Hücre Zarından Madde Geçişleri
Seçici geçirgenlik, basit ve kolaylaştırılmış difüzyon, osmoz, hemoliz, plazmoliz ve turgor, aktif taşıma ve Na-K pompası, endositoz ve ekzositoz; grafik ve deney yorumu.
- Hücre zarının neden seçici geçirgen olduğunu ve hangi maddelerin zardan hangi yolla geçtiğini
- Basit difüzyonu, kolaylaştırılmış difüzyonu ve difüzyon hızını etkileyen etkenleri
- Osmozu; izotonik, hipotonik ve hipertonik ortamda hayvan ve bitki hücresinde olanları (hemoliz, büzülme, turgor, plazmoliz, deplazmoliz)
- Aktif taşımayı, ATP'nin rolünü ve sodyum-potasyum pompasının çalışmasını
- Büyük moleküllerin zar kesecikleriyle taşınmasını: endositoz (fagositoz, pinositoz) ve ekzositoz
- Madde geçişlerini enerji, zar proteini ve derişim yönüne göre karşılaştırmayı; hız grafiklerini ve osmoz deneylerini yorumlamayı
Hücre zarı: seçici geçirgen bir sınır
Her hücre, çevresinden hücre zarıyla ayrılır. Hücre yaşadığı sürece besin, oksijen ve iyon almak, karbondioksit ve diğer artıkları dışarı vermek, salgılarını dışarı göndermek zorundadır. Bütün bu alışveriş zardan geçerek olur. Zarın yapısını ve organelleri hücre konusunda ayrıntılı gördük; burada zarın yalnızca madde geçişini açıklayan özelliklerini kullanacağız.
Akıcı mozaik zar modeline göre hücre zarının temeli bir fosfolipit çift katmandır. Bu çift katmanın iç kısmı yağ benzeri (su sevmeyen) kuyruklardan oluşur. Katmanın içine ve yüzeyine yerleşmiş proteinler ise mozaik taşları gibi dağılmıştır; bunların bir kısmı zarın bir yüzünden öbür yüzüne kadar uzanır ve madde geçişinde kanal ya da taşıyıcı görevi yapar. Zarın bu yapısı, geçişin kurallarını belirler:
- Küçük ve yüklü olmayan moleküller (oksijen, karbondioksit) ve etil alkol gibi yağda çözünebilen küçük moleküller lipit katmanın içinden kolayca geçer.
- İyonlar (\(\text{Na}^{+}\), \(\text{K}^{+}\), \(\text{Cl}^{-}\)) ve glikoz gibi suda iyi çözünen polar moleküller lipit katmandan çok zor geçer; bunlar zar proteinlerini kullanır.
- Proteinler, polisakkaritler gibi çok büyük moleküller ne lipit katmandan ne de proteinlerden geçebilir; bunlar zar kesecikleriyle taşınır.
Zarın bazı maddeleri geçirip bazılarını geçirmemesine, geçirdiklerini de farklı hızlarda geçirmesine seçici geçirgenlik denir. Seçici geçirgenlik canlı hücrenin özelliğidir: hücre öldüğünde zar bu denetimi kaybeder. Bunun tersine bitki hücresinin çeperi tam geçirgendir; su ve suda çözünmüş maddeler çeperden serbestçe geçer, seçimi çeper değil hücre zarı yapar.
Madde geçişleri iki büyük gruba ayrılır. Pasif taşımada hücre enerji (ATP) harcamaz; madde derişimin yüksek olduğu yerden düşük olduğu yere kendiliğinden geçer. Difüzyon, kolaylaştırılmış difüzyon ve osmoz pasif taşımadır. Aktif taşımada ve zar kesecikleriyle taşımada ise hücre ATP harcar.
Difüzyon: çoktan aza kendiliğinden yayılma
Bir odanın köşesinde açılan parfüm şişesinin kokusu kısa sürede bütün odaya yayılır. Bir bardak suya damlatılan mürekkep, karıştırılmasa da zamanla bütün suyu renklendirir. Bunun nedeni moleküllerin sürekli ve gelişigüzel hareket etmesidir. Moleküllerin çok olduğu bölgeden az olduğu bölgeye doğru, az olduğu bölgeden çok olduğu bölgeye doğru olandan daha fazla molekül geçer. Böylece maddenin net hareketi derişimin yüksek olduğu yerden düşük olduğu yere doğrudur. Bu olaya difüzyon denir. Bazı kaynaklarda aynı fikir "çok yoğun ortamdan az yoğun ortama geçiş" diye anlatılır; burada yoğunluk, birim hacimdeki madde miktarı, yani derişim anlamındadır.
Difüzyon fiziksel bir olaydır ve enerjisini moleküllerin kendi hareketinden alır; hücre ATP harcamaz. Bu yüzden canlı olmayan ortamlarda da gerçekleşir. Hücre zarında lipit katmanın içinden, hiçbir protein kullanılmadan gerçekleşen difüzyona basit difüzyon denir. Akciğer keseciklerinden (alveollerden) kana oksijen geçişi, dokulardan kana karbondioksit geçişi basit difüzyondur.
Difüzyon, iki ortamın derişimleri eşitlenince durur mu? Moleküller hareket etmeyi bırakmaz; yalnızca iki yöne geçen molekül sayısı eşitlenir. Bu duruma dinamik denge denir: geçiş sürer, ama net geçiş sıfırdır.
Difüzyon hızını şu etkenler belirler:
- Derişim farkı: Fark büyüdükçe birim zamanda geçen net madde miktarı artar. Basit difüzyonda hız, derişim farkıyla doğru orantılı artar.
- Sıcaklık: Sıcaklık artınca moleküllerin hareketi hızlanır, difüzyon da hızlanır.
- Molekül büyüklüğü: Küçük moleküller büyüklerden daha hızlı yayılır.
- Ortamın akışkanlığı: Gaz ortamda difüzyon sıvı ortamdakinden çok daha hızlıdır.
- Yüzey alanı ve uzaklık: Geçişin olduğu yüzey genişledikçe ve maddenin alacağı yol kısaldıkça birim zamanda geçen madde artar. Akciğerde milyonlarca küçük kesecik bulunması ve kesecik duvarının çok ince olması bu yüzden önemlidir.
