duyusu orada oluşur.

Göz bebeğinin ayarı: Parlak ışıkta iristeki halka biçimli kaslar kasılır, göz bebeği küçülür ve göze daha az ışık girer; ağ tabaka aşırı ışıktan korunur. Loş ışıkta göz bebeği büyür ve göze daha çok ışık girer. Bu ayarlama istemsizdir ve otonom sinir sistemiyle yapılır; korku ve heyecan anında sempatik sistemin etkisiyle de göz bebekleri büyür.

Uyum (akomodasyon): Kornea ve camsı cisim şekil değiştiremez; uzak ve yakın cisimlerin görüntüsünü ağ tabakaya düşürmek göz merceğinin işidir. Mercek esnektir ve kalınlığı kirpiksi kaslarla ayarlanır.

Uzağa bakarkenYakına bakarken
Kirpiksi kaslargevşerkasılır
Askı bağlarıgerilirgevşer
Göz merceğiincelir (yassılaşır)kalınlaşır (bombeleşir)
Merceğin ışığı kırma gücüazalırartar
Yakın ve uzak görmede uyum
Uzağa bakarken gergin askı bağları merceği çekip inceltir. Yakına bakarken kirpiksi kaslar kasılınca bağlar gevşer, esnek mercek kendiliğinden kalınlaşır ve ışığı daha çok kırar.

Buradaki mantık başta şaşırtıcı gelebilir: kas kasılınca mercek incelmez, tam tersine kalınlaşır. Kirpiksi kaslar mercek çevresinde bir halka oluşturur. Bu halka kasılınca daralır, askı bağlarının gerginliği azalır ve mercek kendi esnekliğiyle bombeleşir. Yakına uzun süre bakmanın (kitap okuma, telefon ekranı) gözü yormasının nedeni de kirpiksi kasların sürekli kasılı kalmasıdır.

Göz kusurları ve göz hastalıkları

Sağlıklı gözde uzaktaki bir cismin görüntüsü tam ağ tabaka üzerine düşer. Görüntü ağ tabakanın önüne ya da arkasına düşerse cisim bulanık görülür. Bu kusurlar uygun merceklerle düzeltilir; mercek türünü fizik dersindeki kurala bağlamak işini kolaylaştırır.

  • Miyopi: Göz küresi önden arkaya normalden uzun ya da kornea ve merceğin kırıcılığı fazladır. Uzaktaki cisimlerin görüntüsü ağ tabakanın önünde oluşur; kişi yakını iyi, uzağı bulanık görür. Işınlar fazla toplandığı için önce biraz dağıtılmalıdır: kalın kenarlı (ıraksak) mercekle düzeltilir.
  • Hipermetropi: Göz küresi kısa ya da kırıcılık azdır. Görüntü ağ tabakanın arkasında oluşur; kişi özellikle yakını bulanık görür. Işınlar yetersiz toplandığı için önceden biraz toplanmalıdır: ince kenarlı (yakınsak) mercekle düzeltilir.
  • Astigmatizm: Korneanın (bazen merceğin) yüzeyi her yönde aynı eğrilikte değildir. Bu yüzden ışınlar tek bir noktada toplanmaz, görüntü bazı doğrultularda bulanık ya da çarpık olur. Silindirik mercekle düzeltilir.
  • Presbiyopi (yaşlılık hipermetropisi): Yaş ilerledikçe göz merceği esnekliğini kaybeder ve yakına bakarken yeterince kalınlaşamaz. Kırk yaş civarından sonra yakını okumak zorlaşır; yakın için ince kenarlı mercekli okuma gözlüğü kullanılır.
Göz kusurları ve düzeltilmeleri
Miyop gözde ışınlar ağ tabakanın önünde, hipermetrop gözde arkasında toplanır. Kalın kenarlı mercek ışınları biraz dağıtarak, ince kenarlı mercek biraz toplayarak görüntüyü ağ tabakaya taşır.
  • Şaşılık: Göz kaslarının uyumlu çalışmaması sonucu iki gözün aynı noktaya bakamamasıdır. Çocuklukta erken tedavi edilmezse kayan gözün görme gücü gelişmeyebilir.
  • Renk körlüğü: Koni hücrelerindeki renk pigmentlerinden birinin eksik ya da kusurlu olmasından kaynaklanır; en sık görülen biçiminde kırmızı ve yeşil renkler karıştırılır. Kalıtım konusunda gördüğün gibi X kromozomuna bağlı çekinik bir alelle aktarılır. Normal görme \(X^{R}\), renk körlüğü \(X^{r}\) ile gösterilir. Erkekler tek X taşıdığı için tek bir \(X^{r}\) aleli renk körlüğü için yeterlidir; kadınların ise iki \(X^{r}\) taşıması gerekir. Bu yüzden renk körlüğü erkeklerde çok daha sık görülür. Renk körlüğü gözlükle düzeltilen bir mercek kusuru değildir.
  • Katarakt: Göz merceğinin saydamlığını yitirip bulanıklaşmasıdır. Işık ağ tabakaya yeterince ulaşamaz, görme sisli ve bulanık olur. Çoğunlukla yaşla ortaya çıkar; güneşin morötesi ışınları, diyabet ve sigara riski artırır. Tedavisi ameliyatla bulanık merceğin çıkarılıp yerine yapay mercek takılmasıdır.
  • Glokom (göz tansiyonu): Ön oda sıvısının dışarı akışı engellenince sıvı birikir ve göz içi basıncı yükselir. Yüksek basınç ağ tabakaya ve görme sinirine zarar verir; tedavi edilmezse kalıcı görme kaybına yol açabilir. Uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiği için düzenli göz muayenesinde göz içi basıncının ölçülmesi önemlidir.