- Zardan geçişte yağda çözünürlük ve yük: Yağda çözünen, yüksüz moleküller lipit katmandan daha kolay geçer.
Kolaylaştırılmış difüzyon: kanal ve taşıyıcı proteinler
Glikoz ve iyonlar da derişimin yüksek olduğu yerden düşük olduğu yere geçmek "ister"; ama lipit katman onları geçirmez. Bu maddeler zardaki özel proteinler yardımıyla geçer. Kolaylaştırılmış difüzyonda madde yine çoktan aza taşınır ve hücre ATP harcamaz; farkı, geçişin zar proteinleri üzerinden olmasıdır. İki tür protein görev alır:
- Kanal proteinleri: Zarı boydan boya geçen, içi su dolu birer tünel gibidir. Belirli iyonların (örneğin \(\text{K}^{+}\)) ve su moleküllerinin geçişini sağlar. Birçok hücrede suyun büyük bölümü bu tür su kanallarından geçer.
- Taşıyıcı proteinler: Taşıdığı molekülü bağlar, biçim değiştirerek zarın öbür yüzüne bırakır. Glikozun alyuvarlara ve birçok vücut hücresine girişi bu yolla olur.
Bu proteinler seçicidir: glikoz taşıyıcısı bir amino asidi taşımaz. Zarda belirli sayıda bulunurlar. Derişim farkı küçükken fark arttıkça geçiş hızı artar. Fark büyüdükçe proteinlerin hepsi meşgul olur ve hız artık pek artmaz; buna doygunluk denir. Basit difüzyonda böyle bir üst sınır yoktur, çünkü madde lipit katmanın her yerinden geçebilir.
Bu grafik, sınavlarda bir maddenin hangi yolla geçtiğini anlamak için kullanılır. Hız-derişim farkı grafiği bir noktadan sonra yataylaşıyorsa geçişte zar proteinleri kullanılıyordur. Grafik tek başına ATP harcanıp harcanmadığını söylemez; aktif taşımanın hız grafiği de taşıyıcı proteinler dolunca yataylaşır.
Osmoz: suyun seçici geçirgen zardan difüzyonu
Su da zardan difüzyonla geçer. Suyun seçici geçirgen bir zardan geçişine osmoz denir. Osmozu anlamanın en kolay yolu şunu düşünmektir: Çözünen madde derişimi yüksek olan çözeltide su molekülleri görece azdır; çözünen derişimi düşük olan çözeltide ise su görece çoktur. Su da kendi derişiminin yüksek olduğu yerden düşük olduğu yere difüzyon yapar. Yani osmozda su, çözünen madde derişimi düşük olan ortamdan çözünen madde derişimi yüksek olan ortama net olarak geçer. Osmoz da pasif bir olaydır, ATP harcanmaz.
Osmozda zarın rolü kritiktir: zar suyu geçirir ama çözünen maddeyi geçirmez ya da çok az geçirir. Çözünen madde de zardan rahatça geçebilseydi, derişim farkı çözünenin difüzyonuyla ortadan kalkardı.
Bir çözeltinin derişimi hep bir başka çözeltiye göre söylenir:
- Derişimi hücre içiyle eşit olan ortam izotoniktir. Hücreye giren ve çıkan su miktarı eşittir, net su akışı yoktur.
- Derişimi hücre içinden düşük olan ortam hipotoniktir. Hücre su alır.
- Derişimi hücre içinden yüksek olan ortam hipertoniktir. Hücre su kaybeder.
Bir çözeltinin, seçici geçirgen zarın öbür yanındaki sudan kendine su çekme eğilimine osmotik basınç denir. Çözünen madde derişimi arttıkça osmotik basınç artar. Su, osmotik basıncı düşük olan çözeltiden osmotik basıncı yüksek olan çözeltiye geçer. Bu cümle, osmozun yönünü söylemenin ikinci bir yoludur.
Osmoz deneyleri: U borusu, patates ve yumurta
U borusu deneyi. Bir U borusunun iki kolu arasına yalnızca suyu geçiren bir zar konur. Sol kola 0,1 M, sağ kola 0,4 M sakaroz çözeltisi aynı seviyede doldurulur. Sakaroz zardan geçemez; su ise iki yöne de geçer. Sol koldaki çözeltide su görece daha çok olduğu için soldan sağa geçen su, sağdan sola geçenden fazladır. Sonuçta sağ koldaki sıvı seviyesi yükselir, soldaki düşer. Sağ koldaki çözelti seyrelir, soldaki derişir; seviye farkının oluşturduğu basınç, su akışını dengeleyecek kadar büyüyünce seviyeler değişmez olur.
Zarın çözünen maddelerden birini geçirdiği durumlar daha dikkat ister. Örneğin zar glikozu geçirip sakarozu geçirmiyorsa, glikoz zamanla iki kolda eşit derişime ulaşır ve su akışını belirlemez. Uzun sürede seviye farkını yalnızca zardan geçemeyen madde, yani sakaroz belirler: sakarozun bulunduğu kol yükselir.
Patates deneyi. Eşit büyüklükte patates parçaları tartılır ve farklı derişimdeki sakaroz çözeltilerinde bir süre bekletilir. Saf suda ve seyreltik çözeltilerde parçalar su alır, kütleleri artar. Derişik çözeltilerde su kaybeder, kütleleri azalır. Kütlenin değişmediği çözelti, patates hücrelerinin özsuyuyla izotoniktir. Parçaların başlangıç kütleleri farklı olabileceği için sonuçlar yüzde kütle değişimiyle karşılaştırılır:
Yumurta deneyi. Kabuğu sirkede bekletilerek çözdürülmüş bir yumurtanın dışında yalnızca ince zarları kalır. Bu yumurta saf suya konursa şişer, derişik şeker şurubuna konursa büzüşür. Deney, yumurta zarlarının seçici geçirgen davrandığını ve suyun derişimi düşük ortamdan yüksek ortama geçtiğini gösterir.
Osmozun hayvan ve bitki hücresindeki sonuçları
Hayvan hücresinin dışında çeper yoktur; hücre zarı esnek ama dayanıksızdır. Alyuvarı örnek alalım:
- İzotonik ortamda (örneğin kan plazması ya da %0,9'luk NaCl çözeltisi) alyuvarın biçimi değişmez.
- Hipotonik ortamda (örneğin saf su) alyuvar su alır, şişer ve sonunda patlayabilir. Alyuvarın bu şekilde parçalanmasına hemoliz denir.
- Hipertonik ortamda (örneğin derişik tuz çözeltisi) alyuvar su kaybeder ve büzülür.
Bitki hücresinin zarının dışında sağlam bir çeper vardır ve bu fark sonuçları değiştirir:
- Hipotonik ortamda bitki hücresi su alır, merkezi kofulu büyür ve hücre zarı çepere bastırır. Hücre içeriğinin çepere yaptığı bu basınca turgor basıncı, hücrenin bu gergin hâline turgor (turgorlu hâl) denir. Çeper esnemeye karşı direndiği için bitki hücresi patlamaz. Otsu bitkilerin dik durması turgor sayesindedir; su kaybeden bitkinin yaprakları bu yüzden solar.
- Hipertonik ortamda hücre su kaybeder, koful küçülür ve hücre zarı ile sitoplazma çeperden ayrılarak büzülür. Bu olaya plazmoliz denir. Çeper tam geçirgen olduğu için çeper ile zar arasındaki boşluğu dış ortamdaki çözelti doldurur.
- Plazmoliz olmuş hücre, hücre ölmeden hipotonik ortama alınırsa yeniden su alır ve eski hâline döner; buna deplazmoliz denir. Plazmoliz çok uzun sürerse hücre ölebilir.
Plazmoliz ve deplazmoliz sırasında basınçların nasıl değiştiği sık sorulur. Hücre su kaybettikçe koful özsuyu derişir; özsuyun osmotik basıncı artar, hücre içeriği çepere daha az bastırdığı için turgor basıncı azalır, hücre (protoplast) hacmi küçülür. Deplazmolizde her şey tersine döner: özsu seyrelir, osmotik basınç azalır, turgor basıncı ve hacim artar.
| Durum | Hücre su alır mı, verir mi? | Osmotik basınç | Turgor basıncı | Protoplast hacmi |
|---|---|---|---|---|
| Plazmoliz (hipertonik ortam) | verir | artar | azalır | küçülür |
| Deplazmoliz (hipotonik ortam) | alır | azalır | artar | büyür |
Aktif taşıma ve sodyum-potasyum pompası
Hücre bazen bir maddeyi derişiminin düşük olduğu taraftan yüksek olduğu tarafa, yani derişim farkına karşı taşımak zorundadır. Su yokuş yukarı kendiliğinden akmadığı gibi, madde de derişim farkına karşı kendiliğinden geçmez. Bu taşımaya aktif taşıma denir. Aktif taşımanın iki şartı vardır: zardaki taşıyıcı proteinler (pompalar) ve hücrenin harcadığı ATP. Bu yüzden aktif taşıma yalnızca canlı hücrelerde olur. Tiroit bezi hücrelerinin kandan iyot alması ve bitki kök hücrelerinin topraktaki mineral iyonlarını alması aktif taşımaya örnektir.
Hayvan hücrelerinde yaygın olarak bulunan, sinir ve kas hücrelerinde özellikle önemli olan sodyum-potasyum pompası en bilinen aktif taşıma örneğidir. Pompa, harcadığı her ATP molekülü için 3 tane \(\text{Na}^{+}\) iyonunu hücre dışına, 2 tane \(\text{K}^{+}\) iyonunu hücre içine taşır. Hücre dışında \(\text{Na}^{+}\), hücre içinde \(\text{K}^{+}\) zaten çoktur; yani iki iyon da derişim farkına karşı taşınır. Pompa sayesinde hücre dışında \(\text{Na}^{+}\) derişimi, hücre içinde \(\text{K}^{+}\) derişimi yüksek tutulur. Her döngüde dışarı çıkan artı yük (3), içeri girenden (2) bir fazladır.
Pompa durursa ne olur? Zarda bu iyonların sızabileceği kanallar bulunduğundan iyonlar difüzyonla derişim farkı yönünde hareket etmeye devam eder: \(\text{Na}^{+}\) hücreye girer, \(\text{K}^{+}\) hücreden çıkar ve derişim farkları zamanla azalır. Hücre, iyon dağılımını korumak için sürekli enerji harcar.
Aktif taşıma ATP'ye bağlı olduğu için ATP üretimini etkileyen her şey aktif taşımanın hızını değiştirir. Hücre ATP'nin çoğunu oksijen kullanarak üretir; oksijen yokken de oksijensiz yollarla az miktarda ATP üretebilir. Bu nedenle ortamdaki oksijen arttıkça aktif taşıma hızı artar; oksijen sıfırken hız düşüktür ama sıfır olmayabilir. Belirli bir oksijen miktarından sonra hız sabitlenir, çünkü bu kez sınırı taşıyıcı proteinlerin sayısı koyar. Basit difüzyonun hızı ise oksijenden ya da ATP'den etkilenmez. ATP üretimini durduran bir zehir verilirse aktif taşıma kısa sürede durur, pasif taşıma sürer.
Aktif taşımayı difüzyondan ayıran en güçlü kanıt, hücre içindeki derişimin dış derişimi geçmesidir. Difüzyonla giren bir maddenin iç derişimi dış derişime yaklaşır ve orada kalır. Aktif taşımayla alınan maddenin iç derişimi ise dış derişimi aşar ve yükselmeyi sürdürebilir.
Büyük moleküllerin taşınması: endositoz ve ekzositoz
Proteinler, polisakkaritler, bakteri gibi büyük taneler zar proteinlerinden geçemeyecek kadar büyüktür. Hücre bunları zarın bir parçasından oluşan keseciklerle taşır. Bu taşımalarda da ATP harcanır.
Endositoz, maddenin hücre içine kesecikle alınmasıdır. İki türü vardır:
- Fagositoz (hücre yeme): Hücre katı bir parçayı yalancı ayaklarıyla sarar ve bir kesecik içinde sitoplazmaya alır. Amip besinini fagositozla alır; bazı akyuvarlar vücuda giren bakterileri fagositozla yutup sindirir.
- Pinositoz (hücre içme): Zar içe doğru çöker ve içinde çözünmüş maddeler bulunan küçük sıvı damlalarını kesecik hâlinde içeri alır.