Kulağın yapısı

Kulak hem işitme hem de denge organıdır ve üç bölümden oluşur.

Dış kulak: Kıkırdak destekli kulak kepçesi ses dalgalarını toplayıp dış kulak yoluna yönlendirir. Dış kulak yolundaki kıllar ve kulak kiri bezlerinin salgısı tozları ve küçük canlıları tutar. Dış kulak yolunun sonunda, dış kulağı orta kulaktan ayıran ince kulak zarı bulunur.

Orta kulak: Kafatası kemiği içinde, hava dolu küçük bir boşluktur. İçinde vücudun en küçük kemikleri olan çekiç, örs ve üzengi zincir oluşturur. Çekiç kulak zarına, üzengi iç kulağın girişindeki oval pencereye bağlıdır. Kemikçikler kulak zarının titreşimini iç kulağa iletir ve güçlendirir; çünkü kulak zarının yüzeyi oval pencereden çok büyüktür ve titreşimin enerjisi küçük bir alana toplanır. Orta kulağı yutağa bağlayan östaki borusu, yutkunurken ya da esnerken açılarak orta kulaktaki hava basıncını dış ortamın basıncına eşitler. Böylece kulak zarının iki yanındaki basınç eşit olur ve zar serbestçe titreşir. Boğazdaki enfeksiyonlar bu boru yoluyla orta kulağa geçebilir; çocuklarda östaki borusu daha kısa ve daha yatay olduğu için orta kulak iltihabı daha sık görülür.

İç kulak: Kafatası kemiğinin içine oyulmuş, içi sıvı dolu kanallardan oluşur. İki ayrı göreve sahiptir:

  • Salyangoz: İşitme organıdır. İçindeki korti organında ses titreşimlerini algılayan tüylü reseptör hücreler (mekanoreseptörler) bulunur.
  • Yarım daire kanalları, tulumcuk ve kesecik: Denge organlarıdır. Üç yarım daire kanalı birbirine dik düzlemlerde durur ve başın dönme hareketlerini algılar. Tulumcuk ve kesecik, başın yer çekimine göre konumunu ve doğrusal hızlanmaları (asansörün kalkması, aracın hızlanması) algılar.

İşitme ve dengeyle ilgili impulslar, birlikte işitme ve denge siniri olarak beyne giden sinir lifleriyle taşınır.

Kulağın yapısı
Dış, orta ve iç kulak. Kulak zarının titreşimi çekiç, örs ve üzengi yoluyla oval pencereye ve salyangoz sıvısına iletilir.

İşitme olayı

İşitme, havadaki titreşimlerin adım adım sıvı titreşimine ve sonunda impulsa dönüşmesidir:

  1. Ses dalgaları kulak kepçesiyle toplanır ve dış kulak yolundan geçerek kulak zarını titreştirir.
  2. Kulak zarının titreşimi sırasıyla çekiç, örs ve üzengiye geçer; üzengi oval pencereyi titreştirir.
  3. Oval pencerenin titreşimi salyangozdaki sıvıda basınç dalgaları oluşturur.
  4. Sıvının hareketi korti organındaki tüylü hücrelerin tüylerini büker; tüylü hücreler uyarılır ve bağlı oldukları duyu nöronlarında impuls oluşur.
  5. İmpulslar işitme siniriyle beynin şakak lobundaki işitme merkezine ulaşır ve ses burada algılanır.

Sıvı sıkıştırılamaz; oval pencere içeri itildiğinde salyangozun öbür ucundaki yuvarlak pencere zarı dışarı doğru esneyerek basıncı dengeler. Salyangozun farklı bölgelerindeki tüylü hücreler farklı frekanslara duyarlıdır: tiz sesler salyangozun tabanına yakın, pes sesler tepesine yakın hücreleri daha çok uyarır. Sesin şiddeti arttıkça daha çok tüylü hücre uyarılır ve impuls frekansı artar. İnsan kulağı yaklaşık 20 ile 20 000 Hz arasındaki sesleri duyabilir; yaş ilerledikçe önce tiz seslere duyarlılık azalır.

Denge

Yarım daire kanalları dönme hareketlerini algılar. Her kanalın tabanındaki genişlemiş kısımda tüyleri jelatinimsi bir kütleye gömülü tüylü hücreler bulunur. Baş dönmeye başladığında kanallar başla birlikte döner, içlerindeki sıvı ise eylemsizlik nedeniyle bir süre geride kalır. Sıvının bu göreli hareketi tüylü hücrelerin tüylerini büker ve impuls oluşur. Üç kanal birbirine dik düzlemlerde olduğu için başımız hangi yöne dönerse dönsün en az bir kanal uyarılır. Bir dönme oyuncağından indiğimizde dünyanın dönmeye devam ediyormuş gibi gelmesinin nedeni, dönme durduktan sonra kanallardaki sıvının bir süre daha hareket etmesidir.

Tulumcuk ve kesecik, başın konumunu ve doğrusal hareketleri algılar. Buradaki tüylü hücrelerin üstünde jelatinimsi bir tabaka ve bu tabakaya gömülü kalsiyum karbonat kristalleri (kulak taşları) bulunur. Baş eğildiğinde ya da asansör aniden kalktığında kristallerin ağırlığı ve eylemsizliği jelatinimsi tabakayı kaydırır, tüyler bükülür ve impuls oluşur.

Denge ile ilgili impulslar beyin sapına ve beyinciğe iletilir. Beyincik bu bilgiyi gözlerden ve kaslardan gelen bilgiyle birleştirerek vücudun dengesini sağlar. Taşıt tutmasının, gözlerin bildirdiği hareketle iç kulağın bildirdiği hareketin birbirini tutmamasından kaynaklandığı düşünülür.

Burun ve koku

Koku reseptörleri, burun boşluğunun üst kısmındaki küçük bir alanda, koku epitelinde bulunur. Koku epitelinde koku reseptör hücreleri, destek hücreleri ve mukus salgılayan bezler yer alır. Koku reseptör hücreleri özelleşmiş nöronlardır; burun boşluğuna bakan uçlarındaki sil benzeri uzantılar mukus tabakasına uzanır, öbür uçlarındaki aksonlar kafatasındaki kalbur kemiğinin deliklerinden geçerek koku soğancığına ulaşır.

Havayla gelen koku molekülleri önce mukusta çözünür, sonra reseptör hücrelerinin sillerindeki reseptör proteinlerine bağlanır. Reseptör hücresinde impuls oluşur; impuls koku soğancığından koku siniriyle beyindeki koku merkezine iletilir ve koku burada algılanır. Sakin solunumda havanın büyük kısmı burun boşluğunun alt kısmından geçer; bir şeyi koklamak için kısa ve hızlı nefes aldığımızda daha çok molekül üstteki koku epiteline ulaşır.

Koku epiteli
Koku epiteli burun boşluğunun tavanındadır. Mukusta çözünen koku molekülleri reseptör hücrelerini uyarır; aksonlar kalbur kemiğinden geçip koku soğancığına ulaşır.

Koku reseptörleri hızlı uyum gösterir; uzun süre aynı ortamda kalan kişi ortamın kokusunu fark etmez olur. İnsan binlerce farklı kokuyu ayırt edebilir. Koku duyusu tat duyusuyla sıkı bağlantılıdır: yediğimiz bir yiyeceğin "lezzeti" dediğimiz şeyin önemli bir kısmı aslında ağızdan burun boşluğuna yükselen kokudan gelir. Nezle olduğumuzda yemeklerin tatsız gelmesinin nedeni, tat tomurcuklarının değil koku epitelinin işlevinin bozulmasıdır.

Dil ve tat

Dil, iskelet kasından yapılmış, yüzeyi çok katlı epitelle örtülü bir organdır; çiğneme, yutma ve konuşmada da görev alır. Dilin üst yüzeyindeki küçük çıkıntılara papilla denir. Tat reseptörleri, bazı papillaların yüzeyinde ve yan duvarlarında bulunan tat tomurcuklarındadır; papillaların en kalabalık türü olan ince ipliksi papillalarda ise tat tomurcuğu yoktur, bu papillalar dile pürüzlü yüzeyini verir. Daha az sayıda tat tomurcuğu damakta ve yutakta da bulunur.

Bir tat tomurcuğu, fıçı biçiminde dizilmiş tat reseptör hücreleri ile destek hücrelerinden oluşur. Tomurcuğun epitel yüzeyine açılan küçük deliğine tat gözeneği denir. Reseptör hücrelerinin tat gözeneğine uzanan ince uzantıları, çözünmüş maddelerle temas eder. Tat reseptör hücreleri nöron değildir; uyarıldıklarında tomurcuğun tabanındaki duyu nöronlarını uyarırlar ve impuls tat sinirleriyle beyne taşınır. Reseptör hücreleri kısa ömürlüdür ve sürekli yenilenir.

Tat tomurcuğu
Tükürükte çözünen maddeler tat gözeneğinden girerek reseptör hücrelerini uyarır. İmpuls, tomurcuğun tabanındaki duyu nöronlarıyla beyne gider.