Ekzositoz, hücre içinde oluşan salgı keseciklerinin hücre zarıyla kaynaşarak içeriğini hücre dışına boşaltmasıdır. Pankreas hücrelerinin sindirim enzimlerini salgılaması, bazı hormonların ve mukusun salgılanması, sinir hücrelerinin uçlarından sinyal taşıyan maddelerin bırakılması ekzositozla olur. Salgı kesecikleri çoğunlukla Golgi cisminden kopar.
Bu taşımaların zar üzerindeki etkisi de sorulur. Endositozda zarın bir parçası kesecik olup içeri koptuğu için hücre zarının yüzey alanı azalır. Ekzositozda kesecik zarı hücre zarına katıldığı için zar yüzeyi artar. Zar kesecikleriyle taşımada madde zarın içinden geçmez, kesecik içinde taşınır; bu yüzden taşıyıcı proteinler kullanılmaz ve taşımanın yönü derişim farkına bağlı değildir.
Madde geçişlerini karşılaştırma tablosu
Bütün geçiş yollarını dört soruya cevap vererek ayırt edebilirsin: ATP harcanıyor mu? Zar proteini kullanılıyor mu? Madde hangi yöne gidiyor? Kesecik oluşuyor mu?
| Geçiş yolu | ATP harcanır mı? | Zar proteini kullanılır mı? | Yön | Zar kesesi oluşur mu? |
|---|---|---|---|---|
| Basit difüzyon | hayır | hayır | çoktan aza | hayır |
| Kolaylaştırılmış difüzyon | hayır | evet (kanal ya da taşıyıcı) | çoktan aza | hayır |
| Osmoz | hayır | gerekmez, su kanalları kullanılabilir | su, çözüneni az olan taraftan çok olan tarafa | hayır |
| Aktif taşıma | evet | evet (taşıyıcı, pompa) | genellikle azdan çoğa | hayır |
| Endositoz (fagositoz, pinositoz) | evet | taşıyıcı protein kullanılmaz | dışarıdan içeri, derişimden bağımsız | evet |
| Ekzositoz | evet | taşıyıcı protein kullanılmaz | içeriden dışarı, derişimden bağımsız | evet |
Tablodan birkaç sonuç çıkar. Kolaylaştırılmış difüzyonla aktif taşımanın ortak yanı zar proteini kullanmalarıdır; farkı ATP ve yöndür. Aktif taşıma ile endositoz ve ekzositozun ortak yanı ATP harcamalarıdır. Pasif taşımaların hepsi cansız sistemlerde de görülebilecek fiziksel olaylardır; ATP harcayan taşımalar yalnızca canlı hücrede olur.
Formüller
Çözümlü örnekler
Oksijen, etil alkol, glikoz, potasyum iyonu ve protein molekülleri hücre zarından hangi yolla geçer?
- Oksijen küçük ve yüksüzdür; etil alkol küçüktür ve yağda çözünür. İkisi de lipit katmanın içinden basit difüzyonla geçer.
- Glikoz polar, potasyum iyonu yüklüdür; lipit katmandan geçemezler. Glikoz taşıyıcı proteinle, potasyum iyonu kanal proteinleriyle (çoktan aza) ya da pompayla (derişim farkına karşı) geçer.
- Protein çok büyük bir moleküldür; zar proteinlerinden geçemez. Hücreye endositozla alınır, hücreden ekzositozla çıkarılır.
Cevap: oksijen ve etil alkol basit difüzyonla; glikoz ve potasyum iyonu zar proteinleriyle; protein zar kesecikleriyle (endositoz, ekzositoz)
Aynı madde aynı zardan üç düzenekte basit difüzyonla geçiyor. A düzeneğinde derişim farkı 10 birim ve sıcaklık 20 °C; B düzeneğinde derişim farkı 20 birim ve sıcaklık 20 °C; C düzeneğinde derişim farkı 20 birim ve sıcaklık 37 °C'dir. Başlangıçtaki difüzyon hızlarını sıralayınız.
- A ile B'de sıcaklık aynıdır; B'de derişim farkı iki kat büyüktür. Basit difüzyonun hızı derişim farkıyla doğru orantılı olduğundan B, A'dan hızlıdır.
- B ile C'de derişim farkı aynıdır; C'de sıcaklık yüksektir. Moleküller daha hızlı hareket eder, C, B'den hızlıdır.
- Sıralama: C en hızlı, A en yavaştır.
Cevap: C > B > A
Bir hücrede gözlenen iki geçişin özellikleri şöyledir. I. geçiş: ATP harcanmıyor, zar proteini kullanılıyor, madde derişimin yüksek olduğu taraftan düşük olduğu tarafa gidiyor. II. geçiş: ATP harcanıyor, madde zar kesesi içinde hücreden dışarı çıkıyor. Bu geçişler hangileridir?
- ATP harcanmayan geçişler pasiftir: basit difüzyon, kolaylaştırılmış difüzyon, osmoz. Bunlardan zar proteini kullanan ve bir maddeyi (su değil) taşıyan, kolaylaştırılmış difüzyondur.
- Zar kesesiyle olan geçişler endositoz ve ekzositozdur. Madde hücreden dışarı çıktığı için II. geçiş ekzositozdur.
- Denetim: ekzositozda ATP harcanır, taşıyıcı protein kullanılmaz; verilen özelliklerle uyumludur.
Cevap: I. kolaylaştırılmış difüzyon; II. ekzositoz
Bir U borusunun ortasına yalnız suyu geçiren bir zar konuyor. Sol kola 0,3 M, sağ kola 0,1 M sakaroz çözeltisi eşit seviyede dolduruluyor. Bir süre sonra hangi koldaki sıvı seviyesi yükselir?
- Sakaroz zardan geçemez; yalnızca su hareket eder.
- Sağ koldaki çözeltinin çözünen derişimi düşüktür, yani sağ kolda su görece fazladır. Net su akışı sağdan sola, yani çözüneni az olandan çok olana doğrudur.
- Sol kola su eklenir, sol koldaki seviye yükselir; sağ koldaki seviye düşer.
Cevap: sol kol
Alyuvarlar %0,9'luk NaCl çözeltisine, %3'lük NaCl çözeltisine ve saf suya ayrı ayrı konuluyor. %0,9'luk NaCl çözeltisi kan plazmasıyla izotoniktir. Her çözeltide alyuvarlarda ne gözlenir?
- %0,9'luk çözelti izotoniktir: giren ve çıkan su eşittir, alyuvarın biçimi değişmez.
- %3'lük çözelti alyuvarın içine göre derişiktir (hipertonik). Alyuvar su kaybeder ve büzülür.
- Saf suda çözünen yoktur; ortam hipotoniktir. Alyuvar su alır, şişer ve patlar: hemoliz.
Cevap: %0,9 NaCl: biçim değişmez; %3 NaCl: büzülme; saf su: hemoliz
Bir bitki hücresi önce derişik tuz çözeltisine konuluyor ve plazmoliz gözleniyor. Plazmoliz ilerlerken koful özsuyunun osmotik basıncı ve turgor basıncı nasıl değişir? Hücre sonra saf suya alınırsa ne olur?
- Dış ortam hipertoniktir; hücre osmozla su kaybeder.
- Su kaybeden kofulun özsuyu derişir, osmotik basıncı artar. Protoplast küçülüp çeperden ayrıldığı için çepere yaptığı basınç, yani turgor basıncı azalır.
- Saf su hipotoniktir. Hücre su alır (deplazmoliz): osmotik basınç azalır, turgor basıncı artar. Çeper sayesinde hücre patlamaz.
Cevap: plazmolizde osmotik basınç artar, turgor basıncı azalır; saf suda deplazmoliz olur
Bir sinir hücresinde sodyum-potasyum pompası 25 ATP harcıyor. Kaç \(\text{Na}^{+}\) dışarı atılır, kaç \(\text{K}^{+}\) içeri alınır? Hücre dışına net kaç artı yük taşınmış olur?
- Her ATP için 3 \(\text{Na}^{+}\) dışarı: \(25 \cdot 3 = 75\).
- Her ATP için 2 \(\text{K}^{+}\) içeri: \(25 \cdot 2 = 50\).
- Dışarı çıkan artı yük 75, içeri giren 50; net olarak \(75 - 50 = 25\) artı yük dışarı taşınır.
Cevap: 75 \(\text{Na}^{+}\) dışarı, 50 \(\text{K}^{+}\) içeri; net 25 artı yük dışarı
Anlatımdaki difüzyon hızı grafiğinde derişim farkı 8 birimden 16 birime çıkarılıyor. Basit difüzyon için hız 4'ten 8'e, kolaylaştırılmış difüzyon için yaklaşık 6,5'ten yaklaşık 7'ye çıkıyor. Bu değişimleri açıklayınız.
- Basit difüzyonda hız derişim farkıyla doğru orantılıdır: fark 2 katına çıkınca hız da \(\frac{8}{4} = 2\) katına çıkar.
- Kolaylaştırılmış difüzyonda hız yalnızca yaklaşık \(\frac{7}{6{,}5} \approx 1{,}08\) katına çıkar. Kanal ve taşıyıcı proteinlerin neredeyse hepsi doludur (doygunluk).
- Doygunluk, geçişte sayısı sınırlı zar proteinlerinin kullanıldığını gösterir; ATP kullanılıp kullanılmadığını göstermez.
Cevap: basit difüzyonda hız 2 katına çıkar; kolaylaştırılmış difüzyonda proteinler dolduğu için hız neredeyse değişmez
Kütlesi 20 g olan üç patates parçası 0,1 M, 0,3 M ve 0,5 M sakaroz çözeltilerinde bekletiliyor. Son kütleler sırasıyla 24 g, 20 g ve 17 g ölçülüyor. Yüzde kütle değişimlerini hesaplayınız; patates hücrelerinin özsuyu hangi çözeltiyle izotoniktir?
- 0,1 M: \(\frac{24 - 20}{20} \cdot 100 = +20\); parça %20 kütle kazanmıştır, çözelti hipotoniktir.
- 0,3 M: \(\frac{20 - 20}{20} \cdot 100 = 0\); net su akışı yoktur.
- 0,5 M: \(\frac{17 - 20}{20} \cdot 100 = -15\); parça %15 kütle kaybetmiştir, çözelti hipertoniktir.
- Kütlenin değişmediği 0,3 M çözelti özsuyla izotoniktir.
Cevap: +%20, 0, −%15; özsu 0,3 M sakaroz çözeltisiyle izotoniktir
Sık yapılan hatalar
- "Derişimler eşitlenince difüzyon durur, moleküller hareketsiz kalır" demek. Moleküller hareket etmeyi sürdürür; yalnızca net geçiş sıfır olur.
- Osmozda suyun yönünü ters kurmak. Su, çözünen derişimi düşük olan (hipotonik) ortamdan çözünen derişimi yüksek olan (hipertonik) ortama geçer.
- Bitki hücresinin hipotonik ortamda patlayacağını sanmak. Çeper hücreyi korur; bitki hücresi turgorlu olur. Patlama (hemoliz) çepersiz alyuvarda görülür.
- Hayvan hücresi için "plazmoliz" demek. Plazmoliz zarın çeperden ayrılmasıdır; çeperi olmayan alyuvar hipertonik ortamda büzülür.
- Plazmolizde osmotik basınç ile turgor basıncını karıştırmak. Su kaybeden hücrede osmotik basınç artar, turgor basıncı azalır.
- Kolaylaştırılmış difüzyonda ATP harcandığını düşünmek. Zar proteini kullanılır ama madde çoktan aza gider ve ATP harcanmaz.
- Hız grafiğindeki doygunluğu "ATP kullanılıyor" diye yorumlamak. Doygunluk yalnızca sınırlı sayıda zar proteini kullanıldığını gösterir.
- Sodyum-potasyum pompasında iyonların yönünü ya da sayısını karıştırmak: 3 \(\text{Na}^{+}\) dışarı, 2 \(\text{K}^{+}\) içeri, 1 ATP.