Bir maddenin tadının alınabilmesi için önce tükürükte çözünmesi gerekir; tamamen kuru bir dille kuru şekerin tadını almak zordur. Beş temel tat vardır:

  • Tatlı: şekerler; vücut için enerji kaynağının habercisidir.
  • Tuzlu: başta \(\text{Na}^{+}\) iyonu olmak üzere tuzlar.
  • Ekşi: asitlerin \(\text{H}^{+}\) iyonları; limon, sirke, bozulmuş besinler.
  • Acı: birçok bitki bileşiği ve zehirli madde; acı tadı, zararlı olabilecek besinleri fark etmemizi sağlar.
  • Umami: glutamat adlı amino asidin tadı; et suyu, olgun domates, peynir ve mantarda belirgindir.

Tat tomurcuğu bulunan her bölge beş temel tadın hepsini algılayabilir. Dilin bölgelere ayrılıp "uç tatlıyı, arka acıyı alır" diye gösterildiği eski şemalar yanlıştır; bölgeler arasında yalnızca küçük duyarlılık farkları vardır.

Deri ve deri duyuları

Deri vücudun en büyük organıdır. Vücudu mikroplara, mekanik etkilere ve su kaybına karşı korur, ter bezleriyle vücut sıcaklığının düzenlenmesine katılır, güneş ışığı yardımıyla D vitamini yapımında görev alır ve içerdiği reseptörlerle dış dünyayı algılamamızı sağlar. Deri iki katmandan oluşur; altında deri altı dokusu bulunur.

  • Epidermis (üst deri): Çok katlı yassı epitelden oluşur ve kan damarı içermez; beslenmesini alttaki dermisten difüzyonla sağlar. En dıştaki hücreler keratinle dolmuş ölü hücrelerdir; sürekli dökülür ve alttan bölünen hücrelerle yenilenir. Alt katmanlarda deriye rengini veren melanin pigmentini üreten hücreler bulunur; melanin, morötesi ışınların zararını azaltır.
  • Dermis (alt deri): Bağ dokusundan oluşur. Kan damarları, sinirler, deri reseptörlerinin çoğu, ter bezleri, yağ bezleri ve kıl kökleri buradadır. Dermisin epidermise doğru uzanan çıkıntıları iki katmanı birbirine sıkıca bağlar; parmak izlerimiz bu çıkıntıların yüzeydeki izidir.
  • Deri altı yağ dokusu: Isı yalıtımı yapar, enerji depolar ve darbelere karşı tampon görevi görür.

Deride farklı uyarılara duyarlı reseptörler farklı derinliklerde yerleşmiştir:

  • Serbest sinir uçları: Dallanmış, kılıfsız duyu nöronu uçlarıdır; epidermisin içine kadar uzanır. Ağrıyı ve sıcaklık değişimini (sıcak ve soğuk) algılar.
  • Meissner cisimcikleri: Dermisin epidermise yakın çıkıntılarında bulunur; hafif dokunmayı algılar. Parmak uçlarında, avuç içinde ve dudaklarda çok sayıdadır.
  • Pacini cisimcikleri: Soğan katmanlarını andıran yapıdaki büyük reseptörlerdir; dermisin derin kısmında ve deri altında bulunur, basıncı ve titreşimi algılar.
Deri kesiti
Epidermis damarsızdır; reseptörlerin çoğu, ter ve yağ bezleri, kıl kökleri ve kan damarları dermistedir. Basınç reseptörleri (Pacini cisimcikleri) derinde, dokunma reseptörleri (Meissner cisimcikleri) yüzeye yakındır.

Deri reseptörleri vücudun her yerinde eşit sıklıkta değildir. Parmak ucu, dudak ve dil ucunda reseptörler çok sık, sırtta ve ön kolda seyrektir. Bunu basit bir deneyle görebilirsin: bir pergelin iki ucunu gözleri kapalı bir arkadaşının parmak ucuna dokundurduğunda uçlar birbirine çok yakın olsa da iki nokta hisseder; sırtında ise uçlar birkaç santimetre aralıklı olduğu hâlde tek nokta hissedebilir. İki noktanın ayrı hissedildiği en küçük uzaklık ne kadar küçükse, o bölgede reseptörler o kadar sıktır ve beyindeki temsil alanı o kadar geniştir. Deriden gelen impulslar beyin sapı ve talamus üzerinden beynin yan kafa lobuna ulaşır; gövdeden ve kollardan gelenler önce omuriliğe girer.