Patlıcanı kızartmadan önce tuzlayınca yüzeyinde su damlacıkları birikir: tuz, hücrelerin dışında hipertonik bir ortam oluşturur ve hücreler osmozla su kaybeder. Reçel ve salamuranın uzun süre bozulmaması da aynı nedene dayanır; çok şekerli ya da çok tuzlu ortama düşen mikroorganizmalar su kaybeder ve kolayca çoğalamaz. Hastanede damar yoluyla verilen serum fizyolojik %0,9'luk NaCl çözeltisidir; kan plazmasıyla izotonik olduğu için alyuvarlara net su girip çıkmaz. Damara saf su verilseydi alyuvarlar su alıp hemolize uğrardı. Saksıdaki bitkiye fazla gübre verildiğinde toprak suyu kök hücrelerine göre hipertonik hâle gelebilir, kökler su alamaz ve bitki solar. Balıklarda da osmozun izi vardır: tatlı su kemikli balıklarının vücut sıvıları yaşadıkları sudan derişiktir, osmozla sürekli su alırlar ve bol, seyreltik idrar çıkarırlar. Deniz kemikli balıklarında durum tersinedir: vücut sıvıları deniz suyundan seyreltiktir, osmozla su kaybederler; deniz suyu içer, fazla tuzu solungaçlarından aktif taşımayla dışarı atarlar.
Konu testi
27 soru. Bir seçeneğe dokun; doğru cevap ve çözüm hemen açılır.
Aşağıdakilerden hangisi hücre zarının fosfolipit çift katmanından, zar proteinlerine gerek kalmadan en kolay geçer?
Oksijen küçük ve yüksüz bir moleküldür; lipit katmanın içinden basit difüzyonla geçer. Glikoz polar, sodyum iyonu yüklüdür; ikisi de zar proteinleri kullanır. Nişasta ve protein çok büyük moleküllerdir; ancak zar kesecikleriyle taşınabilirler.
Hücre zarından basit difüzyonla geçen bir madde için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Basit difüzyon pasif bir taşımadır; enerjisini moleküllerin kendi hareketinden alır, hücre ATP harcamaz. Diğer ifadeler doğrudur: net hareket çoktan aza doğrudur, sıcaklık hızı artırır, dengede hareket sürer ama net geçiş sıfırdır, parfüm kokusunun yayılması gibi örnekler cansız ortamda olur.
Osmozla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Osmoz suyun seçici geçirgen zardan difüzyonudur. Çözüneni az olan ortamda su görece çoktur; net su akışı çözüneni az olandan çok olana doğrudur. Osmoz pasiftir, ATP harcanmaz. Su lipit katmandan ve su kanallarından geçer; taşıyıcıya bağlanması gerekmez. Zar çözüneni de serbestçe geçirseydi derişim farkı çözünenin geçişiyle kapanırdı.
Alyuvarlar saf suya konulduğunda bir süre sonra şişip parçalanıyor. Bu olaya ne ad verilir?
Saf su alyuvarın içine göre hipotoniktir; alyuvar osmozla su alır. Çeperi olmadığı için şişip patlar; bu olaya hemoliz denir. Plazmoliz, deplazmoliz ve turgor çeperli bitki hücresiyle ilgili kavramlardır; büzülme hipertonik ortamda görülür.
Sodyum-potasyum pompasıyla ilgili
- I.Her döngüde 3 \(\text{Na}^{+}\) iyonu hücre dışına taşınır.
- II.Her döngüde 2 \(\text{K}^{+}\) iyonu hücre içine taşınır.
- III.İki iyon da derişim farkına karşı taşınır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Pompa harcadığı her ATP için 3 \(\text{Na}^{+}\) iyonunu dışarı, 2 \(\text{K}^{+}\) iyonunu içeri taşır. Hücre dışında \(\text{Na}^{+}\), hücre içinde \(\text{K}^{+}\) zaten çoktur; ikisi de az olduğu taraftan çok olduğu tarafa, yani derişim farkına karşı taşınır. Bu yüzden ATP gerekir.
Bazı akyuvarların vücuda giren bakterileri yalancı ayaklarıyla sararak hücre içine alması hangi madde geçişine örnektir?
Katı bir parçanın yalancı ayaklarla sarılıp kesecik içinde hücreye alınması fagositozdur (hücre yeme). Pinositoz sıvı damlası alımıdır, ekzositoz dışarı salgılamadır; osmoz ve kolaylaştırılmış difüzyon büyük taneleri taşıyamaz.
Aşağıdaki madde geçişlerinden hangisinde hem ATP harcanır hem de taşıyıcı protein kullanılır?
Aktif taşımada madde taşıyıcı proteinlerle (pompalarla) derişim farkına karşı taşınır ve ATP harcanır. Kolaylaştırılmış difüzyonda protein kullanılır ama ATP harcanmaz; pinositozda ATP harcanır ama taşıyıcı protein kullanılmaz; basit difüzyon ve osmoz pasiftir.
K ve L maddelerinin bir hücreye giriş hızlarının dış ortam derişimiyle değişimi grafikte verilmiştir. Deney boyunca hücre içindeki K ve L derişimleri ihmal edilecek kadar düşüktür.
Buna göre
- I.K'nin giriş hızı dış ortam derişimiyle doğru orantılı olarak artmaktadır.
- II.L'nin hücreye girişinde zar proteinleri görev almaktadır.
- III.L, hücreye kesinlikle ATP harcanarak alınmaktadır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
K'nin grafiği orijinden geçen bir doğrudur: derişim 2 katına çıkınca hız da 2 katına çıkar (örneğin 10'da 4, 20'de 8). Bu, basit difüzyonun özelliğidir. L'nin hızı bir değerden sonra artmıyor (doygunluk); bu, geçişte sayısı sınırlı zar proteinlerinin kullanıldığını gösterir. Doygunluk hem kolaylaştırılmış difüzyonda hem aktif taşımada görülür. Grafik ATP harcandığını göstermez; III kesin değildir.
Eşit kütleli patates parçaları farklı derişimlerdeki sakaroz çözeltilerinde bekletiliyor ve yüzde kütle değişimleri grafikteki gibi ölçülüyor.
Buna göre patates hücrelerinin özsuyu yaklaşık kaç molar sakaroz çözeltisiyle izotoniktir?
İzotonik çözeltide net su akışı yoktur, kütle değişmez. Grafikte 0,2 M'de kütle %2 artmış, 0,3 M'de %2 azalmıştır. Kütle değişiminin sıfır olduğu nokta bu iki derişimin tam ortasındadır: \(\frac{0{,}2 + 0{,}3}{2} = 0{,}25\) M.
Bir bitki hücresi derişik tuz çözeltisine konuluyor ve plazmoliz başlıyor. Plazmoliz ilerlerken
- I.Koful özsuyunun osmotik basıncı artar.
- II.Turgor basıncı artar.
- III.Kofulun hacmi küçülür.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Hipertonik ortamdaki hücre osmozla su kaybeder. Koful küçülür, özsuyu derişir ve osmotik basıncı artar. Protoplast çeperden ayrıldığı için çepere yaptığı basınç, yani turgor basıncı azalır.
Bir U borusunun ortasına yalnızca suyu geçiren bir zar konuyor. Borunun 1. koluna 0,2 M, 2. koluna 0,5 M sakaroz çözeltisi eşit seviyede dolduruluyor. Bir süre sonra aşağıdakilerden hangisi gözlenir?
Sakaroz zardan geçemez. 1. koldaki çözeltinin çözünen derişimi düşük olduğundan net su akışı 1. koldan 2. kola doğrudur; 2. kolun seviyesi yükselir. Su molekülleri iki yöne de geçer; yalnızca 1. koldan 2. kola geçen su, ters yöne geçenden fazladır.
Bir sinir hücresinde sodyum-potasyum pompası çalışırken belirli bir sürede 180 \(\text{Na}^{+}\) iyonu hücre dışına taşınıyor. Bu sürede pompa ile hücre içine kaç \(\text{K}^{+}\) iyonu alınmıştır?
Her ATP için 3 \(\text{Na}^{+}\) dışarı, 2 \(\text{K}^{+}\) içeri taşınır. 180 \(\text{Na}^{+}\) için \(\frac{180}{3} = 60\) ATP harcanmıştır. İçeri alınan \(\text{K}^{+}\): \(60 \cdot 2 = 120\).
Tatlı sularda yaşayan kemikli balıklarla ilgili
- I.Vücut sıvılarının derişimi yaşadıkları sudan yüksektir.
- II.Az miktarda ve derişik idrar çıkarırlar.
- III.Vücutlarına osmozla sürekli su girer.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Tatlı su, balığın vücut sıvılarına göre hipotoniktir; vücut sıvılarının derişimi daha yüksektir ve balığa osmozla sürekli su girer. Giren fazla suyu atmak için bol ve seyreltik idrar çıkarırlar. Az ve derişik idrar, su kaybetmeye çalışan deniz balıklarının özelliğidir.
Pankreas hücrelerinin sindirim enzimlerini ekzositozla salgılaması sırasında
- I.Enzimler taşıyıcı proteinlerle zarın içinden geçirilir.
- II.ATP harcanır.
- III.Hücre zarının yüzey alanı artar.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Ekzositozda enzimler Golgi kaynaklı keseciklerle taşınır; kesecik zarla kaynaşıp içeriğini dışarı boşaltır. Taşıyıcı protein kullanılmaz, madde zarın içinden geçmez. Zar kesecikleriyle taşıma ATP harcar. Kesecik zarı hücre zarına katıldığı için zarın yüzey alanı artar.
Aynı madde aynı zardan basit difüzyonla geçmektedir. Diğer koşullar sabit tutulduğunda
- I.Ortam sıcaklığının artırılması
- II.İki ortam arasındaki derişim farkının azaltılması
- III.Zarın geçiş yapılan yüzey alanının küçültülmesi
değişikliklerinden hangileri difüzyon hızını artırır?
Sıcaklık artınca moleküllerin hareketi hızlanır, difüzyon hızlanır. Derişim farkının azalması ve yüzey alanının küçülmesi birim zamanda geçen madde miktarını azaltır.
Hastanelerde damar yoluyla sıvı verilirken saf su yerine %0,9'luk NaCl çözeltisi (serum fizyolojik) kullanılır. Bunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
%0,9'luk NaCl çözeltisi kan plazmasıyla izotoniktir; alyuvarlara giren ve çıkan su eşit kalır. Saf su verilseydi plazma seyrelir ve alyuvarlar su alıp hemolize uğrardı. Hipertonik bir çözelti ise alyuvarları büzerdi; çeperi olmayan alyuvarda plazmoliz görülmez.
Bir maddenin hücreye alınma hızının ortamdaki oksijen miktarıyla değişimi grafikte verilmiştir.
Buna göre
- I.Maddenin hücreye alınmasında ATP kullanılmaktadır.
- II.Ortamda oksijen yokken de madde hücreye alınabilmektedir.
- III.Alınma hızı oksijen miktarıyla doğru orantılı olarak sürekli artmaktadır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Hücre ATP'nin çoğunu oksijen kullanarak üretir. Hızın oksijenle artması, taşımanın ATP'ye bağlı olduğunu, yani aktif taşıma olduğunu gösterir. Oksijen sıfırken hız 3'tür; oksijensiz yollarla üretilen az miktarda ATP ile taşıma sürer. Hız 12'den sonra neredeyse 8'de sabittir; taşıyıcılar dolduğu için oksijen arttıkça hız artmaz. Sürekli doğru orantılı artış yoktur.
X ve Y maddelerinin bir hücreye alınma hızları ölçülürken 10. dakikada ortama hücrenin ATP üretimini durduran bir madde ekleniyor. Ölçümler grafikte verilmiştir.
Buna göre
- I.X'in hücreye alınması ATP gerektirir.
- II.Y, hücreye basit difüzyonla alınmaktadır.
- III.Y'nin hücreye alınması ATP gerektirir.
ifadelerinden hangileri kesinlikle doğrudur?
ATP üretimi durunca X'in alınma hızı hızla sıfıra iner; X'in alınması ATP'ye bağlıdır (aktif taşıma ya da zar kesecikleriyle taşıma). Y'nin hızı değişmemiştir; Y'nin alınması ATP gerektirmez, pasif taşımadır. Ama bu pasif taşıma basit difüzyon da kolaylaştırılmış difüzyon da olabilir; II kesin değildir.
Bir U borusunun 1. koluna 0,2 M glikoz çözeltisi, 2. koluna 0,1 M sakaroz çözeltisi eşit seviyede konuluyor. İki kolu ayıran zar suyu ve glikozu geçirmekte, sakarozu geçirmemektedir.
Yeterince uzun süre beklendiğinde aşağıdakilerden hangisi gözlenir?