Duyu organlarının sağlığı

  • Göz: Okurken ve çalışırken ortam yeterince ve gölgesiz aydınlatılmalı, ekrana uzun süre bakılırken düzenli aralarla uzağa bakılarak kirpiksi kaslar dinlendirilmelidir. Güneşli havada morötesi ışınları süzen güneş gözlüğü kullanmak kataraktın ve ağ tabaka hasarının riskini azaltır. A vitamini yönünden zengin beslenmek (karaciğer, yumurta, süt ürünleri, havuç gibi karoten içeren sebzeler) gece görmesi için önemlidir. Göze kaçan yabancı cisim ovalanmamalı, gözler kirli elle kaşınmamalı, düzenli göz muayenesi yaptırılmalıdır.
  • Kulak: Yüksek ses, korti organındaki tüylü hücrelere zarar verir; bu hücreler yenilenmediği için oluşan işitme kaybı kalıcıdır. Kulaklıkla yüksek sesle uzun süre müzik dinlenmemeli, gürültülü işlerde kulak koruyucu kullanılmalıdır. Kulak çöpü kulak kirini içeri iterek tıkaca yol açabilir ve kulak zarına zarar verebilir; dış kulak yolu kendini temizler.
  • Burun ve dil: Sigara dumanı koku ve tat duyularını zayıflatır. Nezle ve alerjilerde burun mukusunun artması koku almayı geçici olarak azaltır. Çok sıcak içecekler dildeki reseptörlere zarar verebilir; ağız ve diş temizliği tat alma için de önemlidir.
  • Deri: Güneşin morötesi ışınları güneş yanığına ve uzun vadede deri kanserine yol açabilir; uzun süre güneşte kalırken koruyucu krem, şapka ve gölge tercih edilmelidir. Deri temiz tutulmalı, yaralar mikroptan korunmalıdır.

Formüller

$$\text{uyarı} \rightarrow \text{reseptör} \rightarrow \text{duyu nöronu} \rightarrow \text{beyindeki merkez} \rightarrow \text{duyu}$$
Duyu beyinde oluşur; basamaklardan biri aksarsa duyu oluşmaz
$$\text{mekano: dokunma, basınç, ses, denge} \quad \text{kemo: tat, koku}$$
Termo: sıcaklık; foto: ışık; ağrı: doku hasarı
$$\text{sabit uyarı} \Rightarrow \text{impuls frekansı azalır (uyum)}$$
Ağrı reseptörlerinde uyum çok azdır ya da yoktur
$$\text{görme: art kafa lobu}, \quad \text{işitme: şakak lobu}, \quad \text{deri: yan kafa lobu}$$
Denge impulsları beyinciğe gider
$$\text{kornea} \rightarrow \text{ön oda} \rightarrow \text{göz bebeği} \rightarrow \text{mercek} \rightarrow \text{camsı cisim} \rightarrow \text{ağ tabaka}$$
Işığın göz içindeki yolu
$$\text{çubuk/koni} \rightarrow \text{bipolar nöron} \rightarrow \text{ganglion nöronu} \rightarrow \text{görme siniri}$$
İmpulsun yolu; ışık ağ tabakayı ters yönde geçer
$$\text{rodopsin} \xrightarrow{\text{ışık}} \text{opsin} + \text{retinal}, \quad \text{retinal} \leftarrow \text{A vitamini}$$
Karanlıkta rodopsin yeniden oluşur
$$\text{yakın: kirpiksi kas kasılır, askı bağı gevşer, mercek kalınlaşır}$$
Uzağa bakarken üçü de tersine döner
$$\text{miyopi: görüntü önde} \Rightarrow \text{kalın kenarlı}, \quad \text{hipermetropi: arkada} \Rightarrow \text{ince kenarlı}$$
Astigmatizm: silindirik mercek; presbiyopi: ince kenarlı
$$P = \frac{1}{f}$$
Gözlük camının gücü (diyoptri, \(f\) metre); eksi güç kalın kenarlı, artı güç ince kenarlı
$$\text{kulak zarı} \rightarrow \text{çekiç} \rightarrow \text{örs} \rightarrow \text{üzengi} \rightarrow \text{oval pencere} \rightarrow \text{salyangoz}$$
İşitmede titreşimin yolu; reseptörler korti organında
$$\text{yarım daire kanalları: dönme}, \quad \text{tulumcuk ve kesecik: baş konumu, doğrusal hareket}$$
Denge organları iç kulakta
$$\text{tat ve koku: önce sıvıda çözünme}$$
Tat tükürükte, koku burun mukusunda
$$X^{R}X^{r} \times X^{r}Y$$
Renk körlüğü X'e bağlı çekinik; erkekte tek \(X^{r}\) yeterli

Çözümlü örnekler

Örnek 1Uyarıyı reseptörle eşleştirmek

Aşağıdaki uyarıları algılayan reseptörlerin türünü yazınız: (a) yemeğin tuzlu tadı, (b) iç kulaktaki sıvının ses titreşimiyle hareket etmesi, (c) güneşte ısınmış kumun sıcaklığı, (d) gece gökyüzündeki sönük bir yıldızın ışığı, (e) parmağa batan bir dikenin verdiği zarar.

Örnek 2Duyunun oluşma sırası

Bir öğrencinin yakınında bir araç korna çalıyor. Aşağıdaki olaylar karışık verilmiştir: K: İşitme sinirinde impuls iletilir. L: Korti organındaki tüylü hücreler uyarılır. M: Beynin şakak lobunda ses algılanır. N: Salyangozdaki sıvı titreşir. P: Kulak zarı titreşir. Olayların doğru sırası nedir?

Örnek 3Reseptörlerde uyum

Bir kişi parfüm sürüp kapalı bir odada oturuyor. Birkaç dakika sonra parfümün kokusunu fark etmez oluyor; odaya yeni giren arkadaşı ise kokuyu hemen fark ediyor. Aynı kişinin ayağına ağır bir kutu düştüğünde ise ağrı dakikalarca azalmadan sürüyor. Bu iki durumu açıklayınız.

Örnek 4Aydınlıktan karanlığa

Güneşli bir öğle vakti sinema salonuna giren bir kişi önce koltukları göremiyor, birkaç dakika sonra çevreyi seçmeye başlıyor ama renkleri ayırt edemiyor. Bu süreçte göz bebeğinde ve ağ tabakada neler olur?

Örnek 5Kitaptan pencereye

Masasında kitap okuyan bir öğrenci başını kaldırıp pencereden uzaktaki bir dağa bakıyor. Gözünde kirpiksi kaslar, askı bağları ve göz merceği nasıl değişir?

Örnek 6Gözlük reçetesini okumak

On beş yaşındaki Ali'nin gözlük reçetesinde "−2,5 diyoptri", aynı yaştaki Ayşe'nin reçetesinde "+2 diyoptri" yazıyor. Kimin hangi göz kusuru vardır, gözlük camlarının türü ve odak uzaklıkları nedir?

Örnek 7Sönük yıldız ve sarı benek

Gece gökyüzünde çok sönük bir yıldıza doğrudan bakan bir kişi yıldızı göremiyor, gözünü biraz yana çevirince görebiliyor. Gündüz ise küçük yazıları ancak doğrudan bakarak okuyabiliyor. Bu gözlemleri açıklayınız.

Örnek 8Uçakta kulak tıkanması

Bir yolcu, inişe geçen uçakta kulaklarında dolgunluk ve ağrı hissediyor; yutkunduğunda ya da sakız çiğnediğinde rahatlıyor. Bunun nedeni nedir?

Örnek 9Renk körlüğünde olasılık

Normal görüşlü bir kadın ile renk körü bir erkeğin ilk çocukları renk körü bir kızdır. Bu çiftin doğacak ikinci çocuğunun renk körü bir erkek olma olasılığı kaçtır? Renk körlüğünde hangi hücrelerde kusur vardır?

Sık yapılan hatalar

  • Duyunun reseptörde oluştuğunu sanmak. Reseptör yalnızca uyarıyı impulsa çevirir; duyu, impuls beyindeki ilgili merkeze ulaşınca oluşur.
  • Yakına bakarken kirpiksi kasların gevşediğini düşünmek. Yakına bakarken kaslar kasılır, askı bağları gevşer ve mercek kalınlaşır.
  • Miyopi ile hipermetropinin merceklerini karıştırmak. Görüntü ağ tabakanın önündeyse (miyopi) kalın kenarlı, arkasındaysa (hipermetropi) ince kenarlı mercek gerekir.
  • Sarı benekte çubuk hücrelerinin de yoğun olduğunu sanmak. Sarı benekte koniler yoğundur; çubuk hücreleri yok denecek kadar azdır. Kör noktada ise hiç fotoreseptör yoktur.
  • Işığın ağ tabakada önce çubuk ve konilere ulaştığını düşünmek. Işık önce ganglion ve bipolar nöronlardan geçer; impuls ters yönde ilerler.
  • Kulak zarının ya da kemikçiklerin ses reseptörü olduğunu sanmak. İşitme reseptörleri korti organındadır; dış ve orta kulak titreşimi yalnızca iletir.
  • Dengeyi salyangoza, işitmeyi yarım daire kanallarına bağlamak. Salyangoz işitme, yarım daire kanalları ile tulumcuk ve kesecik dengeyle ilgilidir.
  • Acı biberin yakıcılığını temel tatlardan biri saymak ya da dilin her bölgesinin farklı tadı aldığını düşünmek. Beş temel tat, tat tomurcuğu bulunan her bölgede algılanır.
Günlük hayatta

Koklear implant, iç kulaktaki tüylü hücreleri hasar gördüğü için hiç ya da çok az duyan kişilere işitme kazandıran bir cihazdır. Kulak arkasına takılan bir mikrofon sesi alır, bir işlemci sesi elektrik sinyallerine dönüştürür ve salyangozun içine yerleştirilen ince elektrotlar işitme sinirini doğrudan uyarır. Yani cihaz, çalışmayan reseptörlerin yerini alır; işitme sinirinin ve beyindeki işitme merkezinin sağlam olması gerekir. Elektrotlar salyangoz boyunca dizildiği için farklı frekanslar salyangozun farklı bölgelerine iletilir, tıpkı sağlıklı kulakta olduğu gibi. Türkiye'de de işitme engelli doğan bebeklere yeni doğan tarama programında yapılan işitme testiyle erken tanı konmakta ve uygun bebeklere erken yaşta koklear implant uygulanmaktadır. Erken yaşta takılan implant, çocuğun konuşmayı öğrenmesini büyük ölçüde kolaylaştırır.

Konu testi

27 soru. Bir seçeneğe dokun; doğru cevap ve çözüm hemen açılır.