Başlangıçta 1. kolun toplam çözünen derişimi (0,2) daha yüksek olduğu için ilk anlarda su 1. kola geçebilir. Ama glikoz zardan geçer ve zamanla iki kolda eşit derişime ulaşır; su akışını belirlemez. Sonunda iki kol arasındaki farkı yalnızca zardan geçemeyen sakaroz oluşturur. 2. kolda fazladan sakaroz bulunduğundan net su akışı 2. kola doğrudur ve 2. kolun seviyesi yükselir.
Aynı bitkiden alınan hücreler üç farklı derişimdeki tuz çözeltisine ayrı ayrı konuluyor. Bir süre sonra hücrelerin görünümü şekildeki gibidir.
I, II ve III numaralı hücrelerin bulunduğu çözeltilerin derişimleri arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisidir?
II numaralı hücrenin protoplastı çepere tamamen yapışıktır (turgor); bulunduğu çözelti hücreye göre hipotoniktir ve en seyreltik çözeltidir. I ve III'te plazmoliz vardır; çözeltileri hipertoniktir. I'deki protoplast daha çok büzülmüştür, yani daha çok su kaybetmiştir. Bu yüzden I'in çözeltisi III'ünkünden derişiktir.
Plazmoliz olmuş bir bitki hücresinde hücre çeperi ile hücre zarı arasındaki boşlukta aşağıdakilerden hangisi bulunur?
Hücre çeperi tam geçirgendir; dış ortamdaki su ve çözünmüş maddeler çeperden serbestçe geçer. Protoplast çeperden ayrılınca aradaki boşluğu dış çözelti doldurur. Koful özsuyu ve sitoplazma hücre zarının içinde kalır.
Plazmoliz olmuş bir bitki hücresi, hücre canlıyken saf suya alınıyor. Bu hücrede bir süre içinde
- I.Hücre su alarak patlar.
- II.Turgor basıncı artar.
- III.Koful özsuyunun osmotik basıncı azalır.
olaylarından hangileri gerçekleşir?
Saf su hipotoniktir; hücre osmozla su alır (deplazmoliz). Koful özsuyu seyrelir, osmotik basıncı azalır; protoplast genişleyip çepere bastırdığı için turgor basıncı artar. Çeper genişlemeye direndiği için bitki hücresi patlamaz.
X, Y ve Z maddelerinin bir hücredeki derişimlerinin zamanla değişimi grafikte verilmiştir. Kesikli çizgi, deney boyunca sabit kalan dış ortam derişimidir ve üç madde için aynıdır.
Buna göre
- I.Y, belirli bir süreden sonra hücreye derişim farkına karşı alınmıştır.
- II.X'in hücreye girişi kesinlikle ATP harcanarak gerçekleşmiştir.
- III.Z, hücreden derişim farkı yönünde çıkmıştır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Y'nin iç derişimi yaklaşık 2,5. dakikada dış derişimi geçer ve artmaya devam eder; madde az olduğu yerden çok olduğu yere taşınmaktadır. Bu, derişim farkına karşı taşımadır. X'in iç derişimi dış derişime yaklaşıp orada kalmıştır; bu davranış difüzyonla açıklanır, ATP harcandığı kesin değildir. Z'nin iç derişimi dış derişimden yüksektir ve azalarak dış derişime iner; Z çoktan aza, yani derişim farkı yönünde hücreden çıkmıştır.
Kabukları sirkede bekletilerek çözdürülmüş, kütleleri eşit iki yumurtadan 1. yumurta saf suya, 2. yumurta derişik şeker şurubuna konuluyor. Bir gün sonra yapılan ölçümler tabloda verilmiştir.
| Yumurta | Konulduğu ortam | İlk kütle (g) | Son kütle (g) |
|---|---|---|---|
| 1 | saf su | 70 | 78 |
| 2 | derişik şeker şurubu | 70 | 61 |
Buna göre
- I.1. yumurtanın bulunduğu ortam yumurtanın içine göre hipotoniktir.
- II.2. yumurtadan dışarıya net su çıkışı olmuştur.
- III.Yumurtanın zarları şeker moleküllerini kolayca geçirir.
ifadelerinden hangileri çıkarılabilir?
- yumurtanın kütlesi 8 g artmıştır; net su girişi olmuştur, saf su yumurtanın içine göre hipotoniktir.
- yumurtanın kütlesi 9 g azalmıştır; derişik şuruba net su çıkmıştır.
- Zarın şekeri kolayca geçirdiğine dair bir veri yoktur; tersine, şeker kolayca geçseydi derişim farkı çözünenin geçişiyle kapanır ve bu kadar su kaybı beklenmezdi. III çıkarılamaz.
Aşağıdaki olaylardan hangisinde madde, derişiminin düşük olduğu taraftan yüksek olduğu tarafa taşınır?
Tiroit bezi hücreleri iyodu kandakinden çok daha yüksek derişimde biriktirir; iyot alımı derişim farkına karşı gerçekleşir. Oksijen ve karbondioksit geçişi basit difüzyon, glikozun alyuvara girişi kolaylaştırılmış difüzyondur; ikisi de çoktan azadır. Osmozda su da kendi derişiminin yüksek olduğu yerden düşük olduğu yere geçer.
Kolaylaştırılmış difüzyon ile aktif taşımanın ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
İki geçişte de madde lipit katmandan değil, zar proteinlerinden geçer. ATP yalnızca aktif taşımada harcanır; çoktan aza geçiş yalnızca kolaylaştırılmış difüzyonun özelliğidir; kesecik endositoz ve ekzositozda oluşur.
Bir hayvan hücresinde ATP üretimi tamamen durduruluyor. Hücre zarında sodyum ve potasyum iyonlarının sızabileceği kanallar bulunduğuna göre bir süre içinde
- I.Hücre içindeki \(\text{Na}^{+}\) derişimi artar.
- II.Hücre içindeki \(\text{K}^{+}\) derişimi azalır.
- III.Hücre endositozla madde almayı sürdürür.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
ATP olmayınca sodyum-potasyum pompası durur. \(\text{Na}^{+}\) dışarıda çok olduğundan kanallardan difüzyonla içeri girer, \(\text{K}^{+}\) içeride çok olduğundan dışarı çıkar. Endositoz ATP gerektirir; ATP üretimi durunca endositoz da durur.
İlerlemen bu tarayıcıda saklanıyor. Ücretsiz üye ol, her cihazda kaldığın yerden devam et.