1Kolay

Aşağıdaki reseptör-uyarı eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

2Kolay

Ağ tabakada bulunan, parlak ışıkta renkli görmeyi sağlayan ve sarı benekte yoğun olarak bulunan hücreler aşağıdakilerden hangisidir?

3Kolay

Orta kulağı yutağa bağlayan ve kulak zarının iki yanındaki hava basıncını eşitleyen yapı aşağıdakilerden hangisidir?

4Kolay

Aşağıdakilerden hangisi beş temel tattan biri değildir?

5Kolay

Derinin yapısıyla ilgili

  1. I.Epidermiste kan damarı bulunmaz.
  2. II.Ter bezleri ve kıl kökleri dermiste bulunur.
  3. III.Basıncı algılayan Pacini cisimcikleri epidermisin en üstteki ölü hücre katmanında bulunur.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

6Kolay

Göze gelen ışığın ağ tabakada oluşturduğu impulsların değerlendirildiği ve görme duyusunun oluştuğu yer aşağıdakilerden hangisidir?

7Orta

Şekilde bir gözün kesiti verilmiş, bazı yapılar harflerle gösterilmiştir.

Göz kesiti

Bu yapılarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

8Orta

Şekilde bir gözün kesiti verilmiş, bazı yapılar harflerle gösterilmiştir.

Göz kesiti

Glokomda (göz tansiyonu) birikerek göz içi basıncını artıran sıvının bulunduğu bölüm ile katarakta saydamlığını yitiren yapı sırasıyla hangi harflerle gösterilmiştir?

9Orta

Uzaktaki bir ağaca bakan bir kişi, elindeki kitabı okumaya başlıyor. Bu sırada kişinin gözünde

  1. I.Kirpiksi kaslar kasılır.
  2. II.Askı bağları gerilir.
  3. III.Göz merceği kalınlaşır ve ışığı daha çok kırar.

olaylarından hangileri gerçekleşir?

10Orta

Parlak ışıkta kırmızı bir elmaya bakan bir kişide elmanın rengiyle ilgili impulsun izlediği yol aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

11Orta

Şekilde X ve Y gözlerinde uzaktaki bir cisimden gelen ışınların izlediği yol gösterilmiştir.

X ve Y gözleri

X ve Y gözlerindeki kusur ve bu kusuru düzeltmek için kullanılması gereken mercek aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

12Orta

Şekilde bir kulağın kesiti verilmiş, bazı yapılar harflerle gösterilmiştir.

Kulak kesiti

Ses dalgalarının oluşturduğu titreşimin dış ortamdan iç kulaktaki işitme reseptörlerine ulaşıncaya kadar geçtiği yapıların sırası aşağıdakilerden hangisidir?

13Orta

Şekilde bir kulağın kesiti verilmiş, bazı yapılar harflerle gösterilmiştir.

Kulak kesiti

Bu yapılarla ilgili

  1. I.M'deki tüylü hücreler başın dönme hareketlerini algılar.
  2. II.N'de ses titreşimlerini impulsa çeviren reseptörler bulunur.
  3. III.P, salyangozdaki sıvının basıncını dengeleyen zardır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

14Orta

Grafikte, sabit şiddette bir uyarı uygulanırken X ve Y reseptörlerinden çıkan duyu nöronlarında ölçülen impuls frekansının zamanla değişimi gösterilmiştir.

Uyum grafiği

Bu grafiğe göre

  1. I.X reseptöründe uyum görülmektedir.
  2. II.Y'nin davranışı bir ağrı reseptöründen beklenen davranışla uyumludur.
  3. III.X'teki impuls frekansının azalması, uyarı şiddetinin zamanla azaldığını gösterir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

15Orta

Grafikte, aydınlık bir ortamdan karanlık bir odaya giren bir kişide gözün ışığa duyarlılığının zamanla değişimi gösterilmiştir.

Karanlığa uyum

Bu grafik ve bilgilere göre

  1. I.Karanlıkta geçen süre arttıkça göz ışığa daha duyarlı hâle gelir.
  2. II.Duyarlılıktaki artışta çubuk hücrelerinde rodopsinin yeniden oluşmasının payı vardır.
  3. III.A vitamini eksikliği olan bir kişide aynı sürede daha yüksek duyarlılığa ulaşılması beklenir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

16Orta

Bir deneyde gözleri kapalı öğrencilerin farklı vücut bölgelerine bir pergelin iki ucu aynı anda dokundurulmuş ve iki ucun iki ayrı nokta olarak hissedildiği en küçük uzaklık ölçülmüştür.

Vücut bölgesiEn küçük uzaklık (mm)
Parmak ucu2
Dudak4
Avuç içi10
Ön kol35
Sırt40

Bu sonuçlara göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

17Orta

Koku alma duyusuyla ilgili

  1. I.Koku molekülleri burun boşluğunun üst kısmındaki mukusta çözünerek reseptörleri uyarır.
  2. II.Uzun süre aynı kokunun bulunduğu bir ortamda kalan kişinin koku reseptörlerinde uyum görülür.
  3. III.Burun tıkalıyken yemeklerin lezzetinin azalması, tat tomurcuklarının işlevini yitirmesinden kaynaklanır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

18Orta

Gözleri kapalı öğrencilere rendelenmiş elma ve rendelenmiş çiğ patates karışık sırayla tattırılmış, her seferinde hangisini yedikleri sorulmuştur. Deney önce burun açıkken, sonra burun bir mandalla kapatılarak tekrarlanmıştır.

DurumDoğru cevap oranı (%)
Burun açık96
Burun kapalı52

Bu deneyin sonucuna göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

19Zor

Normal görüşlü bir anne ve babanın ilk çocuğu renk körü bir oğuldur. Bu oğul büyüyüp babası renk körü olan, normal görüşlü bir kadınla evleniyor. Bu çiftin doğacak çocuğunun renk körü bir kız olma olasılığı kaçtır?

20Zor

Bir kişinin göz bebeği çapı farklı ortamlarda ölçülmüştür.

OrtamGöz bebeği çapı (mm)
Güneşli dış ortam2,5
Aydınlık sınıf4
Loş oda6
Karanlık oda7,5

Bu ölçümler ve bilgilere göre

  1. I.Ortamdaki ışık azaldıkça göz bebeği genişlemiştir.
  2. II.Güneşli ortamda ağ tabakaya ulaşan ışık miktarı iris tarafından sınırlandırılmıştır.
  3. III.Göz bebeğinin çapını iristeki kaslar değiştirir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

21Zor

On altı yaşındaki bir öğrencinin gözlük reçetesinde sağ göz için −2,5 diyoptri, sol göz için +2 diyoptri yazmaktadır. Buna göre

  1. I.Gözlüksüz sağ gözde uzaktaki cisimlerin görüntüsü ağ tabakanın önünde oluşur.
  2. II.Sol göz için kullanılan merceğin odak uzaklığı 50 cm'dir.
  3. III.Sağ göz için kullanılan cam, ışınları toplayan ince kenarlı bir mercektir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

22Zor

Kör nokta deneyinde kullanılan kart göz hizasında tutuluyor.

Kör nokta kartı

Sol gözünü kapatan bir öğrenci sağ gözüyle yalnızca artı işaretine bakarken kartı yavaşça yüzüne yaklaştırıyor. Belirli bir uzaklıkta siyah daire görünmez oluyor, kart biraz daha yaklaştırılınca daire yeniden görünüyor. Bu gözlemin en uygun açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?

23Zor

Gözleri kapalı olarak dönen bir sandalyede birkaç tur çevrilen bir öğrenci, sandalye durduktan sonra bir süre hâlâ dönüyormuş gibi hissediyor ve ayağa kalktığında dengesini kurmakta zorlanıyor. Bu durumla ilgili

  1. I.Dönme sırasında uyarılan reseptörler yarım daire kanallarındadır.
  2. II.Sandalye durduktan sonra kanallardaki sıvının bir süre hareket etmeye devam etmesi bu hisse yol açar.
  3. III.Dengenin sağlanmasında, iç kulaktan impuls alan beyincik görev yapar.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

24Zor

Kulak zarı yırtılan, iç kulağı ise tamamen sağlam olan bir kişide

  1. I.Ses titreşimlerinin oval pencereye iletimi zayıflar ve işitme azalır.
  2. II.Başın dönme hareketlerinin algılanması bozulur.
  3. III.Orta kulak, dış kulak yolundan gelebilecek mikroplara karşı korunmasız kalır.

durumlarından hangilerinin görülmesi beklenir?

25Zor

Gözleri kapalı bir kişinin sağ elinin işaret parmağına iğne batırıldığı hâlde kişi hiçbir ağrı hissetmiyor. Bu durumun nedeni olarak

  1. I.parmak ucundaki ağrı reseptörlerinin hasar görmüş olması,
  2. II.parmaktan omuriliğe impuls taşıyan duyu nöronlarının iletim yapamaması,
  3. III.beyinde deri duyularını değerlendiren bölgenin hasar görmüş olması

durumlarından hangileri gösterilebilir?

26Zor

Üç reseptör hücresiyle ilgili bilgiler aşağıda verilmiştir. X: Işıkla uyarılır, çok az ışıkta bile çalışır ve renkleri ayırt etmez. Y: Uyarılması için uyarıcı maddenin tükürükte çözünmesi gerekir. Z: Doku hasarı oluşturan uyarılarla uyarılır ve sürekli uyarıya karşı uyum göstermez. X, Y ve Z aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

27Zor

Şekilde bir gözün kesiti verilmiş, bazı yapılar harflerle gösterilmiştir.

Göz kesiti

Yaş ilerledikçe esnekliğini yitirdiği için yakına bakarken yeterince kalınlaşamayan yapı ve bu durumda yakını okumak için kullanılması gereken mercek türü aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

İlerlemen bu tarayıcıda saklanıyor. Ücretsiz üye ol, her cihazda kaldığın yerden devam et.